| Böyle bir Müslüman’a sabredemeyiz.
Müslüman olarak dini hayatımız şükür, istiğfar ve sabır üçgeni üzerinden bir köşede durmaktadır. Allah’ın nimetlerinden birisi ile yaşadığımız anı şükürle geçiriyor; İslamî bir tavır koymuş oluyoruz. Bir hata işlediğimizde ise istiğfara sığınıyor yine İslamî çizgide kalıyoruz. Allah’ın imtihanlarından bir imtihanla karşılaştığımızda da sabrederek İslamî kimliğimizi korumuş oluyoruz. Şükür, istiğfar ve sabır günlük hayattır. Veya hayatla İslam’ın kesiştiği yerdeki makaslardır. Bu üç kavramın algılanma ve tatbik edilme tarzı da, İslamlığımızın nekadarlığına ışık tutmaktadır.
Şükretmeyi yemekten sonra ‘elhamdülillah’ demek, istiğfarı da sinirlenince ‘tevbe tevbe!’ demek olarak yorumladığımızda, ne kadar yüzeysel kalıyorsak, sabretmeyi beklemek olarak algılayıp tatbik ettiğimizde de öyle bir yüzeysellikte sürünüyoruz demektir. Sabretmek beklemekse eğer, Müslüman’ın ömrü beklemekten ibarettir. Neyi ve nereye kadar, neden beklediğini bilmeden bekleyen, beklemiş bile olmaz. Bekletilmiş ve aldatılmış olur.
Sabrın en güzel örnekleri olan enbiyanın bazılarında asırlar süren sabırları, bir bekleyiş olarak görülebilir mi? Nuh aleyhisselam sabretti. Dokuz yüz elli yıl! On asırdan elli yıl az! Sabretti. Sabrı da kabul gördü. İbrahim aleyhisselam sabretti. Musa aleyhisselam sabretti. Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sabretti.
Bu sabırların doldurduğu hayat, seccade başında akıbeti bekleyen bir beklemeden ibaret miydi? Hangisinin hayatına bakılırsa görülecektir ki, o sabır, içi azim ve gayretle bezenmiş bir sabırdır. Omuzlarına konmuş emanetin hakkını vermek için, geceyi gündüze ilave ederek adeta, insanüstü bir gayretle yollara düştüler. Kovuldukları kapılara defalarca gittiler. Ölümle yüzleşecekleri yollara düştüler. Sitemlerden etkilenmediler. Yalnızlığa dayandılar. Kınayanın kınamasından çekinmediler. Vermekten kaçınmadılar. Bıkıp usanmadılar. Görevlerini ağır görmediler. Bir görevi yerine getirirken diğerini ezmediler. İnsani ilişkilerde kısır kalmadılar. Bir yapıp bir bozmadılar.
Sabırda zirvede olanlar aynı zamanda gayrette de zirvede olanlardır. Emekliliğinden sonra, sabır bölümünde uzmanlaşanlar olmamıştır. Sabır beklemek değildir. Sabır, Allah’ın mülkünde, O’nun sisteminde yol alırken, başına gelenlerden ötürü yılmamak, sisteme itiraz etmemektir. Hız kesmeden yola devam ederken, vardır bir hikmeti Rabbimin, yaptığında diyebilmektir.
Sabrın en güzel örnekleri enbiyada ise, onların sabrı budur. O sabır da olaylara takılmadan yoluna devam ederken azmini ve gayretini düşürmemektir. Şeytanın psikolojik baskılarını duymadan yola devam etmektir.
Sabır belki çok şeydir ama TV başında olayları izleyip, sinirlenmek asla değildir.
Olay izlemek, olay yorumlamak sabır olamaz.
Böyle bir Müslüman’a sabredemeyiz.
Nureddin Yıldız
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|