İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 25.08.2007, 18:55
Yenilgi Yenilgi Büyümek

 
Omar_Muhtar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2007
Mesajlar: 776
Teşekkür etti: 17
48 Teşekkür 38 Mesaja aldı
Farkındamısınız ? Hepimiz değişiyoruz...

Farkında mısınız? Hepimiz değişiyoruz... Ahmet Özen
25.08.2007 Hafta sonu bir yakınımızın düğününe katılmak üzere eşimle birlikte düğün salonuna gidiyoruz. Yanımızda enişte ve halamız da var. Salona girince boş bulduğumuz bir masaya hep birlikte oturuyoruz. Masa oldukça büyük, bizim oturmamızla dolmuyor. Ayakta kalanlar masalardaki boş sandalyeleri kolluyor. Masamızda boş kalan dört sandalye tanımadığımız iki ailenin gelmesiyle doluyor. Aynı masada birbirini tanımayan üç aileyiz. Kısa bir selamlaşmadan sonra aramızdaki muhabbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sözlerimiz ve kulaklarımız masadayken gözlerimiz meraklı bakışlarla etrafı gözlüyor.
Kimimiz tanıdık bir yüz arıyor kimimiz de damat tarafını tanıma adına tanımadık yüzlerle ilgileniyor. Etrafımız cıvıl cıvıl. Herkes en güzel kıyafetlerini giymiş. Başörtülüsünden açığına bayanların büyük bir kısmı, kıyafetleri kadar boya badanalarıyla da dikkat çekiyor. Derken bir alkış kopuyor. Gelin damat el ele nikâh masasına alkışlar ve müzik eşliğinde yürüyor. Herkesin gözü onların üzerinde... Gelinimiz tesettürlü. Yani kimilerine göre dini bir düğündeyiz. Fakat gelinimizin tesettürü makyajını örtemiyor. Kuaför elinden geçtiği her halinden belli...
Nikâh faslıyla ilgili tören bittikten sonra gözlerimiz artık masamıza geri dönüyor. Sohbetimize gözlerimizi de gözlemlerimizi de katıyoruz. Halamız on iki yıl öncesine dönüp bizim düğünü hatırlıyor. Hatırlamasıyla yüzünü mutluluk değil, bir gerginlik kaplıyor. İyi bir hatırlayış değil bu. Eşimin evden çıkarken gelinliğinin üzerine pardösü giymesinden başlayarak kadınlarla erkeklerin birbirinden ayrılmasına kadar düğünümüzü sorguluyor. ‘Bak işte, bunlar da sizin gibi kapalılar; ama sizin gibi milleti birbirinden ayırmadılar.’ diyor, diyor…
Bu sorgulamalarla birlikte geçmişe dönüyorum. Yüzümde hüzünle karışık bir gülümseme beliriyor. Nereden nereye? Hep birlikte yavaş yavaş değişiyoruz, dönüşüyoruz. Birtakım değerleri kaybediyoruz.
Evet, biz düğünümüzde kadın ve erkekleri birbirinden ayırmıştık. Hem de perdeyle değil, duvarla. Düğünümüzde kadınlar ayrı binada erkekler ayrı binadaydı. Aralarında en az elli metrelik bir mesafe vardı. Evet, eşimi gelinliğiyle benden ve bayanlardan başka kimse görmemişti.
Bugünden geçmişe bakınca kötü mü etmiştik, yanlış mı yapmıştık diye düşünmek istemiyorum. Ama geçmişten bugüne bakarak bir yerlerde yanlış mı yapıyoruz diyerek bugünü sorgulamak istiyorum. En kutsal yapılardan biri olan ailenin temellerinin atıldığı düğün törenlerindeki değişimden başlayarak yaşantımızı yeniden sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Evine gelen kör bir adam karşısında gizlenen Aişe validemize, peygamberimizin (sav) ‘Neden gizleniyorsun ki o seni görmüyor.’ demesi üzerine Hz. Aişe’nin ‘O beni görmüyorsa ben, onu görüyorum.’ ifadesi geliyor gözlerimin önüne. ‘Harama yaklaşmayın’ ayetiyle evlerini haremlik–selamlık olarak ayıran ecdadımız aklıma geliyor. O ecdat ki kapısını çalanın erkek mi bayan mı olduğunu ayırt etmek için bile kapısına bayanlar için küçük, erkekler için büyük tokmak koymuştu. Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Daha on beş yıl öncesinde, bayanlar rahat yolculuk yapsın diye onlar için ayrı bir otobüs tahsis eden Konya Belediyemizin bu güzel düşüncesini yeniden hatırlamak gerekiyor. Acaba bugün kaçımızda böyle bir düşünceyi gerçekleştirmek bir yana, böyle bir düşünce kalmıştır?
Bir dönem sadece eşlerine karşı süslenen hanımların bugün evlerinde değil de toplum önüne çıktıkları zaman süslenip giyinmelerinin sonuçları üzerinde hiç düşündük mü? Birbirlerini aldatan eşler ve mahkeme önünde artan boşanma davaları hangi değişimin sonucu? Bir toplumun sağlamlığı sağlam aileden geçmiyor muydu? Bugün toplumumuzu yıkmak isteyenler ailenin temelini çatırdatmak için kafamızda ve yaşantımızda acaba ne tür değişimler oluşturdular?
Dede torun, cümbür cemaat yaşadığımız konaklardan bugün çekirdek aile denilen çerez ailelere nasıl döndük? Torunlarına kendi inanç ve kültürlerini aktaran dedelerin yerini kimler aldı?
Toplumumuz değişiyor, bizler değişiyoruz. Hep birlikte gelişme adına çağdaşlaşma adına değişiyoruz. Fakat değişimimiz gelişmeden değil, yeni bir şeye dönüşmeden yana. Sahip olduğumuz birtakım değerleri çok ucuza kaybediyoruz. Beş para etmez şeylere de büyük değerler diye yapışıyoruz. Reklâm aralarında bile “Siz hâlâ annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?” diyerek bizleri değişime çağıranlara: ‘Evet, ben hala annemin saf sütten yapılmış katkısız doğal tereyağını kullanıyorum.’ diyemedik, diyemiyoruz. Zaman değişti diyerek suçu zamana atıyoruz.
“Bir gün başörtüsü zulmü kalkacak; ama o gün başlarını örten kalacak mı veya başımıza örttüğümüz şeye ne kadar başörtüsü denebilecek” diyen Yusuf Genç kardeşimiz doğru mu söylüyor? Bir dönem siyah başörtülerini omuzlarından sarkıtarak örtünen hanımların, bugün adına hala başörtüsü denilen rengârenk bir tutam bezle sadece saçlarını örttüklerini görünce gelecekle ilgili kaygılarımız artıyor.
Geçmişte faize karşı olup bugünse faiz içinde boğulanlar, nasıl bir değişimin içinde olduklarının farkında mı? Kendisi ilahiyat mezunu olan ve yıllarca evlatlarımıza dini bilgileri öğreten sayın hocamız, ağabeyimiz, bugün belediye başkanlığı yaptığı büyük şehrin bilboardlarına astığı toplu konut afişlerinde yazan “Şartları zorladık, faiz düşük yaptı.” sözünü görünce nasıl bir değişimin içinde olduğunu fark edebilmiş midir? Yoksa milleti bankalara yollayıp faizle kredi aldırarak ev sahibi yaptığı için ne kadar hayırlı bir hizmet yaptığını mı düşünüyordur?
Kıraathanelerimiz (okuma salonları) değişti; kahvehane, kumarhane oldu. Evimizin başköşesinde yer alan kütüphaneler gitti; içerisinde yüzlerce kanal olan (bir çoğunun atık su kanalından farkı yok) televizyonlar geldi. Akraba ziyaretlerine ayıracağımız vakti ve akraba yardımında kullanacağımız nakdi, eğlenmek bizim de hakkımız diyerek beş yıldızlı otellerde harcıyoruz.
Durumumuz Kayserilinin hikâyesine benziyor. Hikâye olunur ki, Kayserili İstanbul’a alışverişe gidecektir. Bunu duyan dostları Kayseriliyi uyarırlar: ‘Aman ha dikkat et, İstanbul un hırsızları mahirdir. Kesendeki altınları kaptırma.’ Uyarıları dikkate alan Kayserili ceket astarının içine kese diker ve altınlarını keseye koyar. Trenle İstanbul’un yolunu tutar. Yol boyunca kesesini kontrol için ceketine şöyle bir dokunur, altın şıkırtılarını duydukça rahatlar. Nihayet İstanbul’a varan Kayserili kesesini kontrol etmek için bir otele gider. Ceketinin astarını söküp keseyi açınca bir de ne görsün: altınlar çalınmış, yerlerine çakıl taşları doldurulmuş. Daha yolda soyulan Kayserilinin durumu, Avrupa Birliği yolunda ilerleyen ülkemdeki değişimleri aklıma getiriyor. Ve elbette ki kaybettiğimiz değerleri ve onların yerine konanları.
Hepimiz beynimiz ve kalbimizin keselerini açıp, içlerini boşaltmalıyız. Ve ne kadarının altın, ne kadarının da çakıl taşları olduğunu görüp, altınlardan taşları ayıklamalıyız. Bize ait olmayan düşünce ve yaşantıyı, bizim olanla değiştirmeliyiz. Aksi takdirde Hz. Ali’nin dediği gibi inandığımız gibi yaşamazsak yaşadığımız gibi inanmaya başlarız.
Neyi Kaybettiğini Hatırla diyen üstat İsmet Özel’in şu sözlerini de dikkate almak gerekir: “Eğer neyi kaybettiğimizi biliyorsak o eksik olan şeyi bulmaya çabalamamız belki birçok zorluğu yenmemizi ve belki de birçok eziyete katlanmamızı gerektirecek. Bu elbette zor bir durum... Zor, fakat vahim değil. Vahim olan bir şeyin eksik olduğunu bilmek, bir şeyi aramak gerektiğini hissetmek ve giderek onu aramak; lakin neyin eksik olduğundan, arayacağı şeyin ne olduğundan habersiz kalmaktır. Türkiye’de yaşayan insanlar olarak zor durumda olduğumuzu söylemek hafif kalır; durum vahim.”
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! n.f.k
Omar_Muhtar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 25.08.2007, 19:26

 
almina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.12.2006
Mesajlar: 1.780
Teşekkür etti: 54
23 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Allah sonumuzu hayır eylesin...
almina isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 25.08.2007, 19:27

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.557
Teşekkür etti: 26
163 Teşekkür 82 Mesaja aldı
Farkında olanlar bu değişime karşı dirmeye çalışıyor.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 25.08.2007, 19:29
Ali

 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.849
Teşekkür etti: 101
181 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Omar_Muhtar
Mesajı göster

Neyi Kaybettiğini Hatırla diyen üstat İsmet Özel’in

.”
unuttu (HU) nu hatırla !
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 25.08.2007, 19:43

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.557
Teşekkür etti: 26
163 Teşekkür 82 Mesaja aldı
Aslında moderleşme denince ilk akla gelen batılı moderleşme olduğu için tesiri menfi oluyor. Müslümanlar kendi itikatları doğrultusunda tekamül kaydedemediklerinden batıyı taklite mahküm oldular.

Büyük ölçüde teknolojinin tesiriyle değişen hayat tarzı o teknoşojiyi üretenlerin kültürünü getiriyor.

Buna mani olmanın yolu manavevi eğitime öenm vermenin yanı sıra teknolojik gelişmeye de Müslümanların öncülük etmesidir.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 25.08.2007, 20:22

 
Üyelik tarihi: 23.07.2007
Mesajlar: 464
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
oyle demeyin `degiserek gelistik` halada devam ediyoruz
zafer_inananlarındır isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 25.08.2007, 20:33
Yenilgi Yenilgi Büyümek

 
Omar_Muhtar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2007
Mesajlar: 776
Teşekkür etti: 17
48 Teşekkür 38 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız M. Ali Saral
Mesajı göster
Aslında moderleşme denince ilk akla gelen batılı moderleşme olduğu için tesiri menfi oluyor. Müslümanlar kendi itikatları doğrultusunda tekamül kaydedemediklerinden batıyı taklite mahküm oldular.

Büyük ölçüde teknolojinin tesiriyle değişen hayat tarzı o teknoşojiyi üretenlerin kültürünü getiriyor.

Buna mani olmanın yolu manavevi eğitime öenm vermenin yanı sıra teknolojik gelişmeye de Müslümanların öncülük etmesidir.

Biraz önce M.Talu hocamızın internet sayfasında soru cevap okuyordum. Sizin bu yorumunuza binaen o cvbın bir bölümünü buraya ekleyim dedim. Birebir örtüşür umarım.

Yine Abdullah b. Abbas (R.A.)'dan rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.): "Aşûre günü oruç tutunuz ve o hususta Yahudilere muhalefet edin. (Binaenaleyh) aşûreden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun." buyurmuşlardır. Bu bakımdan sadece aşûre günü oruç tutmak: Mekruhtur. Yine dinimiz İslâmiyet; güneş doğarken, zevalde (tam tepede) iken ve batarken, ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi de, güneşe tapan ve ateşe tapınan milletlere benzemememizi temin etmektir. Bakınız, dinimiz ibadet hususlarında bile gayr-ı müslimlere benzemeye müsaade etmemektedir. Peki onlara şahsî, ev veya iş hayatımızda benzemeye hiç müsaade eder mi? Elbette etmez.

Bu konuya güzel bir yorum olmuş olur diye düşündüm.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! n.f.k
Omar_Muhtar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
..YaŞaDıĞıNıZ HaYaTıN FarkıNDaMıSıNıZ?.. ~ TuAnA ~ Resim ve Karikatür 5 21.10.2008 00:30
Farkındamısınız? Lilyum Özgün Yazılarınız 1 22.07.2008 15:40
Hepimiz ATATÜRKÜZ Hepimiz ERDOĞANIZ ! refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 4 06.04.2008 15:40
Hepimiz ermeniz diyenlere asvatalislam Özgün Yazılarınız 1 12.10.2007 00:06
Hepimiz Abdülhamid'iz gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 27 16.02.2007 11:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:47 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49