İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 24.02.2008, 01:05

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 690
Teşekkür etti: 21
21 Teşekkür 16 Mesaja aldı
saidi nursi kimi mujdelemis

23 Mart 1960’da Ebed-i âleme göç eden çağımızın büyük mütefekkirlerinden Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri’ni vefatının 43. yılında rahmetle anıyoruz!






BEDİÜZZAMAN HZ.’LERİNİN İŞARET ETTİĞİ CEMAAT


Mensup olduğumuz İslamî hareket bundan seneler öncesinden gerçek İslam âlimleri tarafından da anılmakta idi. Bu yazımızda hareketimizle ilgili olarak Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri’nin sözleri ve risalelerini bir kez daha gözden geçireceğiz.
13.8.1983 tarihinden 75 sene önce yani 23 Temmuz 1908 senesinde, İstanbul’un Ayasofya’sı yakınında Mısır’dan teşrif buyuran El-Ezher Üniversitesi’nin bir profesörü Bediüzzaman Said-i Nursi Hz. ile görüşmüş ve kendisine aynen şu soruyu sormuş: „Sizin hâlen Devlet-i Aliyye-i Osmaniye’de mevcud bulunan hürriyet ile Avrupa’daki hürriyet (medeniyet) hakkında görüşünüz nedir?“ Bediüzzaman Said-i Nursi profesörün sualine (şu anda meydana gelmiş hareketimizi ve ilanı yapılan Hilâfet Devletini doğrudan doğruya işaret edercesine) şöyle cevap veriyor:

„Ben şunu söyleyebilirim: Osmanlı Devleti Avrupa’ya gebe kalmıştır.
Ya er ya da geç bunu doğuracaktır. Avrupa medeniyetiyse Osmanlı’dan gebedir. Er-geç doğurup bunu meydana getirecektir!“

Değerli okuyucular!
Buradaki doğum mecazi anlamda kullanılmıştır. Avrupa’dan doğacak olan, Avrupa’da meydana gelecek olan İslamî harekettir, Hilâfet hareketidir! Görüldüğü gibi 23 Temmuz 1908 tarihinde İstanbul’da Bediüzzaman içinde bulunduğu bu mübarek harekete işaret etmiştir.



Hicrî 1400 ve 1411:
Yine Bediüzzaman Hazretleri, hicrî ve miladî bir kaç tarihe daha işaret etmektedir. Örneğin Hicrî 1401, miladî 1981 tarihinde inançsızlarla mücadele zamanının başlayacağına işaret ediyor. Bu tarihte bilindiği üzere Merhum Halîfet’ül-Müslimîn Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) büyük davanın tohumunu atmak için Almanya’ya hicret etti.
Said-i Nursî Hazretleri hicrî 1411, miladî 1991 tarihine de işaret ediyor. Said-i Nursi, cifir hesabıyla bu tarihleri hesapladığı ve gaybı da Allah’dan başkası bilemediği için elbette hata etmiş olabilir. Ve hicrî 1412’de Anadolu Federe İslam Devleti ilân edilmişti.


Yine Merhum, Mehdi’nin Hicri 1400 yıllı başında göreve başlaması gerektiğini vurguluyor. Ve diyor ki, bundan bir asır sonra zulümâtı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi’nin şakirdleri olabilir. Böylelikle Said-i Nursî Hazretleri hicrî 1400 yıllarında cereyan etmiş olan hareketimizin mümessillerine burada da işaret ediyor.
Yine Merhum Said-i Nursi, „Sikke-i Tasdik-i Gaybi“ isimli kitabının 85. sayfasında şöyle diyor:


„Hicrî 1414 yılına işaret:
Bediüzzaman Tevbe Suresi’nin „Yuridune en yutfiu nurellahi...“ ayet-i kerime’sini tefsir ederken, bu ayet-i kerime’nin Sevr anlaşmasına, İslam düşmanlarının Kur’an nurunu söndürmek için harekete geçtikleri tarihe parmak bastığını belirtmektedir. Bediüzzaman bu tefsirin son kısmında şöyle diyor: „Eğer şeddeli „mim“ dahi şeddeli „lam“lar gibi bir sayılsa, o vakit binikiyüzseksendört eder. O tarihte Avrupa kâfirleri Devlet-i İslamiyye’nin nurunu söndürmeğe niyyet ederek on sene sonra Rus’ları tahrip edip Rus’un doksanüç muhareb-i meşumesiyle Âlem-i İslam’ın parlak nurunu muvakkat bir bulut perde ettiler.

Fakat bunda Risail’in-Nûr şakirdleri yerinde Mevlana Halidin (k.s.) şakirdleri o bulut zulümatını dağıttıklarından bu ayet bu cihette onların başına remzen parmak basıyor. Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli „lam“lar ve „mim“ ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazreti Mehdi’nin şakirdleri olabilir. Her ne ise bu nurlu ayetin çok nuranî nükteleri var.“

Burada dikkat çekici husus şudur: Eğer şeddeli lamlar ve mim ikişer sayılsa o zaman Hicri 1414, Rumi 1419 tarihi karşımıza çıkmaktadır!

Ey Hz. Mehdi’nin Şakirdleri:
Bediüzzaman Hazretleri’nin bundan seneler önce kalp gözüyle ve Allah’ın yardımıyla işaret ettiği tarih, hicrî 1414 yılı, İslam ümmetinin yeniden vahdeti açısından önemli bir tarihtir. Niye? Çünkü hatırlarsınız, bu tarihte, yani 26 Ramazan 1414’e tekabül (8 Mart 1994)’de Merhum cennetmekân Halife-i Müslimîn Cemaleddin Hocaoğlu Ramazan ayında, bin aydan daha hayırlı olan Leyle-i Kadir’de Peygamber minhacı üzere Hilâfet-i İslamiyye’yi ilan ve ihya etmiş ve dünya müslümanlarının daha fazla İmam’sız ve Halife’siz kalmalarına son noktayı koymuştu.

Bediüzzaman Hazretleri’nin Kudsî Cemaatın Üç Büyük Vazifesini Bildiriyor:
„Birincisi: Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi Âl-i Resul’ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevisinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyetine ve seyyidler cemaati yapacağına Rahmet-i İlahiyye’den bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:


Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazreti Mehdi’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü Hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tasdikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şâkirdlerdir. Ne kadar da az olsalar, mânen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.


İkinci vazifesi:
Hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) ünvanı ile Şeâir-i İslamiye’yi ihya etmektir! Âlem-i İslam’ın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve gadab-ı İlâhiden kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hâdimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular lazımdır.


Üçüncü vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile çok Ahkâm-ı Kur’aniye’nin zedelenmesiyle ve Şeriat-ı Muhammediye’nin (a.s.m.) kanunları bir derece tatile uğramasiyle O zât, bütün ehl-i imanın manevî yardımlariyle ve ittihad-ı İslamın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır.“ (Emirdağ Lahikası, c. 1, s. 261, Tenvir Neşriyat, İst.)
Allah Resulü bir hadis-i şerif’inde şöyle buyurmaktadır: „Bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi (a.s.) için ortam oluşturacaklardır!“ (İbn-i Mace)


İşte görüldüğü gibi Merhum Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri bir çok söz ve eserlerinde mensubu olmakla daima gurur ve şeref duyduğumuz bu Peygamber hareketine işaret etmiş ve İslam güneşinin batıdan yani Avrupa’dan doğacağını müjdelemişti.
Ne mutlu bu Peygamber davasına mensup olup zorlu yolda azim ve cesaretle yürüyen bizlere!..
Cenab-ı Hakk, ümmetin beklediği ahir zaman Mehdi’sine ortam hazırlayan bu mübarek cemaattan bizleri ayırmasın ve ayaklarımızı sabit kılsın!
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 24.02.2008, 12:59

 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.679
Teşekkür etti: 4
99 Teşekkür 69 Mesaja aldı
Bismillah...

İstanbul uleması genç Said ile münazarada çaresiz kalınca, o sıralar İstanbulda bulunan el-Ezher reis-i uleması(rektör) Şeyh Bahid hzlerine;

-Bir genç var...Sorulan her suale bila-tereddüt cevap veriyor...Biz aciz kaldık...Bir de siz münazara etseniz.

derler. Münazara ortamı hazırlanır...Oraya gelen Üstad hzlerine Şeyh Bahid hzleri sorar:

-ma tekulu fi hakkı hazihi'l hurriyyeti'l usmaniyyet-i vel medeniyyeti'l evrubaiyyeh(Osmanlı hürriyeti hakkında ne düşünürsün ve Avrupa için ne dersin)

Üstad hzleri cevab verir:

-innel usmaniyyate hamilatun bidevletin evrubaiyyeti fe telidu yevmen ma(Osmanlı bir Avrupa devletine hamiledir.Bir gün onu doğuracak)
vel evruba hamilatun bil islamiyyeti fe telidu yevmen ma(Avrupada islama gebedir.O da onu doğuracak)

Bunun üzerine Şeyh Bahid hzleri;

-Bununla münazarada galebe edemem. Ben de aynır fikirdeyim.Fakat bu kadar beliğ bir şekilde dile getirmek ancak Bediüzzaman hastır.

der.

Bu ne demek? Birincis sual:

-Osmanlı hürriyeti hakkında ne düşünürsün?

Soru 1908 yılında sorulmaktadır. Osmanlı'nın var veya yok olma mücadelesinin yaşandığı bir dönemde...Osmanlı hürriyetine kavuşacak mı? Bu mesele hakkında ne düşünüyorsun....Üstad hzleri Osmanlının bir Avrupa devleti doğurarak hürriyete kavuşacağını ifade eder....Netekim hürriyete kavuştuktan sonra yapılan inkilaplar ile islam adeta terk edilmiş ve Avrupanın yaşam tarzı alınarak Avrupa devleti gibi bir devlet ortaya çıkmıştır. Daha sonraları 1940'lı yıllarda Üstad hzleri bu bahsi Emirdağ Lahikasındaki bir mektupta tekrar dile getirerek;

-Birinci tevellüdü gözümüzle gördük.Çeyrek asırdır Avrupadan daha fazla dinden uzak.

diyerek Osmanlıdan Avrupa devletinin doğduğunu belirtmektedir.

İkinci sual:

Avrupa hakkında ne düşünüyorsun?

Avrupada islama gebedir. Bir gün Avrupada İslam devleti doğuracak...Nasıl ki Osmanlının Avrupa devleti doğurması Osmanlının içinden birilerinin çıkıp Avrupa devleti kurması şeklinde değil devlet erkanı ile birlikte insanların git gide islamdan uzaklaşıp Avrupavari bir yaşam tarzına sahip olması şeklinde tevellüd etmiş, aynı şekilde Avrupanın İslam devleti doğurmasıda içlerinden birileri çıkıp bir devlet kuracak şeklinde değil devletlerin devlet erkanları ile birlikte git gide islama yaklaşıp,islam olacakları şeklinde gerçekleşecektir.Netekim Avrupada ve dahi dünyadaki İslama yönelişler malumdur.

İslam devleti ve Avrupa devleti tabirleri dindar olma ve dinden uzak olma anlamında kullanılmıştır. İslam devleti islamı yaşayan bir devlet, Avrupa devleti dinden uzak bir devlet anlamında kullanılmaktadır. Cevabın hiçbir yerinde hilafet devleti gibi bir kavram yoktur.

Osmanlı hürriyet ile birlikte git gide islamdan uzaklaşmış ve dinden uzak bir Avrupa devleti haline gelmiş..

Avrupada git gide islama yakınlaşacak ve dindar bir islam devleti olacak....

"Halifetul Müslimin" dediğiniz şahsın halifeliğini sizden başka kabul eden kimse yoktur. Dolaysı ile bu sıfat ile ifade edilemez.Edilirse kendiniz dışındakileri müslüman olarak görmediğiniz anlamına gelir. Hilafet devleti dediğiniz devletin, toprakları neresidir?Başşehri neresidir???Neden "Anadolu" devlet???Avrupada değil misiniz...Neden "Avrupa Federe İslam Devleti" değil??? Almanyada faaliyettesiniz...Neden olmayan devletinizi Almanyaya izafe etmiyorsunuz???Hangi sebebten Anadoluya izafe etme gereği duyuyorsunuz???Mesnedsiz iddialarınız ile Üstad hzlerinin işaret ettiği siz iseniz neden Avrupada bir islam devleti kurmuyorsunuz???Neden Anadolu???Olmayan bu devleti nasıl kuracaksınız???Hilafet babadan oğula kalan saltanatmıdır ki babadan sonra oğul halife oluyor???Cevabını veremeyeceğiniz çok fazla sual üretmek mümkündür....

Ayrıca Üstad hzlerinin vefaatının 48. yıldönümüdür...2008-1960=48 ediyor....

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 24.02.2008, 13:15

 
seckince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
Mesajlar: 1.467
Teşekkür etti: 99
27 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

İstanbul uleması genç Said ile münazarada çaresiz kalınca, o sıralar İstanbulda bulunan el-Ezher reis-i uleması(rektör) Şeyh Bahid hzlerine;

-Bir genç var...Sorulan her suale bila-tereddüt cevap veriyor...Biz aciz kaldık...Bir de siz münazara etseniz.

derler. Münazara ortamı hazırlanır...Oraya gelen Üstad hzlerine Şeyh Bahid hzleri sorar:

-ma tekulu fi hakkı hazihi'l hurriyyeti'l usmaniyyet-i vel medeniyyeti'l evrubaiyyeh(Osmanlı hürriyeti hakkında ne düşünürsün ve Avrupa için ne dersin)

Üstad hzleri cevab verir:

-innel usmaniyyate hamilatun bidevletin evrubaiyyeti fe telidu yevmen ma(Osmanlı bir Avrupa devletine hamiledir.Bir gün onu doğuracak)
vel evruba hamilatun bil islamiyyeti fe telidu yevmen ma(Avrupada islama gebedir.O da onu doğuracak)

Bunun üzerine Şeyh Bahid hzleri;

-Bununla münazarada galebe edemem. Ben de aynır fikirdeyim.Fakat bu kadar beliğ bir şekilde dile getirmek ancak Bediüzzaman hastır.

der.

Bu ne demek? Birincis sual:

-Osmanlı hürriyeti hakkında ne düşünürsün?

Soru 1908 yılında sorulmaktadır. Osmanlı'nın var veya yok olma mücadelesinin yaşandığı bir dönemde...Osmanlı hürriyetine kavuşacak mı? Bu mesele hakkında ne düşünüyorsun....Üstad hzleri Osmanlının bir Avrupa devleti doğurarak hürriyete kavuşacağını ifade eder....Netekim hürriyete kavuştuktan sonra yapılan inkilaplar ile islam adeta terk edilmiş ve Avrupanın yaşam tarzı alınarak Avrupa devleti gibi bir devlet ortaya çıkmıştır. Daha sonraları 1940'lı yıllarda Üstad hzleri bu bahsi Emirdağ Lahikasındaki bir mektupta tekrar dile getirerek;

-Birinci tevellüdü gözümüzle gördük.Çeyrek asırdır Avrupadan daha fazla dinden uzak.

diyerek Osmanlıdan Avrupa devletinin doğduğunu belirtmektedir.

İkinci sual:

Avrupa hakkında ne düşünüyorsun?

Avrupada islama gebedir. Bir gün Avrupada İslam devleti doğuracak...Nasıl ki Osmanlının Avrupa devleti doğurması Osmanlının içinden birilerinin çıkıp Avrupa devleti kurması şeklinde değil devlet erkanı ile birlikte insanların git gide islamdan uzaklaşıp Avrupavari bir yaşam tarzına sahip olması şeklinde tevellüd etmiş, aynı şekilde Avrupanın İslam devleti doğurmasıda içlerinden birileri çıkıp bir devlet kuracak şeklinde değil devletlerin devlet erkanları ile birlikte git gide islama yaklaşıp,islam olacakları şeklinde gerçekleşecektir.Netekim Avrupada ve dahi dünyadaki İslama yönelişler malumdur.

İslam devleti ve Avrupa devleti tabirleri dindar olma ve dinden uzak olma anlamında kullanılmıştır. İslam devleti islamı yaşayan bir devlet, Avrupa devleti dinden uzak bir devlet anlamında kullanılmaktadır. Cevabın hiçbir yerinde hilafet devleti gibi bir kavram yoktur.

Osmanlı hürriyet ile birlikte git gide islamdan uzaklaşmış ve dinden uzak bir Avrupa devleti haline gelmiş..

Avrupada git gide islama yakınlaşacak ve dindar bir islam devleti olacak....

"Halifetul Müslimin" dediğiniz şahsın halifeliğini sizden başka kabul eden kimse yoktur. Dolaysı ile bu sıfat ile ifade edilemez.Edilirse kendiniz dışındakileri müslüman olarak görmediğiniz anlamına gelir. Hilafet devleti dediğiniz devletin, toprakları neresidir?Başşehri neresidir???Neden "Anadolu" devlet???Avrupada değil misiniz...Neden "Avrupa Federe İslam Devleti" değil??? Almanyada faaliyettesiniz...Neden olmayan devletinizi Almanyaya izafe etmiyorsunuz???Hangi sebebten Anadoluya izafe etme gereği duyuyorsunuz???Mesnedsiz iddialarınız ile Üstad hzlerinin işaret ettiği siz iseniz neden Avrupada bir islam devleti kurmuyorsunuz???Neden Anadolu???Olmayan bu devleti nasıl kuracaksınız???Hilafet babadan oğula kalan saltanatmıdır ki babadan sonra oğul halife oluyor???Cevabını veremeyeceğiniz çok fazla sual üretmek mümkündür....

Ayrıca Üstad hzlerinin vefaatının 48. yıldönümüdür...2008-1960=48 ediyor....

vesselam
MeseLe bitmiştir..Ninja-Kedi Kardeşimiz noktayı koymuştur..Ayrıca iLaveye gerek de yoktur..ALLah Razı OLsun..
__________________
''İnsan, karşısındakini dinLemezse ancak kendi sesini duyar..O ses de her zaman doğru şeyLer söyLemeyebiLir..
seckince isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 24.02.2008, 18:33

 
elhamd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 690
Teşekkür etti: 21
21 Teşekkür 16 Mesaja aldı
ey nija 1.bu yazi bundan 5 sene evvel yazildigi icin aynen o tarihi degistirmeden ilave etmeden koydum
2.bizim yaptigimiz yeni bir devlet degil osmanliya kadar gelen hilafet muessesesini ihya edip
canlandirmaktir. ve sahip cikmaktir basta anadolu olmak uzere butun dunya muslumanlarini
bu cati altinda toplamaktir
3.halifeye kimler beyat ettigi ilgililer tarafindan bilinir kafadan sallama sizden baska halifeligini taniyan yok diye!
4.hilafetin topragi vardir oda anadoludur ama hilafet idaresini kemalist zihniyet milleti
aldatarak ele gecirmistir. basta anadolu sakinleri olmak uzere islam ummetini bu kuruma sahip cikmaya devet ediyoruz.
5.babadan ogula hilafet gecermi demissin. evet ehil baska yoksa ve ogulda ehilse halife olur. delilmi istersin hz.ali den sonra halife kim oldu oglu hz.hasan degilmi? yeterki ehil olsun.

bizim dusuncemiz ne? sizinki ne ?allah islah etsin sizin gibi ilimli diyalog masalina kanan kisileri
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elhamd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 25.02.2008, 09:21

 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.679
Teşekkür etti: 4
99 Teşekkür 69 Mesaja aldı
Bismillah..

selametle...

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 26.02.2008, 08:57

 
Üyelik tarihi: 18.12.2007
Mesajlar: 108
Teşekkür etti: 6
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

İstanbul uleması genç Said ile münazarada çaresiz kalınca, o sıralar İstanbulda bulunan el-Ezher reis-i uleması(rektör) Şeyh Bahid hzlerine;

-Bir genç var...Sorulan her suale bila-tereddüt cevap veriyor...Biz aciz kaldık...Bir de siz münazara etseniz.

derler. Münazara ortamı hazırlanır...Oraya gelen Üstad hzlerine Şeyh Bahid hzleri sorar:

-ma tekulu fi hakkı hazihi'l hurriyyeti'l usmaniyyet-i vel medeniyyeti'l evrubaiyyeh(Osmanlı hürriyeti hakkında ne düşünürsün ve Avrupa için ne dersin)

Üstad hzleri cevab verir:

-innel usmaniyyate hamilatun bidevletin evrubaiyyeti fe telidu yevmen ma(Osmanlı bir Avrupa devletine hamiledir.Bir gün onu doğuracak)
vel evruba hamilatun bil islamiyyeti fe telidu yevmen ma(Avrupada islama gebedir.O da onu doğuracak)

Bunun üzerine Şeyh Bahid hzleri;

-Bununla münazarada galebe edemem. Ben de aynır fikirdeyim.Fakat bu kadar beliğ bir şekilde dile getirmek ancak Bediüzzaman hastır.

der.

ya kardeş ben bu münazara basini anlamıyom

neyin münazarasını ne için yapıyolar

bi izah et allah aşkına

öyle bi anlatılıyoki


ilmi bi bahis mi yoksa at yarışımı kafa karıştırılıyo

hele bi biigin varsa aydınlat
cafertayyar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
saidi nursi kendi zamaninda diyalog meselesinde nasil bakiyordu elhamd Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 87 30.08.2008 14:23
İngiliz âşıkları ve Saidi Nursi ilhami Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 5 16.06.2008 21:45
Saidi Nursi hz (beduizzaman) HACEGAN Anketleriniz 3 11.01.2006 19:43
Saidi Nursi Hz.lerinin ilk Mürşidi Kimdir Ve O kapıda Hangi İlmi Kazanmıştı addanali Dini Bilgi ve Eğitim 3 10.09.2005 19:17


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:49 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50