İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 04.10.2007, 08:14
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.
 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.267
Teşekkür etti: 120
104 Teşekkür 65 Mesaja aldı
Exclamation Bu kitaptaki tüm hadisler uydurma

Bu kitaptaki tüm hadisler uydurma



Mirac Yayınları'ndan çıkan ve altı ciltten oluşan bu set daha önce hazırlanmış olan tüm kaynak eserleri bir araya getiriyor. Bu kitapta yer alan tüm hadisler uydurma!!
İslam'da Kur'an'dan sonra en büyük kaynak Hz. Muhammed'in (sav) hadisleri. Ancak İslam'ı siyasi çıkarı için kullanmak isteyenler, Peygamberimizin bu konudaki uyarısına rağmen, uydurma hadisler hazırladı, hazırlattı.

Kur'an'ı Kerim'in, içine insan sözü karıştırılmasına karşı korunması nedeniyle müdahale edemeyenler, Hadislere yöneldi.

Harun Ünal'ın hazırladığı 'Uydurma Hadisler' seti, Hadis diye bildiğimiz ibadet ve düşünce hayatımıza girmiş bir çok sözün aslında hadis olmadıklarını gösteren önemli bir çalışma.

Mirac Yayınları'ndan çıkan ve altı ciltten oluşan bu set daha önce hazırlanmış olan tüm kaynak eserleri bir araya getiriyor.

Çalışmada, Hadis terimleri açıklanırken, Sünnet'in farklı ilimler açısından terim olarak anlamı üzerinde duruluyor, gerekli bilgi ve örnekler veriliyor.

ŞEVKANİ, SÜYUTİ VE DİĞERLERİ

Uydurma Hadisler, mevzu hadis konusunda çok yorucu ve titiz çalışmalar yapan Hadis alimlerinin konu ile ilgili kaynak eserleri taranarak, yıllar süren titiz bir çalışma sonrasında meydana gelmiş. Seride, Ali el-Kari, Şevkani, Süyuti, Heysemi ve daha bir çok alimin eserinden faydalanılmış.
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!

Konyaspor
jandarma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 22.01.2008, 18:08
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 7.750
Teşekkür etti: 133
148 Teşekkür 87 Mesaja aldı
Bazı insanların muhtelif sebeplerle hadis uydurdukları olmuştur. Kimi siyasî çekişmelerin ortasında kendi görüşünü doğru göstermek maksadıyla, kimi kabilecilik ve milliyetçilik gayretiyle, kimi İslâm’a zarar vermek emeliyle, kimi insanları hayra yönlendirme düşüncesiyle, kimi de câhilliği sebebiyle bilmeden bazı sözleri Peygamber (s.a.v) Efendimiz’e isnâd etmiştir.

Âlimlerimiz, hadislerin sahîhini zayıfından ayırıp tedvin ederken uydurulmuş hadisleri de tesbit etmiş ve onlar üzerinde değerlendirmeler yapmışlardır.

Daha sonra zayıf ve uydurma hadisleri bir araya toplayıp değerlendiren pek çok eser ortaya konulmuştur.

İşte Harun Ünal da bu eserleri tarayarak Türkçe bir mevzû hadisler kitabı hazırlamayı düşünmüş. Gerçekten yorucu ve faydalı bir gayret içine girmiş. Sonuçta roman boy 6 ciltlik bir seri meydana gelmiş.
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır ve diğer bazı hocalar kitaba takdim yazmışlar.

İnsan 6 ciltten oluşan bu seriyi görünce “Ne kadar da çok uydurma hadis varmış, Peygamberimiz’den hiç doğru bir hadis nakledilmemiş mi?” gibi düşüncelere kapılıveriyor birden.

Evet, 973 rivâyetin nakledildiği kitabın dışarıya verdiği imaj bu yönde.

Ancak kitabın içine girildiğinde, sıra numarası verilen rivayetlerin içinde sahih, hasen, zayıf, mevzû her türlü rivâyetlerin bulunduğu, birçok hadisin pek çok defa tekrar edildiği ve her tekrara ayrı bir numara verildiği, hatta sahabe sözleriyle şerh kitaplarından nakledilen âlimlerin sözlerine dahi numara konduğu görülür.

Böyle yapılmayıp da sadece mevzû hadislere numara verilseydi acaba 973 rakamı kaça düşerdi?!

Bu arada herhangi bir rivâyetin hatırlattığı bir konuya sayfalarca yer verilmeseydi, sadece mevzû hadislerle ilgili lüzumlu değerlendirmeler yapılsaydı 6 kitaptan kaç tanesi elimizde kalırdı?!

Bu hâliyle seri, âdeta seçilmiş bazı konuların işlendiği veya önceden hazırlanmış bazı yazıların toplandığı kitaplar görünümü arzetmektedir. Meselâ 224 sayfalık 1. cildin ilk 78 sayfası takdimler ve bazı ön bilgilerden oluşmakta, sonrası da 126-132. sayfalar arasında olduğu gibi uzun nakillerle zenginleştirilmektedir(!).

2. cilde sayfa 8-20 arasındaki fıkhî konularla ilgili uzunca bir alıntıyla başlanmış ve sayfa 95’e kadar fıkhî bir meselenin halledilebilmesi için pek çok kitaptan bölümler nakledilmiştir.

Bunları konuyla alâkası olmayan mektup ve hâtıralar tâkip etmiş, peşinden tasavvufî konulara sapılarak tenkit ve hakaretler gelmiştir. Böylece hatıra gelen her konunun hakkı verilerek kitap doldurulmuştur.

Kitapta açıklığa kavuşturulmaya çalışılan fıkhî bir meseleyle ilgili sonuç cümlesi şöyledir:

“(Bu konuyla ilgili) değişik kaynaklardan bilgi aktardık. Dolayısıyla her müslüman kendi durumuna göre burada ele alınan delillerin herhangi birisiyle amel edebilir. Yani dileyen öyle (yapar) dileyen böyle (yapar). Bunun hiçbir sakıncası yoktur. Çünkü delil olarak sunulan hadisler, haram konusunda ve yasaklama meselesinde hep sıkıntılı hadislerdir.” (2. cilt, sayfa 95)

3. ciltte Mehdi, Hızır ve Hz. İsa’nın nüzûlü konularına geniş yer ayrılıyor. Tabiî bu arada her fırsatta tasavvuf erbabına sataşıp hakaretler yağdırma âdeti de ihmâl edilmiyor. İbn-i Arabî ve Bursevî gibi mutasavıfların görüşleri 3. el kaynaklardan nakledilip kıyasıya tenkit ediliyor.

Yazarın şu cümlesi gerçekten dikkate değer:
“…Abdulbari b. Turhan b. Turmuş Sinabi tarafından İbn Arabî hakkında çok ağır ifadeler içeren iki sayfalık bir değerlendirmesi, tasnifi bu risaleler içerisinde yer almaktadır. İmkânlar el verse de, bu değerli risaleler tahkikli olarak neşredilebilse.” (3. cilt, sayfa 131)

4. cildin yarıdan fazlasında yine Mehdi, Hızır, İlyas ve Hz. İsa’nın nüzûlü meseleleri geniş geniş tartışılmaktadır.

5. ciltte biraz daha maksada muvafık olarak çokça rivâyet nakledilip konu fazla dağıtılmıyor. Bu arada tasavvuf ehli her kitapta paylarını almaya devam ediyor. Meselâ şöyle deniyor:

“İslâm dini böyle cahillerden (Tasavvuf erbabından) alınıp öğrenilmekten çok daha değerli ve şerefli bir dindir ya da bu gibi gafil ve kendini bilmezlerin aymazların sözleriyle sabit olmaktan beridir.” (2. cilt, sayfa 174)

Bu hâliyle kitap âdeta bir “tasavvuf reddiyesi” mâhiyetine bürünmüş durumdadır.

6. cildin 135-210 sayfaları arasını Karadâvî’nin bir kitabından yapılan nakil dolduruyor. Yazar daha önceleri pek çok kitap tercüme ettiği için, onlardan uzun uzun nakiller yapmak kolay olmuş herhalde.

Kitapta zaman zaman, nakledilen yorumlarla yazarın yorumlarını birbirinden ayırmak hayli güç olmaktadır. Bu konuda daha güzel bir usul takip edilebilirdi.

Yazar, ısrarla kitabının telif eser olduğunu, mevzuyla alâkalı herhangi bir kitabın tercümesi olmadığını vurguluyor. Ancak insanın, “Keşke düzenli bir eserin tercümesi olsaydı” diyesi geliyor. Çünkü âlimlerimizin bir kısmı, eserlerini konularına göre hazırlamış, bir kısmı da alfabetik sırayı esas almışlardır.


Elimizdeki bu kitaplarda ise ne konu esas alınmış ne de alfabetik sıra.
Kitapların dili her ne kadar basit bir konuşma diliyse de pek çok yazar ve kitap isminin zikredilmesi ve teknik terimlerin kullanılması sebebiyle halkın seviyesini aşmaktadır.

Bu hâliyle seriden ancak konuya âşinâ olan ve teknik terimleri bilen kimseler rahatça istifade edebilir. Onların da zaten esas kaynaklara bakmaları hususunda bir zorluk yoktur.

Tenkit ettiği hususlarda yazarın dilinin çok sert ve keskin olduğu görülüyor.

Yazarın verdiği hükümler de çok keskin. Zaman zaman “Rasûlullah (s.a.v) böyle bir söz söylemez, söyleyemez, söylememeli” gibi ifadelere rastlamak mümkün. (2. cilt, sayfa 177)

Hayber Gazâsı esnâsında îman eden çoban Yesâr’la ilgili rivâyet hakkında:

“Hadis diye verilen bu basit ifadenin ne kaynağı belli ne de orijinal metni. Bu şekilde Türkçe bir ibare hadis olarak sunuluyor” denildikten sonra tasavvuf erbabının duygu ve niyetleri sorgulanmaya başlanıyor. (2. cilt, sayfa 176-177)

Hâlbuki İbn-i Hişâm, III, 397-398; Vâkıdî, Megâzî, II, 649; İbn-i Hacer, el-İsâbe, I, 38-39; İbn-i Abdilberr, el-İstîâb, I, 85, 86, İbn-i Seyyid, Uyûnü’l-eser, II, 142 gibi kaynaklara bakılsaydı bu hadisenin orijinal metni bulunabilirdi.

Yazar zaman zaman da ehl-i tas
avvufu hâl lisanıyla konuşturup kafasındaki düşünceleri onlara söyletmiş. Meselâ şöyle demiş:

“Bu insanlar, bu halleriyle âdeta diyorlar ki:
«Efendim, henüz İslâm tamamlanmış değildir. Muhammed (sallALLAHu aleyhi ve sellem) de son peygamber değildir…»” (5. cilt, sayfa 178)

Böylesine ağır sözleri başka bir insana rahatça izâfe edebilmek ne büyük cür’ettir!

Bazı tercüme hataları yapılmış, 560, 572, 580, 850 (572’nin tekrarı) numaralı hadislerde olduğu gibi.

Kitapta, zayıf hadislerin bir çeşidi olan “münker hadis” “Mevzû hadis”le aynı kabul edilmiş. Yazar şöyle diyor:

“İbn Adiy, bu hadis münker bir hadistir, demiştir. Yani hadis uydurmadır, demektir.” (1. cilt, sayfa, 94)

Hâsılı, güzel bir maksatla yola çıkılmış, ancak konu dağıtılmış ve maksat aşılmış denilebilir. Daha düzenli ve maksada muvafık bir eser ortaya konulsaydı herkes tarafından istifade edilirdi.

Murat Kaya, Altınoluk Dergisi
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 23.01.2008, 21:46
 
Üyelik tarihi: 20.01.2008
Mesajlar: 118
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Bu kiatabı okumadığım için brişey demiyorum.Ama birçok ilahiyatçı hadisler konusumda yanlışa düştü.hatta sahih on beş yirimi tane hadis var diyen ilahiyatçılar bile çıktıı.Düşünebiliyormusuuz yirmi üç sene peygamberlik yapan bir insan yirmi tane hadis söylemiş
ilhami isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 23.01.2008, 22:17
 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır kitaba takdim yazmışlar.

Murat Kaya, Altınoluk Dergisi

yukardaki zat takdim yazmışsa o kitaba nasıl güvenilirki.

.
kardeş. bilgilendirme için tşk.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bu kitaptaki bütün hadisler uydurma... kılıçustası Hadis Köşemiz 11 02.01.2008 08:35
Uydurma sanılan hadisler Alp Dini Bilgi ve Eğitim 6 21.04.2007 10:19
Uydurma sanılan hadisler ! Alp Hadis Köşemiz 1 06.04.2007 10:43
Sahte Ve Uydurma Hadisler Mutlaka Okuyun oguz95 Hadis Köşemiz 0 12.11.2006 21:06
ZAYİF ve uydurma hadisler codex35 Hadis Köşemiz 5 11.08.2005 01:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:24 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git