![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=275882 Tayyib kardeşimiz sesimize kulak verdi heralde:) vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Devir Hz.Ömer devri...Yer Şam...Vali, Ebu Ubeyde Bin Cerrah.... Heraklius Şamı almak için bir ordu gönderir. Şam valisi Ebu Ubeyde bunu haber alır. Bu sırada Şamda çok az müslüman vardır. Şam ekseriyeti Hristiyan olan bir şehirdir. Heraklius'un gönderdiği orduya mukavemet edecek gücü olmayan Ebu Ubeyde halkı toplar; -Biz sizden,sizi korumak için cizye toplamıştık. Lakin şu anda üzerimize gelen orduya mukavemet edecek güce sahip değiliz. Sizi koruyamayız. Bu nedenle sizden topladığımız cizye bizim için caiz değildir. diyerek o zaman için toplanan cizyeyi halka geri dağıtır. Bu olay karşısında Hristiyan halk ve papazlar kiliselere akın ederek müslümanların tekrar Şam'ı almaları için dua ederler. Nerede bu İslam nerede günümüzdeki islam....Ortalık müslümanların dahi elinden ve dilinden emin olamadığı müslümanlar(!) ile kaynarken aklımızı başımıza, başımızı da ellerimizin arasına alıp "insanlar bizim elimizden ve dilimizden emin mi" diye düşünmek gerekir. Dini,dili,ırkı ne olursa olsun bizi görenlerin kalplerine emniyet salıklayabiliyor muyuz? Emniyet insanımıyız? Cevab "hayır" ise acaba biz müslüman mıyız? vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Kab bin Zuheyr.... Bu ismi zannedersek duymayanımız yoktur...Belki de birçoğumuz eserini biliyor amma ve lakin belki adını bilmiyoruz.... Cahiliye devrinin ünlü şairlerinden Kab bin Zuheyr....İslam hakkında ağır hicivlerde bulunmuş ve Allah Rasulu hakkında "görüldüğü yerde öldürülsün" fermanı çıkarmıştı....Zuheyr köşe bucak kaçıyor lakin islam arap yarımadasında hızla yayılıyor ve Zuheyre kaçacak yer kalmıyordu.....Kardeşi Buceyr samimi bir müslümandı....Allah Rasulune sordu... -Kardeşim Kab bin Zuheyr müslüman olsa affedermisiniz... Allah Rasulu affedeceğini bildirdi...Bunun üzerine Buceyr kardeşine gelip kendisini islama davet eder.... Kab bin Zuheyr kılık değiştirip mescide gelir...Allah Rasulu hutbe okurken...Kab ayağa kalkar...İman ettiğini beyan ederek affedilmesini ister....Allah Rasulu kim olduğunu sorar.... -Kab bin Zuheyr Sahabeden bazıları "görüldüğü yerde öldürülme" emrini hatırlayarak davransa da Allah Rasulu müsade etmez....Kimseye dokundurtmaz....Kab bin Zuheyr bunun üzerine Allah Rasulune bir şiir okur.....Allah Rasulu şiiri çok beğenir....Ve sırtındaki hırkayı Kab bin Zuheyre verir....İşte bu andan itibaren Kab bin Zuheyrin şiiri Kaside-i Bürde(hırka) olarak kalır... Evet bildiğimiz Kaside-i Bürdenin hikayesi bu....Efendimizin verdiği bu hırka Yavuz Selim zamanında İstanbula getirilmiştir...Topkapı sarayında kutsal emanetler bölümünde muhafaza edilmektedir...Topkapı sarayındaki "Hırka-ı Saadet" dairesindeki hırka işte bu hırkadır.... Allah kendilerinden razı olsun... vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Bu ayet belki cesitli cehennem azablarinin oldugunu ve ayette anlatildigi gibi davranan insanlara ise özel bir yangin cezasi oldugunu söylüyor.. Cevap epey gecikmis ama uzun zamandir yoktuk..
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
|
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Biraz uzak kaldik buralardan ama günlerimiz dolu dolu geçti.. Hamd olsun.. Ögrenciler için tatildi biz de bunu en iyi sekilde degerlendirmeye çalistik.. Muvaffak olabildiysek ne mutlu.. Paylasmak istedigimiz cok sey olmasina ragmen hepsini anlatmak epey vaktimizi alacaktir.. Yine de tesirinden kurtulamadigimiz bizi hayrete dusuren, kucuk fakat muhtevasi itibariyla buyuk bir olayi anlatalim.. Bir grup ögrenciyle Belçika'nin en eski yerlesimlerinden olan Gent sehrindeyiz.. Sehir merkezinde gezerken, sarhos olup olmadigini anlayamadigimiz bir adam yanimizdan geçerken, bize bakarak defalarca "Allah is dood, yani Allah öldü" (Hasa) dedi.. Siranin sonunda biz vardik.. bizim de yanimizdan ayni seyi soylerek geçtikten sonra durakladi ve elini havaya kaldirarak "Maar, 6 6 6 bestaat, yani 666 var" dedi.. Pesine de korkunç bir sekilde kahkaha atti.. Ögrenciler korktu.. itiraf edelim ki biz de korktuk.. O adama kulak asmiyor gözükerek yolumuza devam ettik.. Allah'in varligi hiç bir süphe getirmeksizin haktir ve gerçektir.. biz buna iman ettik.. Seytanin varligindan da süphe yok.. o gün bizzat seytani gördük.. Hatta belki de daha asagisini.. zira seytan Allah'i inkar edecek kadar aptal degildi..
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| "Kim nasıl düşünürse düşünsün.. ben gözlerimi yummuş hep sağanak sağanak sevginin yağdığı... herkesin sevgiyle oturup sevgiyle kalktığı o günleri tahayyül ediyor ve talihime gülücükler gönderiyorum..." Işığın göründüğü ufuk...
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Mirac esnasında Efendimiz sallahu aleyhi vesellemin temaşaları cehennemde sadece ateş azabının değil başka azablarında(dilinden asılma,saçından asılma vs gibi) olduğunu göstermektedir. Bu tefrikte yani "cehennem azabı" ve "yakıcı azab" olarak ayrı ayrı ifade edilmesinde bir kapı var.Hissediyor fakat henüz açıklayamıyoruz. Dün aklımıza Abdulhamid han hzleri ve ona karşı olanlardan iki isim Rıza Tevfik ve Mehmed Akif aklımıza geldi. Rıza Tevfik, Han hzleri tahttan indikten sonra olanlara bakıp Han hzlerine karşı duruşundan pişman olmuş ve "Abdulhamid'in Ruhundan İstimdat" adlı şiiri yazmıştır. Merhum Mehmed Akif ise Abdulhamid han hzlerine karşı durduğu gibi onu ağır şekilde hicveden şiirler kaleme almış ve tenkitinden vazgeçmemişti. Bir kısım insanlar Rıza Tevfik'i ve Mehmed Akif'i karşılaştırıp, Rıza Tevfiki sena ederken Mehmed Akifi yeriyorlar. Oysa ki Mehmed Akif, Rıza Tevfikten kıyaslanamayacak kadar daha dindardır. Bunun yanında iki kişininde Han hzlerine karşı olması farklı nedenlere dayanmaktadır. Rıza Tevfik,"Sultan Hamid'in Ruhundan İstimdat" adlı şiirinde; Tarihler adını andığı zaman Sana hak vereceke Ey Koca Sultan Bizdik utanmadan iftira atan Asrın en siyasi padişahına. ifadelerini kullanmaktadır. İttihat ve Terakki ile birlik olup Abdulhamid han hzlerini tahttan indirmek için olmadık iftiralar atanlardandır kendisi.Yani Rıza Tevfik'in ve sair İttihat ve Terakki ileri gelenlerinin ekseriyetinin Han hzlerine karşı duruşu hakperestlikten değildir. Oysa Mehmed Akif'in Han hzlerine karşı duruşu hakperestliğindendir. Han hzleri Yıldız sarayından fazla çıkmazdı. Kaynayan bir kazana dönen ülkeyi "nasıl ayakta tutabilirimin" hesaplarını yapıyor, fakat Yıldız'dan çıkmaması hasebi ile ve muhaliflerinin yoğun propagandası ile Mehmed Akif, Han hzlerini "ülke bu kadar karışık durumda iken, ülke elden gidiyor iken Yıldız sarayında oturuyor,birşey yapmıyor" olarak görüyordu. İşte Mehmed Akif zahirdeki bu görüntüye karşı çıkıyordu. Bu nedenle ağır bir dille Han hzlerini hicvetmiştir. Hatta zannedersek bir zamanlar bu konuda "Mehmed Akif'den İfsat Tohumları" gibi mizansız bir konu da açılmıştı. Bir tarafta bilerek iftira atıp iftiralarını savunanlar sonraları bu iftiralarından pişman olanlar vardır. Diğer tarafta ise hak bildiğini savunan -velev ki yanlış dahi olsa- hakperestler vardır. İşte Mehmed Akif hak bildiğinin müdafiiydi. Velev ki yanılmış olsa da. Sair Rıza Tevfik gibi kimseler ise hakkı bilmelerine rağmen bilerek iftira atanlar zümresindendi. Bu nedenle Rızak Tevfik gibilerle Mehmed Akif gibiler asla mukayese edilemez. Allah Kur'an şairi merhum Mehmed Akif'e rahmet eylesin. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Amin...
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Küçücük bir tohumdan Allah'ın kudreti olmaksızın koca bir çınar ağacının vücud bulması mümkün müdür? vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Degildir.. neden ki?
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Dün, Fethullah Gülen Hocaefendinin sergüzeşt-i hayatlarından bir kesit olan "Küçük Dünyam" isimli kitabı tekrar okuduk. Bu kitap, bir çınarın tohumunun filizlenmeye başladığı zamanlardan kesitler sunmaktadır. O tohum bugün ise bir çınar haline gelmiş. Bir asır önce Üstad Bediüzzaman Said Nursi hzleri bir tohum atmıştı sinelere...Yıllarca bu tohum açma ve filizlenme zamanını bekledi durdu. Birgün geldi bu tohum filizlenmeye başladı. Bugün ise bir çınar haline gelmiş. Taaccüb ediyoruz.... Bir çınarı budamaya çalışan sözüm ona dostlar nasıl olur da Allah'ın kudreti,inayeti olmaksızın bir tohumun çınar olmasının mümkün olmadığını göremiyorlar? Bir hadis vardır.... "Şüphesiz Allah bir kulu sevdiği zaman, Cebrail'i çağırır ve: Ben filanı seviyorum, sen de onu sev diye emreder. Cebrail de onu sever. Sonra Cebrail semada seslenip: Allah filan kimseyi seviyor, binaenaleyh siz de onu seviniz! der. Artık gök ahalisi de onu severler. Sonra yeryüzüne onun için kabul konulur. Allah bir kula buğz edince de Cebrail'i çağırır ve: Ben filanı sevmiyorum, sen de onu sevme diye emreder. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrail gök halkı içinde: Allah filan kimseyi sevmiyor, siz de onu sevmeyiniz diye nida eder. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra onun için yeryüzüne buğz ve nefret konulur." Milyonlarca insan tarafından kabul görmüş bu çınarın Allah'ın sevmesi ile neşv-u neva bulup geliştiğini nasıl görmezler? Taaccüb ediyoruz....Madem bu işten Allah razı değildir(!) nasıl oldu da bu tohum çınar oldu? Nasıl oldu da dünyadaki insanlar tarafından kabul gördü? vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Ninja-Kedi nerelerde kaldi?
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Projenin yoğunluğu nedeni ile yazmaya fırsat bulamadık. Yer yer müdahele edilmesi gereken durumlarda yazmaya ancak vakit bulabiliyoruz. En kısa zamanda inşaallah paylaşımlarımıza devam edeceğiz. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
|
InsaAllah.. Merakimizi bagislayin.. Ne projesidir bu? Bu denli vaktinizi aldigina göre önemli olmalidir.
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... DAYSİS projesi:) İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kullandığı evrak,doküman,yazışma vs'lerin bilgisayar ortamında sağlanması ve arşivlenmesi. Bu denli vaktimizi almasının sebebi mesleğimizin bu olması:) Yazılım mühendisi... vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 15.01.2003 Yaş: 58
Mesajlar: 2.731
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
|
Bizler de bu aralar issiz olmamiza ragmen pek mesguluz.. Yine de arada buralara göz attigimizda sizin de yazilarinizi görmeyi dileriz :)
__________________ Kullu ma fi-l kevnu vehmun ev hayal.. ev ukusun fi-l meraya.. ev zilal... | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 5.101
Teşekkür etti: 5
196 Teşekkür 129 Mesaja aldı
| Bismillah... Görülen lüzum üzerine "ihlas" mefhumunun üzerinde durmak istiyoruz. Bunun için ihlas risalesinin 21.lem'adaki kısmını inceleyeceğiz. İhlas risalesi 1934 yılında büyük hakikatlerin inkişafına beşiklik yapan Barla kasabasıda yazılmış. Üstad hzleri 21. lemanın başında "laakal 15 günde bir defa okunmalıdır" tenbihinde bulunuyor. Bu noktada aklımıza şu sual geliyor. Kimler 15 günde bir okumalıdır? Bu tenbih kimedir? İşte bu sorunun cevabı ilk satırda veriliyor. "Ey ahiret kardeşlerim ve hizmet-i Kur'aniyedeki arkadaşlarım" Bu hitap sıradan gibi görünsede esasında müthiş bir hitaptır. Bunun için öncelikle Üstad hzlerinin "dost,kardeş ve talebe" tanımlarını Mektubattan hatırlayalım. "Dostun hassası ve şartı budur ki: Katiyen, Sözler’e ve envar-ı Kur’âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun ve haksızlığa ve bid’alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın, kendine de istifadeye çalışsın. Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakîki olarak Sözler’in neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir. Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözler’i kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin." Üstad burada "ey kardeşlerim" şeklinde genel bir hitap yerine "ey ahiret kardeşlerim ve hizmet-i Kur'aniyedeki arkadaşlarım" şeklinde iki farklı zümreye seslenen bir hitap kullanmıştır. "ey ahiret kardeşlerim" kısmı yukarıdaki "dost" ve "kardeş" zümresine bakarken "hizmet-i kur'aniyedeki arkadaşlarım" sözü de has dairede Üstad'da talebe olmuş, Risale-i Nur'un hizmet metodunu benimsemiş insanlara bakmaktadır. Yukarıda tanımı yapılan "talebe"zümresine bakmaktadır bu hitap. Burada sahabeye "ashab(arkadaşlar)" denilmesini hatırlamada fayda var. Sahabe Allah Rasulunun talebesi olduğu gibi O'nunla omuz omuza aynı şekilde mücadele veren arkadaşlarıydı aynı zamanda. Dolaysı ile Üstad'ın yaptığı "talebe" tanımı "hizmet-i Kur'aniyedeki arkadaşlarım" hitabındaki "arkadaş" zümresine denk düşmektedir. Yani burada şu şekil şümullu bir hitap söz konusudur: Ey Kur'an hizmetine dair yapılan hizmetlere ciddi taraftar olanlar.... Ey haksızlığa,bidatlara ve dalalete karşı olanlar.... Ey Risale-i Nurun neşrine çalışanlar... Ey beş vakit namazını kılıp yedi büyük g |