|
Yetişmiş İnsan Gücü
İsmet Özel
Yetişmiş İnsan Gücü
TBMM, bünyesinde iki parti barındırıyor. Bunun cumhuriyet ilan edildiğinden günümüze kadar fark edilen anlamı Türkiye’de milletvekili kimliği kazanmayı siyaset alanına sürülen iki temel eğilimin sağladığıdır, iki temel eğilimden birincisi Türkiye’nin modernleşmesinde bayraktarlık yapma iddiası çerçevesinde oluşmuştur. Diğer eğilimin oluşması için çizilen çerçeve ise Türkiye’deki modernleşmenin ayaklarının yere basması için türbedarlık yapmanın bir zaruret olduğudur. Bayraktarlık neyin bayraktarlığıdır? Türbedarlık neyin türbedarlığıdır? Yani Türkiye’de modernleşme hangi öze sahiptir? Bu sorulara kabulüyle toplumsal bir uzlaşmanın sağlandığı bir cevap verilemiyor. Zaman zaman yetişmiş insanlarıyla övünen “kurulu düzen” bu soruların cevabını vererek rakiplerini susturacak insan yetiştirememiş.
Yetişmiş insan denilince ne anlamalı? Modem Türkiye içinde yer aldığımız medeniyetin hesaba katmak zorunda kaldığı değerlerin üreticisi diyebileceğimiz insanlar yetiştirmiş mi? Ölçüyü ‘gelişmiş’ ülkelerin itibarlı kurumlarında yüksek kademeli bir ‘İş’ bulma başarısı olarak kabul ederseniz yukarıdaki soruya olumlu cevap verebilirsiniz. Ne var ki şimdiye kadar Türkiye’nin sözümona yetişmiş insanları meşgul oldukları sahalarda bir Türk rüzgarı estirmekten çok uzakta kalmışlar, böylesi bir nitelik yükseltisine erememişlerdir. Bu durumdan anlaşılacak olan Türklerin sadece medeniyet hizmetkârlarına “yetişmiş insan” adını taktıklarıdır. Nitekim hepsi neler yapıp da yabancıların gözüne girdikleriyle övünürler. Bu anlayışa göre yetişmiş insanın Türklerin yetişmiş insanı olmasına gerek yoktur. Medeniyetin kendi gücünü muhafaza etmek üzere yetiştirdiği insanlar arasında Türklerin bulunması yeterli sayılmıştır. Türklerin yetişmiş insanları dünyanın herhangi bir yerinde yadırgamadan, yadırganmadan, yadırgatmadan çalışabilirler. Bunlar Türkiye’nin Türklerin ve sadece Türklerin vatanı değil de dünyanın herhangi bir yeri olmasından da gocunmazlar.
Demokrasi tecrübesi sırf bu yüzden Türkiye’de bir falsoyla sonuçlanmıştır. Yirmi yıl Türkiye’de yönetimin sol ağırlıklı hale gelmesi, sosyalizan karakter kazanması yolunda zorlamalar yaşanmış; ama ne 1960-1980 süreci sırasında, ne de daha sonra ilaç için olsun bir tek sosyalist düşünür zuhur etmemiştir. Bir ikinci yirmi yıl boyunca da Türk siyasetçileri ülkenin İslâm’la olan toplumsal düzenleme çerçevesindeki ilişkisini gündemin birinci maddesi haline sokmuş; ama bu ilişkinin düşünce (giderek inanç) boyutunun verimsizleşmesi için elden ne geliyorsa yapılmıştır. Artık sonuç alındı. Türkiye’de içerikten yoksun bir demokrasi özlemi günümüzün yetişmiş insanlarına hasredilebilecek ilginç bir yaklaşım olarak yaygınlaştı.
Türklerin yetişmiş insan gücü dedikleri şeyi her gaye için kullanılmaya hazır bir enerji saymamızı kolaylaştıran bir çok belirti var ortalıkta. Aklı basında (midesinde veya bilmem neresinde değil) kararlar alan insanlarla yetişmiş insan gücü arasındaki çelişki, uyuşmazlık ve hepsinden önemlisi güvensizlik geçerliliğini koruyor. Ülkeyi ayazda bırakan da, salaklığı hayasızlık, hayasızlığı salaklık şekline sokan da bu zaten.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
|