İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 02.09.2007, 12:18

 
Üyelik tarihi: 23.07.2007
Mesajlar: 467
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Question İsrail Cumhurbaşkanı Zaman'a konuştu

İsrail Cumhurbaşkanı Zaman'a konuştu

02 Eylül 2007 11:05


Irak'ın bölünmesinin İsrail'in işine yarayacağı iddialarına karşı çıkan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres: "Kendi sorunlarımız var, Irak'la niye uğraşalım"


Yeterince sorunumuz var neden Irak'la uğraşalımŞimon PeresIrak'ın bölünmesinin İsrail'in işine yarayacağı iddialarına karşı çıkan Cumhurbaşkanı Şimon Peres, "Irak birlik mi olacak, bölünecek mi? Bu konuda bizim ne söz hakkımız, ne de pozisyonumuz var. Buna Iraklılar karar verecek. Yeterince kendi problemimiz var. Neden başka sorunlara bulaşmak isteyelim." dedi. Zaman'a konuşan Peres, ülkesi ile Filistin arasında barışa katkıda bulunmak isteyen Türkiye'nin 'adil olamayacağı' görüşüne de katılmadığını söyledi. ZAMAN - ABDÜLHAMİT BİLİCİ Nobel barış ödüllü lider Peres'in, İsrail'de Müslümanlara ait mezarlıkların satılması, camilerin amacı dışında kullanılması gibi insan hakkı ihlalleriyle ilgili soruya cevap verirken, anayasanın bütün dinlere saygılı olmayı emreden ilkelerini hatırlatmakla yetinmesi dikkat çekti. Peres, 'nükleerden silahlardan tamamen arındırılmış bir Ortadoğu' önerisine nasıl baktığı sorusuna da net bir cevap vermek yerine İranlı liderlerin İsrail'i haritadan silme tehditlerini hatırlattı. Ortadoğu'nun tecrübeli siyasetçilerinden biri olan 83 yaşındaki Peres, röportajın dünkü bölümünde ise Ermenilerin yaşadığı 1915 olaylarıyla ilgili politikalarının değişmeyeceğini belirtmiş, özellikle Amerika'daki Yahudi ve neo-con çevrelerde AK Parti hakkında dile getirilen endişelerin temelsiz olduğunu ifade etmişti.</EM />


Türkiye, Filistin ve İsrail arasında barışa yardımcı olmak istiyor. İki tarafın da güvenine sahip bir ülke olarak Türkiye'nin bu rolü oynayabileceği söyleniyor. Ama bazıları da Türkiye'nin adil olamayacağı, Filistin lehine davranacağını ileri sürüyor. Sizce Türkiye sürece katkı yapabilir mi?
Bence Türkiye, bir tarafı ya da diğerini değil barışı desteklemelidir. Çünkü müzakereler Filistinlilerle İsrail arasında olmalı ve başka bir taraf araya girmemeli. Bunun nedenini açıklayacağım. Yaşadıklarım bana şunu öğretti: Müzakere ederken, aslında iki tarafla müzakere ediyorsunuz. Biri düşman, diğeri kendi halkınız. Bazen kendi halkınızı ikna etmek daha zor oluyor. Çünkü toprak veriyorsunuz, taviz veriyorsunuz ve insanlar bundan hoşlanmıyor. Kendi halkınızı kim ikna edecek? Elbette ki kendi liderleri. Yani bunu siz yapacaksınız. Bu yüzden müzakereci ancak İsrailli olabilir. Bu diğer taraf için de geçerli. Bu yüzden bence müzakere yüz yüze olmalı. Başka hiçbir ülke İsrail halkını ikna edemez. İsrail Başbakanı Olmert ile Filistin Otoritesi lideri Abbas oturur, kimya oluşturabilirlerse konuşurlar. Abbas'ın Hamas'la problemi ile bizim Hamas'la sorunumuz aynı. Bu, sadece İsrail için değil Filistin için de sorun. En son anketler, Hamas'a destek verenlerin hayal kırıklığı yaşadığını gösteriyor. İnsanlar 'Böyle ne yapıyorsun?' diye soruyor.
Yani sizce Hamas'a destek düşüyor mu?
Evet.
Türkiye'nin adil olamayacağı iddiasına katılmıyor musunuz?
Türkiye, barışı destekleyebilir. Neden bir tarafı tutsun? Türkiye, iki tarafı da gözetebilir. Ama barışa katkıda bulunmak isteniyorsa, siyasetten çok ekonomiye odaklanmalı. Çünkü siyasi bir müzakere yapmak istiyorsanız, önce halktan bunun için yetki almanız şart. Bu destek de çoğunlukla ekonomik duruma bağlıdır.
Bazı çevreler Türkiye'nin İran'la iyi ilişkilerini de eleştiri konusu yapıyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
İyi ilişkiler nedir? Evet, iki ülke arasında ekonomi alanında iyi ilişkiler var. Ancak Türkiye, bu ekonomik ilişkiler yoluyla İran'ı etkileyerek terörü durdurmasını sağlayamaz ya da atom bombası yapmasını engelleyemez. Veya başkalarını tehdit etmesini önleyemez. Ben, İran liderlerinin "İsrail'i Ortadoğu'dan silmeliyiz" açıklamasına Türkiye'nin asla katılmayacağından eminim. Bu görüşe kimse katılmıyor. Türkiye, Hamas'ın terörü devam ettirmesini kabul ediyor mu? Elbette hayır. Hamas'ın roket fırlatmaya devam ederken dünyanın bunu finanse etmesini beklemek mümkün mü? Dolayısıyla biz Filistinlilerden söz etmiyoruz, terörden bahsediyoruz. Roket fırlatmalarına rağmen, biz Gazze'ye elektrik ve su sağlamaya devam ediyoruz. Sınırları açıyoruz. Ancak bu onlarla müzakere edilebileceği anlamına gelmez. Hayır, bunu yapamayız. Bunu kimse izah edemez. İsrail, Gazze'yi terk ettikten sonra neden roket fırlatıyorlar, ne istiyorlar?
Ortadoğu'daki gerilimin düşürülmesinde Osmanlı tecrübesinden yararlanılabilir mi? Elbette Osmanlı tekrar edilemez, ama 3-4 asır boyunca bölgede yaşanmış bir barış var.
Bölgedeki Fransız ve İngiliz mirası gibi Osmanlı mirası da geride kalmıştır. Türkiye, bugün Osmanlı tecrübesiyle bölgeye gelmiyor. Türkiye'nin modern bir ülke örneği sunması, Ortadoğu'da barış için en büyük katkıdır. Mısır'ın yönetimi altında bulunduğu sırada Refah valisi yakın dostumdu. Bir gün bana şöyle dedi: "Sıkıntıdayız; ama ne yapacağımızı, kime gideceğimizi bilmiyorum. Mısır bize karşı sert, oraya gidemeyiz. Size gelemeyiz. Siz Yahudi'siniz, biz Müslüman." Ben de gülerek 'Neden Türkleri geri çağırmıyorsunuz?' dedim. Şöyle cevap verdi: "Bu Türkler geri gelmek istemiyor. Yeni bir imparatorluk kurmak istemiyorlar." Öyle bir dünyadayız ki sınırlar siliniyor. İletişim ve ulaşım imkânları ile mesafeler kalkıyor. Irk farklılıkları önemini yitiriyor. Doğru politikalar izliyorsanız, renginizin siyah ya da beyaz olması önemli değil. Cinsiyetler arasında artık eşitlik öne çıkıyor. Bu durumda artık geriye gidemeyiz. İleri gitmeliyiz. Siz, bir Müslüman olarak ibadet edebilirsiniz. Bunda sorun yok. Başkası da Yahudi olarak ibadet eder. Neden birbirimizi öldürelim? Siz ibadet edin, ben de edeyim. İzin verelim bütün dualar göğe gitsin ve hangisini istediğine Tanrı karar versin. Unutmayalım, sürekli değişen bir toplumda yaşıyoruz. Kimsenin inancına müdahale etmeyelim.
Ancak dün Berat münasebetiyle El Aksa Camii'ne gittim. Orada Müslüman Arap vatandaşlarınızdan birine, sizinle röportaj yapacağımı söyledim ve en önemli sorunun ne olduğunu sordum. 'Amerikalı, Avrupalı 5 bin km öteden gelip Aksa'da namaz kılabiliyor. Kardeşim neden 5 km uzaktaki köyünden buraya gelemiyor?' dedi. Neden ibadet özgürlüğüne izin verilmiyor?
Onlar da Amerika'daki, Avrupa'daki Müslümanlar gibi davransın, o zaman serbestçe gelsinler. Bu kadar. Biz onların Müslüman olmasını engellemek istemiyoruz. Sadece saldırı yapmamalarını istiyoruz. Mesele, saldırıyorlar mı, saldırmıyorlar mı? Saldırı sürdürdükçe, özgürce dolaşmak da mümkün olmaz. Bakın, İsrail'de çalışan 50 bin Filistinli vardı. Ancak terörize oldular. Halen İsrail'de yaşayan 1 milyon Müslüman vatandaşımız var. Bunların 5 bini akademisyen. Her yıl üniversitelerimize çoğu bayan 20 bin Müslüman öğrenci giriyor. Peki bu akademisyenler İsrail'de ne yapıyor? Bazıları doktor, bazıları öğretim görevlisi. İsrail'deki her hastanede Arap doktor, Arap hemşire ve Arap hasta bulabilirsiniz. Şimdi ne kadar saçma bir durumla karşı karşıya olduğumuza bakın: Bir Yahudi, Arap doktora muayene olmakta hiçbir sakınca görmez. Kalbini, beynini, canını emanet eder. Bir Arap da Yahudi doktor tarafından tedavi edilir. Bu yüzden ben şunu söylüyorum: Bizde en sağlıklı ilişkilerin yaşandığı yer hastaneler. Müslüman doktorun elinde bir bıçak var. Ama sadece başka bir insanı sağlığına kavuşturmak için. Ama bir teröristin elindeki bıçak, başkasını öldürmeyi amaçlıyor. Fark burada.
Dolayısıyla Aksa'ya girişte sınırlamanın kalkması şiddet olaylarının durmasına mı bağlı?
Yüzde 100. Ürdünlüler geliyor, sorun çıkmıyor. Türkler geliyor, sorun çıkmıyor. Onlar da Müslüman ama onlarla sorunumuz yok.
Müslüman mezarları satılıyor, camiler amacı dışında kullanılıyor
Dün bütün gün İsrail'in eski Türkiye Büyükelçisi Zvi Elpeleg'le Tel Aviv'deydim. Orada Müslüman Araplarla ilgili ciddi bir sorunla karşılaştım. 1950 tarihli bir kanuna dayanarak, İsrail Müslüman vakıflarına el koymuş. O günden beri bu mallar çarçur ediliyor. Camiler amacı dışında kullanılıyor. Mezarlıklar satılıyor. Belki 1950'de bu bir güvenlik konusuydu. Ancak şimdi bahsettiğiniz 1 milyon insanın insan hakkı sorunu. Bu sorun hakkında ne düşünüyorsunuz ve bir barış adamı olarak çözümüne yardımcı olamaz mısınız?
İsrail devleti, bütün dinlerin tüm kutsal alanlarına karşı sorumludur. Onlara saygı duymalı, korumalı ve tehlikeye atmamalıyız. Bu bizim sorumluluğumuz. Bu sorumluluk, camileri de, kiliseleri de, sinagogları da kapsar. Hepsi bizim gözümüzde kutsaldır. Onları korumak için, yönetim olarak ne yapmamız gerekiyorsa yaparız.
Ancak Müslümanlara ait bir mezarlığın bir işadamına satışı, İsrail Yüksek Mahkemesi'ne taşınmış. Mahkeme, 1950 tarihli kanuna göre yasadışı bir durum olmadığına hükmetmiş. Ortada müdahale edilmesi gereken bir durum yok mu?
Hangi kanuna atıfta bulunduğunuzu bilmiyorum.
Bu, 1948 savaşı sırasında İsrail'i terk etmek zorunda kalan ve halen İsrail'de yaşayan ama yerini değiştirmiş olan Filistinlilerin mal mülkleriyle ilgili konuları düzenleyen kanun. Bu ikinci gruba 'mevcut gayipler-present absenties' deniyor.
Evet, ancak anayasamıza göre bütün dinlere saygı duymalıyız. Kutsal mekanlarında ibadet etme haklarını garanti etmeliyiz. Bu anayasamızın açık hükmü.
Kendi sorunlarımız var, Irak'la niye uğraşalım
Bazı neo-conlar ve Yahudi lobisine yakın isimler, Irak'ın parçalanmasının doğru olduğunu, bu durumda kurulacak Kürt devletinin İran gibi hasım devletleri zayıflatacağından İsrail'e de yarayacağını savunuyor. Sizin kanaatiniz ne?
Bu bizim sorunumuz değil. Ayrıca neyin faydalı neyin zararlı olacağını kimse bilmiyor. Nihai olarak bu, Iraklıların karar vereceği bir mesele. Ne istiyorlar, birlikte olmak mı, bölünmek mi? Bu konuda bizim ne söz hakkımız, ne de pozisyonumuz var. Olmayacak da. Yeterince kendi problemimiz var. Neden başka sorunlara bulaşmak isteyelim.
Filistin barışı için aldığınız Nobel ödülüne ve bugünkü duruma baktığınızda ne hissediyorsunuz? Ne yanlış gitti?
Birçok nedeni var. Filistinliler arasında bölünme yaşandı. Bir araya gelip karar birliğine varamadılar. Böyle olunca, Arafat zikzak yapmaya başladı. Onsuz görüşmelere başlanamazdı, ama onunla neticelendirmek mümkün olmadı. İsrail tarafında da hayal kırıklığı yaşandı, özellikle de toprak karşılığı barış ilkesinde. İsrailliler, 'bütün toprakları verdik; ama hiç barış göremedik' diye düşünmeye başladı. Gerçekten çok şey verdik. Ancak her şeye rağmen netice çok da kötü değil. Oslo olmasaydı, barış süreci olmazdı. Oslo olmasaydı, Filistinliler müzakereye ehil bir halk olma şansını yakalayamazdı. Belki hepsi Hamas gibi olurdu. Ayrıca Oslo'da bazı temel ilkelerde anlaştık. Mesela 1948 değil 1967 sınırları esas alınacaktı. Fakat tarih zaman alıyor. Karşılıklı olarak birçok sorunu, önyargıyı, korkuyu aşmanız gerekiyor. Bir de kişisel olarak baktığımızda 14-20 yıl çok uzun gelebilir. Ama tarih açısından çok kısa bir zaman dilimi.
Bu yıl 1967'nin 40'ncı yılıydı. İsrail basınında 1967'den sonra yapılanların yanlış olduğu yazıldı.
Sadece bunlar mıydı eleştirilen?
Mesela o zaman Filistin topraklarını işgal etmenin hata olduğu yazıldı. Sizce de bu hata mıydı?
Başka ne yapabilirdik? Batı Şeria'yı ele alalım. O zaman Ürdün kontrolündeydi. O zamanın İsrail Başbakanı, Ürdün Kralı Abdullah'a şu mesajı gönderdi: "Bize dokunma, biz de sana dokunmayalım." Ama onlar silahlarını bize çevirdi. Bu durumda, onları etkisiz hale getirmek dışında seçeneğimiz kalmadı.
Ancak siz hâlâ Batı Şeria'dan çekilmeyi savunuyorsunuz. Hatta bu yüzden bazı hahamlar, sizi Yahudi Hukuku'na aykırı davranmakla eleştiriyor.
Bence İsrail toplumunun kahir ekseriyetince kabul edilen bir çözüm var. Bu, iki halkın iki devlete sahip olması ilkesine dayanıyor. Bu çok açık. Benim söylediğim de bu hedefe uygun.
Quartet'a Müslüman üye
Bazıları ABD, AB, BM ve Rusya'dan oluşan Quartet (Dörtlü) içinde bir İslam ülkesinin olmamasını eksiklik olarak görüyor. 57 İslam ülkesini temsil eden İslam Konferansı Örgütü veya bir İslam ülkesinin eklenmesi Quartet'in meşruiyetini güçlendirmez mi?
Bu müzakere edilebilir. Ama asıl meseleye odaklanmalıyız. Bazı öneriler, orkestrasız müziğe benziyor. Birçok fikir ortaya atılıyor. Ama fikirlerle müzakere edemezsiniz. Biz, siyasi açıdan Filistinlilerle müzakere ediyoruz. Ekonomik açıdan ise hem Ürdün hem de Filistinlilerle. Bence doğru çerçeve bu.
O halde bazı ülkelerin savunduğu nükleersiz bir Ortadoğu fikrine nasıl bakıyorsunuz?
Ben yok etme tehdidinin olmadığı bir Ortadoğu'yu savunuyorum. Gerçekte silahlar tahrip etmiyor, insanlar ediyor. Mesela Pakistan'ın atom bombası var; ama kimseyi vurmuyor. Ancak diğer yanda BM üyesi bir ülkenin başındaki lider, başka bir BM üyesini haritadan silmekle tehdit ediyor. Kimse bunu kabul edemez. Bu arada, İran kimse tarafından tehdit edilmiyor, ama İsrail tehdit ediliyor.
Peki İsrail, İran'ın da taraf olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'na katılabilir mi?
Bu başka bir konu. Buna şimdi cevap vermek istemiyorum. Ama İsrail hiçbir zaman Ortadoğu'da bir nükleer silah sahibi olacağını söylemedi. İnsanlar ise hep bundan şüphe ettiler. Şayet bu şüphe caydırıcı ise bu oldukça güzel. Biz bu şüpheyle tatmin olmuş durumdayız, başka bir şey de istemiyoruz.
-BİTTİ-
zafer_inananlarındır isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 03.09.2007, 07:52

 
Üyelik tarihi: 16.08.2007
Mesajlar: 107
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ZAMAN

Okunacak gazete vesselam

ZAMAN' a bu yaraşır

Adamlar tam sadıklar canımmmm
İNADINA GELDİK isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İsrail Cumhurbaşkanından sonra şimdide İsrail Savunma Bakanı TÜRKİYE'ye Geliyor ! refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 8 11.02.2008 12:12
Cumhurbaşkanı Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Peres Onuruna Yemek Verdi ! refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 23 21.11.2007 15:18
İsrail Cumhurbaşkanı ve İsrail dışişleri bakanı (!)ndan İRANA ortak tepki refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 12.11.2007 15:36
Kayseri'de Türkiye-İsrail maçında bayrak indirildi,Kahrolsun İsrail sloganları atıldi M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 09.09.2006 23:25
Gül, Filistin ve İsrail yolcusu (İsrail ; Olmert,Livni,Peretz - Filistin ; Abbas) refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 20.08.2006 09:18


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:19 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50