| Hakan Albayrak bir SAADET'linin asaletini yazdı Fikir ve inanç özgürlüğünü kararlılıkla savunuyorlardı. Kayıtsız şartsız demokrasiden yana tavır koyuyorlardı. Statükoya, oligarşiye isyan ediyorlardı. Başörtüsü düşmanlığını şiddetle telin ediyorlardı. AK Parti'nin maruz kaldığı anti-demokratik, laikçi, faşizan baskılara karşı çıkıyorlardı… Derken, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesiyle birlikte, AK Parti'yi, anti-demokratik güç odaklarının dümen suyunda gitmediği için eleştirmeye başladılar!
Açıkça 'AK Parti bu güç odaklarına boyun eğsin' demediler tabii. Toplumu germekten filan dem vurdular. Toplumun bazı hassasiyetlerini göz ardı ettiği, eşi başörtülü olan bir cumhurbaşkanı adayı çıkararak toplumsal çalkantılara yol açtığı gerekçesiyle AK Parti'ye alabildiğine yüklendiler. Tek parti döneminden beri hüküm süren taassuplarla mücadelenin çetin bir iş olduğunu, Türkiye'ye zaman ve enerji kaybettiren saçma sapan dogmaları sisteme ve dahi toplumun bir kısmına rahatsızlık vermeden aşmanın mümkün olmadığını, ülkenin ufkunu aydınlatmak için bunu göze almak gerektiğini bal gibi bildikleri halde (veya biliyor olmaları gerektiği halde) “Gül'ün cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi yanlıştır” deyip durarak, darbe tehditleri savuran malum zevata 'lojistik destek' verdiler.
Bu ani dönüşün sebebi neydi? Darbe söylentileri ayyuka çıkınca demokratik cesaretleri mi kırılmıştı? Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesini bekledikleri bir arkadaşlarının 'harcanmasına' mı isyan etmişlerdi? AK Parti'nin 'köylülüklerine' gösterdikleri müsamaha yüzünden sosyeteye rezil olduklarını düşünüp 'fırsat bu fırsattır, yol yakınken dönelim' mi demişlerdi? Yoksa, milli irade düşmanlarının çarkını en ufak bir risk bile almadan durdurmanın bir yolunun bulunabileceğine gerçekten inanıyorlar mıydı? Bilemiyoruz.
Sonuçta kendilerinden bekleneni yapmadılar. Dik durmadılar. 'Hukukun canına okuyan entrikalar, komplolar, müdahaleler kabul edilemez!' diye kestirip atmadılar. AK Parti'nin bunları kaçınılmaz kıldığı yolunda laflar ettiler. Böyle lafları o gün bugündür her fırsatta ediyorlar.
AK Parti'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davayla ilgili sözleri/yazıları da bu meyanda. Dava hoş değilmiş, ama AK Parti'nin buna zemin hazırladığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerekirmiş… Cumhurbaşkanı seçiminde hata yapılmış, sağda-solda tuhaf beyanatlar verilmiş, Başbakan'ın üslubu çok sertmiş, bilmem neymiş de bilmem neymiş… Sorsanız, AK Parti'yi bunlara istinaden kapatma fikrini saçma bulduklarını söyleyeceklerdir; ama AK Parti'ye şu veya bu sebepten ötürü duydukları tepkiyi, hıncı veya kırgınlığı işe karıştırmadan 'Böyle bir dava kabul edilemez!' demeyi beceremiyorlar işte. İçinden 'oh olsun' diye geçirdiğini faş eden bir tavır sergilemekten kendini alamayanlar bile var.
Ayıptır!
Bir kendi tavırlarına, bir de Numan Kurtulmuş'un tavrına baksınlar. Baksınlar ve kendilerinden utansınlar.
Saadet Partisi, AK Parti'nin fikriyatını ve icraatlarını yerden yere vuruyor. Milli Görüş'çü geçmişleriyle ilgili nahoş açıklamalarda bulunan AK Parti kadrolarına 'kişisel bir kırgınlık' da duyuyor. Bu, Saadet Partisi'nin, AK Parti'ye açılan kapatma davasını elini ovuşturarak seyretmesini veya buna kayıtsız kalmasını, yasak savmak babından göstermelik bir tepkiyle yetinmesini mi gerektirir? Tabii ki hayır. Nitekim Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, esteksiz-kösteksiz bir beyanatla AK Parti'nin hukukunu en üst perdeden savundu. Dedi ki: "Kapatma davaları siyasete olağandışı müdahalelerdir. AK Parti'ye açılan davayı kabul etmemiz mümkün değildir. Anayasa Mahkemesinin AK Parti'ye açılan kapatma davasını daha baştan reddetmesi milletimize yapılacak en büyük iyilik olacaktır. Yasalar, statükonun elinde kullanılan araçlar olmamalıdır. Demokraside partileri millet yükseltir, millet düşürür veya tasfiye eder. Bunun da yolu seçimdir, sandıktır."
O kadar!
* * *
Numan Kurtulmuş'un, 'AK Parti kapatılırsa bundan Saadet Partisi kârlı çıkar' yolundaki yorumlarla ilgili asil çıkışı da kayda değer:
“Bunu ahlaki bulmuyorum. Biz hiçbir partinin zaafı üzerine siyaset yapmayız, hesaplarımızı da hiçbir partinin eksikleri üzerine kurmayız.” Hakan Albayrak - Yeni Şafak
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|