Üyelik tarihi: 07.05.2005 Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| Yiğit olan meydana gelsin
Nureddin Şirin / velfecr
Milli Görüş hareketi’nin kurumsal organları Saadet Partisi ve Anadolu Gençlik teşkilatlarının düzenlediği programlara katılmamız ve bu programlarda yaptığımız konuşmalar ile ilgili olarak her nedense bazı çevreler ve kişilerde bir rahatsızlık oluşturdu.
Bazı kardeşlerimizin iyi niyetli tepkilerinin yanı sıra, çoğunlukla hem seviye hem edep açısından alabildiğince düşük bir düzeyde gösterilen tepkileri ibretle izlemekten başka bir şey yapamıyorum. Bu kişilere ne oldu ki gayret damarları alabildiğince kabardı ve öfke tepkilerini sağnak sağnak üzerimize yağdırmaya başladılar; Acaba yıllardır savunduğumuz ve uğruna her şeyi göze aldığımız hedeflerimizden mi saptık, yoksa, İslam ümmetinin maslahatlarını çiğneyen bir ihanet hattına mı katıldık..?
Birilerinin sinesinde saklayıp durduğu Erbakan ve Milli Görüş hazımsızlığı bizim üzerimizden mi kendini göstermeye çalışıyor, ya da, birilerinin keyfi, menfaati, dar ve kısır hesapları mı bozuluyor? Nedir sizin alıp vermediğiniz? Sizler İslam’ın ve ümmetin azgın ve küstah düşmanlarına karşı yiğitçe bir mücadele içine girdiniz de Milli Görüş camiası kalkıp elinizi ve ayağınızı mı tuttu? Sizler, yere düşen İslam’ın kutsallarını kaldırmaya çalıştınız da birileri gelip elinize mi bastı? Sizler “yardım edin ey Müslümanlar!” çığlıklarını işitip mazlum, mahrum ve mağdur Müslümanların yardımına koştunuz da, birileri önünüze çıkıp yolunuzdan alıkoymaya çalıştı? Sizler hakkı savunmak için er meydanlarındaydınız da, birileri gelip sizi bu meydanlardan boşaltmaya mı uğraştı..?
Ama sizler, gayretsizliğinizi, ürkekliğinizi ve kaçkınlığınızı belli kesimlere husumetle gidermeye, örtmeye ve gölgelemeye çalışıyorsanız, çok basitçe kendinizi aldatıyorsunuz! İçi boş, pratikte karşılığı olmayan ve mücadele alanında kendini göstermeyen söylemlerinizle, düşmanları sevindirmekten öte bir şey yapmadığını bilmek durumundasınız. Müstear isimlerin gölgesine sığınarak kahramanlık yapmayın; klavye tuşlarına basarak düşmana kurşun sıktığınızı, zalimlerin dişlerini kırdığınızı, müşriklerin putlarını yıktığınızı sanmayın; düşmanın nerde olduğu, zalimlerin nerede durduğu belli; buyrun yürüyün o tarafa doğru.. Eğer varsa o tarafa doğru niyetiniz gitmek, gelin üzerime basarak geçin, ayaklarınızın altında paspas olayım…
Genelde tüm dünyada, özelde ülkemizde, hangi kesimden olursa olsun İslami camianın tüm muhlis, gayretli ve mücadeleci müslümanlarıyla omuz omuz omuzayız; birini alıp diğerini atmaz, birini yüceltip diğerini alçaltmayız; Müslümanlar arasında hizip, mezhep ve kavim ayrımı yapmaksızın, İslami vahdet sorumluluğuyla hepsini yüreğimizde taşıyarak uhuvvet yurdunda İslam ve Müslümanların izzetini gözetmekten öte bir şey yapıyorsak, eğer dünyevi bir çıkar ve menfaat elde etmek için, -maalesef birilerinin sıkça vurgulama ihtiyacı hissettiği üzere- belli kesim ve kurumlardan nemalanma durumundaysak, Rabbim bizleri ertesi güne çıkarmasın; ama sizler böylesi aşağılayıcı şekilde nitelemelerde bulunmakla, en azından zan ile hükmederek günaha girmiş olmuyor musunuz? O zaman buyrun, Kur’an’da belirtildiği üzere, “mübahele” yapalım; burada belirttiklerimizin aksine bir durum varsa Allah’ın ve tüm lanet edicilerin laneti üzerime olsun! Peki siz de aynısını söyler misiniz?
İstanbul dışında programlara giderken, bazı teşkilatların “bizden herhangi bir ücret talebiniz var mı?” sorusuna “yol paralarını karşılayabilirseniz, hepsi bu kadar” dememizden öte bir talepte bulunduysak, bunun aksine herhangi bir parasal menfaat gözettiysek, kuruşuna kadar hepsi bize haram olsun… “Biz kırk kişiyiz birbirimizi biliriz” sözünü kendi gerçekliğimize uyarlayalım; örneğin bir 28 Şubat sürecinde hepimiz yaşanılan hüsranı itiraf edip hayıflanmadık mı? Ummadığımız dağlara nasıl karlar yağdığını görmedik mi? Dilinden cihad ve şehadet kelimelerini düşürmeyen nicelerimizin araziye uyup "köstebek" gibi ortadan kaybolduğuna tanık olmadık mı? Gelebilecek küçük bir zorluk, yatılacak biraz hapis, kaybedilecek üç kuruşluk menfaat yüzünden, dava adamı diye tanınanların nasıl da makas kırdığını izlemedik mi?
Ve yine birilerimizin “reel politika” “ülke ve dünya gerçekleri” “değişim” “yeni dönem” vs. söylem ve iddiaların altına gizlenerek, reel hayattan, iktidardan, kazanılan avantalardan pay almak için birbiriyle nasıl da yarıştığını görüp de “bu kadarına da pes doğrusu!” demedik mi?
Kafkasya’dan Filistin’e, Afganistan’dan Irak’a işgal altındaki İslam topraklarında dökülen kanlar, yükselen çığlıklar, çiğnenen ırzlar, bizim kanlarımız, bizim çığlıklarımız, bizim ırzlarımız değil mi? Hadi diyelim sınır ötesi bunlar, ya yanı başımızda olup bitenler! Gözlerimizin önünde sergilenen zulüm ve zorbalıklar, "Musa’sız bir Firavun yurdu", "Hüseyin’siz bir Kerbela" misali, karşılıksız ve cevapsız kalan onca mezalim kendi gerçekliğimiz değil mi?
Söyleyin ve gösterin yaşanan tüm bu zulüm ve ihanetlere karşı seslerini yükseltenleri! Kimlerin içleri acıyor, kimlerin gayret damarları kabarıyor, kimler vaktinden, sermayesinden kesip direniş ve mücadeleye pay katıyor? Kimler üzerimize atılan zillet perdesini parçalamak için yumrukların sıkıyor? Zulmetin zifiri ve utanç dolu karanlığını aydınlatmak için kimler bir mum olmaya çalışıyor? Er olan bu yana gelsin, er olan meydana gelsin, er olan sözlerini ameliyle göstersin..!
Söz gelimi, bugün siyonist İsrail rejiminin uluslar arası ve bölgesel destekçileriyle birlikte Gazze’ye uyguladığı insanlık dışı ambargo karşısında hastanelerde bebekler ilaçsızlıktan ölüyor artık! Bir ilaç kutusunun dahi Gazze’ye sokulmadığı bir zamanda, kıvranarak ve acılar çekerek hayatını kaybeden o küçücük kardeşlerimizin için atacak bir adımımız, İslam’ın ve Müslümanların öncü savaşçıları Filistinli mücahidlerin namluları için verecek bir kurşun paramız bile yokken, hangi yiğitlikten, hangi direniş ve cesaretten, hangi tevhidi bilinçten söz edebiliyoruz?
Tek amacımız bu minval üzere tüm dünya Müslümanlarıyla kardeşçe el ele vererek İslam’ın yardımına koşmaktır; Kudüs'e doğru yürümektir; bunun için koşuşturmak ve çabalamaktır; ister "Milli Görüş camiası" olsun, isterse diğer Müslüman kardeşlerimiz, buluşacağımız zemin burasıdır; bu hedeflerin ötesinde bir derdi, bir beklentisi ve bir hesabı olan birileri varsa, hangi camianın içinde bulunursa bulunsun onlarla bulunacağımız ortak bir zemin yoktur.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında Milli Görüş teşkilatlarında, müslümanların sorunlarıyla ilgili, özelde de Kudüs davası doğrultusunda coşkun bir atak sürerken, hadi takdir edemiyorsanız, elinizi vicdanınıza koyun, en azından gölge olmayın.. Bizim yapmaya çalıştığımız da, bu çabaları biraz olsun paylaşabilmek, Kudüs sedasının daha da gür çıkması için bir soluk katabilmektir...
Diğer yandan birileri yazdığımız yazılar ve dile getirdiğimiz görüşler dolayısıyla bizleri “Kürtçü” “PKK yanlısı” olarak da suçlamaktan geri durmuyor. Nasıl oluyor da ısrarla ve ısrarla “ümmet bilinci ve sorumluluğu” üzerinde durmamıza rağmen “Kürtçü” olduk! Ulusalcılığın her türlüsünü batıl ve ifsad olarak gören inanç ve anlayışımızı keskin hatlarla vurgulamamıza karşın, nasıl oluyor da “ulusalcı” olmak gibi bir kimliğe büründük.
Her şeyden önce PKK’lı olmak İslam’dan ve Ümmet’ten kopmaktır; Ama ne yazık ki zahiren “PKK karşıtlığı” adı altında PKK’ya öylesine güzel hizmet yapılıyor ki, PKK’nın kürdleri daha da çok yanına çekmelerine fırsatlar veriliyor. Ben hiçbir kürdün PKK’nın rüzgarına kapılmasını içime sindiremediğim gibi, hiçbir Kürd’ün de PKK’yı kendisine bir sığınak kapısı gibi görmesine neden olmayı içime sindiremem. Böyle bir durum içimizde kanayan bir yara olur. Türk ulusalcılığının doğrudan ya da dolaylı tüm kirlerinden arınarak Kürd kardeşlerimizle yürek yüreğe bilek bileğe olalım. Böylelikle kürd ırkçılığının kirlerini de yıkamış olalım.
Bazı kardeşlerimiz diyorlar ki, “uzun zamandan beri velfecr sitesini beğenerek takip ediyorduk, ama şimdi sizin Kürtçü olduğunuzu anladık, gerçek yüzünüz ortaya çıktı. Artık bundan sonra sizi protesto ediyoruz.” Bu arada yapılan küfürleri ve tehditleri bahis konusu etmiyorum.
Bilmeyenler için bazı itirazlar anlaşılabilir; fakat herkesin şunu bilmesini isteriz ki, “kürd sorunu” olgusu üzerinde 25 yıldır duruyor ve kürdlere yönelik sürdürülen inkarcı, ırkçı faşist politikalara karşı 25 yıldır itirazlarımızı yazılı ve sözlü olarak dile getiriyoruz. Yani bunun bir çeyrek asır geçmişi var.
Kürd sorununa olan itirazımız, hiçbir ulusalcı kaygı ile olmamıştır; zira Şehid Seyyid Kutub’un da en güzel bir şekilde ifade ettiği gibi, “Müslümanın milliyeti akidesidir” Ortada bir zulüm ve haksızlık varsa, buna karşı çıkmayı akidemizin gereği biliyor ve ona göre hareket etmeye çalışıyoruz, muvahhid ve Müslüman olarak kaldığımız sürece de bu konudaki tavır ve yaklaşımımız değişmeksizin devam edecektir. Hiçbir kavmin diğer bir kavimden üstün ve ayrıcalıklı olmadığı evrensel tevhid ve adalet toplumuna ulaşıncaya kadar da bu husustaki sorumluluklarımızı kuşanmayı sürdüreceğiz...
Bırakalım müslümanlar arasındaki arızi ve gereksiz ayrılıkları! Bırakalım müslümanlar olarak birbirimizle uğraşmayı! Bırakalım benlikleri, hizip ve grup saplantılarını! İslam feryad ediyor, Kur'an feryad ediyor, mazlum ümmet feryad ediyor! Kafkasya'den Filistin'e İslam yurdu feryad ediyor! Kudüs ve Mescid-i Aksa feryad ediyor..!
Bu feryada icabet edenlere selam olsun... Hangi ülkeden, hangi beldeden, hangi kavim ve mezhepten, hangi cemaat ve hizipten olursa olsun, İslam'ın ve müslümanların yardımına koşanlara selam olsun..! Hakkı tutup kaldırana, batıla ok saplayana, meydanları doldurana, bağnazlığı öldürüp kardeşliği yaşatana, selam olsun.. Cihada, mücahide, şehide selam olsun... Ya Rabbi! Senin ve Resulünün hoşnutluğuna aykırı her şeyden bizi uzak tut! Ya Rabbi! Savrulmalar, baskılar, tehditler ve saldırılar karşısında ayaklarımızı sağlam tut! Ya Rabbi! Ümmetimizin arasındaki fitnelerin, tefrikaların, husumet ve nizaların ateşini söndür! Ya Rabbi! Varlığımızı büyük ve engin ümmet denizinde kaybet! Ya Rabbi! Günahlarımızı, kusurlarımızı, ayıplarımızı, işlerimizdeki aşırılık ve taşkınlıkları affet! Ya Rabbi! Bizlere senin yolunda başarı, zafer ve hayırlı ölüm nasip et! Amin Ya Rabbel alemin
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|