|
Afyon Garı, süt tozu...
Süleyman Çobanoğlu
Afyon Garı, süt tozu, sutyen, 40 trilyon
Afyon Garındaki
Afyon garındaki küçük kızı anımsa hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı’dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sutyeni.
Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sutyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım, gerçekten çocukluk günlerinizde mi? ..
Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya’nın bir şiiri bu. Afyon’lu olduğumdan, Afyon Garı’ndan palas pandıras Ankara’nın Hacettepe’sine, İstanbul’un Çapa’sına şifaya koşan yılgın insanları çok seyrettiğimden midir, ikide bir takılır dilime.
Trene binerken pabuçlarını çıkaran küçük kız size şiirsel bir fantazi mi gelir, bilmem.
Ama şimdilerde bize sevimli bir müze kuşu gibi görünen kara tren, bir zamanlar devletin ta kendisiydi; ve şüphesiz çatık kaşlı kondüktörün huzuruna koyun mayısları bulaşmış bir pabuçla çıkılmazdı.
Bu tuhaf bir bağışıklıktı: bir köylü Afyon’dan ya da Malazgirt’ten kalkıp da İstanbul yahut Ankara’ya gidip dönene kadar, kendisinden bir “gık” sesi duyulmadan kaç kere itilip kakılırdı acaba?
Ve acaba bugün bu işler farklı mı yürüyor?
Türkiye’nin doğusu, ve batısı Türkiye’nin...
Güneşin doğduğu yerde de, battığı yerde de, “eşiklerde oturan” üvey evlatlar...
*
Amerikan mamulü süttozu ile tanıştınız mı?
Ben sanırım son devirlerine yetiştim.
Parlak teneke kutunun üzerinde, toka yapan iki el. Ceketlerin kollarından biri Türk, biri Amerikan bayrağı...
Merakla bakardım: “Amerikan eli” biraz daha mı büyüktü?
Kutuda, hayır. Ama veren el, vuran el olacak kadar üstündü, sonraları öğrendik.
Beyaz unlar, süttozları...
Mektepten eve getirdiğimiz kar gibi un, sanki şekerli gibiydi ve bu undan yapılma çörekler, bizim “kepekli kara buğday”ın hükmünü her damakta iptal ediyordu.
Yine çok sonra anladık: kepeksiz un, yağ hamallığından başka bir şey değil imiş.
Her şey bir yana, kursağımıza giren un ile süttozunu, hayatımın her döneminde ar, utanç ve kızgınlıkla hatırlarım hep.
Nasıl sinir bozucu bir el açma, nasıl berbat bir duygu!
Bizim ovaların suyu mu çıktıydı be!
*
Süttozu bize gelirken, gariban Varto’nun payına da sutyen düşmüştü demek ki.
Zaten bizim “Batı”, doğuya sutyen ve doğum kontrol araçları göndermekte dünyanın en hızlısıdır.
“Hamiyetli şirketler”, nesebi malum dernekler, pek gözyaşartıcı bir çabayla azalmamız konusunda unutulmaz katkılar yaparlar.
Niye bizim devlet yüzünü topluma her döndüğünde ya para verir ya coplar? Bir orta yolu, bir başka düzlemi yok mudur bunun?
Yoktur. Yoktur. Yoktur.
E, olursa Amerika’nın süttozlarını kim yer, düşünsenize...
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
|