İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 27.09.2007, 09:23
Ali

 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.849
Teşekkür etti: 101
181 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Arrow Tahrandan önce Şam "düşürülecek"...

Abdubari Atwan













Tahran'dan önce Şam 'düşürülecek'

Perşembe, 27 Eylül 2007 05:25


Suriye cephesi şu günlerde anormal hareketlenmelere sahne oluyor. Ülkenin kuzeydoğusuna yönelik 'gizemli' İsrail hava saldırısı sonrası geçen üç günde iki kez olağanüstü hal ilan edildi. Bu hareketlenmeler, daha fazla karışıklığı körüklemeyi amaçlayan İsrail sızdırmalarıyla aynı zamana denk geliyor. Sunday Times önceki gün, İsrail istihbarat organlarına yakın bir ismin yazdığı bir raporu yayımladı. Rapor, özel bir İsrail komando birliğinin Suriye derinliklerine sızdığını ve inşaat halindeki nükleer tesislerde bulunan Kuzey Kore nükleer malzemelerini ele geçirdiğini ifade ediyor.


İran planı iki yıldır yapılıyor


Bütün bunlar, Suriye'ye yönelik bir askeri operasyon ihtimalinin çok yüksek olduğunun işaretini veriyor. Ortaya çıkan soruysa, bu operasyonun İran ve Suriye'ye yönelik kapsamlı bir Amerikan-İsrail saldırısıyla mı, yoksa sadece Suriye'ye mi yönelik düzenleneceği hakkında.

ABD'nin İran'ı vurma hazırlığı sürüyor. Zira ülkesinin savaşa hazırlanmasını isteyen Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner'in açıklamalarından sonra Sunday Times, ABD hava kuvvetlerinin en iyi subaylarından oluşan bir grubu İran'la savaş planını belirlemekle görevlendirdiğini ortaya çıkardı. Gazete Bush yönetiminin iki yıldır İran'a saldırı planı yaptığını ve hava gücünün en parlak generallerinden Lawrence Stutzriem'ı, İsrailli elektronik savaş uzmanı General Lani Kass'ın yardımıyla yeni planı idare etmekle görevlendirdiğini su yüzüne çıkardı.

Suriye'ye karşı dozu artan kışkırtma ve karalama kampanyalarıyla özetlenmesi mümkün olan iki senaryo var: İlki, İsrail'in ABD ve hatta belki de Fransa'yla öncü darbede bulunma bağlamında bir ön anlaşma yapıp, önce Suriye'yi, sonra Lübnan'da Hizbullah'ı ve son olarak da Gazze'deki direniş hareketleri ve özellikle de Hamas'ı hedef alacağına yönelik.

Bu senaryoya göre bu öncü darbeler, Suriye'nin ve özellikle de Hizbullah'ın füze kapasitesini yıkmayı, Suriye hava savunmasını ve Moskova'dan ithal ettiği mühimmatları sınamayı, İran'ı tahrik etmeyi ve müttefiklerini savaşa çekmeyi hedefliyor.

Bu durum ABD Başkanı Bush ve İsrail hükümeti açısından İran'a saldırı kararını kolaylaştırır.

İkinci senaryoya göreyse, Suriye'ye başka sınırlı fakat tahrik edici saldırılar düzenleneceğini öngörüyor. Buna göre amaç, Şam'ı meşgul etmek, kendisine ve İran'a yönelik daha kapsamlı bir saldırı bekleyerek misillemede bulunamaması sebebiyle Arapları sıkıntıya düşürmek.

İkinci senaryo daha baskın. Zira sadece Suriye'yle uğraşılması ve operasyonların bu ülkeye yöneltilmesi, İran'a saldırı seçeneğine göre daha az külfetli ve kolay. İran'a saldırının külfeti son derece ağır olacaktır. Bazı Körfez ülkeleriyse yine de bu seçeneği yeğliyor; zira, Suriye'nin intikam misillemesi İran'ınki gibi bu ülkeleri hedef almaz.

Suriye rejiminin imajının yıkılması, kendi kamuoyu ve Arap kamuoyundaki görüntüsünün sarsılmasına yönelik bir operasyon yürütüldüğü açık. Bu da, Suriye'yi İsrail'in alçaltıcı ihlallerine yanıt veremeyen zayıf bir ülke gibi göstererek yapılmakta. Bu amaçla Suriye derinliklerine saldırı düzenlendi, İsrail komandolarının ülkenin en kuzeyine sızdığına ve korunması gereken hassas askeri bölgelere girdiğine dair bilgiler sızdırıldı.

Sunday Times'ın sızdırmalarının hedefi iki yönlü. İlki Suriye'nin askeri kurumlarının zayıflığını gözler önüne sermek, ikincisiyse geçen yılki Lübnan savaşındaki alçaltıcı yenilgiyle saygınlığını kaybeden İsrail ordusuna itibarını geri vermek.

Suriye'deki resmi suskunluk ve bu İsrail-ABD sızdırmalarına yanıt verilmemesi, bu haberleri doğruluyor ve hedeflere ulaşıyor. Suriyeli yetkililer ve sözcülerin çoğunluğu yaşananların içyüzü, İsrail saldırılarının yapısı ve hedef aldığı askeri üslere dair sorulara yanıt vermek noktasında büyük bir zihin karışıklığı ortaya koydu;

anlaşılmaz ve dolayısıyla ikna edici olmayan bir biçimde konuştu.
Suriye, İsrail, ABD ve 'ılımlı Araplar' koalisyonu tarafından hedef alınıyor. Zira Şam, Arap değişmezlerine asgari düzeyde tutunmayı sürdürse de, rejimin sorunu şu: Arap sokaklarına ulaşmak ve onları yanına çekerek Arap sisteminin dayattığı tecridi kırmaya çalışmamak.

Tecridin kaldırılmasıyla kastedilen, siyasi tutukluları serbest bırakarak, özgürlükleri genişleterek ve direnişçi Arap söylemini yapılandırarak iç cephesini güçlendirecek cesur adımlar atması. Zaman kısa, manevra alanı da sınırlı. Ramazan Bayramı'nın yaklaşması, cezaevlerinin özgürlükler ve siyasi reformlara dair konularda rejimle ayrı düşen bazı isimlerden boşaltılması için uygun bir fırsat sunabilir.

Arapların tavrı kabul edilemez

Suriye'nin maruz kaldığı İsrail tahrikine karşı bazı Arap çevrelerde 'alay' kokusu alıyoruz. Bazı Arap rejimlerinin gizlice ve aleni bir biçimde İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırısının bir an evvel gerçekleşmesini istediğini söylersek abartmış olmayız. Bu, her açıdan üzücü ve acı verici. Böyle bir trajediyi yaşayacağımızı hiç tahmin etmiyorduk...

Suriye yönetimi, kendisini ve güçlerini alçaltan hakaretlere tepki olarak Lübnan'da bazı hatalar yapmış, hatta felaketlere yol açmış olabilir. Fakat bu bazı Arapların, ümmetin düşmanlarına karşı bütün savaşlarına girmiş bu Arap ülkesini yıkma amaçlı ABD-İsrail saldırısının tarafında yer alması
anlamına gelemez.

(Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni, 24 Eylül 2007)

Kaynak: Radikal
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 27.09.2007, 15:47

 
Üyelik tarihi: 26.05.2006
Yaş: 30
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Amerika şimdide suriyeyle irana barış ve huzur getirecek he...
mi_ad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 27.09.2007, 23:03

 
refah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Yaş: 19
Mesajlar: 2.499
Teşekkür etti: 0
92 Teşekkür 61 Mesaja aldı
valla olur mu olur..muslumanlarda bu BANANECILIK oldugu surece o da olur..sam da dusurulur tahranda..ankarada...
__________________
Ey Siyonistler ! Müslümanları namaz kılan köleler yapamayacaksınız !
refah isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 02.10.2007, 01:21

 
Üyelik tarihi: 24.11.2005
Mesajlar: 6
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
edit

Konu cetin_nl tarafından (02.10.2007 Saat 02:47 ) değiştirilmiştir.
cetin_nl isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 02.10.2007, 01:23

 
Üyelik tarihi: 24.11.2005
Mesajlar: 6
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
edit

Konu cetin_nl tarafından (02.10.2007 Saat 02:47 ) değiştirilmiştir.
cetin_nl isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 02.10.2007, 14:32

 
Üyelik tarihi: 02.10.2007
Mesajlar: 85
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
-bunca mazlumun yürekten kopan ahı
tepeden indirir bir gün lanetullah ı

-biz unuturuz allah unutmaz
-
-alıntıO sabah ezan sesi gelmedi camimizden
Hafız Esad deyince akla zulüm, zulüm deyince de akla “Hama katliamı” gelir. Suriye diktatörü Esad’ın en büyük eseri “Hama katliamı” için Norveçli bir akademisyen olan Brynjar Lia “Müslüman Kardeşlerin Doğuşu” adlı eserinde “Hama 40 küsur yıldan sonra, Modern Orta Doğu tarihinde İslam’a karşı en vahşi, büyük çaplı katliama sahne olmuştur.” diye yazmaktadır.
Hama 1980’lerin başında “Müslüman Kardeşler Örgütü”nün kalesi durumuna gelmişti. Hafız Esad Şubat 1982’de Hama’ya hereket emri verdi. Günler öncesinden şehrin elektriği suyu kesildi. Giriş çıkışlar yasaklandı.
Ve tanklar Hama’ya girdi. Hama’da “taş üstünde taş, omuz üstünde baş” bırakılmadı.
Rahmetli şair Cahit Zarifoğlu’nun “Hama” isimli şiiri olayı şu iki dize ile anlatır:
“O sabah ezan sesi gelmedi camimizden/ Korktum bütün insanlık adına...”
Cengiz Çandar gazeteci olarak katliamdan sonra Hama’ya giriyor: Harabe haline gelmiş sekiz on katlı binalar. Yanmış yıkılmış evler. Çökmüş damlar, bir beton yığını halinde sarkan balkonlar. Yerlerde upuzun yatan elektrik direkleri. Ezilmiş bir muz gibi asfalta serilmiş koca palmiye ağaçları. Hayır, asfalt demek doğru değil. Asfalt gözükmüyor çünkü. Patlayan su boruları kentin ana caddesini bir çamur yığını, bataklık haline çevirmiş. Zaten yağan top ve tank mermilerinin infilakında asfalt ters dönmüş. Kubbeleri yere yapışmış camiler, yıkılmış minareler... (Ortadoğu Çıkmazı, Cengiz Çandar, s. 108)
Biraz ileride gözümüze çarpan, hemen hizamızda oturan temiz yüzlü genç kızın gözlerinden sicim gibi akan yaşlar... Yan gözle camdan Hama görüntülerini izliyorlar ve kimseye göstermeden, sezdirmeden sessizce ağlıyorlar.
20 dakika süresince kentte gördüğümüz toplam sivil insan sayısı en fazla 20... Hama’yı bir kez daha Halep’ten Şam’a dönerken gece görüyoruz. Parlak bir mehtap altında harabe kentin yıkıntıları insana dehşet veriyor. Romantizmin simgesi mehtap, gece saat 21’de Hama üzerinde kentin, insanın içini ürperten yanık–yıkık siluetini ortaya çıkaran bir kasvet kaynağı sanki.
* * *
Hama’ya saldırıda, genç yaşlı, çoluk çocuk, kadın erkek demeden yüzyılın en büyük katliamlarından birisi gerçekleştirildi.
Şam Babası diktatörün ölümü vesilesi ile ona günahını bir kere daha hatırlattıktan.....................
akdoğan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 03.10.2007, 09:30
Ali

 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.849
Teşekkür etti: 101
181 Teşekkür 111 Mesaja aldı
yazından şunu mu anlamalıyım :

hama nın katilllerinin ülkesi eğer amerika ve israil tarafından yok edilirse cezalarını bulmuş olurlar ve ben bu durumda amerikaya karışmam...
Ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 03.10.2007, 10:00

 
Üyelik tarihi: 02.10.2007
Mesajlar: 85
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
-hayır biz sıradan insanlarız şahsen ne ben ne sen ne israili yenebiliriz ne de abd yi yanlız dua edebiliriz
-saddam bir zalimdi batı dan aldığı destekl önce ülkesinde zulümler işledi yanılmıyorsam aklımda kaldığı kadarı ile bintül hüda diye bir seyyide idi bu bayana saddamın askerleri ailesinin gözü önünde tecavüz edip kafasına civi çakıp öldürmüşlerdi ırak içinde binlerce cinayetler işlemişti
-yine iran a karşı dünyadan aldığı destekle hucum etmiş 2 milyona yakın iranlı ıraklı öldü yaralandı milyonla ocak battı saddamın zararı yanlız müslümanlara oldu ve ırak halkının bir kısmı onu bile bile alkışladı
-o zalime alkışın bedelini ırak şimdi ödüyor
-hamada şehit olanların ahları duruyor
-zalim allahın kılıncıdır
-abd ve israil in elbette islam ülkelerini ezmesi kabul edilemez yanlız kader haktır ve önüne geçilmez
-hama da canı kıyılanın ırzı kirletilenin o anda ettiği dualar ahlar hala duruyor
-esad ve şurekasıda onu alkışlayan da hem burada hem mahşerde yakasını kurtaramayacaktır
-ben bunun da(ahir zamana ait hadislerden böyle anlaşılıyor) abd tarafından yapılacağını tahmin ediyorum
-hadise bu takdir gedimi tedbir fayda etmez
-Zalim, Allah'ın adaletidir. Onunla intikam alır, sonra da o zalimden intikam alınır
akdoğan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 03.10.2007, 10:54

 
Üyelik tarihi: 02.10.2007
Mesajlar: 85
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Memet Akif, Mısır’da bulunduğu sırada Fravun mezarlarını, piramitleri gezer. O bir zamanlar insanlara zulmeden, hatta haşa Allahlık taslayan o Fravun’un bir mezara mahkum oluşunu görür ve şiirinde yorumlar. Safahat’ta yer alan uzun şiirin bir kaç mısraı ibrettir, derstir:


Bu Fir'avun ki, civarından ürküyordu beşer;

Bu Fir'avun ki, saraylar, sütunlar, abideler,

Bütün hayatını ezberletirdi afâka;

Bu Fir'avun ki eğilmişse boynu bir hakka,

O sade kendi bekaasıydı, kendi nefsiydi;

(..........)

Sadece kendi nefsine eğlilen ve halkı nefsine eğdirten bu karton kahramanın son halini, akıbetini mısralar cok net anlatır:

Yanık kütüklere dönmüş, karın, kasık, el, ayak;

Yakında küllenerek hepsi tarumâr olacak.


Şu gördüğüm mü nihayet, bu leş mi akıbetin?

Bunun mu uğruna milyonla ruhu inlettin?

(.....)
akdoğan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah'a İmandan Önce Red Edilmesi Gereken "Tağut" Nedir? dahuk Anketleriniz 0 27.05.2008 23:01
"Önce Ahlâk ve Maneviyat" AGD 3. YAZET ŞÖLENİ zafer_inananlarındır Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 3 04.08.2007 15:48
Erbakan Hocam : " Beni Birkerede Irkçı Emperyalistlerden Önce Anlayın ! " refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 11 14.09.2006 12:48
"Önce Zarûrî Olanlari Ögren!" acohsny Dini Bilgi ve Eğitim 0 15.02.2006 18:19
"önce düz oku sonra birer satır atlamalı" codex35 Fıkra ve Mizah 11 15.12.2005 17:36


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:04 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49