bu dilekce rahmetli halifenin sugra tarafindan halife tayin edilmeden 2 senelik vekaleten halife vekili tayini zamaninda kaleme aldigi bir dava dilekcesidir.ondan el-emir ven naib ünvani kullanilmaktadir.
BIR DAVA DILEKÇESI!..
Müddei (davaci): Ümmet!..
Müddea aleyh (davali):M. Kemal ve kemalistler!..
Dava vekili: El-Emir ven-Naib!..
Dava mevzuu: Istirdad ve irtidad!..
Mahkeme: Seriat (Kur’an) mahkemesi!..
Mahkeme makami: Dünya!..
Mahkeme: Alenî (Insanlik dünyasi, ilim dünyasi, fikir dünyasi,
hukuk dünyasi!..)
Sikâyet mevzuu: Ser’an ve hukuken istenilen iki sey;
1- Topraklarimizin istirdadi; (geri alinmasi)
2- Mücrim ve mütecavizlerin tecziyesi!
Esbab-i mucibe:
Yukarida görüldü: Ümmet iddia ediyor ve diyor ki, Anadolu topraklari, yani Edirne’den
Hakkari’ye, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar yayilan topraklar, bütünüyle Islam aleminin bir
parçasidir, müslümanlarindir, ümmetindir!..,
Bu topraklar, her ne kadar Birinci Cihan Savasi’nda kismen isgal edildi ise de bu ümmet,
disini tirnagina takarak, güç ve kuvvetini kullanarak din ve iman cevherine istinad ederek,
emir, tavsiye ve tâlimatini Kur’an’dan ve seriat’tan alarak, yediden-yetmise, erkek ve
kadin harekete geçerek, din ve imanlarini, seriat ve Kur’an’larini, Hilâfet ve
sultanlarini elhasil din ve dünyalarini kurtarmak gayesine binaen savas vermisler ve
düsmanlarini maglub etmislerdir ve bu suretle ümmetin topraklari düsman isgalinden
kurtulmustur...
Fakat dahilî isgal basladi:
Meger ki, asil isgal bu imis! Ümmet ulemasinin ve ileri gelen zevatin korktuklari
maalesef baslarina geldi; yagmurdan kaçarken doluya tutuldular. Hem öylesine! Ne isgal
edilmedik yer kaldi ve ne de tahrib edilmedik bir taraf! Iste yukarida gördünüz! Madde
ve manasiyle bir ümmet ve hatta nesiller imha edildi! Ingilizler’in, Fransizlar’in,
Italyanlar’in ve hatta tarihi boyunca haçli seferleri’nin yapamadiklari tahribati
Mustafa Kemal ve kemalistler yaptilar; dünya tarihinde misli görülmemis tahribati
yaptilar!.. Tekrar tekrar ifade ediyorum: Bu Din-i Mübin-i Ahmediyye’nin temeline (98)
bomba koydular! Sadece "Avrupali’lasacagiz, muasir medeniyet seviyyesine
yükselecegiz!" gibi laflar ettiyseler de bu milleti her yönüyle batirdilar; devleti borçlu,
milleti (Avrupa’ya) isçi yaptilar! Netice ise pek tabiî idi!
Avrupa’lilasan iki devlet:
Bu iki devletten biri kazandi digeri kaybetti! Bunlardan biri Japonya digeri ise Türkiye’dir!
Japonya kazandi! Hem öylesine: Avrupa ile, hatta dünya ile rekabet edecek halde! Türkiye
ise Avrupa’ya borçlu ve isçi!
Sebep:
Birincisi, Avrupa’lilasirken örf ve adetinden, tarih ve kültüründen, inanç ve yazisindan
milim taviz vermedi. Türkiye ise Avrupa’lilasacagim diye ne din birakti ne de iman, ne
namus birakti ve ne de edep ve nihayet ahlak adina ne varsa hepsini soydu sogana
çevirdi! Üstelik Avrupa’nin rezaletini ve ahlaksizligini aldi!
Ve iste Mustafa Kemal ve memleket kurtariciligi ve iste kemalistlerin övmekle
bitiremedikleri inkilablar ve milletseverligi ve iste "Ne mutlu Türküm diyene!" teranesi ve iste
Türk milletinin kizlarini yabancilara peskes çekme!.. Ve iste Atatürk milliyetçiligi ve iste
altmis ve iste seksen öncesi ihtilal ile ve iste bugün doguda yasanan kanli olaylar: Millet
evladi hep birbirini kursunladi ve kursunlamakta!.. Ve nihayet iste Mustafa Kemal ve onun
vatanperverligi (!)..
Kurtulusun tek çikar yolu:
Tek çikar yol; hakki sahibine iade, idareyi ehline vermedir. Yoksa bir Islam ülkesinde
ve Islam topraklari üzerinde ne kâfir bir rejim ve ne de zalim bir idare payidar olamaz ve
ebedî kalamaz! Her gün yikilma tehlikesiyle karsi karsiya! Silah zoruyla ve baski
rejimiyle milletimize giydirilmek istenilen inkilab elbiselerini, firsat bulan bu ümmet tarihin
çöplügüne atacaktir ve atmistir da!..
Zira ümmete yakisan Islam kiyafeti ve Kur’an seriat’idir. Çünkü, bu millet
müslümandir. Müslümani ise ancak müslüman idare eder. Keza; onun hükümeti
müslüman, anayasasi Kur’an, kanunu seriat’tir!..
Iste ümmet adina davamiz budur, iddiamiz budur. Bu topraklar bizimdir ve bizim
hakkimizdir, bütün müslümanlarin hakkidir. Her müslüman ve her kurulus, bu
davaya katilacak ve böyle bir talebde bulunacaktir. Ve bu, ayni zamanda kendisine
farzdir, her müslümana farzdir, susmasi haramdir. Ve bu hakki, kimse kimseye
devredemez, müsterek ecdad mirasidir.
Önemine binaen, bunlari bir de maddeler halinde siraliyalim:
1- Bu topraklar ümmetindir!
2- Birinci Cihan Savasi’nda dis düsmanlar isgal etmislerdi!
3- Halife Vahdeddin’in tavsiyesiyle ve Anadolu’ya göndermesiyle Mustafa Kemal’in rehberliginde (!) millet ve ümmet ayaklanmis ve düsmani kovmustu!
4- Arkasindan iç düsmanlarin, yani Mustafa Kemal ve avanelerinin istilasi basladi!
5- Bu istila; tüm Islamî degerleri; din ve imani, ilim ve hukuk müesseselerini tahrib etti. Yerine küfrün ve kâfirin müessese ve kanunlarini getirdi ve artik her sey kâfirlesti!
6- Kâfirlesenlerin ise, müslümanlari idare etmeye hakki yoktu. Kur’an buna müsaade etmemekte!
7- Ümmetin idaresi yine ümmete aittir, yani müslümanlara aittir. Devleti de hükümeti de Islam’dir! Anayasasi Kur’an, kanunu seriat’tir!..
8- Bize vekâlet veren ümmet adina biz, dava açiyor ve diyoruz ki, bu topraklar bizimdir, sahibi biziz, ümmet de bizim ümmetimizdir. Öyle ise idare bize aittir!.. Siz çekilin! Hak sahibleri gelsin! Gelsin de seriat hükmetsin!..
9- Ümmeti tanimayanlar, seriat’i kabul etmiyenler, bizim topraklarimizda
barinamazlar, onlar için haramdir!..
10- Ümmeti tanisa da, seriat’i kabul etse de ve fakat hakki aramasa, hakki arayanlarla beraber olmazsa, onlar için de haramdir! Üstelik Allah’in gazabi da laneti de üzerlerinedir!..
11- O halde kemalistleri de, onlara karsi sus-pus olanlari da adalet mahkemesine sikâyet ediyor, kendilerine duyuruyor ve dünya insanligina ilan ediyoruz!..
Ey Milli Görüs! Ey Süleymaniler! Ey Nursiler! Ey Seyhlik makaminda bulunanlar ve Ey hocalik makaminda bulunanlar! Ey ben de müslümanim diyen herkes! Ve bilcümle erkek-kadin herkes! Hepinize söylüyorum ve diyorum ki, bu topraklar ve idaresi bizimdir, yani ümmetindir. Ümmet de bizim ümmetimizdir. Kemalistler, ihanet ve hiyanet ederek, hile ve dolaplar çevirerek, ecdadimizi aldatmis ve oyuna getirmisler de topraklarimizi
ele geçirmisler! Üstelik seriat’imizi ve mukaddesatimizi kaldirmislar da yerine hiç de bizimle münasebeti olmayan küfrün ve kâfirin kanun ve sistemlerini getirmisler, milletimizi bölmüs ve parçalamislardir ve birbirini kursunlattirarak topraklarimizi kana boyamislardir ve boyamaktadirlar.
Buna seyirci kalamayiz; hepimiz sorumluyuz: Hem insanlik önünde ve hem de
Allah huzurunda!..
Geliniz! Basit meseleleri, küçük hesaplari ve hatta yabanci sistemleri, tavizkâr durum ve tutumlari, demokrasi ve parti sistemlerini bir tarafa birakalim da Tevhid bayraginin altinda ve Kur’an etrafinda toplanalim; topraklar sahibine, idare seriat’ina kavussun. Kavussun da rahat etsin!..
Günün idaresini elinde tutanlara gelince: Mustafa Kemal de ve onun arkasindan gidenler de artik ölüp gittiler. Ve bu gidisle sizler de öyle bir yol takib ediyorsunuz! Akilli olunuz, tevbekâr olunuz! Inad ederseniz, mürted hükmiyle boynunuza ip atarlar, dünyaniz da gider ahiretiniz de!..
Bunu uzak görmeyin! Zira mülk Allah’indir; iktidari dilediginin elinden alir, diledigine verir. Dün Iran’da yaptigi gibi, yarin da Türkiye’de yapar! Bu, Kur’an’in bir beyani, Allah’in bir vaadidir; zamani geldi mi mutlaka yerini bulur,
Allah sözünden dönmez. Amenna ve saddakna!..
Bir de kaziyyenin aksini görelim:
Bu topraklar Allah’in degil midir? Hayir! diyebilir misiniz?
Seriat ugruna akittiklari kanlarinin bedeli olarak
Allah, bu topraklari Ümmet-i
Muhammed’e vermemis midir? Hayir! diyebilir misiniz?
Bugün bu topraklar üzerinde yasiyanlar müslüman degiller midir? Hayir, diyebilir misiniz?
Müslüman bir milletin devleti müslüman degil midir? Hayir, diyebilir misiniz?
Bir devletin müslüman olabilmesi için anayasasi Kur’an olmasi lazim gelmez mi? Hayir, diyebilir misiniz?
Anayasasi Kur’an olmayan bir devlet Islam devleti olur mu? Hayir, diyebilir misiniz?
Islam olmayan bir devlet, kâfir bir devlet degil midir? Hayir, diyebilir misiniz?
O halde Türkiye’deki devlet cumhuriyetin basindan itibaren kâfir devlet degil midir? Çünkü anayasasi Kur’an degildir. Hayir, diyebilir misiniz?
O halde Hazret-i Muhammed’e ümmet olan herkesin Kur’an yolunda ve Tevhid bayragi altinda ve açilan bu dava etrafinda toplanip bir araya gelmeleri, topraklarina sahip olmalari ve ser’î idareyi, Kur’an idaresini kurmalari farz degil midir? Hayir, diyebilir misiniz?
Hayir, biz parti yoluyla gidecegiz veya hele zamani gelmedi veya bizim devletle siyasetle ilgimiz yoktur veyahut da simdi cihad devri degil, zikir devridir; çek tesbihini otur asagi diyerek farz olan cihadi inkâr etmelerinden dolayi ser’an hükümleri kâfirlik degil midir? Hayir, diyebilir misiniz?
Bunlarin arkasindan gidenler de ayni hükme tabi degil midirler? Hayir, diyebilir misiniz?
Tüm partiler ve hele hele iktidari ellerinde tutanlar; seriat mahkemesinde, Kur’an mahkemesinde, ilim ve hukuk mahkemesinde atalarinin da kendilerinin de küfür yolunda, sirk yolunda bulunduklarini kabul ve itiraf edip tevbe etmedikleri taktirde Sah’in akibetine ugramiyacaklar mi? Cehennemi boylayip putlarinin yanina gitmiyecekler mi? Hayir,
diyebilir misiniz?
Ve nihayet üç kelime:
1- Mustafa Kemal’in de kemalistlerin de idareleri mesru degildir. Sebeb ise hiyanet ve
irtidadlaridir.
2- Mesru idare, "Ümmet-i Muhammed"indir.
3- Ümmetin bey’atli mesru mümessilleri de taleb ve iddia makaminda olup; bir taraftan
gasib ve mütecavizlere: "Idareden çekilin!.." derken, diger taraftan da ümmetten olup,
oyuna gelenleri ve uykuda olanlari uyandirmaya devam etmektedirler.
Gayret ve teblig bizden, tevfik ve hidayet Rabb’ülâlemin’dendir.
NOT:
1- Aldigimiz mâlumata göre, kemalistler hakkimizda tekrar dava açmislardir.
Akillarinca bu hareketi durduracaklarmis! "Cemaleddin Hoca hakkinda mâsum, mâsum
olduklari kadar da hakli olan birkaç müslüman hakkinda dava açar; koydugumuz
kanunlarla ve verdigimiz direktiflerle hocayi da maiyyetindekileri de hapseder, sürgüne
gönderir veya gönderttirsek ve bu suretle susturup bertaraf edersek, bugüne kadar
yaptigimiz gibi tehditlerle ve baski rejimleriyle susturur, bertaraf eder, bundan böyle de
küfrî saltanatimiza ve münafikane hayatimiza devam ederiz!.." derler. Eger böyle
saniyorlarsa ve hâlâ bu kanaatte iseler yaniliyorlar. Artik bundan böyle rahat yüzü
görmiyeceklerdir; maskeleri düsmüs, iplikleri pazara, pislikleri ortaya çikmistir.
2- Hak gelmis, artik batil çökmüstür:
Kur’an’in beyaniyla hakkin gelisi demek, batilin ve batillarin çöküsü ve bitisi
demektir. Hak; zulmün, iskencenin, atesin karsisinda muvakkat bir zaman için susarsa da
batil hiçbir zaman devam etmez ve edemez. Yine Kur’an’in beyaniyla; "Kâfirler istemese
de
Allah, hakki ihkak, batili ibtal edecektir!.." Iste ediyor; bir zamanlar kemalistler
atalarina toz kondurmazken, mefsedet ve melanetleri, ihanet ve hiyanetleri, meyhurlugu ve
sarhoslugu, casuslugu ve usakligi, din ve Islam düsmanligi delil ve kaynaklariyle
ortaya çiktigi halde ilmen de fikren de cevap veremiyorlar da baski rejimine, devlet
terörüne müracaat ediyorlar!..
Bunlar nedir? Bunlar; haksizlarin, acizlerin ifadesidir; zalimlerin, haydutlarin, çetelerin
isidir. Yoksa medenî insan böyle yapmaz! Medenî insan; fikre fikirle, ilme ilimle ve basin
yoluyla cevap verir ve bu suretle muariz ve muhaliflerini susturur, hakli olduklarini isbat
ederler! Fakat heyhat!..
3- Kemalist rejim, bugüne kadar ayakta durmus ise hep baski rejimiyle, hep süngü
zoruyla, hep devlet terörüyle ayakta durmustur. Fakat artik o yöntemleri tutmuyor ve bir
daha tutmiyacak! Zira yukarida da dedigim gibi, hak gelmis; iman hareketi baslamistir,
Kur’an hareketi baslamistir, taviz vermeyen, yabanci sistemlere tenezzül etmiyen ve
hakki batila karistirmayan bir hareket baslamistir. Ve bu hareket; kapi
arkalarindan konusmuyor, yuvarlak kelimeler söylemiyor, "Adil Düzen" demiyor; "Seriat"
diyor; açik, net ve kesin konusuyor ve diyor ki: "Mustafa Kemal puttur, arkasindan gidenler
de birer putçudur. Hilâfet ve seriat düsmanidir!.."
4- Açik oturuma davet:
Defalarca Evren’e de kemalist basina da söyledik. Simdi de miraren ve kiraren söylüyor
ve bütün bir dünyaya da ilan ediyoruz:
"Ey kemalist rejimin hakim ve savcilari, avukat ve baro baskanlari, basin ve
yazarlari, ögretmen ve proflari, subay ve pasalari, parti liderleri ve sekreterleri, müftü ve
vaazlari!.. Sizleri münazaraya, basin yoluyla açik oturuma davet ediyoruz! Buyurun
gelin; hakliliginizi ortaya koyun ve koymalisiniz! Yoksa ötede beride
konusmayin!.." Mahkeme kararlariyla, siyasî baskilarla, devletlerarasi protokollarla,
gizli ajanlarla hakki susturmak olmaz!.. O zaman dünyada hukuk diye bir sey kalmaz; ilim
diye, adalet diye, insaf diye bir sey kalmaz! Demezler mi? Ilmen ve fikren, hukuken ve
ser’an bir adami susturamamislar da kanunî baskilara, devlet terörüne basvurmuslar!..
5- Gerçekler degisir mi?
Galile’yi, "Dünya dönüyor!.." dedi diye atese mahkum etmislerdi. Ve sayet bundan böyle bir
daha "Dünya dönüyor" demezse ve demiyecegine dair bir de imza verirse kendisini
affedeceklerini söylemislerdi. O da imza ederken söyle demisti:
"Imza ediyorum ama, yine de dünya dönüyor!.."
Binaenaleyh, bize kizmasinlar ve dis bilemesinler. Biz yazsak da yazmasak da gerçekler
degismez; Mustafa Kemal bir put, arkasindan gidenler de birer putçudur! Dolayisiyle
kendisi de kemalistleri de Ümmet-i Muhammed’i, Anadolu insanini ser’an de hukuken de
idare edemezler. Çünkü mürted olmalari hasebiyle ehliyyetlerini ta bidayetinden
kaybetmislerdir. Kendilerine düsen bir sey var: Gidenler gitti; hayatta kalanlara ise hâlisane
tavsiyemiz odur ki, tenesire çikmadan "Seriat Allah’in nizamidir" deyip tevbekâr
olmalaridir. Yoksa Enfal, 49-51 ayetlerinin tasvir ettikleri kisilerden olurlar:
"Münafiklar ve kalblerinde hastalik bulunanlar söyle diyorlardi: Bunlari
(müslümanlari) dinleri aldatti. Oysa kim Allah’a tevekkül ederse, hiç süphesiz
Allah galib
ve hikmetli olandir. Melekler, onlarin yüzlerine ve arkalarina vurarak "Yakici azabi
tadin" diye o küfredenlerin canlarini alirken görmelisin! Bu, ellerinizin önceden takdim
etmesi (islediginiz günah, saptiginiz küfür sebebiyle) ve Allah’in gerçekten kullarina
zulmedici olmamasi dolayisiyladir."
Allah ve Ümmet Önünde Sorumlu Bulunan Mes’ullere
Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla!..
Bu risale, "El-Emir ven-Naib" Erzurum-Ispir dogumlu Resid oglu Cemaleddin tarafindan
kaleme alinip, gayeleri Islam-Hilâfet Devleti’ni kurmus veya kurmak olan, Allahü Teala
ve ümmet önünde sorumlu bulunan mes’ullere selam ve hürmetlerimizle!..
El-Emir ven-Naib
Resid Hoca oglu Cemaleddin
(Kaplan)