|
Bir-Taraf olmayan Ber-Taraf olur...!
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.02.2004 Yaş: 38
Mesajlar: 1.268
Teşekkür etti: 36
25 Teşekkür 10 Mesaja aldı
|
Mehmed Şevket Eygi 01.09.2007 tarihli Milli Gazete'deki köşesinde diyor ki: “Müslüman kadın sere serpe ortalıkta dolaşmaz. Sayın kişi dindar bir Müslüman imiş, refikası başörtülü imiş.. Yüksek tepeye çıkınca hanımı ile birlikte resepsiyonlara katılacakmış. İslam'da böyle bir şeyin yeri yoktur.. Başına bir bez parçası takmakla Müslüman olunmaz.. Devlet adamının eşi gölgede kalmalıdır..”
Eygi'nin “sayın kişi..” dediği kişi Abdullah Gül, “sayın kişi eşi..” de Hayrünisa Gül oluyor. Şimdi, BİR: Eygi, bir cumhurbaşkanından nasıl olur da “sayın kişi..” diye bahsedebilir? “Sayın kişiM..” demek çok mu zordur?(!) İKİ: “Sayın ki 'kişi..' dedi, ne var bunda?” demeyiniz.. Cümlenin devamı da var.. Diyor ki Eygi: “Sayın kişi dindar bir Müslüman İMİŞ..” Aslında Eygi'nin “miş'li geçmiş zaman” kalıbı kullanması da bir iştir.. Çünkü “di'li geçmiş zaman” kalıbı kullanıp “Sayın kişi dindar bir Müslüman'DI..” da diyebilirdi! ÜÇ: Eygi, “İslam'da böyle bir şey yok..” derken Emine Erdoğan, Hayrünisa Gül gibi, eşiyle davetlere katılan insanların dindarlığını sorgulama hakkını nereden alıyor? DÖRT: Elbette kastı öyle değil ama başörtüsüne “bez parçası” demiş olmakla Bekir Coşkun, Tufan Türenç, Özdemir İnce, Ruhat Mengi gibi isimlerle aynı terminolojiyi kullanmış olmanın hicabını hiç mi taşımadı? Elbette “Başörtüsü takarak Müslüman olunmaz..” ve elbette “Atam sen kalk ben yatam..” demekle Atatürkçü olunmaz.. Neticede bayrak da bez parçasıdır ama bayraktan bahsettiğimizde kalkıp “Göndere bir bez parçası asmakla Türk olunmaz..” gibi bir cümleyi mi kullanmak gerekiyor? Yani haşa, Kur'an-ı Kerim kitabından bahsederken “Bir kağıt parçasını okumakla hafız olunmaz..” mı diyeceğiz? Eygi'nin, başörtüsüne “konfeksiyonel” bir mamul muamelesi yapan bazı “konvansiyonel” kafalarla aynı kafada olmadığı muhakkak.. Ama mademki bir “modern müfessir”, bir “çağcıl müçtehit”, bir “asri fakih” edasıyla yorum yaparak samimi bir Müslüman kadının inancını “köşesine yatırıyor”, o zaman sözcükleri itina ile seçmesi gerekmiyor mu? BEŞ: Eygi, “Devlet adamının eşi gölgede kalmalıdır..” diyor.. Emine Erdoğan Tayyip Erdoğan'ın; Hayrünisa Gül Abdullah Gül'ün “suret”i midir ki gölgede kalmış olsunlar? Bu şahısların bir şahsiyeti yok mudur, onlar “kişi” değil midir? “Bunun İslam'da yeri yoktur..” derken, “gölgesiyle” bile kavgalı olan ve “Eşler başörtüsüyle resepsiyona gelemez..” diyenlerden ne farkınız kalmaktadır? “Resepsiyona başörtüsüyle gelemezler..” diyenlere karşı örneğin kalkıp “Bunun laiklikte yeri yoktur..” demiş olsaydınız daha iyi olmaz mıydı, daha doğrusu daha doğru olmaz mıydı? Yani Hayrünisa Gül'ü “gölge” olarak tavsif ettiğinize göre, örneğin “Bayan Gül”'ün (Eyvah, bayan diyerek Atatürk inkılaplarına saygısızlık yaptım!) pozisyonu demek ki kaybolmaya da müsait.. Çünkü örneğin öğle vakti tam 12.00'de bir insanın gölgesi görünmez, kaybolur.. (Alın şimdi size bir öneri: Abdullah Gül, Çankaya'daki resepsiyonları Köşk'ün bahçesinde, güneşli bir havada ve saat 12.00'de vermelidir.. Çünkü o saatte güneş tepeden vuracaktır ve “gölgesi” olan Hayrünisa Gül de görünmeyecektir! Böylece hem eşini çağırmış olacaktır hem de eşi görünmemek suretiyle laiklik haleldar olmayacaktır!) Evet Sayın Eygi, siz bu satırları yazarken, hele hele “devlet adamı karısı ortalıkta dolaşmaz..” derken, bu kadınların hicranına hançer sapladığınızın farkında mısınız? Düşününüz; Kübra Gül'ün babası kızının mezuniyet törenine katılıyor ama kızı babasının seçildiği gün Meclis locasına bile gelemiyor.. Bir evladın, babasına mukabelede bulunamayışı karşısında akıttığı “gözyaşı”nı da şimdi kalkıp birkaç damla “su” olarak mı nitelendireceğiz?! Kaldı ki Hayrünisa Gül, Emine Erdoğan ve diğer “sayın kişi eşleri” resepsiyonlara katıldığında bu neden devlet işlerine karışmak anlamına gelsin? Bu eşler, bakanlar kurulu toplantısına ya da hükümetin güvenoyu yoklamasına mı katılmış oluyor? Tamam evli kadınlar bir nevi “İçişleri Bakanı”dır da o kadar da değil! Fikri AKYÜZ http://www.habervakti.com Yorumsuz... |
|
|
|
|
Bir-Taraf olmayan Ber-Taraf olur...!
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.02.2004 Yaş: 38
Mesajlar: 1.268
Teşekkür etti: 36
25 Teşekkür 10 Mesaja aldı
|
Çocukluğumuzda evimize merhûm babamın tercîhi olan “Tercüman, Son Havadis, Zafer” gazeteleri girerdi. Yirmi yaşında genç bir öğretmen olarak hayâta atıldığımda, ben 1968 yılının “Bugün” gazetesini tercîh etmiştim.
Mehmet Şevket Eygi Bey’i o günlerden ta’kíb ediyordum. Mardin’in Ömerli’sine gazete gün aşırı gelir, ilçe merkezindeki esnaflardan Hıdır Fidan benim abone olduğum gazeteleri dükkânında biriktirir; ben de haftada veyâ on beş günde bir köyden gider -eğer poşet olarak kullanılmamışsa- alırdım. Sonra da iğneden ipliğe okurdum… Sonraki yıllarda Millî Gazete ve Yeni Asya tercîhlerine yöneldiysem de, içimize o aksiyon ateşinin Üstâd Eygi tarafından atıldığı bir gerçek… Allah uzun ömürler versin, hâlâ aynı çizgisini devâm ettiriyor. Bloksuz bağlantısız bir kalem olduğu için, inandığı doğruları eğip-bükmeden yazıyor. Bizim kırk dereden su getirerek eveleyip geveleyip anlatmaya çalıştığımız husûsları hiç çekinmeden direkt kaleme alıyor. Geçen günkü yazısı da o enfes tesbîtlerden birisi idi. Diyor ki: “OSMANLI devleti zamanında hiçbir Pâdişâh, hiçbir Sadrâzam, hiçbir paşa, hiçbir bürokrat, karılarını yanlarına alıp toplumsal ve kamusal alana taşımamıştı. İslâm dîninde, tesettürlü de olsa, Müslüman devlet adamlarının kadınları erkeklerin arasına karışmaz. “Osmanlı toplumunda Müslüman kadınlar trenlerde, vapurlarda, tramvaylarda kendilerine mahsûs (özel) bölümlerde seyahat ederlerdi. Yine Müslüman hanımlar lokanta ve muhallebicilerin âilelere tahsîs edilen bölümlerinde yemek ve tatlı yiyebilirlerdi. O bölgeye, kocaları da olsa erkekler giremezdi. “Sayın kişi dîndâr bir Müslüman imiş, refikası başörtülü imiş... Yüksek tepeye çıkınca hanımı ile birlikte resepsiyonlara (davetlere, toplantılara, içkili ziyâfetlere) katılacakmış. İslâm’da böyle bir şeyin yeri yoktur. Böyle bir şey dîndârlıkla, Müslümanlıkla kábil-i te’lîf değildir. Bana inanmayan; gerçek, icâzetli, geleneksel çizgide olan takvâlı fakihlere ve müftülere sorsun. “Meclis (veyâ millet) bir zâtı devlet başkanı seçiyor, karısını değil. Dîndârlık ve takvâ, başına bir bez parçası örtmekle olmaz. Dînin muhkem, kesin, zarûrî hükümlerine ve kurallarına da uymak gerekir.”(M.Ş.Eygi, Millî Gazete, 01.09.07) İki tâne “doğru” olamayacağına göre, kaynağı “semâvî” olan tek doğru ancak bu kadar net ifâde edilebilir. Üstâdın ellerine sağlık. Kendi dînimizin kesin emirlerini artık Müslümanlara da söyleyemez hâle geldik! Temâşâ sahnesine dolar veyâ euro aşkına sonradan fırlama mübtezel zevâtın hurâfeleri baskın çıkıyor, 1.400 senedir bozulmadan bize ulaştırılan dînin muhkemâtı çöpe atılıyor! Muhterem Eygi ne güzel söylüyor: “Birtakım reformcu, değişimci, yenilikçi, light İslâmcı, indirilmiş (münzel) dîn tarâfdârı değil de uydurulmuş dîn tarâfdârı bozuk ilâhiyâtçılara sorarsanız; onlardan her türlü aykırı ve ters fetvâyı alırsınız. Birtakım Müslümanlara hıtâb ediyorum: Takvâ ve dîndârlık ile fısk, fücûr ve günâhı birbirine karıştırmayalım. ‘Bizim istediğimiz İslâm’ diye bir şey olamaz. Allah’ın bildirdiği, Resûlullah’ın teblîğ ettiği, 14 asırdır müctehidlerin, fukahânın, sâlihlerin anlattıkları İslâm’ı ölçü alalım. Dîndâr, eşinin başı örtülü bir Müslüman devlet başkanlığı makámına geçerse, sayın eşi gölgede kalmalı, resepsiyonlara mesepsiyonlara katılmamalıdır. Böyle bir şey laikliğe aykırı olmaz. Dîn, inanç, inandığı gibi yaşamak hürriyyeti kapsamındadır.” Bizim şahıslarla işimiz yoktur ve olamaz. Biz, mukaddes inancımızı, eslâf-ı izâmdan gelen şekliyle muhâfazaya ve gücümüz yettiğince yaşamaya çalışıyoruz. Ortaya ahkâm-ı İlâhîyi koyuyoruz, kimin üzerine uyuyorsa o bizim mes’elemiz değildir… Evet, emr-i İlâhî odur ki, Müslümanların hanımları vakarla evlerinde otura, şer’î zarûret olmadan dışarı çıkmaya, hele hele erkeklerle karışık yerlere zinhâr yaklaşmaya! Elbette biliyorum ki, kimsenin emir-memir dinlediği yok. Nasıl olsa goygoycu fetvâcılar da sürüsüne bereket! Hiç olmazsa Mahşer günü, “Yâ Rabbî! Bu alçak biliyordu da bize söylemedi!” diyemeyesiniz… Tebrîkler Üstâd Eygi, ateşi avuçlamaya kalktığınız için… Mustafa KAPLAN http://www.habervakti.com/ Yorumsuz... |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 566
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
![]()
__________________
“Hakk kulundan intikamını yine kul ile alır, İlm-i Ledün bilmeyen onu kul etti sanır.”
|
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
kücük sehitlere selam olsun
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.604
Teşekkür etti: 16
12 Teşekkür 7 Mesaja aldı
|
ben art niyet göremiyorum, islami kurallar ne ise onu yazmis, adam dogru söylemis. bence uyari olarak kabul etmek lasim. Allah kendinden razi olsun ve Cumhurbaskanimiza iman gücü versin
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek |
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 23.07.2007
Mesajlar: 467
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
sayin eyginin soyledikleri pekala dogrudur son derece...
ozellikle su soze katilmamak mumkun degil “Meclis (veyâ millet) bir zâtı devlet başkanı seçiyor, karısını değil. Dîndârlık ve takvâ, başına bir bez parçası örtmekle olmaz. Dînin muhkem, kesin, zarûrî hükümlerine ve kurallarına da uymak gerekir.” (M.Ş.Eygi, Millî Gazete, 01.09.07) `Islam sekil dini degil suur dinidir ` Prof.Dr. Necmettin Erbakan Fikri akyuzde ne saksakciymis ya :D |
|
|
|
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 8.448
Teşekkür etti: 348
378 Teşekkür 202 Mesaja aldı
|
Mehmet Şevket doğru söylemiş....
__________________
|
|
|
|
|
Ak & Sa
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.05.2002 Yaş: 34
Mesajlar: 12.538
Teşekkür etti: 16
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
|
Eyginin Özellikle Müslüman Hanimlar ile ilgili sözlerine katiliyorum.
Amma aklima gelen mazilerdeki olaylar ve bu Adamin suanki tutumu..yaptigi dogruyu alip götürüyor. Zamaninda Rahmetli Nermin Erbakanda Kocasinin yaninda bir cok yere katilmis hatta Kocasininda oldugu bir ortamda Askerin birisi tarafindan küstahca cekistirilmisti. Bu Müslüman Eygi..o zaman neden Müslüman Hanimlar icin bu tür sözleri söylemedi ? Yaziklar olsun..böyle olmaz.
__________________
Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-) السلام عليكم و رحمة الله |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.146
Teşekkür etti: 55
42 Teşekkür 34 Mesaja aldı
|
|
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Ak & Sa
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.05.2002 Yaş: 34
Mesajlar: 12.538
Teşekkür etti: 16
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
|
Böyle lam lum atiyorlar..sonra Allahda o Bez Parcasini aliyor ellerinden.
__________________
Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-) السلام عليكم و رحمة الله |
|
|
|
|
kücük sehitlere selam olsun
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.604
Teşekkür etti: 16
12 Teşekkür 7 Mesaja aldı
|
sevinmedim üzüldüm, her basini acan bir bayan icin üzülmemek elde degil
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.088
Teşekkür etti: 10
37 Teşekkür 25 Mesaja aldı
|
Ama O söze gelene kadar ne diyor?? “Müslüman kadın sere serpe ortalıkta dolaşmaz. Sayın kişi dindar bir Müslüman imiş, refikası başörtülü imiş.. Yüksek tepeye çıkınca hanımı ile birlikte resepsiyonlara katılacakmış. İslam'da böyle bir şeyin yeri yoktur.. " Eğer...Başı Örtülü bir Kadın...sere serpe Ortalıkta dolaşır...Resepsiyonlara Katılır...bununda İslam'da yeri vardır diyorsan... Bu Şekilde Takılan bir Başörtüsünün Adınada...Allah Emri Müslüman Kadın'ın Kimliği Olan başörtüsüdür diyorsan... Bir Bez'in Nasıl Başörtüsüne dönüşe bileceğini... yada Bir Başörtüsünün Nasıl Bez'e dönüşe bileceğini araştırman... Kınamadan önce yapman gereken en doğru şeydir... fi-Emanillah... |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Ak & Sa
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.05.2002 Yaş: 34
Mesajlar: 12.538
Teşekkür etti: 16
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
|
Tabiki Örtü her Bayanin kendi kararidir..ister örtünür ister örtünmez..buna benim bir Erkek olarak Müdehale hakkim yoktur. Ama Örtüyle Oyun oynanmasinada izin veremem.. Yukaridaki Konu cok bariz ve acik Konudur..Olay aynen sudur..kendilerinin yaptigi Islami..baskalarininki bez parcasindan ibaret. Hemde o catalli dilini uzattigi kiside Hayrunnisa hanimdir Gencliginden beri örtünen bir kisi..Ciller degil !
__________________
Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-) السلام عليكم و رحمة الله |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Ak & Sa
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.05.2002 Yaş: 34
Mesajlar: 12.538
Teşekkür etti: 16
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
|
Millet sere serpe karisini kizini carsida pazarda dolastiriyor ve hic umurlarinda olmuyor...ama baktikki hosumuza gitmeyen birisi karsisimiza cikiyor..hemen agiz burun kiriyoruz..yok efendim..sakali kisa..yok örtüsü tam iyi olmamis yok bilmem ne.
Belkide kendilerinin Sakali bile yok..ama baskalarinin sakalina takiyor..
__________________
Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-) السلام عليكم و رحمة الله |
|
|
|
|
Adalet
![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.527
Teşekkür etti: 22
30 Teşekkür 23 Mesaja aldı
|
|
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.088
Teşekkür etti: 10
37 Teşekkür 25 Mesaja aldı
|
"Böyle lam lum atiyorlar..sonra Allahda o Bez Parcasini aliyor ellerinden."
Takılan O Bez...Parçadan öteye gidemediği için sizinde itiraf ettiğiniz gibi...Allah Alıyor...Çünkü Allah Öyle Takılan bir Bez'in Başörtüsü Olmadığını ve Olmayacağını bildiriyor zaten...(Nur Süresine Bakılabilir) Ama Ne Zaman O Bez'i Allah'ın Emri Müslüman Kadın'ın Kimliği Olarak Takarsak...yani Allah'ın Emrettiği Şekil ve Biçimde Baş Örtüsü Olarak Takarsak..İşte O Zaman Allah'ta bizimledir... |
|
|
|
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
|