| Sabır acı, meyvesi tatlıdır. ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 9.090
Teşekkür etti: 516
557 Teşekkür 295 Mesaja aldı
|
Haber'in kaynagi burada
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
| Sabır acı, meyvesi tatlıdır. ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 9.090
Teşekkür etti: 516
557 Teşekkür 295 Mesaja aldı
|
7 olsa iyi 7 yetmemis daha fazlasini istiyor, futbol takimi kuracakmis ![]()
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Ümit Yolcusu ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.762
Teşekkür etti: 23
83 Teşekkür 53 Mesaja aldı
| Tarık Akan'ı utandıracak mektup Bir ödül töreninde yaptığı katı ideolojik çağrı ile tepkilerin odağına yerleşen Tarık Akan'a bir hayranı mektup yazdı. Mektubu yazan hayranı bakın nasıl biri? Şimdi de gelelim Türk sinemasında yaklaşık bir on yıl kadar “kartpostal çocuğu”, (elinde telsiziyle arada bir Nuri Alço'yu patakladığı Erler Film polisiyelerini saymazsak) 1980'lerin başlarından itibaren de “sosyal içerikli sol senaryoların vazgeçilmez jönü” misyonunu üstlenen Tarık Akan'ın geçen Pazartesi günü ÇASOD'un (Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği) geleneksel ödül töreninde söylediği sözlere... Dönemdaşı Kadir İnanır ile birlikte “Türk Sineması Emek Ödülü”ne lâyık görülen Akan (ki bu ödüller her ikisine de analarının ak sütü kadar helâldir), İstanbul-Mövenpick Oteli'nde düzenlenen törende sahneye çıkar çıkmaz, içeriğinde sinema sanatının geleceği ve Türk sinemasının içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılara ilişkin en küçük bir ayrıntının bile bulunmadığı, baştan sona dek öfke ve nefret dolu bir konuşma yaptı. Her cümlesi solun geleneksel politik ezberleriyle bezenmiş bu konuşmanın bizim açımızdan en can alıcı bölümü ise önünde hazır bir kürsü ve mikrofon bulmuşken “dincilere geçirme fırsatı”nı kaçırmadığı şu ibretlik cümleleriydi: “Bugüne kadar Kadir arkadaşımla ben, dincilere ve faşistlere karşı, ülkenin adam gibi idare edilmesi için mücadelemizi verdik. Ama artık ikimiz de yaşlandık. Gelin hep beraber dinci, şeriatçı basına ve televizyonlara hayır diyelim ve onlar için, onlarla, onlar adına kesinlikle çalışmayalım.” Akan'ın “Kadir arkadaşım” diye andığı deneyimli sanatçı Kadir İnanır ise böyle ucuz bir “dolduruş”a gelmeyerek, Türk toplumu nazarındaki geleneksel imajına yaraşır bir biçimde, yine sektörün maddî-manevî sorunlarından ve sinema emekçilerinin çalışma şartlarından dem vuran “babacan” bir konuşma yapmayı yeğledi. İnanır, “içi muhatabına göre entelektüel açıdan çok daha dolu” konuşmasını şu cümlelerle noktalıyordu: “Tek başına tavır koymak doğru değil. Demokrasi, örgütlü toplumlardan geçer. Birbirimizle uğraşmaktan vazgeçelim ve sinema emekçileri olarak geleceğimizi düşünelim.” Yeşilçam'ın son 40 yıllık tarihini incelemiş olanlar iyi bilir; Tarık Akan, henüz saçlarına ak düşmediği yıllarda aynı “Kadir arkadaşı”na Yeşilçam'da en az bir 15-20 yıl boyunca selam dahi vermemiş; bırakın selamı, onun adının anıldığı mekânları öfkeyle terk etmiş bir adamdır. Ancak, konumuz -en azından bu yazı kapsamında- 1970 ve 80'lere damgasını vurmuş olan o dillere destan “Akan-İnanır düşmanlığı” değil. Bunu da nostalji merkezli başka bir yazıda ele alırız inşaallah... An itibarıyla asıl dikkatinizi çekmek istediğim husus, ateist kimliği sektördeki herkesçe yakından bilinen Akan'ın en alâkasız bir ödül törenini dahi fırsat bilerek kustuğu bu “dindar kesim” nefreti... Kendisinin “faşistler” şeklinde andığı çevrenin kimler olduğunu anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Son yıllarda çektikleri dizi filmlerde her kesimden oyuncuyla uygarca işbirliği yapan Kanal 7, Samanyolu, (artık hayatta olmasa da) TGRT gibi kanalları ve bu kuruluşlarla bağlantılı sinema filmi şirketlerini kastediyor doğal olarak... Ve sektörün içinde bulunduğu kaygı verici darboğaza, iş imkânlarının her geçen gün daralmasına karşın, hiç utanmadan sıkılmadan sinema emekçilerine böylesine ilkel bir çağrı yapabiliyor: “Şeriatçı medya için hiç bir projede görev almayalım.” Nasıl yani? Meselâ “şeriatçı medya”nın çekeceği bir “Çanakkale Savaşı draması”nda da mı? Ya da bir “Kurtuluş Savaşı destanı”nda da mı? Ya da işsizliğin, alkolizmin, fuhuşun ya da uyuşturucunun un ufak ettiği bir aileyi anlatan yararlı mesajlarla dolu bir dizide de mi? Ya da -İsmail Güneş'in “Sözün Bittiği Yer”inde olduğu gibi- din eksenli bir konuya sahip bulunmayan sosyal içerikli bir sinema filminde de mi? Tarık Akan, bu “ham” konuşmasıyla, yalnızca kendisinin değil, jakobenizmi İttihat ve Terakki günlerinden bu yana kendisine değişmez yol haritası yapmış olan “Türk solu”nun iflah olmaz karakterini, kendi halkına yönelik nefret dolu bakışını da bir kez daha deşifre etmiştir. Hiç kuşkusuz ki “inanmış bir ateist” olarak yapması gereken de, ona yakışan söylem de aynen budur. Bir sinema ödül gecesinde yaşanan bu utanç verici öfke patlaması üzerine öyle çok fazla şey söylemeyeceğim. Yazının başına dönüp bir “Müslüman” Yücel Çakmaklı'nın kendisini yıllar sonraki yâdediş biçimine bakınız; bir de onun -ateist bir sanatçı olarak- bütün kariyerini borçlu olduğu Müslüman Türk halkına ve Çakmaklı gibi kıdemli sinemacıları yâdediş biçimine... Sözünü ettiği bütün o kurumları bu “Müslüman” halk kurmuştur ve anılan kurumlar da bu devlete her yıl yüz milyonlarca lira tutarında vergi ödemekte, binlerce kişiye -yanısıra sinema sektörüne- çok ciddi düzeyde istihdam imkânı yaratmaktadır. Aynı şekilde, yine o kurumların personeli sıraları geldiğinde en önde gidip ülkenin dört bir köşesinde vatanî görevlerini büyük bir gururla ifâ etmektedirler. Yani, burada “nesebi gayrı sahih”, daha da Türkçesi “piç” bir topluluktan söz etmiyoruz. Sürekli söylüyorum; bu dünyadaki son nefesimi verene kadar da aynı şeyi yazıp söylemeye devam edeceğim: Yeryüzündeki sol hareketlerin arasında kendi öz kültürüne en fazla yabancılaşmış versiyonlardan biri olarak, ne bir eksik ne bir fazla; Türk solu işte tam olarak budur. Ve kendisini yenilemediği, varlığına “millî” bir nitelik kazandırmadığı sürece de halkının karşısında ona bütünüyle yabancı, ondan zerrece iltifat görmeyen bir “hilkat garibesi” olarak kalmaya devam edecektir. Böylesine “bitik” bir sol anlayışın Türkiye'yi yönetme noktasındaki tek umudu ise 27 Mayıs benzeri kanlı bir darbe ile ordu tarafından tepsi içinde iktidara getirilmektir. Böylelikle, -en azından ilk serbest seçimlerde şutlanıncaya kadar- ülkeyi yağmalamak mümkün olacaktır. Tarık Akan'ın yukarıdaki sözlerinin, yönetimi ele geçirdiğinde, gözlük kullanan ve avuçlarında nasır bulunmayan bütün eğitimli insanları “emperyalizmin gereksiz bilgilerle donattığı vatan hainleri” olarak niteleyip toplama kamplarına gönderen Kamboçyalı manyak diktatör Pol Pot'un Maocu Marksizminden teknik olarak hiç bir farkı yoktur. Tarık Akan, ya da asıl adıyla Tarık Tahsin Üregül... Türk sinemasına 37 boyunca emek vermiş ve halen de vermekte olan değerli ağabeyim... Bu bir düşmanının değil, “dindar” bir hayranının eleştiri yazısıdır. 1971 yılından bu yana sinema sektörünün içindesin. Tamı tamına 59 yaşındasın ve -dindarlığını ezelden beri hiç beğenmediğin- bu halkın teveccühüyle, günümüzde artık Türk sinema tarihinin yaşayan efsanelerinden birine dönüşmüş durumdasın. Sokağa çıktığında 7 yaşındaki çocuklar da seni tanıyor, 70 yaşındaki tesettürlü nineler de, sakallı hacı amcalar da... Dinli-dinsiz, Müslüman ya da gayrımüslim, bu ülkede yaşayan bütün insanların yüzlerini, vaktiyle rol aldığın o duygusal “Arzu Film” öykülerinin ekranlara her gelişinde ortak bir tebessüm kaplıyor. Sen yine yaşadığın sürece bildiğin gibi düşün, doğru bildiğin değerlere inanmayı sonuna dek sürdür. Topluma yeni yeni Marksistler kazandırmaya çabaladığın o vakfın da senin olsun, dünya görüşün doğrultusunda kurduğun okulun da... Ancak önüne bir kürsü konulduğunda artık birazcık özenli konuş da en azından bizlerin, yani seni bugünlere getiren sadık izleyicilerinin hatıralarına daha fazla saygısızlık etmemiş ol. Bırak da biz muhafazakârlar seni, senin bizlere yönelik bütün o kör nefretine rağmen “Hababam Sınıfı”nın “Damat Ferit'i olarak daima sevgiyle, saygıyla ve özlemle analım. Kendi efsaneni kendi ellerinle yerle bir etme ağabeyciğim... Emin ol, Türk halkı babasının cenazesi sırasında onun cenaze namazını kılmayıp bir kenarda kazık gibi dikilen adamları hiç mi hiç sevmez. Bilmem anlatabiliyor muyum? Ali Murat Güven/Yeni Şafak
__________________ .. Sayfalarinda Güller Kuruttugum O Kitap Hala Bitmedi... |
| | |
| İttihad-ı İslam ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.04.2005 Yaş: 43
Mesajlar: 1.805
Teşekkür etti: 140
84 Teşekkür 57 Mesaja aldı
|
Beğenmedikleri bizden hükümet olmuş insanlar halkla içiçe ve sorunlarını çözmeye çalışıyorlar... Kendileri ümmed kardeşin dediği gibi film,tiyatro çevirip paralarını alıyorlar,bir de halkın seçtiği insanları ve halkı aşağılamaya çalışıyorlar...
__________________ | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| ya Hay ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.08.2004 Yaş: 36
Mesajlar: 2.314
Teşekkür etti: 40
27 Teşekkür 18 Mesaja aldı
| cepleri dolu karinlari tok yaaa.... yesil camin artistleri kendilerini filim setinde sanip bol keseden atiyorlar
__________________ Ya Rab ! Şu iman topluluğunu helak edersen yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz ! |
| | |
| mucahid ![]() ![]() Üyelik tarihi: 06.08.2005
Mesajlar: 618
Teşekkür etti: 7
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| şereften yoksun varlıklar..
__________________ Bizler ne mal, ne şöhret istiyoruz. Bizler Allah yolunda cihad ve şehadet istiyoruz. Hasan el-Benna |
| | |
| Forever ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 26
Mesajlar: 7.261
Teşekkür etti: 872
881 Teşekkür 557 Mesaja aldı
| her, adı ahmet mehmet veya kadir olanı müslüman mı zannediyorsun sen? sana kargalar bile güler. tarık akan azılı bir komunisttir ve komunizm tüm maneviyatı inkar etmektedir.
__________________ |
| | |
| Sabır acı, meyvesi tatlıdır. ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 9.090
Teşekkür etti: 516
557 Teşekkür 295 Mesaja aldı
|
![]()
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
| Üsküdar'da bir Deli.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.03.2008 Yaş: 41
Mesajlar: 1.960
Teşekkür etti: 133
113 Teşekkür 96 Mesaja aldı
|
Hakiki müslümanmı değil mi onu Allah celle celaluh bilir..Ben sadece yorum yaptım.. Hem 2 soru sormuşum ? -Bunlar hangi din'e mensup ? -Müslüman! olduklarını sanıyorlarsa kuru kuru oruç tutmak mı müslümanlık sanıyorlar.. Bakış açıları , düünce algı vs. farklı olabilir...Ben o soruyu sordugumda kargaların! gülmesi için yazmadım..Ama isterlerse gülebilirler..Hatta istersen onlarla birlikte ben de gülerim siz de gülün muhterem..Ama gülmek cevaba ulaşmamı sağlamaz..!!!! | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
| Forever ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 26
Mesajlar: 7.261
Teşekkür etti: 872
881 Teşekkür 557 Mesaja aldı
| ben, kişinin imanına ancak cemaate devam etmesi halinde şahitlik edebilirim. ismi muhammet bile olsa, itikadını mutlaka yoklarım, araştırırım.. ama günlük hayatta insanlarımızı genel olarak müslüman olduklarını hüsnü zan ederim. Ayrıca onlar hiçbir dine mensub değil, karl marx yahudisine tabi olmuşlar, dolayısıyla ALLAHA tapmayanın toptanı şeytana tapmaktadır. Ben, bir yerde çalışıyordum. Bir usta vardı ve ramazanda oruç tutuyordu ama azılı din düşmanıydı, sakal sünnetine küfrediyordu ve pislik diyordu, hatta dinle alay ediyordu, adı da şakir (Rabbine şükreden kişi) idi. Şimdi sen bu adama da müslüman dermisin? eğer diyeceksen lütfen benim yazılarımla ilgilenme, bana yazma..
__________________ |
| | |
| Üsküdar'da bir Deli.. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.03.2008 Yaş: 41
Mesajlar: 1.960
Teşekkür etti: 133
113 Teşekkür 96 Mesaja aldı
|
| |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||