![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Tüekçesini yaz da bizde bilelim :)
__________________ " Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K. |
| | |
| Ümit Yolcusu ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.610
Teşekkür etti: 1
11 Teşekkür 9 Mesaja aldı
|
toprak ...güzel sözmüs : ))
__________________ .. Sayfalarinda Güller Kuruttugum O Kitap Hala Bitmedi... |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
.... __________________
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:44 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
.. __________________ "seven SevdİĞİne İtaat Eder"
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:45 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
....
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:45 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
..
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:45 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| Sağır Sultan... ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.12.2007
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 96
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
|
"ve kendisini bir çok zat-ı muhterem MÜCEDDİD olarak kabul eder" "illa isim diyorsan bir tane vereyim : ismail çetin efendi...mehmed ıldırar..." Şimdi bu "bir çok" mu oluyor yoksa "bir kaç" mı? Aradaki farkı anladınız. |
| | |
| Sağır Sultan... ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.12.2007
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 96
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
|
Şeyh vardır, Kamil mürşid "kemal sahibi" yoktur sözlerinizde mi empati addanali abi?
|
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
...
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:45 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.618
Teşekkür etti: 42
52 Teşekkür 37 Mesaja aldı
|
sen hem itiraz edip hem de HİÇ BİR İSİM ZİKREDEMEZKEN susman gerekirken davana devam ediyorsun... ............................... ABDÜLHAKİM HÜSEYNİ’NİN BİR SÖZÜ Umumiyetle hatıralarımıza yazılı eserlerden alıntı yapmamaya çalışıyoruz. Bizzat kaydettiklerimize yer veriyoruz. Ama bazen herkesin eline geçemeyecek, özellikle şahsi basım kitaplardan da alıntı yapmak elzem oluyor. İşte böyle bir kitaptan bu hatıra. Yazan Mehmed Aslan, sofi meşrep bir zat. Aslan, 1972’de Rahmet-i Rahman’a kavuşan Seyyid Abdülhakim Hüseyni’nin bir sözüne yer veriyor, diyor ki; “Aydın Baba vardı, Üsküdar’daydı. Aydın baba bir gün bana “Gavs hazretleri (Abdülhakim Hüseyni): “Bediüzzaman gibisi dünyaya gelmez” dedi, diye anlattı. Bediüzzaman’ın İslam için verdiği mücadeleyi ve yazdığı eserleri kastettiği anlaşılıyor. (Evliyalar Dünyası-Mehmed Aslan- Dua Yayını) http://cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=5&sec1=37&yazi_id=5237 &menu=1 HACI SALIH BILGIN EFENDI (1898-1991) Bediüzzaman: Salih Efendi, devrin üstadina karsi da büyük hürmet ve sevgi hisleri ile dolu idi. Kirkinci Hoca söyle anlatiyor. “Medresemize geldiginde bizden kendisine risale okumamizi isterdi. Risale okutur, husu ile dinlerdi. En çok Lem’alardan okuturdu. Üstada meftun idi. “Müceddid-i azam” derdi onun için. Kendisine zulmedenlere hakkini helal etmesine çok taaccüp eder: “Bu nasil sabir, bu nasil merhamet” derdi.” Selman Demir de sunlari yaziyor: “O zati çok sever, eserlerini tetkik ederdi. Bilhassa gençlere okumalarini tavsiye ederdi. Üstad’dan sitayisle bahseder, onun hakkinda “Firdevs-i asiyan, müceddid-i azam Hazret-i Üstad Bediüzzaman” derdi. Eserlerinin asrin idrakine göre yazildigini ifade ediyordu.” http://www.hopsera.net/forum/forum_posts.asp?TID=28&PID=70 Ömer Nasuhi Bilmen "Bediüzzaman ile Dar’ül Hikmet-ül İslamiye’de iken tanışmıştım. Bütün İstanbul ulemasının takdirlerini kazanmıştı. Ben bizzat birkaç kez sohbetinde bulundum. O dönemde yazdığı bütün makalelerini okudum. Fikirlerinde fevkalade bir tesir vardı. Telif ettiği eserlerden yalnızca Sözler isimli eserini mütalaa ettim, harikulade bir eserdi. Doğrusu ilm-i kelamda bir tecdit hareketi yaptı. İmanın bütün rükünlerini kemal-i vuzuhla ortaya koydu. Cenab-ı Hak bu millet-i İslamiyeyi sahipsiz bırakmamıştır. Her asırda büyük müçtehitler, mücedditler ve mürşitler göndermiştir. Bediüzzaman da o zatlardan birisidir. O,cebir ve kuvvetin, zulüm ve tahakkümün hüküm ferma olduğu bu devirde gönderilmiştir. ’’ (nakleden: Mehmed Kırkıncı) bütün bunlar sana yeter mi bilmiyorum... şu linkleride bir oku : http://www.cevaplar.org/index.php?kh...id=4808&menu=1 http://www.cevaplar.org/index.php?kh...id=4809&menu=1 http://www.cevaplar.org/index.php?kh...id=5343&menu=1 http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=5&sec1=39&yazi_id=4721 &menu=1
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
| Sağır Sultan... ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.12.2007
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 96
7 Teşekkür 6 Mesaja aldı
|
2+3= 5 Halen bir çok mu? Pardon “Bediüzzaman gibisi dünyaya gelmez” bu sözde mücedditlik nerede göremedim? Etti 2+2= 4 Bir çok deyince Türkiye'den Dünyadan uzun bir liste yazacaksınız sandım. addanali abim, gel yine de sen bu kısım empatinden vazgeç. Sözünün kuvvetini kırıyor. "Zaman risale zamanı değil, iman kurtarma zamanı" devam. |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.618
Teşekkür etti: 42
52 Teşekkür 37 Mesaja aldı
|
MÜRŞİD-İ KAMİLLERE laf söylemekten vazgeç , risalelere istediğin gibi laf söyleyebilirisİn...tam destek senden yanayım... derdinin ne olduğu ortada...
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
....
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:46 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
....
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:48 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
...
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" Konu addanali tarafından (08.01.2008 Saat 10:47 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
...
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
| Sabır acı, meyvesi tatlıdır. ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.613
Teşekkür etti: 307
238 Teşekkür 137 Mesaja aldı
|
Sevgili addanali kardes, eklemis oldugun mesajlarini silmissin. Tabi bu senin tercihindir, lakin yazilan mesajlari tamamen silmek pek hos olmamis, kendince yanlis gördügün yerleri düzenlemis olsaydin daha dogru olurdu. Bu herkeste olabilir bazen yazariz daha sonra surada bunu yazmasam daha iyi olacakmis dedigimiz vakidir. Selam ve sevgilerimle.
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
FEYZ: Tasavvufun gerekliliği hakkında neler söyleyebilirsiniz? İsmail Çetin: İslam beden ise tasavvuf onun ruhudur. İslam ruh ise tasavvuf onun bedenidir. Asrı saadette tasavvuf var idi, isim sonra takıldı. Ama yaşantı olarak vardı. Tasavvuf şeriati tatbik etmekten ibarettir. Yani bir insan büyük günahları terkeder, farz vacipleri ikmel eder, zikir de yaparsa kamil bir mürşidin nezaretinde sofi olur.
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
FEYZ: Mürşidi kamilin gerekliliği hakkında neler söyleyebilirsiniz? İsmail Çetin: Mürşidi kamil şeriatla tanınır. Yani mürşidi kamil tanıyabilmek için de kamil olmak lazımdır. Herkes mürşidi kamili tanıyamaz. Bir kere şeriatta tam mükemmil olacak ki, ikinci olarak Peygamber (s.a.v.)'den gelen tasavvuf silsilesinden mezun olacak Yani bir şeyhten icazet alması gerekir. Üçüncü olarak en azından bir profesör kadar insanın ruhi hastalıklarından anlar, cin, şeytana hakimiyeti olması şarttır. Böyle olursa mürşid olur. Ama bunlar ne kadar tekamül ederse o kadar daha fazla olur. (Ehli sünnet nazariyesi ve özleşme kitabında bazı alametlerini söylemiştim yüz kadar alameti var) Yani mürşidi kamilin en azından yüz kadar alameti vardır, işareti vardır. Sonra mürşidi kamili tanımak Allah'ı tanımaktan daha zordur. Allah-u Teala'yı göstermeyen hiçbir zerre yoktur. Mürşidi kamili gösterecek hiçbir zerre yoktur. Mürşidi kamil şeriatle bilinir. Etrafında alimlerin bulunması, şeriati güzel bilmesi, ruhaniyette yani cinne, şeytana hakim olması, ruhi hastalıklarına vakıf ve tedavi etmesi gerekir. En azından budur.
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.138
Teşekkür etti: 47
40 Teşekkür 30 Mesaja aldı
|
FEYZ: Tarikat meyve midir? İsmail Çetin: Ben de tarikat meyvedir diyorum. Ama tarikat meyvedir demek, yani tarikata ihtiyaç yoktur demek değildir. Üstad Bediüzzaman söylemiştir. Üstad Bediüzzaman'ın sözünü anlamıyorlar. Üstad Bediüzzaman bizatihi ''Adi bir sofi, mütefennin bir alimden daha fazla imanını kurtarır'' diyor. Hakiki sofi hakiki nurcudur diyor. Ehli tasavvuf nura girdikleri vakitte nura nur katarlar. Bediüzzaman tasavvufu en güzel şekilde ortaya koyan bir zattır. Tarikat zamanı değildir iman kurtarma zamanıdır deyişinin (geçici) muvakkat olduğunu sonra zaman tarikatın zamanı olduğunu gösterdiğini söylüyor. Bediüzzaman tasavvufa karşı değildir. Bediüzzaman yalnız sofilerden değildir. Yani bir şeyhten irşad iznini almış demek değildir. Ama büyük bir alim, ilimde çok meşhur ve asrın müceddididir. Bediüzzaman; ''Şimdiye kadar ben yalnız iman hakikatını düşünüp tarikat zamanı değil bid'atlar mani oluyor dedim. Fakat şimdi sünneti peygamberi dairesinde bütün oniki büyük tarikatın hülasası olan ve tarik en büyük dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi içine her tarikat ehli kendi tarikat dairesi gibi görüp girmek lazım ve elzem olduğunu bu zaman gösterdi. Hem ehli tarikin en büyük günahkarı dahi çabuk dinsizliğe giremiyor, kalbi mağlup olamıyor. Onun için onlar tam sarsılmaz, hakiki nurcu olabilirler. Yalnız mümkün olduğu kadar bid'atlere ve takvayı kıran büyük günahlara girmemek gerekir.'' Üstad demek istiyor ki; şimdi de tarikat zamanıdır. Binaenaleyh her halukarda nur şakirdleri ve ehli tarikatın beraberce çalışmaları gerekir. Bu da iki kanatla olur. İtikad ve tevhid ilmini Risale-i Nur'dan zikir ve vuslat ilimlerini Erbab-ı Tarikat'tan öğrenmek gerekir. (Özleşme yolu s.175) (Emirdağ Lahikası 11/s.54/Nur yayınları/Beşiktaş/1989/270. mektup) Bediüzzaman 29. mektubun telvihat-ı tıs'asının üçüncü telvihinde şöyle der; ''Adi bir samimi ehli tarikat, suri, zahiri bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder. O zevki tarikat (rabıta) vasıtasıyla ve o muhabbeti evliya (manevi beraberlik) cihetiyle imanını kurtarır. Kebairle fasık olur, fakat kafir olmaz, kolaylıkla zındıkaya sokulmaz. Şedid bir muhabbet ve metin bir itikad ile aktab kabul ettiği bir silsileyi meşayıhı, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez. Çürütemediği için, onlardan itimadını kesemez. Onlardan itimadı kesilmezse, zındıkaya giremez... Tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik, alim zatta olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir... Tarikata bağlı, samimi kalbi harekete gelen bir kimse zındık olamaz. Evliyayı sevdiği için, kutub kabul ettiği zevatlar sayesinde Allah-u Teala onu korur. Ama tarikata intisabı olmayan bir kimse kalbi de harekete gelmediyse büyük bir alim olsa dahi zındıkların hilelerinden kendini kurtaramaz. Sofi günah işleyebilir; kafir olmaz. Ama büyük bir alim, kafir olabilir. Bundan üstün bir cevap olamaz. Bediüzzaman hakikat zamanıdır demiştim, yani önce demiştim ama şimdi öyle demiyorum, zaman gösterdi ki tarikat ihtiyaçtır. Ama tarikatçılar Risale-i Nuru karşısında bilmeyecek, kendisinden bilecek. Yani sofilerle nurcuların birbirine karşı gelmeleri doğru değildir. Risale-i Nur iman hakikatlarını, yani delil ile yol gösterir. Sofi ise kalbi delillerle yol gösterir. Bir kimsenin kalbi müslüman değilse yani kalbi zayıf ise sofi olamaz. Müslümanlığı zayıf olur. Delil bilmiyorsa gene zayıf olacak. İkisinin birleşmesiyle sofi meydana gelir. İmam-ı Rabbani meşrebi de budur. Demin sordunuz, Şeyh Muhammed Raşid'in ilmi yönü nedir? diye, demek ki Şeyh Muhammed Raşid ilimle şeyhtir. İlmi olmayan şeyh olamaz. Gavs Hz. alimdi. Aynı zamanda yani tasavvuf başlı başına ilimdir. Demek ki kitapsız olmaz, okumasız olmaz. Nakşibendi meşayıhlarından ümmi çok azdır. Kısmi azamisi büyük alimlerdendir. Büyük bir alim olmayan büyük bir şeyh olamaz. Şeyh önce alimdir, sonra şeyhtir. Peki sofi ilmi olmuyorsa, kitap okumuyorsa benim kanaatime göre sofi değildir. Gavs Hz.'nin birkaç sene hizmetinde bulundum. İlme çok ehemmiyet veriyordu. Bizce sofilik iki şeydir. Birincisi ilmi tatbikat ikincisi ameli tatbikat. İlmi tatbikat demek, itikadın amelin dört mezhep ehli sünnet vel cemmatin ölçülerine göre ayarlanmasıdır. Ameli tatbikat Peygamber (s.a.v.) sünnetini yani şeriatini ihya etmesidir. Üçüncü bir şey daha vardır. Zikir ve rabıta. Mesela Üstad Bediüzzaman Şeyh Muhammed Raşid'in şeyhinin şeyhi olanın köyünü överek şöyle diyor; ''Bediüzzaman küfür ve İslam medeniyetini mukayese etmek esnasında şöyle buyuruyor'': ''Dilersen hayalinle Nurşin köyündeki Seyda'nın meclisine gir, kutsal sohbetiyle İslam medeniyetinin izharına bak, orada fakirler kıyafetinde padişahları, insan suretindeki melekleri görürsün. Sonra Paris'e git büyük millet meclisine gir. Orada insanların elbiselerini giyinmiş akrepleri, insanoğlunun suretine girmiş ifridleri görürsün. (Mesnevi - Arabi, s.127) Görülüyor ki, Bediüzzaman Nurşin köyünü Paris'e, Nurşin köyündeki tarikatı bugün tüm dünyayı uyuşturup dinden imandan uzaklaştıran masonluğa mukayese eder. Feyz Araştırma Ekibi
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |