| Milli Görüşçü olmak Kökeni Hz. Âdem (a.s.)’e kadar dayanan bir tartışmadır; “Millî Görüşçü olmak” ya da “Millî Görüş geleneğinden olmak” mevzusu. Son günlerde iyice cılkı çıkan tartışma, daha doğrusu sataşma konusu oldu, bu mevzu. Başta da değindiğimiz gibi bu konu insanlık tarihinin başlangıcından beri mevcuttur. Şimdi burada bunun uzun uzadıya tahlilini yapmaya lüzum olmasa da, şunu hararet taşıyan bir önemle ifade etmeliyim ki; bu mesele siyasi bir nedenle sınırlı değildir. Çerçevesi ve boyutları çok farklı hususları ihtiva etmektedir. Tarih boyunca, ellerinde bulundurdukları ekonomik, basın-yayın ve iş birlikçi insan gücüne dayanan kuvveti hak sebebi sayan zihniyetler, kuvveti üstün tutmayı ret eden buna karşın Hakkı üstün tutmanın gerekliliğine inanmış Millî Görüş sahiplerine her yolu deneyerek savaş açmış, saldırmıştır. Günün koşullarına özgü yapıda uydurma lafızlar üreterek, toplumların mihenk taşlarına dinamit yerleştirmiş olan bu “zinde kuvvetler”, Millî Görüş sahiplerini karşılarında gördüklerinden ötürü onlara azılı bir düşman olmuştur. Netice de bu savaş insanlık tarihinden bu yana devam ede gelerek, kıyamet sabahına kadar sürecektir. Bu savaşa ister; Hak ve batıl mücadelesi deyin, ister İman ve küfür mücadelesi deyin, ister Maruf ile münkerin mücadelesi deyin bu husus Millî Görüş sahipleri ile Gayri-millî görüş sahipleri arasında sürmektedir, sürecektir de. Bu noktaya kadar nasıl bir mesele olduğunun özünü ifade ettik. Bizim tartışmaya açtığımız husus bu değil. Millî Görüşçü olmanın mekruh ya da günah bir şeymiş gibi ele alarak, değerlendirme (Sataşma) yapanların, akıllarının düştükleri acizlikten ötürü ifadelerinin temelsizliği, dayanıksızlığıdır, bizim karşımıza koyduğumuz tartışma. Bahsettiğimiz güç unsurlarını ellerinde bulunduran “zinde kuvvetlerin” ülke insanımıza çeşitli vasıtalarla empoze etmeye çalıştığı meselenin, yaşamakta olduğumuz toplumsal sorunların temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizin bir türlü bizi tatmin eden düzeyde bir ilerleme kat edememiş olması, hangi olay ve olgularla açıklanmaktadır? Ve açıklanmalıdır? Açıklanmasını ifade ettiğimiz hususlar neyi veyahut neleri ihtiva etmektedir? Bunları irdelediğimizde asıl mesele kuşkusuz ortaya çıkacaktır. Millî Görüş’ün, milletimizin inanç ve hakkın yanında yer alan tarihinden köken aldığını belirterek bazı hususlara değinmenin, içine düşünülen zihni karıştırma ortamında, ne kadar elzem olduğunu bir kez daha idrak etmiş bulunuyoruz(m). İnsanlığa medeniyeti öğretenin bizzat kendisi Millî Görüştür. Kaosların ve kâbusların yaşandığı ortamlarda, parlayan bir nur olarak yeniden doğan manevi iklimden ve asli değerlerden köken alan zihniyet olarak Millî Görüş, insanlığa medeniyeti getirmiştir. Malazgirt’le Anadolu topraklarına gelen ecdadımız, girdiği topraklarda zulüm yapmamış, var olan zulmeti de ortadan kaldırmıştır. Keza, Osmanlının Avrupa kıtasındaki ilerleyişi aynı özden beslenerek, aynı feryada kulak vererek, ilerlediği topraklara sükûneti ve saadeti götürmüştür. Sürekli ifade edilmesinde büyük önem taşıyan Çanakkale zaferi de aynı paydaya sahiptir. Çanakkale’de her türlü kirli oyuna rağmen millet ordumuzu muzzafer kılan mana, şehidi şehit yapan mana ve de maya Millî Görüşün inanç atmosferidir. Şimdi meseleye bu temelleri idrak etmek suretiyle başlayarak, günün günahı(!) gibi sunulmaya çalışılan “Millî Görüşçü olmak”, “Millî Görüş geleneği” mevzularına bakalım: Bu ülkenin yaşadığı anarşik dönemde, ekonomik yıkımların yaşandığı dönemlerde, milletin devletine küstüğü dönemlerde Millî Görüş ne yapmıştır? Tabi ki, üzerine vazife olan ıslah gayretini ifa ederek ifsada engel olmuştur. Kıbrıs’ta Müslümanları katleden Rum terör örgütüne karşı devreye giren, devreye girilecek mekanizmayı işlevsel hale getiren kim? “Korkaklıkta ar, ilerlemede şeref var” düsturuna sahip hareket edebilme yeteneğine sahip kimdir? Hangi zihniyettir? Tabi ki Millî Görüş’tür. Millî Görüş zihniyetini kötüleyenlerin, küçümseyenlerin içinde çok farklı kesimden insanlar bulunmakta. Bu gruplar, başka hiçbir meselede bu kadar ittifak halinde değildir? Acaba neden? Bunun bir yönüyle çok detaylı bir tetkike ve tahlile ihtiyacı vardır, bir yönüyle de hiç yoktur? Çünkü Millî Görüş sadece bir siyasal hareket değildir. Tüm doğru ve faydalı sosyolojik unsurları ihtiva eden bir medeniyet projesidir. Medeniyetin kendisidir. Köşe başlarını tutmuş, tutmayı arzulayanların nefsanî eğilimleri, bir takım plan ve projelerin parçası olmaları ve de içinde yer aldıkları meselelere Millî Görüş zihniyetinin olumlu bakmayışı böyle bir sonucu, tavrı karşımıza çıkarmaktadır. Bundan ötürü bu ittifak zuhur etmektedir. Millî Görüş’ün tarihi süreç içerisinde toplumsal yapıya kazandırdıklarını ifade etmekte acziyete düştüğümü söylemeliyim. Bunda ötürü Millî Görüşçü olmak değil, Millî Görüşçü olamamak bir noksanlıktır. Milli Gazete/İsmail Şakıma
Konu gençüsküdar tarafından (21.10.2007 Saat 15:33 ) değiştirilmiştir.
|