Siz Aferim'e tav oldunuz, ben yuh desem ne yazar!

Günlerdir, yazmamak için direniyordum. Dayanamadım ve yazacağım.
Şu malum “Aferin!” meselesi…
Mehmet Ali Bulut
Efendim, Ak Parti Gençlik kollarının toplantısında 10. Yıl Marşı okunmuş.
Ben de meseleyi, Sayın Özkök’ün sevinçten elerini oğuşturmasından öğrendim.
Pek keyifliydi!
Aferin” diyordu, “bunu akıl edenlere” Aferin!
Az bir şey değil tabii Sayın Özkök’ün ‘aferin’ini almak!
Sayın Özkök’ten aferin aldın mı tamamsın.
Mürteci olmaktan kurtulursun.
Müslüman görünmekten de kurtulursun.
Modern bir insan olursun.
Ve partin de kapanmaz.
Öyle zannediyorlar
* * *
Ertuğrul Özkök aferin diyecek diye 10. yıl marşı okumak ilginç.
Elbette 10. Yıl marşı okunur. O da bizim marşlarımızdan biridir...
Ben okuyabilirim. Öteki, beriki okuyabilir.
Ama Ak Partili gençler okudu mu, bunan anlamı değişir!
Demek ki Ak Partili gençler de öğrendiler kısa zamanda kıvırmayı…
Takiye yapmayı.
Zaten takiye yapmak galiba bu kesimin genlerine işlemiş.
28 Şubat belasını, böyle bir takiye milletin başına sarmamış mıydı?
Askerlerden fırça yiyen Erbakan, çıkıp ‘askerlerimizle aramızda hiçbir şey yok. Aslan paşalarımız”, deyince, onlar da bastılar millete kalayı…
Nerede ise “müslümanım” demeye milleti hasret bırakacaklardı. 10. yıl marşları eşliğinde…
Partiye dağıttılar, berbakanı tarihe gömdüler.
Ardından Ak Parti çıktı ortaya.
‘Biz değiştik” dediler.
Biz sandık ki, kıvırmayacaklar, eğilmeyecekler, ne pahasına olursa olsun halk adına dimdik duracaklar.
Yanılmışız! Meğerse, 10. Yıl Marşını okuyabilmek için değişmişler.
Oysa biz bayağı umutlanmıştık 27 Nisan gecesinin ertesindeki dik duruşla!
Benim gibi siyasetten umudunu kesmiş bir yığın adam da Ak Parti’nin arakasında saf tutmuştu…
Niçin?
Ak Partili gençler ilk fırsatta 10. Yıl marşını daha gür bir sesle okusunlar diye!
* * *
Bu sizi kurtarmaz beyler.
Siz sadece 70 yıldır sırtımızda boza pişirenlerin ekmeğine bir kere daha yağ sürdünüz.
Sizi kapatacaklar. Eminim.
Şimdi inanıyorum ki siz de bunu hak ediyorsunuz!
Çünkü sizinle, sizin dininizle, örfünüzle, ananenizle, atanızla, imanınızla, kadınlarınızın iffeti sayılan tesettürle ve bütün bunları size emreden kitabınızla 10. yıl marşı eşliğinde alay ettikleri halde, siz onların gözüne girmek için 10. yıl marşını okuyorsunuz.
Bence bu yetmez. Bundan böyle toplantılarınızda Harbiye marşın okuyun. Sonra da dağ başını duman almış der yürürsünüz….
Ama emin olun merhamet görmeyeceksiniz..
Partinizi kapatacak ve liderinizi yasaklı hale getirecekler…
Bu yalakalığınız sayesinde.
Siz uzlaşma aramaya devam edin. Müberik olsun!
* * *
Sarhoş Yeltsin’i hatırlıyor musunuz?
Hani Rus parlamentosunun etrafını tanklarla saran askerlere karşı tankın üstüne çıkan sarhoş Yeltsin’i
Hatırlamazsınız. Çünkü işinize gelmez.
Yeltsin, demokrasi için tankın üstüne çıktı.
Siz çıkamazsınız.
Çünkü yüreğinizi ‘vehen’ kaplamış. Nasıl ve ne zaman kazandığınızı sizin de bilmediğiniz dünyalıklarınız, size daha sevimli geliyor.
O sizde kalsın yeter.
Yeter ki dünyalıklarınıza dokunulmasın. Siz 10. yıl marşını da okursunuz. Enternasyonal marşını da!
Dağ başını duman almış/ Irmak dere dolar akar…
* * *
Tevekkeli razı olmuşsunuz zaten partinin kapatılmasına.
Biz yanıyoruz aman bu parti kapatılmasın diye.
Oysa biz, dik duracaksınız diye düştük ardınıza… Bilal gibi, dim dik duracaksınız sandık onun müşrik Kureyşin komutanları karşısında durduğu gibi…
Yazık!
Özkök’ün bir aferinine fit oldunuz, milleti sattınız gençler…
Ben de siz “yuh!” desem revadır ama bana yakışmaz.
Aslında aldığınız aferin, benim yuh!umdan daha anlamlıdır.
Eğer bilseniz!