“Sizden öncekilerin yollarına karış karış, arşın arşın mutlaka tabi olacaksınız. Hatta onlar keler deliğine girseler sizde arkalarında gideceksiniz.”
(Müslim, İlim:6)
......................................
Nitekim Ebu Said-i Hudrî'nin -Allah ondan razı olsun- rivayet ettiğine göre Rasûlüllah bir gün sahabilere:
“Sizden öncekilerin geleneklerine kılı kılına kesinlikle uyacaksınız. Öyle ki, onlar kertenkele deliğine girse siz de (mutlaka bir hikmeti vardır) diyerek oraya gireceksiniz.” buyurunca sahabiler:
“Ya Rasûlüllah, bizden öncekilerden kasdınız yahudilerle hristiyanlar mıdır?” diye sordular. Peygamberimiz de kendilerine:
“Başka kimler olabilir” diye karşılık vermiştir. (Bu hadis, yaygın sahih hadis kitaplarında (Buhâri Müslim) Sünenlerde (Süneni Ebû Davud, S. Tirmizi, S. Nesâi S. İbn Mâce) ve Müsned'lerde (Ahmed İbn Hanbel'in müsnedi) nakledilmiştir. Buhari, Müslim, hadisi bir takım yollardan rivayet ediyorlar. Neki, orada “Hazvel kuzaeti bil-kuzze” ibaresine rastlanılmadı. Sahihayn'in (Buhâri -Müslim) söz birliğiyle rivayet ettikleri sözcükler Ebu Said El-Hudri'nin rivayetidir. O da “Le tetbe 'anne sünene men kâne kableküm şibran bi şibrin ve zira'an bi zira in...” -Yani, (Sizden öncekilerin geleneklerine karış karış adım adım uyacaksınız- kelimelerini içeren rivayettir.
Bkz. Sahih el Buhârî, Kitab el-İ'tisam, Peygamberin:
“Sizden öncekilerin geleneklerine mutlaka uyacaksınız” hadisi Babı, H.No: 7320, Feth El-Bâri, c. 3, s. 200. Müslim, Kitab El-İlim, Yahudi Ve Hıristiyanların Yollarına Uyma Babı. H. No: 2669, c. 4, s. 2054.
Hadisi yukarıda geçen metniyle Ahmed bin Hanbel Müsned'inde c. 4, s. 125'de tahriç etti. Ayni sözcüklerle İbn el Esir, Cami El-usûl isimli eseri, c. 10, s. 34'de anlatmış.)
Diğer yandan Buharî'nin Ebu Hureyre'de (Büyük Sahabilerden olan Ebû Hureyre'nin asıl adı, Abdurrahman bin Sahra El-Dûsî'dir. Hicretin yedinci yılında müslüman oldu. Çoğunlukla Rasûlüllah'la birlikte olduğu ve onun hizmetinde bulunduğu için çok hadis rivayet etti. Ayrıca Ashab-i Suffa'dandı. Rasûlüllah'a (salât ve selâm üzerine olsun) unutkanlığından yakındı. Rasûlüllah gömleğini yaymasını emretti. O da yaydı sonra topladı. Ebû Hureyre bu olaydan sonra hiçbir hadisi unutmadığını söyledi. Hz. Ömer (
Allah ondan razı olsun) onu Bahreyn'e gönderdi. Oradan döndükten sonra Medine'de yaşadı ve orada öldü. (H. 59). Bkz. El-Bidaye Ve El-Nihâye, İbn Kesir, c. 9, s. 103-114; Esed El-Ğâbe, c. 5, s. 315-316.) -Allah ondan razı olsun- rivayet ederek kaydettiği bir hadise göre Peygamberimiz (salât ve selâm üzerine olsun) bir defasında:
“Ümmetim karış karış ve kulaç kulaç eski devirlerin adet ve geleneklerini benimsemedikçe kıyamet kopmayacaktır.” buyurmuş ve sahabilerin:
“Ya Rasûlüllah, Bizans ve Pers, devirlerini mi kasdediyorsunuz” şeklindeki sorularına
“Onlardan başka kim olabilir ki?” diye cevap vermiştir. (Sahih El-Buhâri, Kitab El-İtisam, “Sizden öncekilerin Yollarına Mutlaka Uyacaksınız” Bölümü, H. No: 7319, Feth El-Bâri, c. 3, s. 300.)
Görülüyor ki, Peygamber Efendimiz (salât ve selâm üzerine olsun) hem ehl-i kitap olan yahudiler ile hristiyanlara ve hem de Bizanslılar ile eski İranlılara benzeyeceklerini, onların yaşama tarzlarına özeneceklerini vaktiyle açık açık bildirmiştir. Bu yüzden Peygamberimiz hayatı boyunca müslümanlara hem berikilere ve hem de ötekilere benzemeye kalkışmayı kesinlikle yasaklamıştır.
Yalnız Peygamberimizin (salât ve selâm üzerine olsun) çok önceden haber verdiği bu tehlike ümmetin tümünü kapsamaz. Çünkü bu hadisler yanında O'nun şöyle buyurduğunu da biliyoruz:
“Kıyamet gününe kadar ümmetim arasında hakkı tutup destekleyenler her zaman varolacaktır.”
(Bu hadis, ünlü hadis kitaplarının hemen hepsinde naklediliyor. Biz burada sadece Sahihaynin -Yani, Buhari ve Müslimin rivayetlerine değinmekle yetineceğiz. Buhârî hadisi, Kitab El-Menakib, bab, 27, H. No: 3640'da tahriç ediyor. Bkz. Feth El-Bârî, c.6, s. 632 H. No: 7311: Aynı hadis 7459 numara ile Muğîre bin Şu'be'den rivayet ediyor. Muaviye'den de başka sözcüklerle tahriç etmektedir. Feth El-Bârî, H. No: 3641. Müslim bu hadisi Kitab El-İmâre, Peygamberin “Ümmetimden Bir Topluluk...” sözü babında naklediyor. Hadis numaraları, 1920, Sevban'dan, 1921. Mugîre'den, 1037, Muaviye'den.)
Şu hadisler de aynı anlamdadır:
“Hiç şüphesiz
Allah bu ümmeti sapıklıkta birleştirmez.”
(Hadisi Tirmizî İbn Ömer'den naklediyor. (
Allah onlardan razı olsun) Cenabı Rasûl (salât ve selâm üzerine olsun) buyurdu: “Kuşkusuz
Allah ümmetimi -Ya da Muhammed ümmetini- sapıklık üzerine birleştirmez. Allah'ın eli toplulukla birliktedir. Kim topluluktan (cemaat) ayrılırsa ateşe yaklaşır.” Bkz. Tirmizî, Kitap El-Fiten, Cemaatin Gerekliliği babı, H. No: 2167, c. 4, s. 466. Tirmizî, hadis bu yönüyle “gariptir” diyor. Hâkim'in Müstedrek'inde hadisin başka râvileri de vardır. Bkz. c. 1, s. 115-116. ibn Ebî Âsım'ın Sünne'sinde hadis şu numaralarla naklediliyor. 80, 82, 83, 84, 85, s. 39,41,42; Aynı hadisi Süyûtî, Cami El-Sağîr isimli eserinde -Allah'ın eli cemaat üzerindedir. Kim cemaatten ayrılırsa ateşe yaklaşır- fazlalığıyla anlatıyor. Ve hadisin “Hasen” olduğunu söylüyor. El-Câmi El-Sağîr, c. 1, s. 278, H. No: 1818; Hadis Müsned'de başka ravi'den naklediliyor. Ebû Zer şöyle anlatıyor Peygamber'den “Kuşkusuz
Allah azze ve celi kesinlikle ümmetimi hidayetten başka bir şeyde toplamaz.” Müsned, c. 5, s. 145. Sünen El-Dâremî, c. 1, s. 29. Giriş kısmında, Peygambere Verilen Üstünlükler Babı. Burada “Onlar sapıklık üzerine birleşmezler” ibaresi kaydedilmiş.)
“Hiç şüphesiz
Allah her dönemde bu dinin toprağına yeni fidanlar diker ve onları kendisine ibadet etmeye, yöneltir.”
(İbn Mâce hadisi, eserine giriş kısmında tahriç ediyor. Bkz. S. ibn Mâce, Rasûlüllah'm Sünnetine Uyma Babı, H. No: 8, c. 1, s. 5. Ebi Unbe El-Havlânî (
Allah ondan razı olsun) anlatıyor: Rasûlüllah'dan şöyle duydum. Diyordu: “Allah her zaman bu dinin toprağında, kendisine itaatte kullanacağı fidanlar diker. (Yetiştirir). Ahmed'in Müsned'inde aynı raviden, buna benzer bir şekilde rivayet ediliyor. El-Müsned, c. 4, s. 200. Hadisten söz eden imamlara rastlanılmadı. Ancak hadisin râvileri, hadisi reddedecek ölçüde zayıf değillerdir.)
Demek ki, Peygamberimizin verdiği doğruluğu kesin bu haberlerden açıkça anlaşılıyor ki, bu ümmetin bir kesimi O'nun katıksız İslâm dini demek olan rehberliğine sımsıkı bağlı kalırken, diğer bir kesimi “yahudi dininin” bazı unsurlarına başka bir kesimi de “hristiyan dininin” bazı geleneklerine sapacaktır.
Her ne kadar kimi durumlarda insan bu sapma yüzünden kâfir, hatta fasık (günahkâr mümin) olmasa bile, bazan bu sapma, sahibini kâfirlik veya fasıklığa sürükler. Bazan bu sapma günah ve bazan da hata niteliği taşır.
Bu sapma insan tabiatının hoşuna giden ve şeytan tarafından göze alımlı gösterilen bir hastalıktır. Bu yüzdendir ki, Cenab-ı
Allah (c.c.) kullarından bizleri ne yahudiliğe ve ne de hristiyanlığa hiç bir şekilde sapmayan dosdoğru yola iletmesi için kendisine dua etmemizi istemiştir.