İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 07.04.2008, 00:01

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.557
Teşekkür etti: 26
163 Teşekkür 82 Mesaja aldı
Exclamation Dünya bilim tarihi yeniden yazılmalı..

Müslümanların 8-16. yüzyılları arasında tüm ilim dallarında önemli buluşlara imza attığını belirten dünyaca tanınmış İslami İlimler uzmanı Prof. Dr. Fuat Sezgin,Modern dünyanın oluşumunda İslam alimlerinin büyük emeği olduğunu söyleyen Sezgin, "İslam medeniyetinin gerilemesinin nedeni din değildir" dedi.



Modern bilimin temelini Müslümanlar attı diyebilir miyiz? Modern ilimlerin temelini Müslümanlar oluşturdu demiyorum. Bu bir bakıma doğru. Fakat, ben ilimler tarihine bir bütün olarak bakıyorum. Bilimler tarihi bütün bir insanlığın tarihidir. Bunda birçok kültür merkezleri zaman zaman faal olarak ortaya çıkar. Bir kısmı pasif olarak kalıyor. Ancak, faal olarak ortaya çıkan kültür merkezlerinin yerleri, ilim adamlarının dikkatini celbediyor.


Modern bilimlerin ortaya çıkış realitesini izah etmeye çalıştığınız zaman, İslam kültür dünyasının bilim dünyasında yaratıcı bir yeri olduğunu görürsünüz. İslam bilimlerinin ortaya çıkışının da birçok sebebi var. Ondan evvel Yunanlıların, İranlıların, Hindlilerin büyük payı olmamış olsaydı, Müslümanların ilim tarihi diye bir şey olamazdı. Yani sıfırdan başlayamazlardı. Bu Yunanlılar için de geçerli. İlimler tarihinde Yunanlılara da büyük yer ayırıyorsak bunu gözardı etmememiz lazım. Yunanlılar da sıfırdan başlamadılar. İlimler tarihinin muayyen bir noktasından başladılar.

Yunanlılar aldıkları ilimleri büyük miktadra sistamatize ettiler ve tertiplediler. Onlara büyük borcumuz var, bunu inkar etmemek lazım. Yunanlılar büyük iş yaptılar. Ondan 800-1000 yıl sonra onlarda duraklama dönemi yaşadı. Artık yeni bir merhalenin başlaması için, yeni bir muhitin ortaya çıkması, yeni bir ruhun gelmesi ve yeni şartların oluşması gerekiyordu. İşte onların duraklamasından 700 yüzyıl kadar sonra İslam ortaya çıktı. Yunanların duraklamaya girmesiyle ilimler tamamen durmuş değildi. Küçük çapta ilerliyordu. Özellikle Akdeniz havzası içerisinde çok büyük kültür merkezleri vardı. Fakat, bunlar büyük bir yaratıcı hamlede bulunamıyorladı. İşte İslamiyet'in gelişiyle böyle bir muhit oluştu. İslam tüm kültür merkezlerini kendi içerisinde topladı. Bu ilimlerin temsilcilerini bağrına basan İslamiyet onlara hiçbir zaman ecnebi muamelesinde bulunmadı. Onlara büyük bir tolerans gösterdi.
Burada dinin kendisi bizzat yaratıcı kuvveti verdi. İlmi teşvik etti. Bazıları İslam'ın menfi rol oynadığı iddiasında bulunuyorlar fakat bunun hiçbir tarihi realitesi yok. Bunları bir tarafı bırakalım. İslam'ın ilme karşı büyük bir teşviki var. İlme karşı büyük bir susama vardı. Düşünebiliyor musunuz, çölden gelen bedeviler, bir anda ilme önem veriyor ve okur-yazar oluyorlar. Benim kanaatime göre, 8. yüzyılın sonlarına doğru İslam dünyasında gelişen okuma-yazma oranı, tüm dünyadaki toplumların okuma-yazma oranından daha fazla idi. Bir yüzyılda İslam kültür dünyası böyle hamle kazandı. Artık ilmin bütün yolları açılmıştı. İlmi her yerden almaya hazırdılar. İskenderiye, Antakya ve Şam mektepleri gibi ilmin eski merkezleri birden bire İslam dünyasının içerisinde kaldı. Öte yandan, 8. yüzyılın ortalarından dönemin halifeleri Hind medeniyeti ile tanışıyorlar. Onlarla temasa geçiyorlar. Abbasi Halifesi el Mem'un, İslam'ın 150. yılında Hind medeniyetinden birçok ilim adamını, astronomları, doktorları, Bağdat'a davet etti. Hintlilerin büyük astronomi ve matematik kitabı Siddhata'yı, Arapça'ya 1 veya 1.5 yıl içinde çevirdi. Yunanlıların tanımadığı sıfır sayısı ve trigonometrik elamanlar, böylece İslam dünyasına girdi. Bu Müslümanlar için büyük bir girişti. Müsbet tecessüs unsuru ilimlerde çok önemlidir. Hicri 2. yüzyılın sonlarına doğru Halife, bir alimi Hindistan dinleri üzerine kitap yazması için bölgeye gönderiyor. Bunu iyi okuyun ve buradaki toleransa bakınız.

Tüm bu gelişmelere rağmen İslam dünyasının gerileme nedeni olarak din gösteriliyor. Bu konuda ne dersiniz?

Hayır, katiyen. Eğer öyle olsaydı kabul etmek zorunda kalırdım. Ama öyle değil. Din bilimi teşvik etti. Bugün Müslümanlara düşen görev tarihlerini çok iyi bir şekilde ortaya koymak. Gerileyişin nedeni din değildir. Başka tarihi sebepler var. Müslümanları yanlış düşünce ve kompleksten kurtarmak lazım. Müslümanların kimya, fizik, fizik, tıp, sosyoloji ve tarih alanında ortaya koyduklarını kimse bilmiyor. Biliyorum diyenlerin de bilgisi yarım yamalak. Bundan dolayı modern tarihi yeniden yazılmalı. Herkes İslami ilimlerin dünyaya kazandırdıklarını bilmeli.

Genetiğin babası Cabir Bin Hayyan

"Modern bilime" yön veren Müslümanların önemli çalışmalarından örnekler verebilir misiniz?

Evvela şunu belirteyim. Bir ilim diğer sahalardaki ilimlerin desteği olmadan büyük çapta bir tekamül gösteremez. Eğer bir kültür merkezinde bütün sahalarda şartlar müsaitse, tüm alanlar birden bire gelişir. İslami ilimler hakkında az bilgisi olanlar, İslam medeniyeti sadece astronomi ve matematikte çok iyiydi diyorlar. Fakat bu doğru değil. İslam medeniyeti her ilim dalında büyük gelişme göstermiştir. Her şeyde zirveydi. Şimdi diyorsunuz ki, bu konuda misaller zikredin. Hangi konuda zikredeyim. Her ilim dalında onlarca örnek verilebilinir. Fakat burada önemli olan şu. İlimlerde önemli olan bazı prensipler vardır. Bun prensipler ne zaman ortaya çıktı, bilim adamını bunlar ilgilendirir. Örneğin Müslümanlar, nazariye (kuram) ile tecrübe (deney) arasında muvazeneyi ifade eden bir mefhum ortaya çıkardılar. Buna "Mizan" adını verdiler. Daha sonra İslam bilginlerinden Farabi geliyor ve diyor ki, tecrübe (deney) ile nazariye (kuram) de yeterli değil. Muhayyile (imge) de önemlidir diyor. Önce tahayyül edeceksiniz. Muhayyilenizde birçok şeyi yaratacaksınız. Sonra da nazariyeyi kuracaksınız. Böylece nazariye sizi tecrübeye sevkedecektir. İşte bir ilimin oluşması için bunlar önemli. Tıp, fizik, astronomi, felsefe alanında yaklaşık 200 eser kaleme alan Cabir b.Hayyan aynı zamanda bugün bildiğimiz genetiğin babasıdır da. Hayyan şöyle diyor: "Allah bize fiziki kanunlar vermiştir. Bunlarla bitki, hayvan hatta insanın benzerini yapabiliriz. Allah beşere öyle kabiliyetler bahşetmiş ki, bununla beşer kainattaki tüm sır perdelerini çözmeye muktedirdir." Bu sözler 8. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan ve atomun parçalanabileceğini ilk bulan alim Cabir bin Hayyan'a aittir.

Müslüman alimlerin eserleri intihal edildi

Batı'nın İslam dünyasındaki bilimi görmezlikten gelmesinin nedeni nedir, sizce?

İslamiyet ortaya çıkışının 2. yüzyılında İspanya'ya (Endülüs) ayak bastı. İslamiyet İspanya'ya ayak basmasıyla kendi kaderini çizdi. Yeni bir dinin temsilcisi olarak oraya gitti. İnsanları ilmiyle dehşete düşürdü. Orada yaşayan Hıristiyan ve Yahudileri etkiledi. İslam oraya girmesiyle onların şuur sahalarına girmişti. Bu onları uyandırdı ve Haçlı seferlerine itti. Bir kördüğüm şeklinde olsa da, papazlar, Müslüman alimlerin kitaplarını Latince'ye tercüme ederek bilimsel gelişmenin ilk adımlarını atıyorlardı. Yahudiler ağırlıkta olmak üzere, tercümeyi papazlar yapıyordu. Çünkü Avrupa'da başka okuma yazma bilen yok gibiydi. Bu arada, Batı bilimini sanıldığının aksine din adamlarına borçlu. Avrupalılar; Sicilya ve Endülüs'te tercüme edilen İslam bilginlerinin eserlerini kaynak göstermeden intihal ediyorlardı. Eserlerin isimlerini değiştiriyorlardı. Bu yüzden Batı uygarlık ve biliminin temeli aradaki İslam bilimi atlanarak ondan önceki yüksek medeniyet olan Yunanlılara izafe ediliyor. Örneğin 13. yüzyılda yaşayan Raymondus Lullus adındaki papaz, az Arapça bilmesine rağmen, Avrupa'da Arapça eğitim veren veren merkezler kuruyor ve Müslümanları kendi silahları ile vuralım diyordu. Kitaplar yazıyor ve büyük bir alim olarak geçiniyordu. Fakat, bundan 50 yıl önce ortaya çıktı ki, bu adamın 70'e yakın eserinin hepsinin Arapçaları vardı. Yani bunların hepsi Arapça'dan tercüme edilmişti.

Müslümanlar Yunanlılardan ilim aldılar. Düşmanımızdan ilim alıyoruz diye bir düşünceleri yoktu. Örneğin, Müslümanlar Aristo için "Muallimul Evvel" tabirini dahi kullanıyorlardı.

Yeni Şafak 26 Eylül 2005
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 07.04.2008, 00:17

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.557
Teşekkür etti: 26
163 Teşekkür 82 Mesaja aldı
Prof. Dr. Fuat Sezgin kimdir?

1924'te İstanbul'da doğan Prof. Dr. Fuat Sezgin, 1951'de İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı ve 1965 yılında Frankfurt Üniversitesi'nde profesör oldu. İslam dünyasındaki belli başlı kütüphaneleri tarayarak bilinmeyen çok sayıda el yazması eseri gün ışığına çıkaran Prof. Dr. Sezgin, derlediği kaynaklardan 12 cildi bulan ''İslam'da Bilim ve Teknik'' ile ''Arap Yazını Tarihi'' kitaplarını yazdı. Prof. Dr. Sezgin, 1981 yılından beri çalışmalarını, kuruculuğunu yaptığı Frankfurt Johann Wolfgang Geothe Üniversitesi Arap-İslam Bilimi Tarihi Enstitüsü ve enstitü müzesinde sürdürüyor.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 07.04.2008, 00:50
kücük sehitlere selam olsun

 
Enzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.718
Teşekkür etti: 122
61 Teşekkür 41 Mesaja aldı
bu konuyla alakali alman RTL 2 kanali welt der wunder adli bir programda müslümanlarin teknik donanmasi salahaddini eyyübi zamaninda simdi amarika ve müslümanlarin arasindaki fark diye bir iki bölümlük program yapdilar. Programin ana kaynagi zamaninda arabcadan latinceye cevrilen bir kitap. youtube var olmasi lasim, cok güzel anlatimli bri progrma.
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek
Enzar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 07.04.2008, 02:41

 
BITCHEF - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.04.2003
Yaş: 86
Mesajlar: 8.418
Teşekkür etti: 89
65 Teşekkür 49 Mesaja aldı
bende bakmistim sagol tekrar bakcam simdi ;)
BITCHEF isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 07.04.2008, 13:19
Müslümanlar el ele ,Filistin icin!

 
Salah ad-Din - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.08.2003
Yaş: 35
Mesajlar: 3.809
Teşekkür etti: 60
130 Teşekkür 74 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Enzar
Mesajı göster
bu konuyla alakali alman RTL 2 kanali welt der wunder adli bir programda müslümanlarin teknik donanmasi salahaddini eyyübi zamaninda simdi amarika ve müslümanlarin arasindaki fark diye bir iki bölümlük program yapdilar. Programin ana kaynagi zamaninda arabcadan latinceye cevrilen bir kitap. youtube var olmasi lasim, cok güzel anlatimli bri progrma.
abi bu Televizyon programini burda Download olarak sunmusdum!

Fen, Fizik, Matematik ve tip ilimlerin en derin kaynaklari arap Müslüman dünyasindan geldigini batililar biliyor.

Vatikan bu bilgileri yillardir gizledi ve sakladi.

Her Islami kaynagi olan bir Dünyaca ilim bulmunu sahtekar ilim adamlarinin imzalarinla süslediler.
__________________
Particilik, Müslümanlari Parti Parti bölmekdedir!


Hepiniz birden Allah'ın ipine (İslâm'a) sarılın, asla ayrılmayın, (Âli İmrân, 3/103)
Salah ad-Din isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 07.04.2008, 19:27

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.368
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Anadolu Gençlik Mayıs 2006'dan alıntılar

İslâm biliminin Batıya etkisi çok büyük olmuştur. Öyle ki iyi bir doktor olmak yakın zamanlara kadar İbn Sinacı olmak demekti. Kimya ilminde etkili olmak için Cabir´i (721-815) iyi bilmek gerekirdi. Birçok alanda ortaya konulan isimler hala Arapçadır. Alchemy, al-Kimya; Algebra, el-Gebr; allogarithma, el-Khavrizmîden; Cheque, al-Şakk; Alphabate, Elif-Ba; Alkali, al-Kali vs. gibi kavramlar örnek gösterilebilir.


Matematikte çığır açtılar



Matematikte ise Müslümanların başta "sıfır" olmak üzere insanlığa oldukça büyük hizmetleri olduğunu söyleyebiliriz. Batıdan aldığımız rakam şekilleri aslında Müslüman rakamlarıdır ki bunlara batıda Arap rakamları denir. Ondalık sayılar Batıya 15. yüzyılda Istanbuldan geçtiği için Batılılar bunlara "Türk Matematiği" derlerdi.



Bu yüzyıla kadar rakamlar nesir tarzında düz yazıyla ifade edilirdi. İbnul-Benna ve Kalasadi gibi Müslüman matematikçiler ilk defa bugün kullandığımız temel matematiksel ve cebirsel işaretler ve sembolleri icad ettiler. Pascalın kendi adıyla meşhur ihtimaliyet hesaplarını çözümlemek için geliştirdiği üçgen teorisi el-Kerhi tarafından keşfedilmiş, Yahya el-Mağribi (öl.1180), et-Tusi ve Keşani tarafından geliştirilmiştir. Ve bugünkü binomé teoreminin temelini atmışlardır. Elbette Pascal bunu Müslümanlardan almıştı. Ömer Hayyamın üçüncü dereceden denklemleri çözmek için kullandığı yöntem, Descartesın geometride kullandığı yöntemin aynısıydı. Lobachevski, Anti-Öklidçi geometriyi et-Tusinin "Takriri Uklidesi" adlı eserinden esinlenerek geliştirmiştir.




Modern astronomiyi Müslümanlar kurdu



Astronomide ise Lablacenin gezegenler için verdiği ölçüler, Uluğ Beyin Zicinden alınmadır. Copernicus (1473-1543), yeni sistemi kurarken birçok Müslüman alimin eserinden faydalandığını kendisi söylemektedir. Birçok âlimin yanında öne çıkan ikisi Batlamyusçu evren tasavvurunu yıkmışlardı. Batlamyusçu yer merkezli evren anlayışı Hıristiyanlık için de uygundu. Bu anlayışa göre yer sabitti. Oysa Birunî ve el-Siczî bunun böyle olmadığını ispat etmişlerdi. Yerin dönüyor olduğunu ispatlamakla kalmadılar, bir de yerçekiminden bahsettiler. Ayrıca gezegenlerin hareketlerini de hesapladılar. Fakat kendilerinden yaklaşık 600 yıl sonra Galile, dünyanın döndüğünü söyleyince idamla yargılandı. Öte yandan modern astronominin kurucusu Bitrucîdir.

Fizik teorileri hâla aşılamadı



Fizikte ise İbn Heysemin görme ve ışık teorisiyle, optiğin temel yasaları hâlâ aşılamadı. Bu etkiyi da Vinci, Vitellio, Kepler ve modern zamanlarda görmek mümkündür. Galilenin "sonsuz ve bölünmezlik" teorisi, Eşarinin kelam öğretisinin hatırlatılmasından başka bir şey değildir. İbn Rüşdün manyetik çekim gücü için söylediklerini yüzyıllar sonra Faraday ve Maxwell tekrar etmişlerdir. Kindinin görüşleriyle Einsteinın izafiyet teorisi arasında da oldukça büyük bir benzerlik olduğu görülmektedir.


Coğrafi keşiflerin ilham kaynağı Müslümanlardır



Coğrafya konusunda da Müslüman bilim insanlarının çalışmaları oldukça etkili olmuştur. 1498de Colomb, Haitiden yazdığı mektupta Yeni Dünyanın keşfini kendisine ilham edenin İbn Rüşd olduğundan bahsetmiştir. Birûnî, yerkürenin döndüğünü ispatladı. Enlem ve boylam hesaplarını yaptı. Işık hızı hakkında bilgi verdi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.


Denizcilik ilminin iki temel prensibi vardır. Biri, engin denizde büyük mesafeleri ölçmek, diğeri de bulunduğunuz noktayı tespit edebilmek. Müslümanlar daha 15. yüzyılda denizciliğin iki temel prensibi olan engin denizlerde büyük mesafeleri ölçmek ve bulundukları noktayı tespit edebilmeyi başarmışlardı. Afrika ile Endonezyanın Sumatra Adası arasındaki mesafeyi 20-30 kilometre hatayla ölçmüşlerdi. Bunun ötesinde Müslümanlar, enlem-boylam derecelerini gösteren dünyanın ilk haritasını çizdi. Bugün küçük düzeltmeler dışında bunun doğru olduğu görülüyor. Kuzey-güney, kuzey-doğu, hatta en zoru olan ekvatora paralel ölçümleri yapabiliyorlardı. Avrupalılar bunları Müslümanlardan öğrendi ama trigonometri bilgileri yeterli olmadığından nasıl yapıldığını bir türlü anlamadılar.


Tıp alanında büyük buluşlar




Tıpta İbn Nefs kan dolaşımını bulmuştu fakat yakın zamana kadar yanlış bir şekilde mucidin Harvey olduğu zannedilmişti. Vücutta solucanlar ve parazitlerin varlığını ise İbn Sina ve Ebu Bekr Râzi bulmuştu. Pek çok hastalığı tarif etmişler, mikroplardan söz etmişlerdir. Mûsıkîde ise sesleri ilk defa notalandırma Farabi ile başlar. İbn Sina bir çeşit stenografik harfler kullanır. Kuramsal notalama sistemini ise ilk defa İbn Zeyla bulmuştur. Farabinin sesleri bölmesi ve notalaması ile logaritmayı farkına varmadan bulduğu söylenir.


Felsefeyi bizden öğrendiler




Müslüman alimler bu bilimsel gelişmelerin yanı sıra felsefe alanında da ilklere imza atmışlardır. Kindi (796-866) ile başlayan sistematik felsefe çalışmaları, Farabi (öl.928), İbn Sina (980-1037), Gazâlî (1055-1111) ve İbn Rüşd (1126-1198) ile sürekli hız kazanmıştır. Bu âlimlerin ve burada zikredilemeyecek kadar sayısı çok olan âlimlerin felsefî çalışmaları oldukça ciddi bir külliyat oluşturmaktadır. Eğer bu âlimlerin çalışmaları olmasaydı bugünün batısı kendilerinin fikrî ataları olarak kabul ettikleri kadim Yunan filozoflarını belki de çok daha geç tanıyacaklardı. Kindî, hem Hıristiyan hem de Yahudi filozofları etkilemiştir. Eserleri Latinceye çevrilmiş, Ortaçağ Hıristiyanlığının en kudretli filozofu olarak kabul edilen Aquinalı Thomas (1225-1274), Kindînin akıl teorisini kabul etmişti. Yahudi filozoflardan Isaac ben Solaman Israeli (öl.932) olduğu gibi Kindînin fikirlerini benimsemişti. Öte yandan Farabi daha hayatının sonlarında bile İbn Masara (öl. 931) ve İbn Gabriel (öl.1058) aracılığıyla batıda tanınmaya başlanmıştır. Ayrıca bu filozofumuzun eserleri Ibraniceye de çevrilmeye başlamıştı. Özellikle ilimler sınıflaması yakın zamana kadar kabul edilmiş en iyi tasnifti. Allahın varlığının ispatı Albertus Magnus (1193-1280) ve St. Thomas tarafından aynen "Summa Theologia" eserinde tekrarlanmıştır. Yahudi filozoflara da etkisinin yoğun olduğunu görüyoruz. Musa b. Meymun (1135-1204) Tibbona Farabinin eserlerini hararetle tavsiye etmiştir.



İbn Sina'nın etkisi de çok geniş ve güçlü olmuştur. Özellikle bu etki Ortaçağ Hıristiyanları tarafından belirtilirken, modern dönem filozoflarının bu etkiden hemen hiç bahsetmediklerini söylemek gerek. İbn Sina hemen bütün Hıristiyan ve Yahudi filozofları etkilediği gibi modern döneminkileri de ziyadesiyle etkilemiştir.



Özellikle Descartes (1596-1650) İbn Sinanın ruhun bedenden ayrı olduğunu ispatlamaya çalıştığı "Uçan Adam" teorisini olduğu gibi kullanmıştır. Ünlü Alman filozof Leibnitz (1646-1716), S. Clarke´a (1675-1749) zaman, mekan ve yaratılış üzerine yaptıkları tartışmada kendisi İbn Rüşdçü anlayış ile cevap verirken Clarke da Gazâlîci anlayışla karşılık vermiştir.



Öte yandan Hegel (1770-1831), Fichte (1762-1814), Schelling (1775-1854) gibi Alman idealistlerinin felsefeleri de modern İbn Rüşçülük olarak nitelendirilmektedir. Bütün ortaçağda filozof olmak İbn Rüşdçü olmak demekti. Bu durum 18. yüzyıla kadar da devam etmiştir. Gazâlînin Descartesın ‘metodik şüphe´sine etkisi olduğu, Malebrancheın vesilecilik doktrinine etkisi olduğu artık kolaylıkla kabul edilmektedir. J. Lockeun (1632-1704) "Tabula Rasa"sı (boş levha)sı daha önce tamamen İhvan-ı Safada ve İbn Sinada "Boş Yaprak" teorisiyle aynıydı. Lockeun bu filozoflardan etkilendiği söylenmektedir. Zira Locke, Arapça da bilmekteydi, bu eserleri aslından okuduğu da aşikârdı. Ama bu dönem batılı filozofları kaynak göstermezlerdi. Görüldüğü üzere ortaçağlar İslâm Medeniyeti için tam bir aydınlık dönemdi.



Biz burada bu etkiden oldukça kısa olarak bahsettik. Oysa bu etki çok daha fazladır.


Bu örnekler o kadar fazla ki biz burada ancak çok az sayıda misal gösterebildik. Bugün Batı biraz silkelense altından devasa bir İslâm Medeniyeti çıkacaktır. Onlardan patent alacak olsak ellerinde hiçbir şey kalmayacaktır. 9. yüzyıldan itibaren güçlü bir İslâm etkisi görülmektedir. Batı bunları tam bir riyakârlıkla kullanmakta, ama biz Müslümanlar da bu medeniyetin cüceleri gibi davranmaya devam etmekteyiz. Burada meşhur Alman şair Goethe’nin şu meşhur sözünü hatırlatmak da yarar var: "Geleceğimizde İslâm yatar. Er ya da geç akla uygun olan İslâmı kabul etmek zorunda kalacağız." Bir başka Alman filozof Nietzsche ise Avrupa’nın kurtuluşu için Hıristiyanlığı Avrupa’dan kovmak gerektiğini vurgulamıştır. Batının bugün İslâma saldırgan bir üslupla karşı çıkması bir tedirginlik ruhunu yansıtmaktadır aslında.


İslâm teşvik ediyor




Velhasıl İslâm dini insanı, dünyayı anlamaya davet ederken, bilimsel faaliyette bulunmasını ve İslâmı anlamak için de bilime ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştır. Bugünkü Batı medeniyeti İslâm medeniyetinin çocuğudur, yani daha öncesi yoktur. Ancak bugün bunu ne Batılılar ne de Müslüman dünyası biliyor....




Batının Derin tarihinde İslam yatar



Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar

(Ank. Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi)



Bugünkü batı medeniyetinin bilimsel çalışmalarının temelinde klasik dönem Müslüman bilim adamlarının etkisi olduğunu, biz söylemezden önce bazı vicdan sahibi ve çalışkan batılı bilim insanları da söylemiştir. ...... Bu şekliyle Ortaçağ İslam kültürünün, tarihçilik ve teknik olarak çağdaş batı kültürü kadar modern olduğunu söyler.



Bu etkilenmişliği hayatın her alanında görebiliyoruz. Ortaçağ papazları cüppelerinin kenarlarına ayetler yazardı, ilk İngiliz Kralı Rex, bastırdığı parasının bir yüzüne besmele ve Muhammed Resulullah yazdırmıştır. Bu adet Kant’a ve sonrasına kadar devam etmiştir. Kant (1724-1804), doktora tezinin üzerine besmeleyi yazmıştır. Suyun kullanımı Osmanlı’dan öğrenilmiş, İslam musikisi oldukça yaygın olarak dinleniyordu. Gotik mimari tarzının İslam’dan geldiğini dahi söyleyenler var. 900’lerin sonunda gayretli bir çeviri hareketi başlıyor. İbn Rüşdçülük büyük bir taraftar buluyor. Daha sonrasında Alman idealist felsefesinin öncüsü olan modern dönemlerin düşünürlerinde de İbn Rüşd, Gazâlî, etkisini görüyoruz. Nereye baksak her bir yanda Müslüman âlimlerin etkisine rastlıyoruz. Bu etki kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.



Diğer taraftan modern batı düşüncesinin oluştuğu dönemler olarak bilinen son devir batılı düşünürler, yani Rönesans, Reform, Aydınlanma dönemleri düşünürleri ve bilim insanları Müslüman düşünürlerden kesintisiz bir şekilde faydalandıkları halde özellikle 16. yy.’dan sonra hangi Müslüman âlim fikirlerinden faydalandıklarını zikretmediklerini görüyoruz.



O dönem Müslüman âlimlerinde olağanüstü bir ilerilik gözlemliyoruz. Bugün Müslümanların, İslam’ın bilimle nasıl bağdaştığını ispatlamayı bırakıp neden o dönemin çapında Müslüman âlimler yetişmiyor sorusunun peşine düşmesi gerekir. Uzun tarihi tecrübeleri, sağlam dini kaynakları, güçlü tarihi şahsiyetleri olan Müslümanlar akıllarını başlaranı alabilirlerse her zaman canlanma imkanları bulunmaktadır.
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'an Ve Bilim Muttaki Dini Bilgi ve Eğitim 1 20.07.2008 00:50
Bilimler tarihi yeniden yazılmalı mı? "Modern bilimlerin öncüsü Müslüman alimlerdir" gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 11.05.2006 15:41
Tarihi Miting, Tarihi Konusma!!! ikarus Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 19.02.2006 20:25
Kuran ve Bilim msabri Dini Bilgi ve Eğitim 4 09.01.2005 18:31
D-8: Yeniden Büyük Türkiye Yeni Bir Dünya M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 18.02.2004 12:03


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:09 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49