Türkiyeli Müslümanların bu FİLİSTİN saplantısının anlamı nedir?
Dünya Müslümanları neden derin, öznel, yerel mevzuların çok daha ötesinde FİLİSTİN meselesine bu kadar eğiliyorlar?
Bir direniş eksenine oturabilen İslami yapıların neden hepsinin gündemini eper ağır bir şekilde FİLİSTİN işgal eder?
Neden?
Aslında Filistin meselesi geniş bir şekilde ele alındığında günümüz dünyasında yaşanan pek çok meseleyle bir bağlantısının olduğu görülür.
Özellikle “Siyonist işgal yönetimi” Filistin toprakları üzerindeki varlığını sürdürebilmek için sapan taşlı generallerin yanı sıra İslam Coğrafyasının bilinçli İslami yapılanmaları ile de savaşmaya devam etmektedir. Milli Görüş’ün bundan bağımsız düşünülmesine imkan yoktur.
“Katil İsrail Yönetimi” aslında Filistin toprakları üzerindeki varlığını bugün İslâm ülkelerine hükmeden köle yönetimlere borçludur. Dağ’dan inip bağ’dakileri kovup o topraklara yerleşen Siyonistler bunu bildiklerinden İslâm ülkelerindeki mevcut yönetimlerin gitmesini ve İslâm'ın devlet yönetimlerinde söz sahibi olması için çalışan hareketlerin güçlenmesini istemiyorlar. Elemanların tek derdi “sapan taşlı çocuklar” değil yani. Bu yüzden İslâmi hareketlerin aleyhine sürekli propaganda yapıyorlar. Müslüman liderleri halkın gözünden düşürmenin ve kamuoyu desteğini azaltmanın yollarını arıyorlar. Bu konuda uluslararası medya ve diplomasi üzerindeki güçlerini sonuna kadar değerlendiriyorlar.
Son zamanlarda Batı'da İslâmi uyanış hareketlerini “teröristler” olarak gösteren ve terör kavramıyla bu hareketleri adeta eşleştirmeye çalışan kampanyaların yoğunlaşmasının sebeplerinden biri de budur. Yani yürütülen bütün bu çalışmalar siyonizmin bir varlık mücadelesidir. Bu mesele asla ve asla “Yahudiler, Siyonistler, yediler bitirdiler” muhabbeti değildir. Olan ve olacak tüm meseleleri Yahudilere mal edip, kapalı devre yayın yapmak değildir. Asla ve asla.
Bu konuda tek problem medyadaki İslâm aleyhtarı savaş değildir. Yeni Ortadoğu Projesinin özünde de Filistin meselesi vardır. Bu projenin asıl amacı sömürgeci güçlerin çıkarlarının İslâm ülkelerindeki sigortaları olan rejimlerin varlıklarını sürdürmelerini sağlamak ve İslâmi gelişmelerin önünü tıkamak gayesiyle özellikle Ortadoğu'da İsrail merkezli bir globalleşmeye gitmektir.
Bunun yanı sıra İslâmi tebliğ çalışmalarının etkisini azaltmak amacıyla yürütülen ifsad çalışmalarının arkasında da uluslararası siyonizmin önemli bir etkinliğinin olduğu görülür.
Filistin davasının önemi sadece uluslararası siyonizmin varlığını sürdürmek için yürüttüğü faaliyetlerden ileri gelmiyor.
Filistin meselesi ve Mescidi Aksa davası zaten başlı başına bir temel dava niteliği taşımaktadır. Ama ne yazık ki, ülkemizdeki ve değişik İslâm ülkelerindeki bazı İslâmi akımlar bile bazen dışlanma korkusuyla, bazen birtakım çevrelerle kurmuş oldukları ilişkilerin zarar göreceği endişesiyle, bazen kurumsal olarak yürüttükleri faaliyetlere karşı resmi birtakım engeller çıkarılabileceği düşüncesiyle, bazen Filistin topraklarının kurtuluşu için yürütülen cihadı bir tür "terör" ve bu cihadı yürüten hareketleri de "terör hareketleri" olarak niteleyen propagandaların etkisinde kalarak bu davaya sahip çıkmaktan çekiniyorlar. Oysa Filistin davasının dayandığı temeller bütün bu korkuların ve endişelerin üstündedir. Bu, o davaya şu veya bu hareketin sahip çıkmasından kaynaklanmıyor.
Yani “Ben Müslümanım” diyen herkesin bu davaya sahip çıkması gerekir.
Fiili olarak bu davaya yön veren oluşumlar hakkında endişeleri olanlar bu oluşumları İslâmi ölçülerin ve Filistin davasının dayandığı İslâmi temellerin ışığında sorgulayabilirler. Ama Filistin davasına sahip çıkmamaya bu tür endişeleri gerekçe göstermenin izah edilecek bir yanı yoktur.
Ayrıca bugün Filistin davasına fiilen sahip çıkan oluşumları sorgulayanların da kendi çıkar hesaplarını değil İslâmi değerleri ve ölçüleri öne çıkarmaları gerekir.
Üstadın ifadesi ile; Filistin bir imtihan kağıdıdır her mü’min kul’un önünde
Velhasıl; Milli Görüş bu saplantılı gidişatı ile imtihanını başarı ile vermektedir. Anlatmak istediğim bu.
Mustafa R Özgür
serigundem