| Arınç ve Erdoğan’ın durumu Arınç ve Erdoğan’ın durumu
Siyasette önemsiz aktör olmaz. Fakat bazılarının daha önemli olduğu muhakkak. Bugün TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç ile, AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan oturdukları koltuklardan dolayı bu, “daha önemli” kategorisinin içine giriyorlar. Biri Meclis’in başkanı, diğeri bugün, yarın hükümetin başkanı olacak.
Dış politikadaki vahim gidişatı yoğun biçimde eleştirdiğimiz günlerde TBMMBaşkanı Arınç gelişmeleri sindiremiyor, kendisine sorulan sorulara, “Söyleyecek çok şeyim var ama...” deyip yutkunuyordu. O günlerde buradan kendisine yardımcı olmaya çalıştık. Bildiklerini söylemeyi bir sorumluluk olarak değerlendiriyorsa bunun yolunun olduğunu belirttik. Sayın Arınç bununla fazla ilgilenmedi ama içindeki fırtınanın dinmediği de belli.
Böyle olmalı ki, “Söyleyecek çok şeyim var ama..” deyip yutkunan Arınç, bardagın taştığı noktada çok doğru bir şey yaptı. Başkanlığını yaptığı Meclis’in üyelerini göreve çağırarak “Soru önergesi mi, gensoru mu verirsiniz; ne yapacaksanız yapın ama TBMM’nin denetim mekanizmalarını harekete geçirin” dedi. Çünkü olup bitenlere baktıkça bütün millet gibi O’nun da “tüyleri diken diken” oluyordu.
Eyvah ki eyvah!
Köstebeklerin dışarı taşıdıkları malzemelere bakınca şimdi “tüylerim diken diken oluyor” demek de yetmiyor.
Anlaşılıyorki hükümet daha birinci tezkerede Türkiye’mizi, özellikle de Güneydoğu bölgemizi tamamen ABD’nin emrine terketmiş. Mevcut üsler bir yana, Güneydoğu bölgemizi bütünüyle ABD askerlerinin ayakları altına seren yeni üsler haline getirmiş. Eskiden millet bir İncirlik’i bilirdi. Şimdi Diyarbakır, Gaziantep, Oğuzeli, Mardin, Kızıltepe, Dicle, Nusaybin, Oyalı, Şanlı Urfa, Birecik, Viranşehir... say sayabildiğin kadar.
TBMM’nin saygın üyeleri acaba birinci tezkere için düzenlenen gizli oturumda bütün bu detaylara vakıf olmadılar mı? Hani sadece mevcut üsler ve bazı limanlarımızda modernizasyon izni konuşuluyordu?!
Sayın Arınç tezkerenin oylandığı oturuma başkanlık ederken bu içeriği nasıl olur da bilmez? Bütün bunlara izin verirken değil de uygulamayı seyrederken “tüylerin diken diken olması” neye yarar?
Ve R. Tayyip Erdoğan..
Kendi katkılarıyla kurulan AKP hükümetinin şimdi hangi zaruretten değiştirilmek istendiği kamuoyu tarafından zaten sorgulanıp değerlendirilecek. Fakat bir başka konu şimdi eskiye oranla daha çok önem taşıyor.
Hükümetteki çift başlılık Sayın Erdoğan’ın dönüşüne odaklanmıştı. Kamuoyuna Gül hükümetiyle yaşanan olumsuzluklar, Erdoğan’la birlikte tersine çevrilecekmiş gibi bir iyimserlik yayılmaya çalışılmıştı.
Erdoğan’ın gelişmeler konusunda Arınç’tan daha ileri düzeyde donanımlı olmadığı ise Siirt seçimlerinin sonuçlarının alındığı akşam ortaya çıktı.
Sayın Erdoğan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ile çok uzun bir görüşme yaptı, ondan sonra da görüşmesinin ana özetini kamuoyuyla paylaştı.
Müstakbel Başbakan iki önemli konuda güvence istediklerini duyuruyordu. Bunlardan birincisi “savaş sonrası Irak’ın ve bölgenin durumu yeniden biçimlendirilirken Türkiye’nin katkısının nasıl ve ne olacağı” ikincisi de “Kuzey Irak’ta Türkmenlere nasıl bir statü tanınacağı”nın ABD tarafından deklare edilmesi!
İşte bir kez daha eyvah ki, ne eyvah!
Erdoğan hem birinci, hem de ikinci tezkerenin en büyük hamisi değil miydi? Parti grubunu üç gün üst üste toplayarak milletvekillerini tezkereye evet demeleri için ikna etmeye çalışan, oylamadan bir gece evvel bir çok TV kanalında Meclis’ten evet oyu çıkacağından en küçük bir kuşkusunun olmadığını anlatan, nihayet oylamaya saatler kala partili milletvekillerine “Bu tezkereye hayır demek bize hayır demektir” diye çok açık bir baskıda bulunan Sayın Erdoğan’ın, o güne kadar çok önem verdiği bu iki konunun garantisini ABD’den almadığı gün gibi ortada değil mi?
Yeni kurulacak hükümetin direksiyonuna geçmesi beklenen Erdoğan şöyle bir soruya nasıl cevap verir:
Mademki çok önemli iki konuda ADB ile vardığınız bir mutabakat yoktu, ikinci tezkere Meclis’ten geçmiş olsaydı ne olacaktı?
********* Milli Gazete
__________________ " M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |