| Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi | | | | |
| Bismillah....
Türban....
Türban meselesinin çözümü şartlar nedeni ile beklediğimizden erken gündeme geldi. Bu mesele ile ilgili yasa değişikliği Temmuz-Ağustos aylarında gelecekti. Ancak MHP'nin siyasi rant tutumu ve dahi deşifre olduğunu anlayan Ergenekonun deşifre olurken yüzünü saklamak için bir perde olması için bu mesele gündeme getirildi. Başbakanın Danimarkada sorulan bir soru üzerine "Türban siyasi simge olsa ne olur" sözüne binaen MHP harekete geçmiş ve Türkiye'den "Biz bu meselenin çözümüne hazırız.Samimi isen buyur çözelim" mesajı göndermiştir. Hasılı MHP'nin bu tuzağına düşen hükümet buna olumlu yanıt vermiş ve çalışmaları erkene almıştır.
Derken Ergenekon operasyonu düzenlendi. Buzdağının görünen kısmında önemli operasyonlar yapıldı. İki gündemin aynı anda oluşması elbette tesadüf değildi. Bir kısım medya,kurum,kuruluş ve partiler adeta Ergenekonu görmezlikten gelip başörtüsü yasağının kaldırılmasını en önemli mesele olarak gündeme getirmeye çalıştılar. Kaos senaryoları yazılmaya, provakasyonlar yapılmaya başlandı. Fakat artık malum medyanın karşısında güçlü bir medya vardı. Bütün örtbaslara rağmen Ergenekonun kirli yüzü deşifre edildi ve edilmeye devam edilmekte. Şimdi operasyonel güçleri olan çete mensuplarıda emeklilikleri ile birlikte ele geçirilecektir.
Başörtüsü yasağının kaldırılması ile ilgili MHP'nin garip bir tutumu vardır. YÖK kanununun EK-17 maddesinin değiştirilmesi. İlginçtir ki bu yasağın kaldırılmasına karşı çıkan herkeste bu değişikliği istemektedir. Peki ama başörtüsü yasağının kalkması için çalışan(!) MHP neden böyle birşey istiyor?
MHP'nin baştaki "biz çözüme hazırız" atağı siyasi bir manevraydı.Refahyol hükümetinin 28 Şubat postmodern darbesi ile birlikte yıkılmasından sonra MHP başörtüsü üzerinden siyaset yapmış "Ürkeğe değil erkeğe oy ver" şeklindeki dev afişler bilboardlarda yerini almıştı. Neticede ara seçimde MHP önemli miktarda oy alarak meclise girdi. Anasol-m kooalisyonu kuruldu. MHP'nin "erkek"liğinden zerre eser yoktu. Bu nasıl olmuştu? MHP içerisinde Ergenekon uzantılı etkili ve yetkili kişiler vardır. Ve parti bu yönlendirme ile hareket etmektedir. EK-17. madde değişikliğinin istenmesi başörtüsünün çözümü için değil çözümsüzlüğü içindir. Neticede "biz çözüme hazırız dedi...EK-17. madde ısrarı ile bu çözüm için ne kadar istekli olduğunu sergiledi..."...Halk yargının işleyişini bilmediği için olanlar halka bu şekil yansımaktadır...EK-17. madde değişikliği yapılırsa bu maddenin başörtüsü ile üniversitelere girmeye engel olduğu kabul edilmiş olunacaktır. Oysaki ne bu madde ne de anayasanın herhangi bir maddesi başörtüsü ile üniversiteye girmeye mani değildir. Mevcut anayasa değişikliği anayasa mahkemesine götürüldü. Anayasa mahkemesi anayasa değişikliklerini ancak şekil yönünden inceleyebilir....YÖK kanunun EK-17. maddesine değişiklik yapılırsa denildiği gibi bu değişiklik EK-17. maddenin başörtüsüne engel olduğunu kabul etmektir. Ve birileri tarafından EK-17.maddede yapılan değişiklik yine anayasa mahkemesine götürülecektir. Fakat bu defa durum farklıdır.Zira anayasa mahkemesi kanunları iptal edebilir. EK-17 . madde anayasa mahkemesine götürüldüğünde ve burada iptal edildiğinde EK-17. madde başörtüsünü yasaklayan madde olarak kabul edilmiş olunacaktır.
İşte AK Parti bu nedenle EK-17 madde değişikliğini istememektedir.MHP ve başörtüsü yasağına karşı olanlar ise bu nedenle EK-17 madde değişikliğini dayatmaktadır...
Bu konuda ipleri Ergenekonun elinde olan MHP'yi Allaha havale ediyor ve MHP'nin bu tuzağına düşüp Temmuz-Ağustos ayından önce(20 rektörün görev süresinin dolmasından) bu meseleyi gündeme getiren hükümete daha dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz....
Tabii hükümet üyeleri DF'yi okumuyor:)Ama olsun....
vesselam | |
| | |
Bunlarin erkekligini milletimiz gördü, basörtüsünüde nasil cözdüklerine sahit oldu.
O tarihte basörtülü MHP milletvekili Bahceli'nin emri ile basini amasaydi, belki bu is bugün bu kadar dallanmayacak, Merve Kavaci yalniz kalmayacakti.