Müslüman siyonist ! Mehdi Allam 55 yaşında. Mısır doğumlu. Müslüman ama kendi ifadelerine göre "hayatı boyunca İslam'ı hiç yaşamamış. Mekke'ye yönelerek 5 vakit namaz hiç kılmamış. Ramazan'da hiç oruç tutmamış". Katolik bir bayanla evli, gazeteci ve İtalya'da yaşıyor.
İslam ile alakalı haber-yorum, haber-izlenim ve haber-değerlendirmelerin aranan ismi.
Kısaca aktardığımız bu bilgilerde ihtimal, köşe yazısına mevzu olabilecek bir nokta bulamadınız. Çünkü alabildiğine sıradan, dünya genelinde yüzlerce başka örneği gösterilebilecek bir insan portresi çünkü.
Devam edelim; Müslümanların yaptığı terörist eylemlerinin bütününe karşı, özellikle Filistin'de masum İsrailli sivillerin ölümü ile sonuçlanan intihar saldırılarına yönelik aleyhte beyanları var.
Burada da bir problem yok. Çünkü bu çerçevede görüş ve düşüncelerini belirten, sıradan Müslümanların ötesinde ayet ve hadislerle bu görüşleri temellendiren birçok İslam alimi var.
"İslam aslî değerleri içinde kötülüğü barındıran, fizikî şiddet yanlısı, tarihî çarpışmalar, mücadeleler, savaşlar.." ve devam ediyor bu çizgideki görüşlerine. Ne teorik değerler, ne de pratik alana dökülmüş, ete-kemiğe bürünmüş tarihimiz itibarıyla kabullenilmesi imkânsız olan bu görüşlerde, kabullenmesek de problem yok diyelim. Çünkü Mehdi'nin şahsî görüşleri bunlar. Tarih boyunca İslam aleyhine bundan çok daha kötü nice düşünceleri seslendirenler oldu ve hâlâ oluyor. Bu da onlardan bir diğeri. Düşünce ve ifade hürriyeti deyip geçelim. Mehdi "Çok Yaşa İsrail" adlı bir kitabın yazarı. Bu yüzden "Müslüman Siyonist" lakabı takılmış kendisine. 2006 yılında "iki kültür arasında hoşgörünün ve anlaşmanın artması için yaptığı kesintisiz çabalardan" açıklaması ile 1 milyon dolarlık Dan David ödülüne layık görülmüş bu çalışmasından dolayı. Pekala bunda bir problem var mı? Genelde hayır! Çünkü ortada üzerinde belki de yılların gayretini, çabasını, ilmini, alnının terini yansıtan emek mahsulü somut bir eser var ve bu eser birileri tarafından ödüle layık görülmüş.
Hiç tatbik etmediği İslam'dan ayrılıp Hıristiyan olmasına ne diyeceğiz? Hıristiyanlığa geçiş töreninde Kardinal Giovanni'nin dediğinden öte bir şey dememiz mümkün değil. O diyor ki: "Din değiştirme şahsî bir iştir. Umarız bunu İslam dünyası olumsuz yorumlamaz." Kur'an başta hadis ve bunlardan muktebes dinî ahkâm da bize bunu söylüyor; din, ferdî ve iradî tercihin rol oynadığı, zorlamanın, baskının yerinin olmadığı kabul veya reddin alanıdır. Dolayısıyla fiilî ve aktif olarak İslam ve Müslümanlara saldırı söz konusu olmadığı müddetçe din değiştirmeye biz de bu perspektiften bakıyoruz. Nitekim Mısır Müftüsü Ali Cuma'nın konuyla ilgili geçen seneki açıklaması gazetelerde yer aldı: "Din değiştiren Müslüman'a dünyevi bir ceza uygulanmaz. Onun hesabı uhrevidir." Gördüğünüz gibi burada da bir problem yok.
Ama halkımız arasında kullanılan enfes tabirle "nüfus kâğıdı Müslümanı" olan birisinin Hıristiyanlığa geçiş töreninin Papa başta Katolik dünyasının en üst düzey yöneticilerin katıldığı bir törene denk getirilmesi ve kutsamanın bizzat Papa tarafından yapılması, bunun Vatikan'ın resmî televizyonunda canlı yayınlanmasına ne diyeceksiniz?
Bence bunda da bir problem yok, ama bunu problem olarak algılayabilir çokları. Çünkü din değiştirme özelinde parçalı İslam dünyasının inanç ve hukukî uygulamaları değişik. Bunun bilinmemesi düşünülemez. Dolayısıyla gündeme bu şekliyle getirilen sıradan bir din değiştirme hadisesi, çok farklı boyutlara taşınabilir. Nitekim yapılan uyarılar böyle bir beklenti içinde olduğunu doğruluyor. O zaman burada 'İyi niyet nerede?' diye sorma hakkımız olsa gerek.
Papa törende yaptığı konuşmada "...bu yüzden inanç, barış ve uzlaşma adına bir güçtür. İnsanlar arasındaki uzaklık bununla kapanabilir. Tanrı'dan dileğimiz bu uzaklığı yakınlaştırmasıdır." diyor. Böylesi provokatif yaklaşımla Papa'nın arzusu gerçekleşebilir mi? Ne dersiniz?
Ahmet Kurucan / Zaman
03 Nisan 2008, Perşembe
not : adamın neleri problem etmeyip, problem gördüğü meseleye bakın...ugh |