İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 22.03.2008, 16:38
 
seckince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
Mesajlar: 1.411
Teşekkür etti: 46
20 Teşekkür 15 Mesaja aldı
Nihat Genç:MüsLümanLık GerdanLığımızdır!!


Nihat GENÇ

Tarih: 8 Mart 2008 Cumartesi




8 Mart 2008 Tarihli Ne Var Ne Yok Programından...* Ben de size söylüyorum bu toprak Anadolu’dur. Evet, yıktınız kırdınız buldozerlerle paramparça yaptınız. Ama bu yağan kara, bu akan suya, bu açan goncalara, o tomurcuklara gücünüz yetmeyecektir.

Bu toprak Anadolu bunu bilsinler. Buraları Yunus Emre tütsüleri, Hacı Bektaş tütsüleri... Şimdi de başımıza bir alek getirmişler, defilelerde kırıtan kızlara bilmem şak şak şeytanı çığlıklar, insafsız bir ihtiras. Nerden geliyor bu ihtiras? Müslüman berraktır, temizdir, Müslüman arıdır. Müslüman kin tutmaz. Kin tutmadığı için beş vakit yıkanır, bu ezanlar yıkar. Allaha yönelerek yıkar. Günün bütün yorgunluğunu bir akşam namazıyla üstünden atar. Müslüman gecenin zehrini bilir. Gecenin korkusunu bilir. Gece yarısı uyanır gene dua eder. Mehtaba bakar gene dua eder. Çocuğunun yüzüne bakar gene dua eder.
Bir kara korku alır. Şimdi Gazze’de çocuklarım öldürülüyor diye bir kara korku. Ne yapacağını şaşırır. Parasını verir, duasını eder. Müslüman budur. Ve kin tutmaz bu insan.
Bin yıldır da kin tutmadı. O yüzden kardeş olduk. Müslümanlık Anadolu toprakları boynunda en güzel gerdanlıktır. Biz bu gerdanlıkla büyüdük. Benim annemde senin sokağında her yerde vardı bu.

Atalarımızın, dedelerimizin kitapları ortada. Kendin yaşamıyorsan baban, deden nasıl yaşadı bak. Müslüman sade insandır. Şimdi böyle bin bir cümbüş rengin, bin bir cümbüş eğlencenin bilmem neyin… Bize ne bu eğlencelerden. Biz tabiatın eğlenceleri; işte çiçekler açar bizim için eğlencedir, yağmur yağar eğlencedir. Eğlenmek mi istiyorsunuz alın çoluğunuzu çocuğunuzu Antalya’ya sahiline gidin denize, manzarayı gösterin, güneşi gösterin, dağlarınızı gösterin, sularınızı gösterin. Gidin o dere kıyılarına, bir gün bir dere kıyısından git, çocuğunun elinden tut, bir patikadan yukarı vur. Akşam karardığı zaman o çakıl taşları nasıl parıldıyor. Mehtap nasıl burmuş inci tanesi gibi.
Ülkenin her tanesi, her çakılı, her kayası nasıl parıldıyor, nasıl bir ışık saklı. Git o derenin sürüklediği, derenin yıkadığı, derelerin yıkadığı şu Anadolu’yu bir görün. Müslüman sade insandır ben bunu öğrendim. Benim babamın, benim dedemin, benim sokağımın, benim esnafımın yüzünde hep ben bunu gördüm. Müslüman insanların yüzünde böyle şırıl şırıl sular gibi bir gülümseme vardır. Ve vardı ve olacak. Ama şimdi böyle bi şeytanı çığlıklar, böyle dalevera, odun suratlı kadınlar. Görüyoruz bunu.

Sanki biz Yeni Zelenda’dan geldik. Biz de bu camilerde büyüdük. Biz de bu dualarla büyüdük. Müsaade edin bizi de büyüten bir anne vardı dualarla, sabah namazlarıyla. Şimdi ben annemi mezardan kaldırıp desem ki, ah anne ah Müslümanlar böyle kırıtan kızlara şak şak şuk şuk yapıyolar. Ne der bana? Ne der? Göklere dönüp ne der Allah’a. Nerde yanlış yaptık, biz nerde yanlış yaptık? Allah’ın adı bu kadar kirletilir mi? Bu tertemiz Anadolu toprağı bu kadar kirletilir mi? Nerde yanlış yapıyoruz?

Bizi bir gün temizleyecek olan Müslümanlıktır. Ya bir gün bütün bu kirlerimizi, pisliklerimizi Müslümanlık gelip temizleyecek. Dünyayı kirletiriz, buldozerleriyle, kendi pisliklerimizle, ahlaksızlığımızla. Yine bir tövbe, yine Müslüman kardeşliğimiz gelecek ve bu toprakların kırk ikindileri gibi gene yıkayacak bizi. O yıkayacak, o sular hem dışımızdan, hem içimizden, hem ormanlardan, hem beynimizden akacak. Dualarla akacak. Yine bizi yıkayacak olan bu Müslümanlıktır. Ama şimdi yeni yetişmekte olan çocuklar, bakıyorlar ki burada şeytani çığlıklar atan, bilmem neler yapan insanlar var. Ne bırakabiliriz, servet bırakamayız. Servet bırakamayız, milyarlık holdinglerini bırakamazsın, zengin kocanın makamlarını da bırakamazsın. Çocuklarımıza bırakabileceğimiz bir ahlaktır. Benim babam dürüst adamdı, sade adamdı, temiz adamdı, yemedi içmedi. Böyle bir değer bırakacağız.

Nerde okuyorlar bu Müslümanlığı, bir de gelip bana anlatsınlar. Biz de gidelim o defilelerde, biz de gidelim orda çalımlarla bir şeyler yapalım. Bir de bize anlatsınlar. Bak kardeşim bizim dağlarımıza, tepelerimize çıkmamış insanlardı bu insanlar. Bizim o ta ne bileyim Kastamonu’nun pirincini, sarımsağını tanımayan insanlardı. O tepelerimize çıksalar, o eriyen kar sularını görseler şimdi baharda, o derenin kenarına ağlayan kuşlar gelir. Ağlayan kuşlar. Gitsinler onu Bartın’da görsünler. O suları taklit eder, suların sesini taklit eder ağlayan kuşlar.
Sabahtan akşama kadar. Bizim eğlencemiz odur. Bunun feryadıdır. O ağlayan kuş gibi dua ederiz. O ağlayan kuş gibi tabiata bakarız. Biz de o ağlayan kuşları taklit ederiz, Allah’a karşı kendimize karşı, insanlığa karşı. Feryadımız budur. Sen kalkmışsın defilelerde kırıtılıyor, eller çırpılıyor, yok kocam meclis başkanıymış, bilmem neymiş.
__________________
''İnsan, karşısındakini dinLemezse ancak kendi sesini duyar..O ses de her zaman doğru şeyLer söyLemeyebiLir..
seckince isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 22.03.2008, 20:26
Ak & Sa
 
el-EMIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Yaş: 34
Mesajlar: 12.544
Teşekkür etti: 18
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
Öküzlere Dini sorulmaz.
__________________

Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-)
السلام عليكم و رحمة الله
el-EMIN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 22.03.2008, 20:27
 
emice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.12.2006
Mesajlar: 70
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Böyle kisileri gözünüzde cok fazla büyütmeyin, takvada yarisanlardan birimi yoksa, benmi yanlis tanimisim acaba; seckince gardas sen nihat genci istedigin kadar yücelt süsle püsle ve penbe masallarinada bas kahraman yap ama biz vicdani ve akli hür müslümanlara böylelerini dayatma RICAMDIR Rabbim seni ve bu mesajimi okuyan herkesi Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) cennetinde komsu eylesin bizide icinden ayirmasin AMIN!
emice isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 23.03.2008, 08:20
 
seckince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
Mesajlar: 1.411
Teşekkür etti: 46
20 Teşekkür 15 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız emice
Mesajı göster
Böyle kisileri gözünüzde cok fazla büyütmeyin, takvada yarisanlardan birimi yoksa, benmi yanlis tanimisim acaba; seckince gardas sen nihat genci istedigin kadar yücelt süsle püsle ve penbe masallarinada bas kahraman yap ama biz vicdani ve akli hür müslümanlara böylelerini dayatma RICAMDIR Rabbim seni ve bu mesajimi okuyan herkesi Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) cennetinde komsu eylesin bizide icinden ayirmasin AMIN!
Sizin düzeyinize hayranım vaLla..ALLah razı oLsun sizden..Nihat Genç'in dediği şudur:
Alıntı:
''Bizi bir gün temizleyecek olan Müslümanlıktır. Ya bir gün bütün bu kirlerimizi, pisliklerimizi Müslümanlık gelip temizleyecek. Dünyayı kirletiriz, buldozerleriyle, kendi pisliklerimizle, ahlaksızlığımızla. Yine bir tövbe, yine Müslüman kardeşliğimiz gelecek ve bu toprakların kırk ikindileri gibi gene yıkayacak bizi. O yıkayacak, o sular hem dışımızdan, hem içimizden, hem ormanlardan, hem beynimizden akacak. Dualarla akacak. Yine bizi yıkayacak olan bu Müslümanlıktır. Ama şimdi yeni yetişmekte olan çocuklar, bakıyorlar ki burada şeytani çığlıklar atan, bilmem neler yapan insanlar var. Ne bırakabiliriz, servet bırakamayız. Servet bırakamayız, milyarlık holdinglerini bırakamazsın, zengin kocanın makamlarını da bırakamazsın. Çocuklarımıza bırakabileceğimiz bir ahlaktır. Benim babam dürüst adamdı, sade adamdı, temiz adamdı, yemedi içmedi. Böyle bir değer bırakacağız.''
Önce okuyun sonra konuşun..Okumassanız da okumayın..ZorLayan yok..Bunu buraya açmamın sebebi ise eL-EMIN Kardeşim bi başLık açmıştı..Nihat Genç'î ağLattıLar diye..İşte Nihat Genç bu konuşmayı yaparken bi yerine geLince -annesiyLe iLgiLi- kısma geLince duyguLanıyor ve agLıyor..Bunu ihsas etmek açısından buraya aLdım bu konuşmasını..ÖnyargıLı oLmak müsLümana yaklışmaz..
Ayrıca bana Nihat Genç'i ''süsLe püsLe'' gibi ithamLarLa yakLaşmanız da yanLış..Bendeniz Nihat Genç'in müridi de değiLim..Sadece bi konuşmasını aktardım..Gerçek bir çok oLayı gundeme getirişi üsLub bakımından -bazıLarı- hoşuma gitmekte sadece..AnLatımı ,ortaya koyuşu yani..Size veya kimseye bir şey dayattığım yok...İster okursun ister okumassın..Hepiniz her şeyi çok iyi biLiyorsunuz MaşşaLLah..Enaniyet de diz boyu..Sonra çıkın bana ''dayatma yapma!!'' deyin..Size kim dayatma yapmış...Bari insana iftira atmayın..Başka ihsan da istemez..Umarım anLaşıLmıştır..Yorumunuzun soonunda cennette komşu oLmamız diLeğiniz var ama haLinizden eLinizde yetki oLsaydı kendinizden ve müridanınızdan başka kimseyi cennete sokmayacağınız gibi bi izLenim çıkıyor..ALLah muhafaza!!
__________________
''İnsan, karşısındakini dinLemezse ancak kendi sesini duyar..O ses de her zaman doğru şeyLer söyLemeyebiLir..
seckince isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 23.03.2008, 13:22
 
emice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.12.2006
Mesajlar: 70
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Eyvallah gardas ALLAH sendende razi olsun.
emice isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 23.03.2008, 13:39
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
aslında doğru söylüyor artık müslümanlığı bile doğru yaşamıyoruz selametle
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 24.03.2008, 13:33
 
seckince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
Mesajlar: 1.411
Teşekkür etti: 46
20 Teşekkür 15 Mesaja aldı
Yakışıksız HitapLar Sahibinin SZeviyesine İşaret Eder!!

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız el-EMIN
Mesajı göster
Öküzlere Dini sorulmaz.
Ök.. diye Nihat Genç yaftaLanıyor gaLiba..Bu yakışıyor mu sana eL-EMIN ?
__________________
''İnsan, karşısındakini dinLemezse ancak kendi sesini duyar..O ses de her zaman doğru şeyLer söyLemeyebiLir..
seckince isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 24.03.2008, 15:16
Ak & Sa
 
el-EMIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Yaş: 34
Mesajlar: 12.544
Teşekkür etti: 18
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız seckince
Mesajı göster
Ök.. diye Nihat Genç yaftaLanıyor gaLiba..Bu yakışıyor mu sana eL-EMIN ?

galibalarla isin olmasin seckince..isim felan vermedim..Öküzlerin gerdanligi bellidir.
__________________

Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-)
السلام عليكم و رحمة الله
el-EMIN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 24.03.2008, 15:44
 
BAHADIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1.408
Teşekkür etti: 2
27 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Nihat Genc in yaptigi bir röportaj... ilgilenenlere,


HAKKINDA YAZILANLAR

NİHAT GENÇ: 'Her ideolojinin bir Sevr'i oluştu'
Söyleşen EROL ELMAS
Yarın Dergisi

NİHAT GENÇ, 1956 Trabzon doğumlu... Ofli Hoca, Şeriatta Ayıp Yoktur(Hikaye), Bu Çağın Soylusu, Dün Korkusu, Dar Alanda Tufan, Soğuk Sabun(Roman), Komik Hikayeler, One Man Show, Köpekleşmenin Tarihi, Modern Çağın Canileri(Deneme), isimli kitapları ve Leman Dergisi’ndeki yazılarıyla tek başına bir ekol, bir ordu...Yüreği ve kalemi dışında hiçbir şeyi yok. Sert ve soylu bir kavga veriyor. Selam diyoruz Nihat Genç’e, sadece selam..

YARIN-En sonda sorulacak soruyu, en baştan soralım. Dergimizi nasıl buldunuz?

NİHAT GENÇ- Genel görünümünü Nazi mimarisine benzettim. Eğlencesi eksik. Her çıkış, her iddiayı uzun süre takip ederim. Kimdir bunlar, ne yapmak istiyorlar. İşte birazcık umutlandım. Görevlerimden biri bu, kim ne yapıyor. İnanılmaz, kalleşçe bir medya işgaline karşı bu dergilere normalden daha fazla güveniyor, vaha olarak görüyorum. Umut olarak görüyorum.YARIN- En kısa şekliyle Nihat GENÇ kimdir?

NİHAT GENÇ- Yazdım, çizdim, Nihat diye göründüm.Hala eski bir daktiloyla yazıyorum. Romantik. Nostaljik olduğundan değil. Bir bilgisayar parasını daha denk getiremediğimden. Her ay kırk-elli sayfa kitap yazısı. Gazete yazısı değil, kitap yazısı. Hatta edebiyat yazısı. Edebi metin, dramatik bir yapı. Çatışma. Hikaye örgüsü.

YARIN- Bir hafta gibi kısa sürede haftalarca sekmeden peş peşe hikayeler yazıyorsunuz?

NİHAT GENÇ- Ben çocukken sahilde yunuslar kovalar, hamsiler karaya vururdu. Zibil gibi hamsi. Zibil gibi denirdi. Eline sepet, çamaşır leğeni alan sahile koşar, doldururdu. Sert siyâsi rüzgarlar esiyor; her taraf hikaye kaynıyor, yunuslar hâla kovalıyor. Hangi birine uzansam elim gözüm acıyor. Ancak, teknik tarafı daha önemli.Gençken Kemal Tahir’in karısı Fatma İrfan’a mektuplarını okumuştum. İlk eseri Göl İnsanları’nı 27 kez temize çektim, diyor. Korktum. Herhalde ben yazar olamam, dedim. İlk kitaplarımda öyle yerler var ki, otuz kırk kez temize çekildi. Vaktim olsa temize çeke çeke en âlasını yaparım. Vaktim yok; hikaye bitmiyor, bobinler dönüyor. Ekmek parası, göndermek zorundayım. Nereye kadar gidecek… Bildiğim çok yorgunum.

YARIN- Bu kadar kitabınız çıktı, peş peşe baskılar yaptı. Hâlâ param yok mu diyorsunuz, karnınız doymuyor mu?

NİHAT GENÇ- Karnımı doyuruyorum, kiramı veriyorum. Allah’a şükür edebiyatla karnını doyuran birkaç kişiden biriyim. Ama param hiç yok. İletişim’den dokuz, Leman’dan bir kitap. Hepsi beş baskıyı devirdi. Yedi –sekiz baskıya gelenler... Telif paralarını dört eşit takside bölüp, yüzelli-ikiyüz milyon gibi parçalar halinde alıyorum. Daha bir milyar gibi bir parayla bütün bütün tanışmadım. Medyada hiç ismim geçmediği halde dört kitabım korsanda. Korsanlar hayat hikayemi bilse bana acır, satmazlar. Onların da derdi ekmek parası. Bana yazık oluyor. Ben ideolojik destek almadım, medya desteği almadım. Bunu edebiyatın, kelimelerin onuru ve soyluluğu için yapmak zorundaydım. Kelimelerden başka kimseye güvenmedim ve sonunda tek başına bir yazar olarak kaldım. Bu çok mutluluk verici bir şey. Devletten tek istediğim kitaplarımı sebilleştirmesin. Ben öldükten sonra, değil Türkiye’de, dünyada zaten sebilleşecek, ama şimdilik ölü değilim. Kahvaltıya, kiraya para lâzım.

YARIN- Bu kadar okunmayı nasıl başardınız? Gerçekten; edebiyat dergileri uzun yıllar ambargo koydu. Medya adınızdan hiç söz etmedi ama üniversitelerde, Anadolu’da çok okunuyorsunuz.

NİHAT GENÇ- Türkiye son yirmi yılda lâik –şeriat ve Kürt sorununa kilitlendi. Gına geldi. Aynı yılışık isimler ekranda. Aynı üslupsuz, seviyesizler aynı şeyleri yazıyor. Bir dallama cenneti medya. Ben bir kenara çekilip, bulaşmadım. Otu, böceği, kavak ağacını, ormanları, ırmakları yazmaya başladım. Bu tartışmalar başlarken yeni doğmuş çocuklar artık üniversiteye gelmişti ve herkes ülkesini merak ediyordu. Yaşadıkları toprağı öğrenmek. Bu toprağın maddi, manevi kaynaklarını süsleyerek; coşarak, koşarak anlattım. Tarihçi değilim ama maganizel tarihçilik yapabilirdim, yaptım. Tarihi sevdirmeye çalıştım. Ziraatçı, botanikçi değilim ama; akasya, çınar, selvi ağaçları tepemizdeydi, merak edip anlattım. Küçük küçük de olsa taşla, böcekle, ağaçla kültürümüz ve ruhumuz arasında ilişkiler kurmaya çalıştım. İlmihal tartışmaları ya da teorik tartışmalar çok şeyi kotarır, kavramlaştırır. Çok ihtiyacımız vardır ama anlamlandırmak için güçlü ve sert, coşkun bir edebiyat olmazsa olmazdır. Ben edebiyatı ve kelimelerin gücünü gösterdim. Kelimelerin büyüsü nerelere kadar uzanıyor. Uzandıkları yere kadar gittim. Okuyucuyu da peşimden sürükledim.

YARIN- Nerelere kadar uzanıyor?

NİHAT GENÇ- Mahkemelere, ağır cezalara da ulaşıyor. Ancak Yunus gibi yerlere de… Whitman gibi, Vergilius gibi, kırlara, bayırlara. Dosto gibi çatışma halinde kaynaşan, çağlaşan insan ruhlarına. Şunu söylemek istiyorum; değişen ülke, sokak değil.Teknik değişimler kolaydır. İşte Japonlar fabrikalarını gelir açar. Yüz kanal izlersin. İnsan ruhundaki, değerlerindeki sarsıntıların maliyeti ise; hem yüzlerce yıl sürer, hem de yazarın görevi önce budur. Sert değişimler karşısında bir tarih, bir kültür tamamen kökünden değişiyor. Milyon çağlardır alet yapmaya, düşünmeye çalışan insanoğlunun en temel güdüleri değişmekte. İnsanoğlunun en sert mutasyonu son iki yüzyıldadır. Son iki yüzyıl. sanki başka bir tür insan indi gezegenimize. Hayal kurması, çalışması, korkuları, şehir âdetleri her şey kökünden değişiyor. Artık bambaşka bir gelenekten, bambaşka bir tarihten söz etmeye başladık. Akşam değişti, ikindi değişti. Tanrı tasavvuru değişti. Gece değişti.

YARIN- Bu büyük değişim nereye kadar sürecek?

NİHAT GENÇ- İşte anti depresyon hapları, prozaclar. İnsanı her an dinlenmiş, rahat ve güler yüzlü yapan haplar veriyor. Yani; beynin ahlâkla, siyâsetle, vicdan azabıyla, doğru söylemek, doğru yaşamakla derdi ortadan kalkıyor. Diyelim Cavit Çağlar gibi yüzlerce insan. Hiç sıkılmıyor çünkü hap kullanıyor, mutlu oluyorlar. Tarih boyu hırsızların, yalancıların nedamet getireceği, kan tutacağını bekledik, durduk. Artık haplar kurtardı onları. Başka tür insanla karşı karşıyayız. Kimse hayattan özür dilemek, insanlardan sorumlu olmak, kimse tabiattan hatta kendinden sorumlu olmak istemiyor. Her şey beyin dünyasının hapla düzenlenmesi şeklinde gelişiyor. Artık kendi yok, Tanrı yok, ahlâk yok Tanrı’ya ihtiyacı yok. Tanrı’nın cennet-cehennemine, ateist olduğu için değil; Tanrı’yla hiç yüzleşecek durumu olmadığı için inanmıyor. Ya da inanıyor ama öyle haplaşmış beyinle; yeni bir dünya başlıyor, yeni bir tarih.

YARIN- Daha yakın, daha reel sorunlara inelim. Kendinizi siyâsi olarak; sağda mı, solda mı görüyorsunuz? Ya da hâla bu kavramların bir önemi kaldı mı?

NİHAT GENÇ- Büyük değişim her şeyi sil baştan yapıyor. Ya da yok ediyor. Karşısına geçip “dur bir saniye” diyorsunuz. “Kardeşim, beni bir dinler misiniz?”diyorsunuz. Sürüklenen, almış başını giden, sele kapılmış hayatlara panikle ancak bu kadarını yapabiliyoruz. “Bir saniye, dur be kardeşim, bir dinle…” İşte bu bir saniyeyi, eleştirel kullanmak istiyorsun. Bu aslında hayata hazırlanmış bir istek değil. Bu sadece kendi şaşkınlığınızı aşma çabası. Şaşırdığım için can havliyle, “dur yahu, bir saniye”… Ve olup bitene eleştirel, dünden bugünden geldik. Nereye gidiyoruz?...dan sorular yöneltiyorum. Eleştirel sorular. Tabii eleştirel olmak solcu olmak anlamına gelmez. Ama solcu olmanın spekülatif rahatlığı vardır. Ona buna laf yetiştirmekte daha özgür kılar seni. Hızla alt-üst olan bir toplumda bir tarafa geçmek zaten şaşkınlığın ifadesidir. Her şeye acil karar veriyorsun. Bilinçle, düşünceden geçmiş kararlar değil. Ama bakıyorsunuz ki; altta kalanların canı çıkıyor. İşkenceye uğruyor, sahipleri hiç yok, avukatları hiç yok, tamamen kimsesizler. Üstlerinden vahşi kapitalistler dozerlerle geçiyor. Hemen atılıyor, “yapmayın kardeşim! Bir saniye, acıyın bu insanlara; hayat böyle olmamalı” diye bağırıyorsun. Bu ani “bir saniyeler” solculuk mu? Son iki yüzyılda öğrendiğimiz solculuk değil. Çünkü; teoriden, sınıftan, emperyalizm teorilerinden süzülmüş bir tepki değil. Etten kemikten bir insan olarak dayanamayıp verdiğimiz duygusal bir tepki. Ben sol düşünce tekniğinden gelmiş biri değilim. Etten kemikten bir insan olarak kendi duygularımla şu “bir saniyelerle” bir yere düştüm. Bu bir saniyelerimle bir yığın düşünce birikti. Belki; konvansiyonel solcularla aynı kapıya çıkar sonuçta, diyeceksiniz. Aynı kapıya çıkıyor “evet” ama aynı partilere çıkmıyor. Bu yüzden, sol partilerin tarihten, gelenekten değil şimdi ki tepkilerden yeniden kurulması lâzım. Zangır zangır acılardan yeni partiler…

YARIN- Gelenekten gelen partilerle derin bir derdiniz mi var?

NİHAT GENÇ- Evet… Taşları yerine koyamıyorlar. ‘Artık değer’ kadar hatta ondan da sert anti-depresyon, prozac toplumun içine düştük. Evet; ortak yanımız altta kalanın yanındayız. Ama; biz neden yan yana gelemiyoruz? Yan yana gelemeyişimizin sebebi, kişisel ve partisel dedikodulardır. Bu kadar kişiselleşmiş partilerle gençlik bu karmaşıklığı çözümleyemez. Aksine; dünyadan uzaklaştırıp, bir düşünce tembelliği, bir kavanoz içi dünya rahatlığı veriyor onlara.

YARIN- Türkiye neden kendini tüketen ve giderek kendisi de tüketilen bir ülke haline geldi? Bunun ideolojik hareketlerin geri çekilmesiyle bir ilgisi var mı?

NİHAT GENÇ- İnsan terbiyesiyle ilgili. İdeolojik hareketler kendi görüşleriyle ilgili bir âhlak ilan etti. Bu âhlak; insanı, tabiatı, Tanrı’yı kuşatan âhlaktı. Çok değerli, vazgeçilmezdi. Ama nihayetinde ideolojik bir zarf içindeydi. İdeoloji iktidar hevesi yüzünden kendi âhlakını tartışmaya açmadı. Hiç açmıyor. Meselâ; sağ ideolojiler. Özellikle İslâmcılar holdingleşen Enver Örenler’e tek laf etmedi. Sonunda koca Türkiye rezaletiyle başlarına düştü; hepsi kepaze oldu. Acilen sınıfsız, yurtsuz âhlakı bulmak zorundayız, ideoloji dışı. Bağımsız ve eleştiren; sorumlu, toprağı seven, öğrenmek isteyen, âhlaklı insanlara ihtiyacımız var. İdeolojilerin âhlakı çok yara aldı. Almanya yenilince Osmanlı’nın da yenilmesi gibi. Bizim âhlakımız yenilmiş gibi davranmaya başladı. Liberaller, vahşi kapitalistler. Bu komik. İnsan, tabiat, evren, tanrı hepsi burada. Hâla iç içe yaşıyoruz. Hepsine karşı ruhlarımıza çeki düzen vermeliyiz.

YARIN- Anadolu topraklarında, ilahlar neden hep kurban istiyor? Bu topraklarda ölüm arzusunun yaşam arzusuna galebe çalmasını nasıl anlamalıyız?

NİHAT GENÇ- Anadolu toprakları üzerine konuşmak çok zor. Diyelim 9., 10. ve 11. asırlarda çok coşkulu insan kültürü vardı. At üstünde durmaksızın koşan, esrar içen, dua eden, dans ederek zikir eden kendinden geçmiş insanlar. Şehirleri koruyup haraç alan bu insanlar üç kıtaya saldırdı. 14., 15. ve 16. asırlarda yani Osmanlı-İstanbul iktidarını kurunca, Anadolu’da isyan kültürü hakim oldu. Önce Alevi Baba İshak İsyanları, peşinden Celaliler. 17. yüzyıldan sonra Anadolu’ya hakim insan tarzı; bastırılmış, sessiz, yoksul, açlıktan ve sefaletten ölen çaresiz insanlar. Oysa; 17. yüzyıldan sonra İstanbul’a bir yönüyle dingin, sâkin, mutlu, refah ve âsude insanlar hâkim oldu. Diğer yönüyle; bu sefil Anadolu’dan, alttan gelenlerin karıştırdıkları kazanlar. Bence; Anadolu yüzyıllardır İstanbul’dan iktidar istiyor. Bugün İstanbul iktidarı dört-beş holdingdir. Yüzyıllardır bu sistem değişmedi. İç savaştan çıkardığı dersleriyle en azından modernizmin TV görüntüsüyle, Anadolu artık kolay kolay bir kan kardeş kavgasına giremez. Yakın tarihteki kan davalarının sebebi; kapalı kasabaların ve kapalı cemaatlerin gençliği hızla tedrisata ve etki altına alabilme başarılarıydı. Ve gençliği ikna edecek tarihsel bir çarpıklık ortadaydı… Bu tarihsel geri kalmışlık giderilmese de 16, 17 ve 18 yaşındaki çocukları kandırmak güçleşiyor.

YARIN- Türkiye’nin soğuk savaşında kurbanların karabudun olmasının diyalektiği nedir? Ak budun yaşam arzusu, kara budun ise düğüne gider gibi ölüme gitmek mi?

NİHAT GENÇ- Karabudun; diyelim asırlar boyu isyan etti, ayaklandı. Ya da Osmanlı iktidarına asker verdi. Karabudun kalabalıktı, gençti, öfkeliydi, atları ve okları vardı. Ama son iki yüzyıldır; atların ve okların yerine yazarları matbuat geçmeliydi, olmadı. Karabudun bir nevi intikam alır gibi çakallaştı. Ağanın, beyin köpeği, mafyanın tetikçisi oldu. İktidarların bekçisi oldu. İdeolojik hareketlerin kitlesi oldu. Karabudun yüzyıllardır sahipsizliğe dayanamadı. Bu halkın bozulması demek. Artık kaynaşan, kıvıllaşan, can havliyle ona buna saldıran kalabalıktan söz edebiliriz. Haklı demek çok zor. Sağ iktidar elli yıldır karabudunla ayakta; onu cahil tutarak. Artık karabudun demiyoruz, “çakal kültürü” diyelim. Yine fedakar, sadık ama hepsi geçimini sağlamak için artık ağanın, beyin eşkıyalığını yapıyor. Hatta en acı şey karabudunun kendi yetiştirdiği evlâtları, yazarları; ağaya, paşaya kapıkulu olmuş durumda.

YARIN- Türkiye hangi koşullarda barışa ve esenliğe ulaşabilir?

NİHAT GENÇ- Etrafı ve içimizdekileri çok uzun süre daha düşman, hain ilân etmeye devam edeceğiz. Nerdeyse her ideolojinin kendine has bir “Sevr” haritası oluştu. Bir konferansa giderken, “özür dilerim, kendi Sevr haritamı göstermeyi unuttum.” deyip, espri yaptım. Sevr haritası göstermeden hiç kimse konuşamıyor. Türkiye Sevr haritası göstererek ayakta duruyor. Ama, mutluluk diye bir şey hâla var. Bunun yolu askerî ikna etmek. Askerîn yüzyıllık hastalıklarını ve saplantılarını tedavi etmek. Meselâ; asker cumhuriyete ve Anadolu’nun bütünlüğüne zeval gelmeyeceğini, bizleri açık yüreklilikle tanıyıp inanabilmeli. Askere; onlardan daha sert bir özlemle bu toprağın bekçisi bizler olduğunu anlatabilmeliyiz. Biz anlatamayınca, TÜSİAD anlatıyor ve her darbe sonrası Türkiye pastalarını TÜSİAD yiyor.

O halde? Biz ne istiyoruz; gelir dağılımı, sosyal sigortalar, bireyin gelişimi… Bunlara inandıralım askerî. Cumhuriyete zeval gelmeyecek. Bize güvenin. Elimizden iktidarı her sefer asker alıyor. Yine gidip sağ iktidarlara, TÜSİAD’a teslim ediyor. Asker bizden öyle korkuyor ki; gidiyor milyar dolarları dünyanın en büyük silahlarına yatırıyor. Bizim kuşak askere düşman büyüdü. Askerle aramızda bitmeyen bir nefret, bitmeyen bir sürtüşme var. TÜSİAD bunun farkında… İçimizde askere nefret beslemeyen kalmadı. Bu nefreti hızla dargınlık ve küslük düzeyine çıkarmalıyız. Bizim kuşak ancak; düşmanlık ve nefreti dargınlığa dönüştürme gayretiyle, önümüzdeki kuşakları askerle konuşabilir bir seviyeye getirebilir. TÜSİAD’ın korkusu bu, medyanın korkusu bu; bizim kuşak askerle konuşup, halkın yanına askeri alabilir mi? Bu yüzden TÜSİAD yalakalıkla askerîn, Türkiye’nin değirmenini döndürdü. Bizim acil sıkıntımız, politika yapamayışımız yani; yalakalık yapamayız. Onur gibi, gurur gibi hastalıklarımız var. Ülke sevgimizi, halk sevgimizi; onurla, gururla ve hiç yalan söylemeden anlatarak îkna edebilmeliyiz.

YARIN- Türk edebiyatı neden özgünlükten yoksun kaldı? Evrensel eserler yaratamamanın edebi bir anlamı da var mı?

NİHAT GENÇ- Evrensel eserler evrende de yaratılamıyor. Edebi bir anlamı var şüphesiz. Medya dili, konuşma dili, çeviri dili eserlere hâkim olmaya başladı. Oysa; güçlü eserler ortaya koyabilmek için kültürün içinde gizlenmiş derin dil yapılarına uzanmamız gerekiyor. Böyle olduğunda da çeviri imkânsızlaşıyor. Sadece çok satmak, çevrilmek isteyen uyanıklar yazarlık yapıyor. Şöyle de söyleyebiliriz; artık dünyada, dünya çapında eserler evrenselleşmeyecek. Çünkü; o kültürün orijinal eseri olacak. O kültür dilinin özel şahikâsı. Sorunuzun ilk bölümüne gelince. Türk edebiyatından söz etmek gittikçe imkânsızlaşıyor. Holding edebiyatı başladı bile.

Holdingler kendi yazar sözlüğünü, kendi edebiyat tarihini çoktan yazmaya başladı. Özgünlük kelimesini sevmem, kullanmam ama şöyle diyebiliriz. Bağımsız yazar yetiştirme kapasitemiz ölmüş durumda. Bu edebiyat zaten çok zor bir zanaat. Şimdi ölüyor. Sebebi: bağımsız, dik kafalı yazara kimse tahammül edemiyor. Edilmeyince edebiyat kurulmaz. Dandik; çevre, feminizm, eşcinsellik. Beyoğlu’nu kurtaralım mevzularının suyunun suyundan binlerce işe yaramaz tartışma, roman, edebiyat çıkmaz buradan.

YARIN- Nihat GENÇ neden karamsar? Bu karamsarlık bu ülkede umudun tükenmesi mi? Bugün bir yazınızda anlattığınız Medine Müdafaası koşullarından daha beter bir durumda mıyız? Eğer değilse hâla bir yol var mı?

NİHAT GENÇ- Hâlâ sabah oluyorsa, umut var demektir. Nihat GENÇ hiç karamsar değil.Yanlış okunuyor olmalıyım. Eleştirel kültürü karamsar diye okumak hatadır. Üstelik ben; naracı bir edebiyat yapıyorum, eyvallahı olmayan bir edebiyata çalışıyorum. Demek ki; kelimelerime ve kendime güveniyorum. Bu umutsuzluk değil;aksine coşkuyla kılıç sallama, nal seslerinin coşkusudur. Meselâ; derginiz bir umuttur.Burada onlarca zeki genç adam tanıdım. Her biri çok değerli bir yol haritası koymuş önüne. Ben kendime güvenimi inşa için yazar olmadım. Başkalarına güvenimi tazelemek için, başkalarına güveni inşa için; başkalarının filozofisini yapmaya çalışıyorum. Çünkü hepimiz netameli ideolojilerden geliyoruz. Birbirimize fazlasıyla eğlenip dalga geçtik. Hızla ideoloji dışını güçlendirelim. O’cu Bu’cu değiliz; bizi sakatlayan şey, bizim güvenimizi sarsmaktı. Yüzelli yıllık Batı’cılık macerasından hepimiz büyük sakatlıklarla çıktık. Ülkemizin üstünde devasa büyüklükte bir siyasî, ekonomik travma duruyor. Acilen toprağımıza, kendimize, bölüşümümüze ve kardeşliğimize itimadı yeniden saglamaliyiz..
eniden sağlamalıyız…
BAHADIRALP isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 24.03.2008, 16:16
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.320
Teşekkür etti: 2
63 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Bismillah...

"Köpek" yaftalamasını yakıştıranların "öküz" yaftalamasını yakıştıramaması ne kadar ilginç. Üstelik öküz mübarek bir hayvanken:)

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 24.03.2008, 17:17
Ak & Sa
 
el-EMIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Yaş: 34
Mesajlar: 12.544
Teşekkür etti: 18
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

"Köpek" yaftalamasını yakıştıranların "öküz" yaftalamasını yakıştıramaması ne kadar ilginç. Üstelik öküz mübarek bir hayvanken:)

vesselam
yakistirmadim ama..yinede cok yasa ninja agzimdan aldin lafi uanik seni.
__________________

Bundan sonra Kizim ne derse o olacak..ayaginizi denk alin :-)
السلام عليكم و رحمة الله
el-EMIN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 24.03.2008, 19:02
 
seckince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
Mesajlar: 1.411
Teşekkür etti: 46
20 Teşekkür 15 Mesaja aldı
Kem söz sahibinindir..İsLami ahLaktan uzakLaşarak nereye varmayı düşünüyorsunuz ki? Bence iLkeLi oLmakta yarar var..Bi takım uydurma sözLere tepki oLarak kendinize iLkeLer tesbit ediyorsunuz..Ve çirkinLeşiyorsunuz..
__________________
''İnsan, karşısındakini dinLemezse ancak kendi sesini duyar..O ses de her zaman doğru şeyLer söyLemeyebiLir..
seckince isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 24.03.2008, 20:15
 
Üyelik tarihi: 26.10.2004
Mesajlar: 1.068
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız seckince
Mesajı göster
Kem söz sahibinindir..İsLami ahLaktan uzakLaşarak nereye varmayı düşünüyorsunuz ki? Bence iLkeLi oLmakta yarar var..Bi takım uydurma sözLere tepki oLarak kendinize iLkeLer tesbit ediyorsunuz..Ve çirkinLeşiyorsunuz..
abi boş ver kendilerine yakışanı yapıyorlar

kaldıki nihat genc gercekten adam gibi adam..bunlar uhuvettende anlamaz
NHAND isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 24.03.2008, 20:16
 
Üyelik tarihi: 26.10.2004
Mesajlar: 1.068
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
danimarkada resullullaha hakarete ses çıkarmayanlar konu kendi din baronları olunca aslan kesilir .............

İSLAMI böyle anlayanlara
ne desek boş
NHAND isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 24.03.2008, 23:31
Ak & Sa
 
el-EMIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Yaş: 34
Mesajlar: 12.544
Teşekkür etti: 18
49 Teşekkür 26 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız seckince
Mesajı göster
Kem söz sahibinindir..İsLami ahLaktan uzakLaşarak nereye varmayı düşünüyorsunuz ki? Bence iLkeLi oLmakta yarar var..Bi takım uydurma sözLere tepki oLarak kendinize iLkeLer tesbit ediyorsunuz..Ve çirkinLeşiyorsunuz..