Üyelik tarihi: 26.10.2004 Teşekkür etti: 6
11 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| Seçim Sonuçları ve Milli Görüş’ün Geleceği Seçim Sonuçları ve Milli Görüş’ün Geleceği -Nureddin Şirin Seçim Sonuçları ve Milli Görüş’ün Geleceği
Genelde İslam ümmeti, özelde de bölge ve ülkemiz açısından büyük bir önem taşıyan genel seçimleri geri bıraktık. Ortaya çıkan tabloyu birkaç açıdan değerlendirmek ve seçim sonuçları sonrası Milli Görüş misyonunun geleceği üzerinde durmak istiyoruz.
Seçimin mağlupları, oligarşik düzen ve yandaşlarıdır.
Öncelikle Ak Parti’nin seçimlerden ezici bir üstünlükle çıkıp Türk siyasi hayatında sarsıcı bir güç elde etmesinin Türkiye gerçekleri açısından taşıdığı öneme değinmek için Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşananlara bir göz atmakta yarar vardır.
Bilindiği üzere Ak-Parti’nin Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı göstermesiyle birlikte, başını CHP’nin çektiği, ANAP ve DYP’nin paylaştığı, 27 Nisan gece yarısı muhtırasıyla desteklenen, laiklik ve Cumhuriyet mitingleriyle süslenen ve ardından Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararıyla perçinleşen “halk düşmanı oligarşik düzen"in “başörtüsü düşmanlığı azgınlığı" büyük bir hezimet yaşamıştır.
Seçimlere “bu seçimlerde Cumhuriyet, laiklik ve Atatürkçülük oylanacaktır” sloganıyla giren CHP’nin istismarcı, tek partici ve dayatmacı Atatürkçülüğü tarihi bir yenilgiye uğramıştır.
Ak-Parti İslamcı bir parti ve İslami bir hareket olmamasına, Milli Görüş ile bağlarına bütünüyle koparmasına karşın, “laiklik ve Atatürkçülük kisvesi” altındaki oligarşik dayatmalara karşı halkın ezici bir çoğunlukla Ak Parti’ye yönelmesi, ve Ak-Parti üzerinden direncini ortaya koyması dolayısıyla, Batı’dan da görüldüğü ve tanımlandığı üzere, seçim sonuçları Müslümanların “laiklik adı altında sürdürülen zorbalık”a karşı bir şamarıdır.
Örneğin, Reuters ajansının Türkiye seçim sonuçlarını “laiklerde büyük şok” diye dünyaya servis etmesi, Reuters yazarı Paul de Bendern’in “Seçim sonuçları, ordu destekli laik seçkinlerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini engellemesinin ardından erken seçim kararı alan Tayip Erdoğan’ın bir zaferidir” şeklinde tanımlaması da bu gerçeği ortaya koymaktadır.
Seçimlerde Saadet Partisi’nin beklenen sonuçları elde edememiş olması, doğal olarak Milli Görüş camiasında üzüntü, İsrail ve dünya siyonistlerinde ise büyük bir sevinç yaratmıştır...
Filistin işgalcisi bu kanser tümörünün ortadan kaldırılmasını açıkça savunan, "5765 yıllık siyonizm mikrobu"nun İslam dünyası ve insanlığın baş belası olduğunu sıkça vurgulayarak bu mikrop varlığa karşı toplumsal bir bilinç ve direniş dalgası oluşturan Milli Görüş hareketinin siyaset sahnesinde umulan atılımı gösterememiş olması, bir açıdan üzüntü verici olsa da, tüm seçim sürecinde, meydanlarda, programlarda ve değişik düzlemlerde siyonizme karşı mücadele kararlılığının ortaya konulmuş olması, siyonizme karşı mücadele tarihine altın harflerle yazılmış bir onur hareketi olarak tarihte yerini almıştır.
Milli Görüş hareketi içinde yer alan tüm kardeşlerimiz üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirdiler; bunun karşılığı Ankara’nın siyaset sahnesinde değil, Mele-i Ala’da, Rabbimizin indindedir. Namlularını siyonizme çeviren bu kardeşlerimize tebriklerimi sunuyorum...
Milli Görüş lideri Sayın Necmeddin Erbakan takdir dolu yoğun performansıyla öz itibariyle sürekli olarak bu gayri meşru Siyonist varlığı hedef göstermiş, ülke Müslümanlarını ve duyarlı tüm insanları bu kanser tümörüne karşı toplumsal bir direniş dalgası oluşturmaya çağırmıştır. Bu direniş dalgası Allah'ın izniyle zager ulaşıncaya kadar yolunda azimle yürüyecektir. Kuşkusuz ki, siyonizme karşı mücadele kararlılığı tüm yeryüzü coğrafyasında ve Ortadoğu’da olduğu gibi bu ülkede de bir volkan gibidir.
Ümmetimizle el ele vererek; bileklerimizi birleştirip feryadlarımızı yükselterek özgür Kudüs’e ulaşıncaya kadar Allah’ın izniyle ve gaybi yardımlarıyla alevlerimiz Siyonist varlığı yakmaya devam edecek, İnşallah çok kısa zaman içinde siyonizme karşı mücadelenin bu asil önderine ümmet olarak müjdelerimizi sunacağız...
Siyonist varlığın ortadan kaldırılıp Kudüs’ümüzün özgürleştiği günün aydınlık şafaklarının müjdesini Erbakan Hocamıza vermek bizim namus borcumuzdur...
Bizim ümmet olarak varlığımız ve gücümüz, seçim sonuçlarındaki zahiri matematiksel göstergeler değildir. Toprağın üstünde yürüyenler olduğu gibi toprağın altında yatanlar da bizim gücümüzdür; Gazze’den Cenin’e, Tahran’dan Kahire’ye, İslamabad’dan Lahor’a, Bint Cubeyl’den Beyrut’a, Şam’dan İstanbul’a, Necef’ten Felluce’ye, Caharkale’den Srinagar’a, Mindano’dan Kosova’ya, Mogadişu’dan Saraybosna’ya tüm yeryüzü bizimdir...
Velfecr takipçileri şundan kesinlikle emin olsunlar ki, bu Siyonist kanser tümörünün ortadan kalktığını pek yakında göreceklerdir...
Ve işte o gün Necmeddin Erbakan’ı minnet ve şükranla bir kez daha selamlayacağız...
"Şüphesiz biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve sahitlerin duracakları gün elbette yardım edeceğiz. Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır, yurdun en kötüsü de. (Mümin Suresi, 51-52)
Özgür Kudüs’te buluşmak üzere...
velfecr.com |