İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 12.03.2003, 14:52

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Süleyman Efendi, işaret buyurulan zattır...

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina

Süleyman Efendi, işaret buyurulan zattır...

Sevgili kardeşlerim araştırmalarım sonuçunda bakın neler neler varmış. Kaynakları veriyorum ilgilenen kardeşlerim daha geniş ayrıntılar için araştıra bilir.

Bilmediğim daha neler varmış. bunları benim gibi bilmeyenlerde vardır.Belkide daha derin bilenler vardır.

Bediüzzaman Said Nursi’yle ilgili olarak Yeni Asya Gazetesi’nde 31 Mayıs 1976 tarihinde Av. Abdurrahman Şeref Laç’la yapılan mülakattan iktibas edilmiştir


Bizim bugün başlıca vazifemiz; iman’ı muhafazaya çalışmaktır. Bunu yapıyoruz. Biz tedrisat yapmıyoruz. İslam’ın esası maddi ve manevi kurtuluşun kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in okutulup öğretilmesi ve yalnız Türkiye’ye değil, bu yolla bütün dünyaya yayılması işini biraderim Süleyman Efendi ve O’nun tesis eylediği Kur’an Kursları yapıyor. Hem de çok kısa zamanda yapıyorlar. Eskiden 10-15 senede öğrenilen İslami ilimleri şimdi Kur’an Kursları 1-2 sene içinde öğretiyorlar. Alim yetiştiriyorlar. Fakih yetiştiriyorlar. Müfessir yetiştiriyorlar. Bu hal bir mucize-i kur’aniyyedir.

Bugünkü bu şaşılacak hal hakkında ben küçük yaşlarda iken; benim gözlerime doğru bir ışık çıkmış ve beni ikaz eylemek istemişti. O zaman her halde tekamül etmemiş olduğum için anlayamamışım. Şimdi anlıyorum, izah edeyim. Ben 16 yaşında iken Şirvan’dan Siirt’e gittim. Bir çok İslami ilimleri, Kur’an-ı Kerim’in mucizesi olarak çok kısa zamanda ve süratle tahsil eylemiş bulunuyordum Siirt’teki büyük müslüman alimlerle münazaraya girdim. Hepsini mağlup ettim. O büyük alimler hayret içinde kaldılar ve beni takdir eylediler. Ben bu halime çocukluk saikesi ile mağrur oldum. İşin esasını o zaman anlayamamışım. Halbuki bu hal bana bir işaretmiş. Sanki Rabbim bana demek istemiş ki:

“Ey Said, ileride bir zaman gelecek İslamiyet sıkışacak neşri Kur’an, neşri İslam için uzun seneler bulunmayacak. Bunları bir senede, iki senede öğrenmek ve öğretmek ihtiyacı hasıl olacak. İşte o zaman nasıl ki, şimdi sen; kısa bir zamanda büyük alimlerle münazaraya tutuşacak kadar ilim kudreti iktisap ettin. Seninkinden çok daha kısa zamanlarda, İslam alimleri yetişecek ve ehl-i küfür ile mücadele edecek sevgili kullarım ortaya çıkacak.”

Ben o zaman bu işareti anlayamamışım. Ama şimdi hakikat tezahür etmiş bulunuyor. Biraderim Süleyman Efendi işaret buyurulan zattır. Büyük tedris işi ile meşgul oluyor. O’nun Kur’an Kursları; Neşri Kur’an ve Neşri İslam’ı bütün dünyayı hayretlere gark edecek çok kısa zamanda başarıyor.”
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 12.03.2003, 14:56

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
HAZIRLAYAN: MUHARREM COŞKUN - Milli Gazete

Herkesin kabuğuna çekilip baskıların hat safhaya ulaştığı bir dönemde Tunahan Hazretleri'nin, kendisine, niçin kitap yazmadığını soranlara verdiği cevap, herşeyi ifade eder mahiyette idi; "Selefin mum ışığında yazdığı paha biçilmez hazine misali eserlerin toprağa gömülerek çürüdüğünü, bakkallara satılarak çöplüklerde çiğnendiğini, bir kısmının da kütüphane raflarında tozlanmış ve çürümeye terkedilmiş olduğunu gördüm. Medreseleri kapanmış, yazısı değiştirilmiş, din ilimleri yok olmağa yüz tutmuş olan bir zamanda kitap yazmaktansa, canlı kitap yetiştirmeyi daha lüzumlu gördüm"

*Süleyman Efendi Hazretleri dersiamlık vasfıyla başbaşa kalmıştı. Ya diğer arkadaşları gibi, maaşını alıp köşesine çekilecek ve hiç bir şeye karışmayacaktı, ya da dedelerinin uğrunda oluk oluk kan döktüğü, Kur'ân'ı ve O’ndan neş'et eden ilimleri öğretme davasını omuzlamak suretiyle ruhundan ve özünden koparılmaya çalışılan bu milletin evlatlarına feyz-i ilahiyi ve Nuru ilahiyi aşılama davasını üstlenecekti. Birinci yol ne kadar kolay ve rahatsa ikinci yol da en az o kadar meşakkatli ve zordu. Ama o büyük insan hiç tereddüt etmeden ikincisini seçti ve o günden sonra talebe okutmayı hayatının en büyük davası olarak gördü. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ilmiyle başına gelenlerin üzüntüsünü yaşarken, 1928 yılında babası Hoca- zade Osman Efendi'nin ölüm haberini almasıyla bu üzüntüsü bir kat daha artmıştı. Babasının ölüm haberiyle birlikte büyük bir acıya boğulan efendi hazretleri, bütün sıkıntıları göğüsleyerek ömrünü Kur'ana talebe yetiştirmeye vakfetmişti. Süleyman Efendi talebe okutmayı seçmişti seçmesine ama bu defa da okutacak talebe bulamıyordu. O günkü idarenin İslam Dini üzerine uyguladığı baskıdan korkan ve sinen insanlar bırakın Kur'ân okuyup yazmayı, 'Allah' demekten bile korkar hale gelmişlerdi.


Yapı ustasından, demirciden, kalaycıdan, terziden müftü olur mu?
************************************************** **
Süleyman Efendi Hazretlerini ve Onun Kur’an hizmetlerini, o hizmetlerin millî ve mânevî alandaki ehemmiyetini gerçek manada anlamak için, o devirdeki şartları, icapları, husûle gelen ihtiyaç ve zarûreti mutlaka bilmek ve nazar-ı îtibâra almak lâzımdır.

Asırlardan beri dinin öğretilip, öğrenildiği bütün müesseseler bir anda kapatılmış, müslüman halk dinini öğreneceği din müesseselerinden tamamen mahrum bırakılmıştı. Dolayısıyla dinî ve manevi sahada korkunç bir kültür boşluğu meydana gelmişti.

Pek çok dersiam, değil başkalarını okutup din adamı yetiştirmek, kendi evlatlarını dahi okutmaktan çekinmişler, bazı müderrisler de günün şartları karşısında endişeye kapılmış, mesleklerini dahi bırakmışlardı. Bir kısmı dünya işleri ile meşgul olmuş, bir kısmı ise idareye kayıtsız şartsız teslim olmuşlardı.

İşte böyle bir vasatta Süleyman Efendi Hazretleri kendi tabirleri ile cehenneme sel gibi akmakta olan Ümmeti Muhammed’den “Bir kütük kurtarsak kârdır” telakkisi ile hizmetlere karar vermişti.Süleyman Efendi, ilk olarak 1930-36 yıllarında, Çatalca’nın Kabakça köyünde kiraladığı çiftlikte, o gün bulabildiği bir kaç talebeye dînî dersler vermeye başladı.

Bir taraftan talebeleri işçi gibi göstererek okuturken, diğer yandan İstanbul’a amele pazarlarına geliyor, istidatlı gördüklerine; “Evladım kaç paraya çalışırsın?” “Bir liraya” “Gel ben sana üç lira vereyim. Sen Allah’ın dinini kitabını öğren. Bu ilimler ortadan kalkmasın” diyerek talebe topluyor, bulduğu işçileri, maaş veya yevmiyelerini vererek okutuyor. Böylece mücâdelede malıyla, canıyla en güzel hizmet örneği veriyordu.
Din adamı yetiştirmek lâzımdı.

Küçük, büyük, genç, ihtiyar, işçi, esnaf demeden Allâh’ın kitabını öğretmek lâzımdı. Yapı ustasından, demirciden, kalaycıdan, terziden müftü olur mu? İşte Süleyman Efendi bunlardan müftü, vaiz yetiştirdi ve onlara, yıllarca Ümmet-i Muhammede hizmet ettirdi.Dini öğretmek gayesi ile Anadolu’nun bazı kasaba ve şehirlerine giden Süleyman Efendi, talebelerini bazen kömür işçisi, bazen (tuğla-kiremit fabrikasında) fabrika işçisi, bazen de tarla işçisi göstererek okutmaya devam etti.


Bir kaç talebesi ile Haydarpaşa Gar'ından Ankara istikametine giden trene biniyor, Arifiye istasyonuna kadar ezberden ders okutuyordu.
************************************************** **
Öyle zamanlar oldu ki, talebeyle bir yerde toplanıp okutmak imkânı kalmadı. Taksi kiralayıp İstanbul’u gezermiş gibi okutmayı denedi. Ve bir ara şartlar o kadar ağırlaştı ki, elde kitap taşımak, kitaptan okutmak imkansız hale geldi. Ve dünyada bir eşine rastlanmayan bir usûle başvurdu.

Bir kaç talebesi ile Haydarpaşa Gar'ından Ankara istikametine giden trene biniyor, Arifiye istasyonuna kadar ezberden ders okutuyordu. Arifiye istasyonunda iniyor, Ankara’dan gelen trene binerek İstanbul’a kadar okutmaya devam ediyordu.
***************************

Kur’an hizmetleri devam ettikçe aleyhinde çok şeyler uyduruldu, insafsız ithamlara maruz kaldı. Amansız polis takibatları, idarî ve adlî tahkikatlar birbirini kovaladı. Aleyhinde muhtelif davalar açıldı, tevkif edildi. Evinden alınarak 1. Şube'nin tabutluğunda 3 gün polis nezaretinde kaldı. 1939’da İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde muhakeme ve 1944’de İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'nce tevkif ve muhakeme edildi.

Tabutluklarda 8 gün alıkondu. 1957’de Bursa Ulu Câmiinde tertiplenen “sahte mehdilik” hadisesiyle bağ kurularak Kütahya Ağır Cezâ Mahkemesi'nce damadı ve sevenleri ile beraber tevkîf edilip, muhâkeme edildi. İki ay kadar Kütahya hapishanesinde kaldı. Fakat her defasında berâat etti Bunca takibata, muhakeme ve tevkif edilmesine rağmen hayatında bir tek günlük mahkûmiyet almadı.


Devrin sıkıntılarına, sabır ve hilmiyle mukâbelede bulundu. Evini aramaya gelen polis memûrlarına “Buyurun, hoş geldiniz, hem de bir kahvemizi içersiniz” demek suretiyle her defasında medeni cesaret örnekleri gösterdi. Hanımı Hâfiza Sultan, “Efendi! Efendi! Size bu zulmü revâ görenlere bir de kahve mi ikram edeceksiniz?” dediklerinde, “Onlar memûrdurlar, vazifelerini yapıyorlar Hanım, yorulmuşlardır” diyerek kahve ikram etme nezaket ve asaletini terketmedi.


Evlatlarım, sizin bu âlemdeki vazifeniz;
**********************************************
Talebelerine, daima Kur’ân’a hizmet şuuru telkin eder ve onlara “Evlatlarım, sizin bu âlemdeki vazifeniz; bataklığa düşen insanları, düştüğü bataklıktan çıkarmakdır. Öyle ise Ümmet-i Muhammed'i ayağınıza beklemeyecek, siz onların ayaklarına gideceksiniz. En ücrâ yerlere bile bu hizmeti sizler götüreceksiniz” buyuruyordu.

Süleyman Efendi Hazretleri, bütün mesâisini, yok edilen dînî ilimlerin ihyâsına sarfetmiş, ilim ve irfan seferberliği başlatmıştır. Gecesini gündüzüne katmak suretiyle gece saat onikilere, birlere kadar ders okuttuğu zamanlar olmuştur.Bitmek, tükenmek bilmeyen bir azim ve iradeye sahipti.

1950’lerde, ilerlemiş yaşına ve şekerden rahatsız olmasına rağmen, kış günlerinde bile Kısıklı’daki evinden çıkar, iki tramvay, bir vapur ve dört yerde yaya yürümek suretiyle Şehzadebaşı Taştekneler’deki derslerine giderdi.
1954 yıllarında cuma ve pazar günleri hariç her sabah Kısıklı’dan Bulgurlu’ya yürür. 6-8 saat genç rûhlara ilim ve feyz vermeye devam ederdi.

Hayatının son senelerinde, Topçular’daki talebelerinin Tekâmül kursuna, her gün sabah namazından sonra 3-4 vasıta değiştirmek suretiyle giderek derslerine devam buyururdu.

Sen iki talebe bulmuşsun daha ne istersin
***********************************************
Az-çok demez, bulabildiği talebe veya cemaate bıkmadan, usanmadan ders verirdi. Adede itibar etmezdi. Bir gün Kur’ân öğretmek için gönderdiği bir talebesi, gittiği yerde okutacak kimse bulamamaktan şikayet etti:

“Efendim, sadece iki kişi vardı, onları da bırakıp geldim” deyince çok üzüldü. Ve birazda celallenerek

“Evladım, nice peygamberler bu âlemden bir tek ümmet elde edemeden gittiler. Sen iki talebe bulmuşsun daha ne istersin” diyerek, tekrar geldiği
yere gönderdiler.

Talebelerine son derece kıymet verirdi. “En küçük talebenin dahi kesip attığı tırnağını, dünyalara değişmem” vecîzeleri bu hakikatı en bâriz şekilde ortaya koymaktadır.

Bir gün Hâne-i Seâdetine filesi boş olarak bir şey almadan döndü, hanımına:

Hanım! talebeye alamadığım için, eve de almadım” buyurup; talebenin yemediğini, yemekten, hayâ ettiğini ifade etti.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 12.03.2003, 15:52

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.574
Teşekkür etti: 22
126 Teşekkür 60 Mesaja aldı
İslam'a büyük hizmeti dokunmuş Süleyman Hilmi Tunahan (Ra) den Allah razı olsun.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 12.09.2004, 17:38

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
CE: Süleyman Efendi, işaret buyurulan zattır...

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız M. Ali Saral
İslam'a büyük hizmeti dokunmuş Süleyman Hilmi Tunahan (Ra) den Allah razı olsun.
Allahü Teala sizdende razı ve memnun olsun.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 13.09.2004, 12:57

 
tarik167 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.01.2004
Mesajlar: 227
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
CE: Süleyman Efendi, işaret buyurulan zattır...

SÜleyman Tuna Han Hz Allah Razİ Olsun ..

Yanlİz Bu GÜnkİ SÜleymancİlarİ Ben Anlİyamİyorum .... Aynİ Zamanda Nur Cematİ Oldugunu SÖyleyen Fetulahcİlarİ HİÇ Anlamİyorum ...

:))
__________________
o geliyor müjdeler olsun
tarik167 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 13.09.2004, 19:06
iskenderpaşa

 
muslim_mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2004
Yaş: 18
Mesajlar: 1.190
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Cool CE: Süleyman Efendi, işaret buyurulan zattır...

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ATTAR
takma kafanı...

duamız şu olsun..

mevla birlik nasip eylesin...

önümüzde zor günler var...

selam ve dua ile
Amin, inşallah attar abi.
__________________
Gittim ilim meclisine, ilim kıldım talep, ilim taa gerilerde kalmış, illa edep illa edep.
muslim_mücahid isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 06.09.2005, 15:33
sadakat

 
gariban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.07.2005
Mesajlar: 857
Teşekkür etti: 3
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız M. Ali Saral
İslam'a büyük hizmeti dokunmuş Süleyman Hilmi Tunahan (Ra) den Allah razı olsun.
aynen
gariban isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 07.09.2005, 04:17

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.167
Teşekkür etti: 72
45 Teşekkür 34 Mesaja aldı
Allah ganigani rahmet eylesin.....
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
4 partili Meclis'i işaret eden anket NHAND Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 17.06.2007 16:07
Ölü için matem tutmak, siyah elbise giymek, siyah perde ve rozet, işaret asmak, matem Alp Dini Bilgi ve Eğitim 0 12.03.2007 18:49
AK Parti aday profili neye işaret ediyor? M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 24.02.2004 11:40
Süleyman Cobanoglu Ahmet76 Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 20.10.2003 11:48


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:52 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50