İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 19.10.2007, 09:35

 
Üyelik tarihi: 02.10.2007
Mesajlar: 85
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
ateş ve akrep

PKK Konusunda Dönen Dolaplar Sorular Sorular
Mehmet Şevket Eygi
16.10.2007
Sayın Baylar!: Aşağıdaki soruların “doğru” cevaplarını açık ve anlaşılır bir şekilde, hiçbir gerçeği gizlemeksizin Türkiye halkına bildirmekle yükümlüsünüz.
BİRİNCİ SORU: PKK kendi kendine oluşmuş bir hareket midir, yoksa bir takım derin güçler tarafından niyetli, planlı, programlı ve kasıtlı bir şekilde “fabrike” mi edilmiştir?
İKİNCİ SORU: Abdullah Öcalan’ın başlangıçta MiT’le ilgisi ve ilişiği olmuş mudur? Bu konuda çok güçlü, riyayetler, şehadetler bulunmaktadır.
ÜÇÜNCÜ SORU: PKK terörü zor veya kolay bir şekilde mutlaka bitirilebilecek iken, niçin bir takım derin güçler tarafından kasıtlı olarak uzatılmıştır (Gazeteci Avni Özgürel, Neşe Düzel’in kendisi ile yaptığı röportajda Apo’nun “Avni Bey, bu savaşı bitireni bitirirler...” dediğini naklediyor.) Derin güçler bu kârlı, bu rantlı savaşı niçin bitirtmemişlerdir?
DÖRDÜNCÜ SORU: 1984’ten bu yana PKKterörü resmi rakamlarla Türkiye devletine, ülkesine ve halkına kaç yüz milyar dolara mal olmuştur?
BEŞİNCİ SORU: Örtülü ödenekten hesapsız, kitapsız, belgesiz bu konuda kaç milyar dolar dağıtılmış ve kimlere verilmiştir?
ALTINCISORU: PKK savaşının tozu dumanı içinde, dünya çapında yoğun bir uyuşturucu kaçakçılığı, ticareti, trafiği yapılmıştır. Bir takım Kürtler ve Türkler bu yolla dehşetli zengin olmuşlardır. Bu beyaz kaçakçılığının yekun hacmi milyar dolar olarak ne kadardır?
YEDİNCİ SORU: PKK gölgesinde yapılan uyuşturucu ticareti günümüzde devam etmekte midir?: Geçmiş iktidar devrinde birileri buna göz yummuş mudur?
SEKİZİNCİSORU: PKK gölgesinde yapılan uyuşturucu ticareti ile dolar mültimilyoneri olan birkaç yüz kişinin listesini yayınlayacak cesaretiniz ve gücünüz var mıdır?
DOKUZUNCU SORU: Uyuşturucu kaçakçılığına paralel olarak PKK terörünün gölgesinde silâh, cephane, askeri araç ve gereç kaçakçılığının veya kara ticaretin hacmi kaç yüz milyar dolardır? Teröristler bu silâhları nasıl elde etmişlerdir?
ONUNCU SORU: Yukarıda bahsedilen Neşe Düzel - Avni Özgürel röportajında, PKK teröristlerinin bir ara Türkiye’nin resmi kuruluşu Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nun mermilerini kullandıkları yazılıdır, bunun iç yüzü nedir?
ONBİRİNCİ SORU: 1980’lerden bu yana terör hareketlerinin yoğun olduğu Güneydoğu Bölgesinde kaç bin köy boşaltılmış, tahrip edilmiş, bağları ve bahçeleri harap hale getirilmiştir? Bu köylerden kaç milyon vatandaşımız büyük şehirlere sürülmüştür?
ONİKİNCİ SORU: PKK savaşında hayatlarını kaybeden 30 küsur bin vatandaşımızın hepsini de, yüzde yüz PKK’lılar mı öldürmüştür?
ONÜÇÜNCÜ SORU: PKK terörünün mahiyeti, bu terörün gölgesinde yapılan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile ilgili dehşetli bilgiler ele geçiren ve bu konuda yayın yapmaya hazırlanan gazeteci Uğur Mumcu’yu, otomobiline patlayıcı koyarak kimler, hangi güçler paramparça ederek havaya uçurmuşlardır?
ONDÖRDÜNCÜ SORU: Uğur Mumcu’nun katilleri niçin hâlâ “bulunamamıştır”?
ONBEŞİNCİ SORU: Ülke içindeki, sayıları nihayet bir-iki bin olan PKK teröristleri imha edilemezken, yabancı bir ülkenin çok engebeli ve sarp bölgesindeki teröristler nasıl imha edilecektir?
ONALTINCI SORU: Devletimizin ve millî istihbaratımızın elinde PKK terörünün ABD, İsrail ve bazı batı devletleri tarafından planlandığına, mânen ve maddeten desteklendiğine dair belgeler ve bilgiler bulunmaktadır. Bunlar Türkiye halkına ve dünyaya niçin açıklanmamaktadır?
ONYEDİNCİ SORU: Tarih boyunca bu coğrafyada Türkler ve Türkleşmişler ile Kürtler İslâm bağı ile birbirlerine perçinleşmiş iken, bu bağın kasıtlı ve planlı bir şekilde darbelenmesi ve kopartılması yüzünden iki unsur arasında vahim bir kopukluk meydana gelmiştir. Bu kopukluk Türkiye’nin varlığını ve bütünlüğünü tehlikeye atmıştır. Yakın tarihte Kürtlerin yoğun oldukları bölgede binlerce medrese vardı. Bunlar niçin kapatılmıştır? Yine o bölgedeki tasavvuf tarikatları darbelenmiştir. Bunları kimler yapmıştır? Bediüzzamanın Türk-Kürt kardeşliği tezi desteklenmiş olsaydı, bu günkü vahim durum ortaya çıkar mıydı?
ONSEKİZİNCİ SORU: Türkiye’deki birtakım derin, gizli, esrarlı güçler yakın tarihimizde kasıtlı olarak Türk-Kürt kutuplaşması çıkartmışlardır. Devlet, ülke ve halk olarak Türkiye’nin yüksek menfaatlerine son derece zarar veren bu kutuplaşmayı zahiren Türk ve Müslüman görünen, gerçekte ise gizli kimlik sahibi olan bir takım “Kriptolar” mı çıkartmıştır?
ONDOKUZUNCU SORU: Türk Tarih Kurumu Başkanı Profesör Yusuf Halaçoğlu bundan birkaç ay önce, ülkemizde bir takım kriptolar bulunduğunu, bunların, bir kısmının isim listesine sahip olduğunu açıklamıştı. Sonra bu konudaki tartışmalar örtbas edildi. Bu kriptoların PKK terörünü sürdürdükleri, kışkırttıkları, bu yolla Türkiye’yi bölmek ve parçalamak istedikleri iddiası doğru mudur?
YİRMİNCİ SORU: ABD; İsrail, bazı ABülkeleri Türkiye’nin, İran’ın, Suriye’nin bir kısmını da içine alan büyükbir Kürt devleti kurulması için çalışıyorlar. Biz ise onlarla dost ve müttefik olmakta devam ediyoruz. Onlar bizi parçalamak ve bölmek istiyor, biz onlarla dostluğu, ittifakı, işbirliğini sürdürüyoruz. Bu bir intihar politikası değil midir? Bu ittifak ve işbirliğinin, bizim bilmediğimiz hikmetleri ve faydaları varsa, halkımıza anlatılması ve bildirilmesi gerekmez midir?
Politikacılarımız, büyük bürokratlarımız, medyamız Türkiye’yi yirmi küsur yıldan beri sarsan PKK terörü konusunda havanda su dövmeye devam ediyor. Dişe dokunacak, sadra şifa olacak, halkı aydınlatacak, meselenin mahiyetini ortaya koyacak bilgiler verilmiyor.
PKK hareketinin başını yakaladılar, paketleyip Türkiye’ye teslim ettiler... Asılsın, kesilsin, kazığa geçirilsin edebiyatı yapıldı. Sonra Marmara’daki İmralı Adası kendisine ikametgah yapıldı. Ve rivayete göre oradan, dolaylı şekilde hareketi idare ediyor.
Bir takım derin ve gizli güçlerin yanlış siyasetleri, yanlış stratejileri, yanlış ideolojileri yüzünden doğu ye güneydoğudaki vatandaşlarımızın “aidiyet” bağları zedelendi.
PKK terörü hakkında halkımıza, kamuoyuna doğru bilgiler verilmiyor.
Türkiye bu hareketin mahiyetini ve iç yüzünü bilmiyor.
Ermenistan’ın ve Ermeni diasporasının PKK hareketini desteklediği konusunda yeterli aydınlatma ve bilgilendirme yapılmıyor.
Bir takım geri zekalıların ve hainlerin beğendiği ve benimsediği BOP’un maddelerinden birinin de bağımsız Kürdistan devleti olduğu yeteri kadar açıklanmıyor.
Şu anda yüzlerce Türk firması, Kuzey Irak’taki Kürdistan’da yeşil Amerikan dolarları karşılığında bayındırlık ve alt yapı hizmetleri vermektedir. Türkiye’yi parçalamaya yönelik bir hareketi para karşılığında Türkiyeliler destekliyor...
Evet PKK konusunda büyük bir karanlık vardır. Bu karanlık giderilmeli, gerçekler sağlam bilgi ve belgelerle açıklanmalıdır.
Şizofrenik hamaset edebiyatına son verilmelidir.
Paranoyak komplo teorilerine karnımız toktur ama gerçek komploları bilmek ve öğrenmek istiyoruz.
Büyük Millet Meclisi’nde PKK terörü ile ilgili resmi tahkikat dosyaları vardır. Bunlarda uyuşturucu kaçakçılığının helikopterle yapıldığı yazılıdır.
1984’te Ermeni ASALA terörü aniden bitirildi, yerine sözde Kürt PKK terörü ikame edildi.
Ölü olarak ele geçirilen bazı PKK teröristleri sünnetsizmiş. Kürtler ise Müslüman’dır ve sünnetlidir. Bu garabeti kim açıklayacak?
Son söz: PKK terörünün gölgesinde yapılan uyuşturucu ticareti, silâh ve cephane ticareti ve örtülü ödenek harcamaları son bulmadıkça, bu fitne fesat, bu kan, bu gözyaşı sürüp gidecektir.
-
-
-
Mehmet Ali Bulut (malibulut@bugun.com.tr)



Ateş ve Akrep

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, 1915 yılında Ermenilerin tabi tutulduğu tehcir olayının bir “soy kırım” olduğuna karar verdi…



Canı sağ olsun Stratejik ortağımızın! Ortağımız değil mi sever de döver de…



Hem zaten, aslında o böyle bir karar alınsın istemiyordu ki(!) Bütün kabahat Nancy hatunda…



Öyle değil mi?. Bakın Push efendi, Gundaliza hanım Goot efendi, daha ne bileyim eski dış işleri bakanları yalvar yakar oldular da hatun dinlemedi!



Yaaa, ben de yedim!



* * *

Biraz matrak bir giriş yaptım, affınıza sığınarak.



Çünkü bu durum gerçekten matrak bir olay! Amerikan başkanı, dışişleri bakın eski dışişleri bakanları, savunma bakanı rica edecek ve Amerikan çıkarlarının cidden tehlikeye düşeceğini söyleyecek de Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesi böyle bir karar alacak!


(Türkçe ile söyleyeyim:)



-Hadi len!



O Amerika ki, kendi çıkarı söz konusu olduğunda, çıplak hötle 10 saat kazığın üstüne oturur da canım yandı demez… Çünkü onun dini imanı dolardır. Doların üstünde de Siyon dağı ve Yahudi gözü vardır…


Bu kısmı bu kadarla kapatayım ve asıl konuma geçeyim…


* *


Bu oylama oyunu dahi, şehid edilen askerlerimiz ve katledilen masum sivillerimiz gibi, işlemekte olan bir senaryonun parçasıdır!



Yani Türkiye’yi Kuzey Irak’a çekme senaryosunun!



Bilenler biler ve dileyen internetten girip o yazılarıma da uluşabilir, ben taa baştan yani, 1990 yılından beri, Türkiye’nin Amerika ile birlikte Irak’a girmesini ve Saddam’a birlikte ders vermeleri gerektiğini yazdım durdum.



Buna da iki gerekçe ile taraftar idim.


Birincisi, İsra suresi’nin ilk ayetlerinin gösterdiği işaretler,



İkincisi, bugün bölge ile ilgili yaşadığımız ve daha çoook yaşayacağımız sinir bozucu, haysiyet kırıcı olayların başımıza gelmemesi için…



Ama kader hükmünü icra ediyor. Olacak olan oluyor… Türkiye’nin, önünde sonunda karşılaşacağı şeyle karşılaşmadan önce eli güçlensin istemiştim. Olmadı. Meclis’teki Truva atının 70 binicisi, Türkiye’yi içerden vurdu. Bunu da bize ‘haysiyetli duruş’ olarak yutturdular…



Evet, herkes gibi ben de biliyorum ki, ABD’nin BOP projesinin temel ve nihai hedefi Türkiye’dir. Bunu ister kabul edin ister etmeyin. Umurumda değil, çünkü yaşayıp göreceksiniz. Ve emin olun Kürt kardeşlerimize de hiç ama hiç hizmet etmeyecektir. Bunu da zaman gösterecektir. Biliyorum inanmayacaksınız ama diyorum ki bekleyin birlikte yaşayacağız. İnşallah ben yanılırım.



Türkiye’nin, Amerika ile birlikte Irak’a girmesi gerekiyordu. Ben öyle inanıyordum. O yüzden, o aralar bir yığın yazılar yazıp oraya buraya gönderdim ki, “Aman Türkiye Amerika ile birlikte Irak’a girsin. Girmezse, bölge, öyle bir fitne gayyası olacak ki faturasını da Türkler ve Kürtler, daha doğrusu Türkiye ödeyecek. Bari kendi inisiyatifimizle gidip olacakların bir kısmını engelleyelim” dedim. Olmadı.



Türkiye o zaman oyuna getirildi ve Amerika ile birlikte Irak’a girmesi engellendi. Meclisteki 70’ler hareketi bir başka Truva Atı hareketi idi. Ordu’nun içinde “kafası basmayan askerler” de onlara yardımcı oldu. Yazık ama gerçek bu. Sonunda tezkerenin reddi olayının, İsrail ve Barzani operasyonu olduğu anlaşıldı ama iş işten geçtikten sonra…



Çünkü başlangıçta Amerika, cidden Irak’a niçin girdiğini tam bilmiyordu ve samimi olarak Türkiye’nin kendisinin yanında yer almasını umuyordu. Elbette Amerika, oraya girmekte yüksek çıkarları olduğunu biliyordu. BOP, ona uzatılan bir demet ottu ve son derece iştah çekiciydi. Zaten deve de bir tutam otla yardan uçurulur ya!



Ne ise… Ne demek istediğimi doğru anlatabilmek için şöyle diyeyim. Amerika dev bir Truva Atı’dır. İçinde ise daima ‘Tamara’nın çocukları’ vardır. Tamara’nın çocuklarının temel misyonu ise, önünde sonunda Ortadoğu’da yaşanacak ve insanlığı kıyamete zorlayacak ‘Armageddon’ savaşında, İsrail’in karşısında yer alacak güçleri vaktinden önce bertaraf etmektir…


Çünkü İsrail’in elinde, 2006’da başlayan sürecin sonunda, tam olarak ne zaman patlak vereceği bilinemeyen ama mutlaka gerçekleşeceği bilinen bir savaşın fotoğrafı var. Fotoğraf Tevrat kaynaklı… Ve o fotoğrafta İsrail oğulları imha edilmiş. İşte İsrail, şu anda, dünyanın en büyük gücünü temsil eden Amerika’nın dimağını ele geçirmiş, onun gücünü kullanarak, o fotoğraftaki görüntüyü kendi lehine çevirmeye çalışıyor!



Hani zaman içinde yolculukların işlendiği filmlerde hep görürüz ya. Bir resim vardır. Geçmişe gidilip o resmin çekildiği tarihte bir şeyler yapılır ve bir de bakarsınız o resimdeki o görüntü değişivermiş… İşte öyle bir şey. Size anlattığım hayal gelebilir. Merak etmeyin, bugün yaşı 30’un altında olanların hepsi bunu görecek. Bu yazıyı da isterseniz saklayın..,



* * *



Sonuç olarak, iki körfez savaşı ve ardından gelen işgal ile Nebukadnezar’ın yurdu olan Irak’tan iki bin yıl öncenin intikamı alındı… Çünkü Kuzey İsrail devleti’ni ve Süleyman Mabedini yıkan Babil kralı Nebukadnezar’dı.


Şimdi sıra Ninovalılar’da. Yani Kuzey Irak’ta. Onlardan da intikam alınacak. Çünkü Güney İsrail Devletini de Ninova’lılar yıktı. Ama şimdilik o bölgede yaşayan halka ihtiyaçları var. Ester gibi, onlar da kapana konmuş yemdir. Türkiye’yi oraya çekmek için. Tuzaklarını da kurdular. Orada iki, hatta üç Truva atı var şimdi. Hepsinin de içine Tamara’nın Çocukları yerleştirilmiş durumda.



Biri; Amerika’nın kendisi. İki; eski MOSSAD emeklilerinin ayakta tuttuğu Barzani idaresi, Üç; İsrail, ABD ve AB tarafından beslenen PKK örgütü…


Biz ilk anda Amerika ile birlikte oraya gitseydik, son iki Truva atı olmayacaktı. Bu da İsrail’in planına uygun değildi. O yüzden ne yapıp edip Türkiye’yi oradan uzak tutmayı başardı… İlk elden bölgeye girmemizi engelledi.



Şimdi her taraf, ‘truvalanıp’ tuzaklanmış vaziyette, Türklerin oraya gelmesini bekliyor.




Fakat Türkiye de uyanmış. Tuzağa düşmemek için direniyor. Aslında Kur’an da Türk milletine “sabırlı ol!” diyor. İsra Suresi’ndeki işaretlerden biri de “Nuhun çocuklarının dikkatli ve sabırlı olmaya” çağırılmasıdır. Ama tuzak üstüne tuzak kuruluyor. Türkiye tahrik ediliyor. Türkiye ne yapılıp edilecek Irak’a çekilecek!



İlk defa güzel dostum Ünal Tanık tarafından bize duyurulan Houdson Dehşet Senaryosu da, Türkiye’nin orasına burasına bırakılan yüksek tahrip kabiliyetli bombalar da, sınırlarımızda yapılan tecavüzler de, PKK’lıların elini kolunu sallayıp 50 km içerilere girip, askerlerimizi keklik avlar gibi avlamaları da, Temsilciler Meclesi’nin Yahudi Lobisi ve devlet baskısı(!)na rağmen, Eermeni Tasarısını onaylaması da ve bugünden sonra yaşanacak belki daha da onur kırıcı ve yürek yakıcı hadiseler de bir tek amaçla yapılıyor ve yapılacak:


-Türkiye’yi kuzey Irak’a çekmek!



Ben, 1990 tarihinden bu yana ‘Türkiye neden o gün Irak’a girmedi’ diye hayıflanan ben diyorum ki, “Sayın Cumhurbaşkanım, başbakan ve genelkurmay başkanım! Aman ha bu tuzaktır. Şimdi girmeyin!”



Eğer girerseniz, bu hacâlet ve öfke ile o ateş çemberine sokulursanız, öfkesinden kendisini sokan akrep olacağız!



Şimdi sabır! Kışkırtmalara aldırmayın. Biz bahara girdik. Evrensel zaman takvimi bizim için baharın geldiğini gösteriyor. Yakında Asya tarlaları, Rumeli bostanları bizim çiçeklerimizle neşv ü nema edecek. Onlar da bunu biliyorlar. Vakitleri daralıyor. O yüzden bir an önce bizi o batağa çekmeye çalışıyorlar.



Haaa, siz gitmeseniz de onlar zaten gelecekler. Yıllar önce bir Sümer tabletinde var olan bir kehaneti de burada hatırlatayım. Şöyle diyordu:


“Günlerin sonu yaklaştığında Fırat’a gem vurulur. O gün geldiğinde Fırat’ın üstünde oturan kavim ile altında oturan kavim birbirine düşer. Sonra herkes altta oturan kavme yardım eder. O da üstte oturanın merkezine kadar gelir. Sonra kuzeydeki ayağa kalkar. Kendisinden alınanlarla birlikte Fırat’ın denize vardığı yere kadar gider ve alır. Arabistan’ın ve öteki yerlerin kıralı olur”


Bu tabletin yayınlandığı dergiyi uzun süre sakladım. Son dört yılda beş altı kere taşındığım için artık ne nerdedir bilemiyorum. O dergiyi dün gece çok aradım ama bulamadım. Ben de hafızamdakilerle yetindim.



Sonuçta kehanetler, olmazsa olmazları anlatmaz. Olmaması gerekeni hatırlatır. Dolayısıyla Türkiye bu tahriklere kapılmamalı! Elini kardeş kanına bulamamalı. Büyümeye, gerçekten güçlenmeye devam etmeli. Ama artık hükümet de düşmanlarının nasihatine göre ülke idare etmekten kendisini kurtarmalı.



Ak Parti hükümetine bu konuda çok şey düşüyor.



Mamafih, önceki gün CNN Türk’te izlediğimiz Başbakan’ın vukûfiyeti, cidden beni sevindirdi. Olup bitenlerin gerçekten farkına varmış, devletin bekasının ne anlama geldiğini idrak etmiş bir devlet adamı vakarıyla soruları yanıtladı. Gelecek adına biraz daha umutlandığımı söyleyebilirim. Türkiye’nin en azından bölgesel aktör olma yolunda ciddi adımlar attığını hissettirdi başbakan.



* *



Haa bu arada, Türkiye acilen şu tavra bir cevap vermeli. Bakın oylamayı izleyen Financial Times’ın Washington muhabiri oylama sırasındaki havayı anlatırken ne diyor:


"1915'te başlayan kitlesel cinayetlerden kurtulan dört kişinin de katıldığı oturumda duygusal bir hava vardı. Kaliforniyalı Cumhuriyetçi üye Brad Sherman 'Yapalım bu işi, bitsin' diye konuştu, 'Ankara'dan birkaç gün birkaç öfkeli laf gelir, sonra biter."


Öyle olmadığını, öfkemizin geçici olmadığını göstermezseniz, bu bir emsal olur ve herkes Türkiye’nin sırtından efelik taslamaya devam eder…


Ve bir hatırlatma:


Bugün insanlığın en büyük belası, Hıristiyan ümmetinin maddi manevi gücünün, İsrail oğulları tarafından kullanılıyor olmasıdır. Bizler İsa’nın saliklerini, İzak’ın çocuklarının kontrolünden kurtaramazsak, başımız dertten kurtulmayacak. Tabii Hıristiyanların da. Yahudiler, iki ümmeti birbirine kırdırıyor, kendisi keyif çatıyor.



Türkiye’nin yeni diplomatik hedefleri arasına bunu da katmak gerekiyor
akdoğan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 23.10.2007, 12:24

 
Üyelik tarihi: 02.10.2007
Mesajlar: 85
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
-terör örgütü barzani talabani hatta a.b.d türkiyeyi kuzey ırak a gimesi için tahrik ederek ardından da birleşmiş milletleri devreye sokarak kuzey ırak a tampon birleşmiş milletler kuvveti yerleşmesini sağlayabilirler
-bence en iyi çare gerillaya karşı savaşan çok iyi birlikler yetiştirmek
-eygiden bir alıntı
-K. Irak’a Girilmemelidir Mehmet Şevket Eygi
23.10.2007 Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur
SAYIN Rahşan Ecevit “Türkiye Kuzey Irak’a girsin” diyor. Deniz Baykal hazretleri de aynı görüşte. Ne kadar ilerici, çağdaş, laik varsa onlar da bir an önce Kuzey Irak’a saldırılmasını istiyor.
Onların bu isteklerinin ardında birtakım özel maksat ve gayeler olmasın sakın?..
Türkiye savaşa girecek, işler gitgide sarpa saracak, sıkıyönetim ilan edilecek ve seçimle işbaşına gelmiş sivil iktidar tasfiye edilecek. Birinci Cumhuriyet garanti altına alınacak. Müslüman çoğunluk baskı altında tutulacak, vesayet demokrasisi yürürlükte kalacak...
Askerlerimiz, şehid edilince Başbakan “Öfkemiz büyük” dedi. Öfke ile kalkan zararla otururmuş. Siyasette öfkenin yeri yoktur. Siyaset teenni ister, sabır ister, öfkesizlik ister. Aksi takdirde büyük zararlar oluşur.
Sadece siyasette değil, özel hayatta da öfke kötü bir şeydir. Öfkeli insanlar duygularına mağlup olur.
Askerlerimizin şehid edilmesi elbette çok üzücü, çok kaygı verici bir hadisedir. Üzülmek gerekir, lakin asla öfkelenmemek şartıyla...
Her gün feci trafik kazaları oluyor. Geçenlerde bir otobüs şarampole yuvarlandı, 22 kişi öldü, yanında hayli yaralı da var.
Türkiye’yi bir batağa çekmek istiyorlar.
Ardından ülkemizi ve devletimizi parçalayacaklardır.
Sayıları 1,5 milyon civarında olan Gizli Yahudi azınlığın hakimiyet ve saltanatını sürdürmek istiyorlar.
Türkiye’yi bir Amerikan ve İsrail sömürgesi statüsünde bulundurmak istiyorlar.
Türkiye Müslümanlarının hür, izzetli, haysiyetli, vasıflı olmasını istemiyorlar.
Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 60’ını, yüzde beşlik bir azınlığın yemesini istiyorlar.
Türkiye halkına İngiltere’de, Norveç’te, Avusturya’da ve öteki demokrat ülkelerde olduğu gibi tam bir hürriyet verilmesini, insan haklarının bütünüyle sağlanmasını istemiyorlar.
Demokrasiden, serbest seçimlerden ümitlerini kesmişlerdir. Çare olarak savaşı, demokrasi dışı yolları denemek istiyorlar:
Çok büyük dolaplar dönüyor. Bunları bu sütunlarda yazmam mümkün değildir. Belki bir Ahmet Altan, bir Mehmet Altan yazabilir ama bendeniz yazamam.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesiyle başlayacak savaşın iktisadî ve malî tarafı çok büyüktür. Bu iş netice olarak Türkiye’ye 100 milyarlarca dolara mal olacaktır. Birileri bu savaştan milyarlarca dolar kâr ve rant elde edecektir. Savaş tamtamları boşuna çalmıyor...
akdoğan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
.oklamış ATEŞ yavuz1 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 31.10.2008 02:26
Sen Ateş Ol Ben Yanayım elmnightmare Günlük 7 23.07.2008 03:42
Ateş ve mum .. _eslem_ Özgün Yazılarınız 1 12.06.2008 04:07
Su, Ateş Ve Aşk birdamlasev Günlük 2 25.08.2007 15:32
Ateş grunburg Özgün Yazılarınız 0 20.01.2006 02:34


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:36 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49