İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 20.01.2008, 10:30

 
şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2007
Mesajlar: 134
Teşekkür etti: 5
28 Teşekkür 14 Mesaja aldı
17 Ocak Münasebetiyle Hizbullahi Hareket üzerine

17 Ocak, Hizbullahi hareket ve Müslümanlar için önemli bir günün tarihi ve sembolüdür.

Birincisi; Cumhuriyetin kuruluşundan beri kamil anlamda siyasi ve Teşkilati bir yapıdan mahrum kalan Müslümanlar için, karanlık ve zulmet dolu bir zamanda her türlü beşeri-ilhadi ideoloji, örgüt ve yapıların zirvede olduğu, İslam’a ve Müslümanlara her türlü zulüm ve baskıların reva görüldüğü, İslami değer ve mukaddesatların ayaklar altına alındığı, …. ve genel anlamda Müslümanların vahdet ve bütünlüğünü sağlayacak kapsayıcı ve kuşatıcı bir hareketin olmadığı bir dönemde samimiyet, ihlas ve cesaret sahibi dava arkadaşları ile birlikte Allah (cc)' ın yardımı ile Müslümanların kötü talihini değiştirecek, onları beşeri-ilhadi örgüt ve rejimlerin esaretinden kurtaracak, onları asli kimlik ve hüviyetlerine, nebevi bir metot ile özgürlük ve hürriyetlerine kavuşturacak bir hareketi başlatıp cemaatleşme sürecini bin bir meşakkatle büyük ölçüde tamamlayarak bereketli bir ömrün ahirinde, 48 yaşında, verdiği mücadelenin şanına ve şerefine yakışır, Kemalist düzenin güçlerine teslim olmayarak Müslümanların onur ve haysiyetlerini koruyup, mücadelesini kanıyla imzaladığı ve şahadet mertebesine kavuştuğu bir önderin, bir rehberin,…. Şehid Rehber Hüseyin VELİOĞLU’nun şahadet günüdür.

İkincisi; dağdağalı ve fırtınalı bir dönemde yanlış metotlarla verilen İslami mücadelelerin başarılı olmadıkları, bu nedenle Müslümanların arasında ayrışma ve dağılmaların meydana geldiği bir dönemde cemaatsiz mücadele verilemeyeceğini ve bunun doğru yolu olan nebevi bir metotla olabileceğine inanarak yola çıkan, gizli örgütlenme ve gizli davet, yerine göre gizli örgütlenme ve açık davet ve tebliğ yoluyla tüm Türkiye’de ve özelde Kürdistan’da halkın her kesimini kapsayan yoğun faaliyetlerle her geçen gün daha büyüyen, takip ettiği doğru metot sayesinde yapılan darbe ve ihtilallerden en az zararla çıkarak gizli cemaatleşmesini hızla sürdürerek büyük bir güç haline gelen ve İslam düşmanları için tehlike arz etmeye başladığı için hedefleri haline geldiği bu nedenle büyük baskı, dayatma, çatışma ve imha kampanyalarına maruz kaldığı bir merhaleden yepyeni bir merhaleye geçişin günüdür.

17 Ocak 2000 günü İstanbul’un Beykoz semtinde tağuti rejim güçleriyle saatlerce süren bir çatışmadan sonra aziz rehberin şahadetiyle neticelenen bu olayı rejim, elindeki tüm medya ve kitle iletişim imkanlarını kullanarak ülkeyi baştan başa şoke eden ve hayretler içerisinde bırakan bir çapta kendi menfaatleri çerçevesinde, yalan ve iftiralarla dolu bir karalama kampanyasıyla halkı yanlış yönlendirip benzeri görülmemiş bir şekilde saptırdı. Bütün gerçekleri gizleyerek ortaya çıkması durumunda ahlaksızlığını, hukuksuzluğunu, baş vurduğu gayri insani metotlarını, insanın onur ve haysiyetini yerle bir eden yöntemlerini, tıyneti bozulmamış hiçbir akıl ve mantığın kabul edemeyeceği derin ve kirli faaliyetlerinin üstünü örterek özünde var olan İslam’a düşmanlığını açıkça ortaya koydu. Var gücüyle Müslümanların üzerine gidip hiçbir hukuki sınır tanımadan binlerce kişiyi tutuklayıp istediğini aylarca gözaltında tutarak akla gelebilecek her türlü işkenceleri uygulayıp binlerce aileyi mağdur eden, sadece ve sadece Kur’an dersi almak için camiye giden çocukları yaşlarına bakılmaksızın gruplar halinde yakalayıp nezarethanelere tıkayan, 10 binden fazla Müslüman’ı gözaltından geçirerek türlü iftiralarla binlercesini zindanlara atıp, onlarca yiğit müslümanın evini basarak en ağır silahlarla saldırarak zalimce şehit etti. Mezar evleri, domuz bağı, torbalarda cesetler teşhir edilerek dehşet verici bir atmosfer oluşturularak gerçekler saptırılıp bambaşka bir şekilde kamuoyuna sunuldu. Nasılsa bütün medya organları ve kitle iletişim araçları ellerinde…. Sanki Kürdistan’da binlerce insanımızı sorgusuz sualsiz katleden binlercesini vahşice işkencelerden geçiren yüz binlerce insanı köyünden yurdundan süren, yurtlarını ateşe veren, bölgedeki kuyuları cesetlerle dolduran, kurdukları çeteler vasıtasıyla zengin fakir ayırımı yapmadan insanlarımızı haraca bağlayan, kurdurttukları fuhuş ve hırsızlık çeteleri vasıtasıyla halkımızın mal ve namusuna el uzatan binlerce insanımızı baskı, işkence, şantaj ve tuzağa düşürerek ajanlaştıran ve bütün insani değerlerden uzaklaştırarak hayvanlardan daha aşağı bir seviyeye düşürdükleri bu ajanları vasıtasıyla terör estiren ve milletimizi canından bezdiren bu rejimin istihbarat ve güvenlik birimleri değildi! Bunlarla ilgili ciltlerle kitaplar yazılabilir.

Ülke genelinde ve özellikle Kürdistan’da Hizbullahi harekete ve halkımıza karşı adil olmayan şartlarda ve zeminde siyasi, içtimai, ekonomik, askeri ve psikolojik kirli bir savaş yürütüldü ve bu savaş hala yürütülmektedir.

Hizbullahi cemaat, yazımızın başında belirttiğimiz ortam ve şartlarda Müslümanları dağılmışlıktan, bölünmüşlükten ve içerisinde bulundukları belirsizlikten kurtarmak maksadıyla kuruldu. Davet, tebliğ ve Müslümanların gönüllü birliktelik esasına dayalı olarak sürdürdüğü faaliyetlerinde silahlı mücadele yöntemlerine başvurma gibi bir hedefi yokken kendisine dayatılan haksız çatışmaların karşısında Müslümanların onur ve varlığını savunmaktan başka bir seçeneği kalmayınca hazırlıksız olmasına rağmen direndi ve Allah (cc)' ın yardımı ile muvaffak oldu.

80 yıldır tağuti rejim, laik ve Kemalist bir temelde ve 60’lı yıllardan beri ise beşeri ve ilhadi örgütler de etnik milliyetçilik, materyalist ve komünist esaslar üzerinde Müslüman Kürt halkını asimile ve dejenere etmek için her türlü yol ve yönteme başvurarak onu Müslüman kimlik ve hüviyetinden uzaklaştırmaya çalışmaktadırlar. Kürtlerin tarihten gelen Müslüman kimliğini, İslam ümmeti içerisindeki İslami, insani, ulusal ve medeni bütün haklarını savunan Hizbullahi cemaat ise zaman zaman birbirleriyle çatışma halinde görülen her iki zalim gücün saldırısına maruz kalarak büyük bedeller ödemiş ve hala da ödemektedir. Her iki güç Hizbullahi cemaat ve mensuplarına karşı her türlü gayri ahlaki ve gayri insani yolları kendileri için meşru görüp bunlara başvurmada biri diğeri ile yarışırken zaman zaman işbirliğine gitmede bir sakınca görmemektedirler. İdeolojik ve fikirsel alanda birleştikleri halde Müslüman Kürt halkının hassasiyetlerinden ve Türkiye’deki İslami temayülün yükselmesinden dolayı henüz yapısal olarak da bütünleşmeyi gerçekleştirmeyen her iki gücün, İslami yükselişin karşısında bu bütünleşmeyi gerçekleştirmeleri uzak değildir. Manzara ortada iken işin garip çelişkisine bakın ki her iki güç ve ortalıkta laf cambazlığı yapan, feraset ve basiretten uzak kimi zevatın Hizbullahi cemaati devlet uzantılı gösterme gayretleri ne kadar da eblehanedir!

PKK’nin kendi dışında hiçbir varlığa tahammül göstermeyen tavrından dolayı rakip gördüğü Hizbullahi cemaati sürekli karalamak maksadıyla bölgede ne kadar yalan ve iftira piyasaya sürdüğünü bilmeyen yoktur. Hiçbir şekilde ispatını yapamayacağı, (fakat kendisi için aynı ithamı yapmak için yüzlerce delil bulunan) ama işine en çok yarayanı ise cemaati devletle ilişkilendirmek oldu. Rejimin güvenlik ve istihbarat birimleri de sürekli kendi ajan ve işbirlikçileri vasıtasıyla aynı ithamları halkın içinde yayarak cemaatin etkinliğini kırmayı amaçladı. Başvurduğu gayri meşru ve gayri ahlaki yöntemler ise o kadar çok çeşitlilik arzetmektedir ki ancak bir kitap şeklinde bunlar yazılabilir.

Yine garip bir çelişkidir ki cemaat ilk kurulduğunda samimi ve ihlaslı şahsiyetlerin omuzlarında, gizlilik ilkesini esas alarak işe başladığından yapısı hakkında devletin elinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Zamanla aynı bölgede ve birlikte mücadele veren bazı kesimlerin cemaatten ayrıldıktan sonra karşı cephe açması hem bunların hem de PKK’nin devlete ve medyada teşhir maksatlı verdikleri bilgiler sayesinde devletin bilgi sahibi olması; bu bilgiler sayesinde cemaatin üzerine yoğun bir şekilde gelmesi ortada iken bu kesimlerin cemaati devlet ile ilişkilendirmeleri seviyesizlikten ve basitlikten başka bir şey değildir.

Hem rejimin hem de cemaati rakip gören örgütlerin sürekli cemaati karalamalarının ve üzerine gitmelerinin sebebi; Müslüman Kürt halkını özünden ve dininden uzaklaştırarak gerçek kurtuluş vesilesi olan Hizbullahi cemaat çatısı altında birleşmesini ve bütünleşmesini engellemektir.

Dünya istikbarı, Kemalist rejim ve Kürtler adına hareket ettiğini ancak Kürtlere zarar vermekten başka bir faydaları dokunmayan güçlerin kendi aralarında Kürtler üzerine yaptıkları planlar ve yapacakları tasarrufatlar, Kürtlerden çok kendi hegemonya ve çıkarlarına hizmet edeceği ve Kürtleri onlara bağımlı kılacağı için başarılı olmayacaktır. Bölge halkı sahipsiz değil ve yeri geldiği zaman tercihini haktan yana koymaktan geri durmayacaktır.

Muharrem ayında Kerbela’da İslam’ın izzet ve şerefi için mücadele ederek baş eğmeyen ve zalimler tarafından şehid edilen Hz. Hüsyen (ra) ve onun izinden giden asrımızın Hüseyni Şehid Rehber Hüseyin VELİOĞLU’nun şehadet yıl dönümleri münasebetiyle rahmetle yâd ediyor, İslam ümmetine taziye ve tesliyetlerimizi arz ediyoruz.

Selam ve dua ile… M. Zeki GÜNEY

şehidan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 20.01.2008, 13:44
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Vefat etmiş müslümanın arkasında konuşmayı sevmem...Ama ! Hizbullah'ın ilim kanadının tehdit ve şantajlarından bulunduğumuz il'e göç etmiş çok tanıdığımız müslüman var ki,insan nedenlerini sorguluyor...Kendilerine neden müslümanları hedef seçmişlerdir?...Kemalist güçler PKK' tasviye edene kadar neden müdahale etmemişleridir?...Kemalist güçler ile bu hareketin çıkarları örtüşüyormuydu?...Doğu'da ve batı'da bir çok müslüman şahsiyeti neden katletmişlerdir?...

Hareket samimiyet ile kurulmuş olabilir,ama daha sonra derin güçler yönlendirmeyi başarabiliyor,bakmışsınız hedeflerinizden sapmış oluyorsunuz...Benim cemaatim en iyisidir diyerek,tek kalmak için diğer müslümanlara zulmedebiliyorsunuz...Bunlar soru işaretleridir?...Birinci elden alınan bilgilerdir,medyadan veya emniyet güçlerinden değil...

Allah cc Sem'i,Ba'sir,Alim'dir...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 20.01.2008, 14:09

 
şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2007
Mesajlar: 134
Teşekkür etti: 5
28 Teşekkür 14 Mesaja aldı
kardeşim öncelikle iddialarınızı ispat etmekle mesulsünüz yorum yaparak değil..
Pkk ya karşı dahi islami hareket silahlı saldırıya başlatmamış sadece kendini müdafa etmiştir..
Siz orda diyorsunuz ki neden o dönemde devlet müslümanlara karışmadı peki zindanlarda işkencelerde şehid olan kardeşlerimiz kimlerdi nice abdusselamlar ozaman zındandaydılar..
Pkk ya karşı işbirlikçilik yaparak müslüman kardeşlerinin katledilmesine yol açan zihniyet nasıl müslüman olur..
Öyle bir ithamda bulunuyorsunuz ki aklın mantığın alamayacağı bir durumdur islam davası için lider kadrosu şehid olan bir harekete nasıl müslümanları katlettiğin söyleyebilir eğer varsa ispatın delilin açıkla..
Şimdi bile o bölgede islami hareket olarak en büyük güç yine bu müslüman kardeşlerimizdir onca darbeye rağmen başı dik yola devam ediyor..
Bu gün binlercesi zındanda olan kardeşlerrimiz yine bu hareketin mensuplarıdırlar..
Bu müslümanlar mürted örgüte (pkk)ve münafıklara karşı savunma hakkını kullanmıştır..
Yüce rabbimiz her şeyi daha iyi gören ve bilendir, bizlere atılan onca iftiralar asla yıldırmayacak..
Hesap günü elbet her şey açığa çıkacak yüzü ak ile yüzü kara olanlar belli olacaktır..
Müslüman hiç bir zaman müslüman kardeşini katletmez..
Şükürler olsun ki öyle bir hareketin mensubuyuz lideri şehid olmuş bir hareket zalimlere teslim olmayan bu dava için canını veren yiğit bir rehber..
Davasında samimi olamayanlar yolda kalmaya mahkumdurlar..
islami hareketin tek bir ferdi kalsa dahi bu mucadele sürecektir..
HİZBULLAHİ hareket ALLAHIN izniyle kıyamete dek sürecektir..
Çünki yetişin nesillere kanını canını islam davasına adamış bir rehber var bir huseyin var..
şehidan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 20.01.2008, 14:21
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız şehidan
Mesajı göster
Bu müslümanlar mürted örgüte (pkk)ve münafıklara karşı savunma hakkını kullanmıştır..

Müslüman hiç bir zaman müslüman kardeşini katletmez..
PKK mürted bir örgüt değildir,çıkışı itibariyle marksist-leninist-ateist bir örgüttür...

Münafıklar dediğiniz Hizbullah'ın Menzil kolu mudur?...Bu kardeşlerimizi tanırım ve ne devletin zalim unsurları ile ne de PKK ile çatışmaya girmişlerdir...Derin güçler,PKK ve sizin bağlı olduğunuz örgüt tarafından tacize uğramışlar,işkence görmüşler,şehid vermişler ve çoğunluğu batı'ya göç etmişlerdir...Bunları inkar edebilirmisiniz?...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 20.01.2008, 14:37

 
şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2007
Mesajlar: 134
Teşekkür etti: 5
28 Teşekkür 14 Mesaja aldı
Dediğim gibi ilk önce iddialarınızı ispat etmekle mükellefsiniz...

Münafık dedğim kişiler ise pkk ya müslüman kardeşlerini ihbar eden onlarla işbirliği içine giren kişilerdir..
Mürted nedir ?Mürted : İslâm’dan sonra kâfir olan müslüman-dır… ...

Pkk yandaşı olan insanlar annesi akrabası kendileri dahi hepsi müslümandı sonradadan çarkettiler..
Ben sana menzil dedim mi hemen menzil ismini ortaya atıyorsun eğer dedlilin var ise delillerle konuş yok ise lütfen bu konu hakkında yorum yapma..

Bu konu hakkında tartışmak istemiyorum delilin var ise konuş..
şehidan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 20.01.2008, 14:44

 
şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2007
Mesajlar: 134
Teşekkür etti: 5
28 Teşekkür 14 Mesaja aldı

HÜSEYİN VELİOĞLU’NUN MÜCADELESİ ÜZERİNE

O, sınırları ve kuralları hakim rejim güçlerince belirlenmeyen, ucu hiçbir tarafa dayanmayan, bağımsız, nebevi hareketi model edinen, mezhepler üstü, ifrat ve tefritten uzak, mutedil bir temel üzerinde, müstakim bir akide anlayışına sahip, taassuptan arı, modern, çağdaş, yeniliklere açık ve Kürdistan’ın bağrından çıkan Hizbullahi bir cemaat kurdu.



Bınavê Xwedayê Sübhan u Dıluvan

Cumhuriyetin kurulması ve Kemalist rejimin hakim olmasıyla, islami hüviyete sahip ne varsa hepsi lağvedilerek hükümleri iptal edildi. Çıkarılan inkılap kanunlarıyla İslam hedef alınarak tamamen toplum hayatından çıkarılmaya çalışıldı. Tedrici olarak hedeflerini gerçekleştirmek isteyen Kemalist rejim, karşı çıkan unsurları da tamamen silme ve sindirme faaliyetlerine başladı. Oysa Müslüman halk böyle bir ihanetten habersiz idi. Kemalistlerin gerçek yüzlerini ve icraatlarını gören halk, ülkenin bir çok yerinde başkaldırarak tepkisini ortaya koydu. Bu tepkiler rejim güçleri tarafından ağır bir şekilde bastırılıyordu. Kemalist rejim camileri ahırlara çevirip ezanı susturdu. Kur’an’ı yasaklayarak toplatıp ateşe verdi.
Bu gelişmeler karşısında Kürdistan halkının tepkisi çok farklı ve şiddetli oldu. Şeyh Said Efendi hazretleri bölgedeki tüm şeyh, alim ve ileri gelenlere mektuplar yazarak gelişmelerden haberdar etti ve onları karşı koymaya davet etti. Bir kıyam başlatarak Şeriat hükümlerinin hakim kılınmasını hedeflemişti. Bunun için yoğun bir faaliyet içerisine giren Şeyh Said’in bu faaliyetlerinden haberdar olan rejim, bu hareket güçlenmeden yok etme planlarını yapmaya başladı. Provokasyonlarla henüz hazırlıksız olan hareketin üzerine gitti ve kanlı bir şekilde bastırdı. O günden sonra ciddi bir karşılık görmeyen Kemalist rejim, sürekli İslami varlıklara saldırmayı, Müslüman halkın İslami hassasiyetlerini yok edip yozlaştırmayı ve özellikle Kürt halkına karşı asimilasyonu birinci hedefi yaptı. Üstad Bediuzzeman’ın iman ve İslam hizmetini baskı altında tutarak harekete dönüşmesini engelledi.
Müslümanlar ve islami hareketlilikler yoğun bir baskı altında tutuldu. Bu dönemde ülkede materyalizm ve kominizm gün geçtikçe güçlendi ve güçlendirildi. Bu ideoloji ve akımların güçlenmesi kemalist rejimin işine geliyordu. Özgürlük ve eşitlik gibi yaldızlı sloganlarla halkı cezp etmeye çalışıyorlardı. Bu dönemde yapılan asimilasyon, dejenerasyon ve anti propagandalarla İslam bir afyon haline sokulmuştu. İslam’dan bahsetmek utanılacak bir durum haline gelmişti. İslam, gericilikle ve çağdaş medeniyete engel olmakla özdeşleştirilmeye çalışılıyordu. Marks ve Lenin’in kuramlarıyla süslendirilen materyalizm adeta altın çağını yaşıyordu. İdeolojik ve fikri tartışmalar en revaçta olan hobiler olmuştu.
Genel olarak ülke içerisinde Müslümanların durumu ise içler acısıydı. Uzun bir süredir en ağır baskılara maruz kalan Müslümanlar ne yazık ki kendilerine gelemiyor, gelişen ve değişen şartlar karşısında kendilerini yenileyemiyor, aktif olarak meydanda yerlerini alamıyorlardı. Müslümanlar gerçekten vahim bir durumdaydılar.
Kürdistan’ın durumu da ülkedeki gelişmelere paralel olarak gidiyordu. Materyalizm fikri ve kominist düşünce kürt halkı arasında daha çok yayılmış ve etkili olmuştu. Kürdistanda sürekli etkin bir konumda olan ulema ve tarikat çevreleri ise kısmen bu yeni dalgadan etkilenmiş, diğer kısmı da Kemalist rejim’in yıllardan beri uyguladıkları baskılar neticesinde suya sabuna dokunmaz bir hale gelmişti. Risale i Nur hareketi ise materyalist fikirlere karşı en iyi ilaç olmasına rağmen fikri bazdan eylemsel aşamaya geçişi sağlayamadığından dolayı etkili olamamıştı. Kürdistan, rejim tarafından ilmi, siyasi, ekonomik ve ictimai olarak sürekli geri bırakılıyor ve yoğun bir asimilasyona uğratılıyordu.
Müslümanlar inqilabi bir çizgiden ziyade milli muhafazakar bir duruşu sergileyip dernekler ve partilerin gölgesinde yaşamaya çalışıyorlardı. ülkede aynı zamanda aşırı milliyetçi akımlar da güçleniyordu. Müslümanların milliyetçi-muhafazakar bir çizgide durmaları onları aşırı milliyetçilerle birlikte olma suçlamasıyla karşı karşıya bırakıyordu.
Mısırda Üstad Hasan El Benna önderliğinde bir çığır olarak açılan ve hızla yükselen İhvan-ı Müslimin hareketi bütün Müslüman ülkeleri etkilemiş; fikir, hareket ve devletleşme alanında gerekli yenilikleri gerçekleştirerek İslam aleminin dertlerine deva olma yolunda hayli mesafe katetmişti. Bütün Müslüman ülkelerde etkisini gösterdiği gibi Türkiyede de etkili olmuştu. Türkiye’de nispeten de olsa İslami camiada bir kıpırdanma olmuş, Müslümanlar seslerini daha gür bir şekilde yükseltebilir hale gelmişti.
Şehid Rehber, böyle bir zamanda gençliğini bölgedeki İslami oluşumlar içerisinde geçirmiş, aktif olarak İslami mücadelede yerini almıştı. Liseden sonra A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanmış ve okula kaydını yapmıştır. Materyalist ve koministlerin hakim oldukları bu yeni çevrede, Müslümanların düşünsel ve pratik alandaki sönük ve pasif bir pozisyonda olmaları ve sol düşünceye karşı yetersiz kalışları onu derinden etkilemiştir. Bu durum onun hayatında önemli bir değişimin başlangıcı olmuştur. Okulu bırakıp Risale-i Nur külliyatını alıp köyüne döner. Bir yıl boyunca adeta inzivaya çekilerek Risaleyi okumaya ve tedkik etmeye çalışır. Çoğu zaman yiyeceğini de yanına alarak dağ başlarına gider. Risaleden aldığı ilhamla fikri etüdler yaparak Müslümanların sorunlarını teşhis eder ve hakiki çözümlerini bulur.
Fikri ve düşünsel alanda gerekli tekamülü gerçekleştirdikten sonra okula döner, tespit ettiği çözümler ışığında mücadelesini vermeye başlar. Despotik bir rejimin baskısı altında o güne kadar yaşayan Müslümanlar, dernek ve siyasi partilerin gölgesinde mücadele veriyorlardı. Oysa mücadelenin tamamıyla bina edildiği bu metod, islamın tabiatıyla uyuşmuyor ve gerekli başarıyı da sağlayamıyordu. Bu tür çalışmalar aynı zamanda hakim güçlerin insaflarına kalmış ve akamete uğratılmaları onların iki dudağı arasından çıkan talimatlara endeksli idi. Zaten bu tür legal faaliyetler ancak çok cüzi bir hizmete vesile olabilir.
Uzun bir müddet bu mücadele ortamında kalan Şehid Rehber, mevcut mücadele metodları ile islama hizmet edilemeyeceğini anlar. Çünkü mücadele vermek için güç ve güçlü olmak gerekiyordu. Güç olmak için de itaat, disiplin, düzen, nizam ve intizam içerisinde hareket etmek ve kararlılık gerekiyordu. Bu vasıflar da ne derneklerde ne de parti bünyesinde bulunabiliyordu. Buralarda hakim rejimin belirlemiş olduğu sınırlar ve kurallar mevcut idi.
Ancak “cemaatleşme” ile islama hizmet edileceğini anlayan Şehid Rehber ve yoldaşları, dernek tabelalarını indirip asıl nebevi metod olan cemaatleşme yolunda ilk adımı atarlar. Şehid Rehber, Üstad Bediuzzaman’ın akide ve iman reçetelerini, Üstad Hasan El Benna’nın davet ve teşkilat metodu ile birleştirip ideal ve çağdaş İslami anlayışı oluşturur ve bunu pratiğe geçirir. O bu hareketiyle Türkiye ve Kürdistan’ın islama susamış halklarına ve çorak topraklarına hayat verir ve İslam düşmanları karşısında izzetle mücadele verebilecekleri bir çığır açar.
O, sınırları ve kuralları hakim rejim güçlerince belirlenmeyen, ucu hiçbir tarafa dayanmayan, bağımsız, nebevi hareketi model edinen, mezhepler üstü, ifrat ve tefritten uzak, mutedil bir temel üzerinde, müstakim bir akide anlayışına sahip, taassuptan arı, modern, çağdaş, yeniliklere açık ve Kürdistan’ın bağrından çıkan Hizbullahi bir cemaat kurdu.
O, Türkiye ve Kürdistan’da TC rejiminin yoğun baskıları sonucu aslından uzaklaştırılan ve etkisizleştirilen İslami hareketi yeniden tecdit şiarıyla harekete geçen, asrımızın son çeyreğinin müceddididir.
İslami mücadele denildiğinde öncelikle birinci dereceden sorumlu ulema kesimi akla gelir. Şehid Rehber ilk olarak alimlere bu davet ve teklifi götürür. Kürdistan uleması, hakim rejimin baskısı altında adeta işlevsiz bir konuma gelmiş, beşeri ideolojilere karşı gerekli ideolojik gelişmeyi başaramamış ve klasik kalıbın dışına çıkamamış bir durumda idi. Medreselerin durumu ise içler acısıydı. Şehid Rehber, o dönemin zorlu şartlarına rağmen kürdistan’ın her tarafına şehir şehir, köy köy dolaşıp memleketin en ücra köşelerine kadar ulema kesimine ulaşmak için gider, sorumluluklarını hatırlatır, proje, davet ve tekliflerini yaparak onlardan destek ister. İslama hizmet için ortaya koyduğu proje ve çözümlerle medreselere taze bir kan getirir. Kürdistan medreseleri yeniden fonksiyonel bir konuma getirilerek canlandırılır. Asri İslami eserler basılıp medrese ve ilim ehli arasında dağıtılır. Adeta ilim seferberliği ilan edilir.
İlk başlarda yoğun bir destek verildi. Ancak düzenli, nizamlı-intizamlı bir mücadele üslubuna alışkın olmayan bu kesimden bir kısmı, bir müddet sonra yoruldu, bir kısmı ayak uyduramayıp geride kaldı, bir kısmı da cemaat içerisinde aktif olarak hizmet etmeye devam etti.
Ne yazık ki bu kesim İslami hareket için altyapı olamadılar. Mücadelesine devam eden Şehid Rehber, Müslümanların içinde bulundukları vahim durumun en önemli sebeplerinden biri olarak gördüğü “Müslümanların bölük-pörçüklüğü”nü gidermek için İslami duyarlılığa sahip kişi ve grupları bir araya getirip Müslümanların vahdetini oluşturarak tek güç olma yolunda gayretler içerisine girer. Cemaatsel bir yapıyı esas alarak mücadele vermenin gerekli olduğunu bilen ve bu hedefler doğrultusunda faaliyet sürdüren cemaate, ayak uyduramayan kişi ve gruplar da yavaş yavaş dağılırlar.
Uzun bir süre bu kesimlerle uğraşan, büyük bir emek verip zaman harcayan Şehid Rehber, cemaate altyapı ve temel oluşturacak gençlik kesimine ve okullara yönelir. Yoğun tebliğ ve davet çalışmalarına cevap veren genç kesim arasında dava hızla yayılır. Kültürel faaliyetler çığ gibi büyür. Bölge adeta bir kütüphaneye dönüşür. Susamışların suya hasreti misali sürekli geri bırakılan, hüviyetsizleştirilerek ölüme itilen Kürdistan gençliği, bu faaliyetler neticesinde yeniden hayat bulur. Buna paralel olarak da cemaatsel yapılanma, kural ve prensiplerle bina edilir. İslami hareket artık Kürdistan’da yerini almış, bölgenin sorunlarına asıl çözüm yollarını ortaya koyan belirleyici asıl unsuru haline gelir, bölge mülhid örgüt ve güçlerin tasallutuna mahkum olmaktan kurtarılır.
Mülhid hareketler o güne kadar Kürdistan’ı kendi malları gibi görüyorlardı. İslami hareketin bölgede hızla yayılmasına ve güçlenmesine tahammül edemiyorlardı. Bütün imkanlarını İslami hareketin aleyhinde kullanan ilhadi örgütler başarılı olamayınca silahlı bir mücadeleyi, daha doğrusu bir savaşı Hizbullahi cemaate dayatmaya çalıştı. Cemaat, bütün önleyici gayretlerine rağmen yine de savaşın önüne geçemedi. Gelinen noktada kendi meşru müdafaa hakkını kullanarak karşılık verdi ve baş eğmedi. İhlas ve kardeşlik esasları üzerine kurulu cemaate Allah yardım etti ve bu savaştan güçlü ve başı dik olarak çıktı. İstemediği bir savaşa mecbur edilen cemaat, gün geçtikçe temellerini daha da güçlendirdi. O güne kadar bölgenin kronikleşmiş bir çok sorununa çözümler getirerek halkın rahatlamasını sağladı. Artık Kürt halkı zalim ve mülhidlerin mahkumu değildi. Bölgenin çehresi değişip İslam, izzet ve şerefiyle her tarafta hissedilir olmuştu. Cemaat islamın sembolü olan camileri asli fonksiyonuna kavuşturarak Kur’an eğitimi seferberliğini başlattı. Bölgede onbinlerce Müslüman evladı Kur’an ile buluşturuldu ve Kur’ani sadalar bölge üzerinde yükselmeye başladı.İslam’ın bu yükselişi karşısında TC rejimi ile birlikte tüm İslam düşmanları korkuya kapıldılar. Şer güçler ittifakı kurarak topyekün cemaate saldırdılar. Bütün gayri ahlaki ve gayri meşru yolları kendileri için mübah görerek bütün imkanlarını seferber ederek cemaat üzerinde kullandılar. İçten ve dıştan elinden ne geldiyse ardına bırakmayan bu şer güçler karşısında Şehid Rehber önderliğindeki cemaat, sürekli kendini yenileyerek saldırganların stratejilerine karşı kendi stratejileriyle karşılık verdi. Bu güne kadar ilk defa kendini düşman tuzaklarına karşı kuruyabilen ve karşı taktikler geliştirebilen bir cemaat, TC rejimine karşı boy gösteriyordu. Özellikle derin devlete karşı çok başarılı bir mücadele veriliyordu.
Bölgede büyük bir güç haline gelen cemaati ağır baskılara maruz bırakan ve üzerine imha maksatlı operasyonlarla giden TC rejimi, hiçbir ahlaki sınır tanımadan giriştiği operasyonlar zinciri neticesinde 17 Ocak 2000 tarihinde, kendisinin dahi beklemediği bir gelişme üzerine Şehid Rehberin şehadetiyle sonuçlanan bir olayla zafer sarhoşluğuna kapılarak bütün Müslümanlara karşı acımasızca ve yargısız infazlarla büyük bir zulme daha imza atıyordu. Bütün kitle iletişim araçlarıyla fiziki ve psikolojik savaş yöntemlerinin hepsini namertçe kullanan rejim, hizbullahi hareketi imha ettiğini sanıyordu. Oysa mektebinde şehadet ve kıyam ruhu olan Hizbullahi cemaat, acı ve ağır bile olsa mücadelenin gayet tabii olan gelişmeleriyle karşılaşıyordu.
Şehid Rehber, vazifesini yerine getirmiştir. O, üstad Bediuzzaman’ın “ Kader ise, "neden tam ihlasla, tam bir tesanüdle, tam bir hizbullah olmadınız?" diye bizi onların elleriyle tokatladı, adalet etti.”(1) şeklinde, ömrünün sonunda dile getirdiği hakikati pratiğe geçirdi ve hakiki bir Hizbullah’ı kurdu. O, çetin bir halk olan Kürtler arasında düzen, nizam, intizam, disiplin ve prensiplerden oluşan bir cemaati Allah’ın yardımıyla vücuda getirdi ve yüzbinlerin hidayetine vesile olarak Müslümanlara büyük bir miras bıraktı. O, mahrum bırakılmış Müslüman Kürtler için bir mektep, bir okul oldu, tarihin kendisine düşen kesitinde misyonunu yerine getirmiş olarak yerini aldı.
Ey Şehid Rehber! Şanlı mücadelen ile daima yaşayacaksın, mazlum ve mahrumlar için esin kaynağı olacaksın. Şehadetin mübarek, ruhun şad, mekanın cennet olsun. 1-(Şualar - 533)

şehidan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 20.01.2008, 16:13
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.042
Teşekkür etti: 773
814 Teşekkür 462 Mesaja aldı
Burada da Hizbullah ile samimiolan bir arkadaşla konuştum...
Aynı Hayırlı'nın dediği şeyleri söyledi...
İlim kanadının ne hikmetse müslümanlar üzerine düşman olduğunu ve de bir kaç kişinin dövülüp ya da öldürüldüğünü söyledi....Devletin imamlarından dahi öldürülenler vardı...Neden öldürüldüler meçhul....
Hizbullah'ın Konca Kuriş adlı kadını da öldürmesi ayrı bir garabet....
Hizbullah PKK ile çatışırken laik devletin organlarıyla çalışmaktan imtina etmiyordu da sonradan neden acaba döndüler...
__________________
ÖLENLE ÖLÜNMEZ MİRASINA KONULUR:)
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 20.01.2008, 16:56

 
şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2007
Mesajlar: 134
Teşekkür etti: 5
28 Teşekkür 14 Mesaja aldı
Kardeş kim bu hizbullahla samimi olan yukardaki arkadşta söyledi hani ispatları..
Ya ben anlatamıyorum yada siz anlamıyorsunuz biz devletle ne bu gün nede geçmişte çatışmadık tavrımız küfre karşı gayet açık ve nettir..
Küfür ise her daim bize düşmandır eskidende bir çok kardeşimizi şehid edip zındanlara atmıştır.. Daha dün 13 yıldır mahkemesi süren 22 müslüman kardeşimizin mahkemesi sonuçlandı ve hepsine müebbet hapis cezası verildi..Bazıları çıkıyor bişi bilmeden konuşuyor mademki bu müslümanlar devlete çalışıyordu bu müslümanlar neden 13 yıldır içerdeler ...
Bu ülkede ne pkk lısına ne sapığına en adi suçluyuya bu ceza verilmezken bu müslümanlara neden bu ceza.......
Ey bu dava için bir şeyler yapmayanlar bu davaya faydanız olmuyorsa en azından bu müslümanlara iftira atmayın......
Bizler biliyoruz ki bu davanın yolu işkencelerde iftiralardan zındanlardan ve şehadetten geçer sonunda da bizleri bekleyen altında ırmaklar akan cennetler var...
Şimdiye kadar yüzlerce müebbet yiyen kardeşimiz var zındanlarda hiç biriside pişman değiller biz bu yolun sonunda cennetleri görürüz baş koyduk davamıza seve seve ölürüz...
şehidan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 20.01.2008, 17:13

 
şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2007
Mesajlar: 134
Teşekkür etti: 5
28 Teşekkür 14 Mesaja aldı
http://susaningulleri.org/html/modul...nden_Hizbullah

Hizbullahi hareket hakkında tartışmak istemiyorum soracağınız soruların cevabı yukardaki linktedir kitap sorularınıza cevap verecektir...
şehidan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 30.07.2008, 13:27

 
Üyelik tarihi: 22.10.2004
Mesajlar: 110
Teşekkür etti: 8
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Sözde (Hayırlıya ) Cevap

Sen sadece Menzili Duymuşsun biz ise onların küfürlerine şahitlik ettik.
Küfür ile bir olmadıları mı ?
Müslümanları şehit etmediler mi ?
Gittikleri her yerde fitne tohumları ekmediler mi ?

Hizbullah asla kimseyi suçsuz yere katletmemiş
Sadece kendisine saldıranlara karşı nefsi müdafaada bulunmuştur.
Bu savunma olmasa bugun Bölgemiz PKK'nın yuvası olurdu.
__________________
İnandığı Gibi Yaşamayanlar, Yaşadığı Gibi İnanırlar
islami25 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 30.07.2008, 14:44
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islami25
Mesajı göster
Sözde (Hayırlıya ) Cevap

Sen sadece Menzili Duymuşsun biz ise onların küfürlerine şahitlik ettik.
Herşeye ispat istiyorsunuz da ,bir de sizden ispat isteyelim...Sizin yazdıklarınızın doğruluğuna nasıl inanacağız?...

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islami25
Mesajı göster
Küfür ile bir olmadıları mı ?
Müslümanları şehit etmediler mi ?
Gittikleri her yerde fitne tohumları ekmediler mi ?
İspat..ispat..ispat...

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islami25
Mesajı göster
Hizbullah asla kimseyi suçsuz yere katletmemiş
Sadece kendisine saldıranlara karşı nefsi müdafaada bulunmuştur.
Bu savunma olmasa bugun Bölgemiz PKK'nın yuvası olurdu.
Madem PKK ile savaşınız,neden sizi kullanan derin devlet tasfiye etti..?

Hizbullah'ın ilim kanadının üst yönetimi hariç,diğerlerinin samimiyetinden kuşkumuz yoktur...Çünkü üst yönetim hariç,derin güçlerle işbirliği içinde olduğunu bilmeye imkanları yoktur...Üst yönetim silahları temini,lojistik desteği,istihbaratı bilme kudretindedir...Diğerleri safiyane kullanılmışlardır...Sadece PKK'ya karşı kullanılsalar mazeret kabul edebilirdik...Ama doğu'daki İslami Hareketi bölmeye,parçalamaya,kin ve nefret tohumları ekmeye başladılar,bizlerin onlar ile bağımız kalmamıştır...Gittikleri çıkmaz yolda debelenip dururlar...

Sizde burada bizlerin imanımızı ölçme memurluğu düşer :)

Not: Nickim HayırLI (la içeriyor)...Hayırlı değil...arada dağlar kadar fark var...ama okuma özürlüler bunu göremez..
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 30.07.2008, 15:20

 
Üyelik tarihi: 22.10.2004
Mesajlar: 110
Teşekkür etti: 8
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Devlet'in kullandığı iddiası PKK'nın bölge insanını cemaatten uzaklaştırmak için kullandığı ağızdır.Maalesef olayları tam olarak idrak edemeyenler PKK'nın çirkin oyununa alet olup bu çirkin iftirayı kullandılar..
ISPAT MI istersen, dünya kadar ıspat yazıldı.(Kendi dilinden hizbullah kitabında)
sana farklı bir ıspat..
Peygambere saygı Mitinginde Hizbullah 300-400 bin kişiyi bir araya topladı.Bölge insanı olayların farkında. İnsanlar Hizbullah'a koşuyor.Hemde Zalimler istemesede .
Düşünüyorum da (sözde) HayırLı
bu iftiralarla nasıl Allah'ın yanına çıkacaksınız...
__________________
İnandığı Gibi Yaşamayanlar, Yaşadığı Gibi İnanırlar
islami25 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 30.07.2008, 15:31
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islami25
Mesajı göster
Devlet'in kullandığı iddiası PKK'nın bölge insanını cemaatten uzaklaştırmak için kullandığı ağızdır.Maalesef olayları tam olarak idrak edemeyenler PKK'nın çirkin oyununa alet olup bu çirkin iftirayı kullandılar..
ISPAT MI istersen, dünya kadar ıspat yazıldı.(Kendi dilinden hizbullah kitabında)
sana farklı bir ıspat..
Peygambere saygı Mitinginde Hizbullah 300-400 bin kişiyi bir araya topladı.Bölge insanı olayların farkında. İnsanlar Hizbullah'a koşuyor.Hemde Zalimler istemesede .
Düşünüyorum da (sözde) HayırLı
bu iftiralarla nasıl Allah'ın yanına çıkacaksınız...
Hep beraber çıkacağız amenna...

Ak koyun kara koyun belli olacak...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 30.07.2008, 15:45

 
Üyelik tarihi: 22.10.2004
Mesajlar: 110
Teşekkür etti: 8
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HayırLI
Mesajı göster
Hep beraber çıkacağız amenna...

Ak koyun kara koyun belli olacak...

Neden Bu Düşmanlık ?
Müslümanlara Neden Her Yazınızda Saldırıyorsunuz.?
Hangi Yazınıza Baktım Hep Aynı Sahne..KARALAMA, İftira,Küçümseme ve Alay Var

Bu 8 Sene İçinde 2000 Olaylarından sonra Cemaatin Yaptığını Begenmediğiniz bir şey Varmı ?
Bir Tek Örnek Verin ?
__________________
İnandığı Gibi Yaşamayanlar, Yaşadığı Gibi İnanırlar
islami25 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 30.07.2008, 15:58
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islami25
Mesajı göster
Neden Bu Düşmanlık ?
Müslümanlara Neden Her Yazınızda Saldırıyorsunuz.?
Hangi Yazınıza Baktım Hep Aynı Sahne..KARALAMA, İftira,Küçümseme ve Alay Var

Bu 8 Sene İçinde 2000 Olaylarından sonra Cemaatin Yaptığını Begenmediğiniz bir şey Varmı ?
Bir Tek Örnek Verin ?
Bak kardeşim yazılarım ortada iken ,iftira atmana gerek yok...

Karalama yok- Uzun yıllardır elde ettiğim bilgiler ve tecrübeler...

İftira yok- Yaptığınız icraatler ortada...

Küçümseme yok- Nerede?

Alay yok- Nerede?...

2000 olaylarından sonra diyorsunuz,ne değişti?...bize anlatırmısınız?...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 30.07.2008, 16:05

 
Üyelik tarihi: 22.10.2004
Mesajlar: 110
Teşekkür etti: 8
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Dikkatinizi çekerim, 2000 yılından sonra Cemaatin bir hatasını söyleyim dedim ama söyleyemediniz.çünkü siz daha önce beyninizde kalıplaşmış düşüncelerle konuşuyorsunuz.


2000 yılından önce cemaatinde itiraf ettiği gibi bazı hatalar olmuştur.Bundan tevbe ediyoruz.2000'den sonra cemaat daha dikkatli davranıp, teşkilatlanma yerine teblig ve irşad programlarına ağırlık vermiştir.
Tüm grup ve cemaatler ile görüşülmüştür.
Üstadın Uhuvvet ve İhlas Risaleleri hayata geçirilmiştir.
Tüm müslümanlar için hüsnü zan esas alınmış.
Kurulan Dernek ile fakir ve muhtaç ailelere ulaşılmış.
İlim meclisleri ile halk islami yönden aydınlatılmaya çalışılmış.
Yayınlanan Gazete ve Dergi ile Müslümanlar arasında birlik oluşturulmak istenmiş
Yapılan kongre ve mitingler ile halk bilinçlendirilmiştir.
__________________
İnandığı Gibi Yaşamayanlar, Yaşadığı Gibi İnanırlar
islami25 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 30.07.2008, 16:32
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
80 Teşekkür 53 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız islami25
Mesajı göster
2000 yılından önce cemaatinde itiraf ettiği gibi bazı hatalar olmuştur.Bundan tevbe ediyoruz.2000'den sonra cemaat daha dikkatli davranıp, teşkilatlanma yerine teblig ve irşad programlarına ağırlık vermiştir.
Tüm grup ve cemaatler ile görüşülmüştür.
Üstadın Uhuvvet ve İhlas Risaleleri hayata geçirilmiştir.
Tüm müslümanlar için hüsnü zan esas alınmış.
Kurulan Dernek ile fakir ve muhtaç ailelere ulaşılmış.
İlim meclisleri ile halk islami yönden aydınlatılmaya çalışılmış.
Yayınlanan Gazete ve Dergi ile Müslümanlar arasında birlik oluşturulmak istenmiş
Yapılan kongre ve mitingler ile halk bilinçlendirilmiştir.


Allah cc yar ve yardımcınız olsun...

Başım gözüm üstüne...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline) &nbs