![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 2.320
Teşekkür etti: 0
46 Teşekkür 29 Mesaja aldı
|
İşte Dindar Cumhurbaşkanımız
Gül, Smokin Giydi ve Kadeh Tokuşturdu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'yi Ziyaret Eden İngiltere Kraliçesi Iı. Elizabeth Onuruna Çankaya Köşkü'nde Akşam Yemeği Verdi. Yemeğin Detaylı Haberi:
![]() Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'yi ziyaret eden İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth onuruna Çankaya Köşkü'nde akşam yemeği verdi. Cumhurbaşkanı Gül, yemekte smokin giydi. Resmi ziyaret için eşi Edinburgh Dükü Prens Philip ile Türkiye'ye gelen İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth onuruna Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül tarafından Çankaya Köşkü'nde akşam yemeği verildi. Yemeğe, 250 davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Gül ve Kraliçe II. Elizabeth, yanlarında eşleri Hayrunnisa Gül ve Prens Philip ile birlikte, davetlileri tek tek ellerini sıkarak karşıladı. Davetlileri karşılama merasimi, davetin verildiği Pembe Köşk içindeki resepsiyon salonunun girişinde bulunan yeni Atatürk Portresi'nin hemen önünde gerçekleştirildi. KRALİÇE'YE JEST, KRALİYET NİŞANI'NI YAKASINA TAKTI Kraliçe II. Elizabeth, tacını takarak, davete verdiği önemi gösterirken, Cumhurbaşkanı Gül, smokin giydi ve papyon taktı. Cumhurbaşkanı Gül, kraliçe tarafından kendisine verilen 'sadece devlet başkanlarına sunulan ve İngilizcede (Knight Grand Cross of the Order of th Bath) şeklinde isimlendirilen en üst düzey Kraliyet Nişanı'nı sol yakasına taktı. Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül, kraliçeye düzenlenen resmi karşılama töreninde tercih ettiği pembe renkten akşam yemeğinde de vazgeçmedi. Hayrunnisa Gül, pembe renkli ve tek parça kıyafeti ve farklı başörtüsü stili ile dikkat çekti. Davete katılımcılar genel olarak eşleri ile birlikte gelirken, Başbakan Recep Tayip Erdoğan, davete eşi Emine Erdoğan olmadan katıldı. Davete siyah beyaz bir kravat ve takım elbise ile katılan Erdoğan, protokol masasında eşsiz olan tek katılımcıydı. KİMİLERİ REVERANSI KİMİ NORMAL SELAMLAMAYI TERCİH ETTİ Davette oldukça dinç görülen kraliçe yaklaşık 250 konuğun ellerini sıktı. Bu arada, kimi katılımcılar kraliçeyi 'hafif biçimde dizleri kırarak selam verme şekli olarak nitelenen' reverans ile selamlamayı tercih ederken, kimileri sadece elini sıkmakla yetindi. A tipi Uluslararası protokol uygulanan davete askeri kanattan sadece Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt davet edilmişti. Büyükanıt'ın yurtdışı ziyareti nedeniyle davete katılamazken, herhangi askeri üniformalı yetkilinin de davette bulunmadığı görüldü. Karşılamanın ardından ise konuşmaların yapılması için masalara geçildi. "AB YOLUNDAKİ TEREDDÜTSÜZ VE DAİMİ DESTEĞİNİZE MÜTEŞEKKİRİZ" İlk olarak Cumhurbaşkanı Gül bir konuşma yaptı. Konuşmasında Kraliçe 2. Elizabeth'in Türkiye'ye yaptığı ziyaretten dolayı duyduğu yüksek memnuniyeti dile getiren Gül, ziyaretin, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar güçlü olduğuna işaret ettiğini kaydetti. İki ülke halkının tarihlerinin iç içe geçtiğini kaydeden Gül, "Zaman zaman ordularımız karşı karşıya gelmiştir. Fakat, aynı zamanda, evlatlarımız, ortak düşmanlarımıza karşı cesaret ve azimle omuz omuza da yürümüşler, hayatlarını feda etmişlerdir. Daha da önemli olan şu ki, ülkelerimiz arasındaki ilişkiler yüzyıllar boyunca Avrupa'nın tarihini belirleşmiştir. Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ülkelerimizin ortak geçmişi üzerinde mükemmel bir dostluk inşa etmek ve bunu geliştirmek cesaret ve bilgeliğini göstermiştir." dedi. İki ülkenin müttefik ülkeler olduğuna işaret eden Gül, "Bugün Türk ve Britanya halkları birçok benzerliklere sahiptir. Her iki ulus da geçmişleriyle, öz değerleri ve ulusal kimlikleri ile gurur duymaktadır. Bununla beraber, bugün bizi birbirimize bağlayan unsurlar sadece şanlı geçmişimiz, ya da üzerine titrediğimiz ortak değerlerimiz değildir. Aynı zamanda Avrupa'nın ortak sorumluluklarla şekillendirmekte olduğumuz geleceği de bizleri birbirimize bağlamaktadır. Türkiye'nin AB'ye doğru yürüyüşünde Birleşik Krallık en sadık destekçimiz olagelmiştir. Bu tereddütsüz ve daimi desteğinize müteşekkiriz. Bu desteğinizin katılım sürecindeki ilerleyişimizde de süreceğine eminiz." diye konuştu. Gül, konuşmasının ardından kraliçe onuruna kadeh kaldırdı. "ATATÜRK'ÜN DUYARLILIĞI, BUGÜN BİLE İLİŞKİLERİMİZDE YANKILANMAKTADIR" İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Türkiye'ye en son 1971 yılında geldiğini hatırlatarak, "Türkiye'ye 36 yıl sonra gelmekten dolayı büyük memnuniyet duyuyorum." dedi. O dönemde yaptığı ziyarette Atatürk'ün Türkiye'yi çağdaş, aydınlanmış ve demokratik bir devlet yapma yolunda gösterdiği muazzam başarıya tanık olduğunu kaydeden Kraliçe II. Elizabeth, "Bugünkü kendine güvenen, dinamik bir demokrasi haline gelebilmek için Türkiye'nin atmayı sürdüreceği büyük adımları, o zamanlarda hayal etmek çok zordu. İçinde bulunduğumuz bu yeni yüzyılda ülkelerimiz arasındaki bağların her zamankinden daha da güçlü olmasını kutlayabiliriz." dedi. Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü dönemlerinde başkenti İstanbul olarak Viyana kapılarından Kuzey Afrika'ya kadar uzanan güçlü bir imparatorluk olduğunu kaydeden Kraliçe II. Elizabeth, bu ülkenin Asya ve Avrupa arasındaki stratejik konumu içinde Çanakkale Savaşlarını da kapsayan Birinci Dünya Savaşı'nda önemli bir mücadele verdiğini belirtti. Kraliçe II. Elizabeth, "Atatürk, sadece savaşın kalıntılarından çıkardığı bir ulusun atası değildir. O, çok ünlü beyanı ile denizaşırı ülkelerden bu topraklara gelerek yaşamlarını yitirenlerin de Türkiye'nin birer evladı olduğunu ilan etmiştir. Bu duyarlılık, Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bugün bile yankılanmaktadır." dedi. Türkiye'nin kendileri için son derece önemli bir ülke olduğuna işaret eden Kraliçe II. Elizabeth, "Yurtiçinde Avrupa Birliği üyeliği süreci şimdiden Türk vatandaşlarının hayatını iyileştiren değişimlere ilham kaynağı oldu. Yurt dışında ise Türkiye, hem Avrupa Birliği hem de tüm dünya için son derece kritik bir zamanda doğu ile batı arasında eşsiz bir köprü haline geldi." dedi. Türkiye'nin Medeniyetler İttifakı Girişimi'nde oynadığı önemli role vurgu yapan Kraliçe II. Elizabeth, "Dünyanın en sorunlu bölgelerinden bazılarında barışın teşvik edilmesi, siyasi istikrar ve ekonomik kalkınma için kilit bir rol oynamaktasınız. Ve Afganistan'da ülkelerimiz, bu sıkıntılı ülkede yürütülen operasyonların ortaklarındandır." diye konuştu. Kraliçe konuşmasının ardından konukları ayağa kalkarak kadeh kaldırmaya davet etti. Kraliçe II. Elizabeth, kadehini hem Cumhurbaşkanı Gül, hem de Hayrunnisa Gül'ün kadehleri ile tokuşturdu. MÖNÜ ZENGİNDİ Davette daha sonra Can Atilla ve Doğuş Çocuk Senfoni orkestrası birer konser verdi. Yemek mönüsünde ise "Zeytinyağlı Enginar Dolma, Peynirli Su Böreği'nin yanı sıra Kuzu Tandır, Perde Pilavı, Patlıcana Sarılı Beğendi, ve Mevsim salatası ile beraber tatlı olarak Sakız Muhallebisi ve Meyveli Gül Baklavası vardı. Konuklara yemeklerinin ardından Türk kahvesi ikram edildi. Konuklara içki olarak safarin Şarabı ikram edildiği görüldü.
__________________
Ey Siyonistler ! Müslümanları namaz kılan köleler yapamayacaksınız ! |
|
|
|
|
Yenilgi Yenilgi Büyümek
![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2007
Mesajlar: 604
Teşekkür etti: 7
17 Teşekkür 15 Mesaja aldı
|
Bu arada bu tarafa da vurmasan olmuyor yani tebrikler ![]()
__________________
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde; Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! n.f.k |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Üyelik tarihi: 16.05.2008
Mesajlar: 1
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
aklıma elma suyu geldi.
hey haaat ki hey hat... Duruşumuz olmalı diyoruz müslümanca duruş. Bu mudur Müslümanca duruş. Müslüman uyan değil uyulandır . Tavizkar değildir. Akidelere pamuk ipliği ile bağlı değildir.Çelik halatla tutunur. Müslümann ılımlı değildir, keskin bıçak gibidir. Ortama göre renk değiştirmez müslüman.Günaha ortamına göre müsade vermez. Şerefe... içindeki önemli değil elbet insan kadehi aldıktan sonra... zaten duruşunu kişiliğini içmiştir. şarap içse ney yazar ... Hele hele yanındaki Hayrunisa Hanımda hiç söz etmeyelim Hiç yakışmadı sayın Gül hiç ! |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 575
Teşekkür etti: 10
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
|
biz elhamdulillah islamin yonetim sistemi olan hilafete talibiz bizim kufur anayasalariyla cumhurbaskanlariyla islami teblig yapmaktan baska munasebetimiz olmaz vesselam..
|
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.284
Teşekkür etti: 2
57 Teşekkür 38 Mesaja aldı
|
Bismillah...
Kafir Erdoğan ile kafir Gül'e tebliğ yapıp müslüman olmalarına vesile olunuz(!). Kamikaze saldırıları düzenleyip Süleymaniyeyi işgal ederek fitne çıkarma gibi bir münasebette olmadı zaten. vesselam |
|
|
|
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 8.448
Teşekkür etti: 348
376 Teşekkür 201 Mesaja aldı
|
Sosyal bir problem haline dönüşme eğilimi gösteren bu durum el-Venşerîsî'ye sorulur ve meselenin nasıl çözülmesi gerektiği konusunda kendisinden fetva istenir.
el-Venşerîsî, yazdığı uzun fetvada[1] hicretin önemini, anlamını ve mahiyetini ayet ve hadislerle izah ettikten sonra, geri dönüşün caiz olmadığını, çünkü orada artık Hristiyanlık idaresinin mevcut olduğunu, bir müslümanın bilerek isteyerek darul harp kategorisine giren böyle bir idare altında yaşamasının kesinlikle caiz olmadığını anlatır. O arada son derece önemli bir tesbite yer verir: Eğer hicret edecek bir darul İslam yoksa ne yapılacaktır? "Bu durumda kişi, günahın en az yaşandığı yeri tercih eder. Küfrün hakim olduğu bir yerdense, (Müslüman) zalim idarecinin hüküm sürdüğü yer; yönetimi adil olmakla birlikte haramlar üzerine kurlu bir hayatın yaşandığı yerdense, idarecisinin zalim olduğu ve fakat helaller üzerine kurlu bir hayatın mümkün olduğu yer daha hayırlıdır. Aynı şekilde, hukukullah alanına giren hususlarda günahların işlendiği bir belde, hukukul ibad (kul hakkı) konusunda zulümlerin işlendiği bir beldeden daha hayırlıdır…" [1] el-Mi'yâru'l-Mu'rib, II, 119 vd. Ebubekir Sifil
__________________
|
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1.372
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 15 Mesaja aldı
|
Kardesim birey olarak islami dört dörtlük yasiyor yada yasamaya gayret sarfediyor olabilirsiniz, inaniyorum ki öyledir de, fert olarak birsey demiyorum ama sistem den bahsediyorsunuz, sizin islami dediginiz sistemdede biraz bireye maddi yönden zulm yok mu..? Zaten her yere ama her yere kapitalist sistemde vergidir odur budur kesiliyor, birde siz hilafet devletine tabi olduk diyenlerin SIRTINA islam devleti vergisi vuruyorsunuz... Gücü olandan aliyoruz denilebilir, peki gücü olmayanada yardim ediyormusunuz..? |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Tarih değil,hatalar tekerrür eder.....
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 01.06.2007
Mesajlar: 400
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
|
ya öfffffffff.ne yapsaydı,katılmasamıydı..Alla alla ya.....
__________________
|
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1.372
Teşekkür etti: 1
20 Teşekkür 15 Mesaja aldı
|
Alla alla ne demek oluyor ki..?
|
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 575
Teşekkür etti: 10
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
|
kardesim alinan vergilerle maddi durumu iyi olmayanlar desteklendi ayriyeten senelerden beri meclis sakinleri olsun bakanliklar olsun,askeri rutbeliler olsun yogun bir teblig yapmisizdir hatta simdiki erdogana ayni ucakla seyahat eden bir arkadas rahmetli cemaleddin halifemizin hilafet ve halife isimli kitabini taktim etmistir neticede erdoganda kitabi alip cebine koymustur
nija anitkabir olayi fatihcamii olayi 28 subatcilarinin kendi yaptiklarina kilif uydurmak icin duzenledikleri bir komplodur teskilatimizin uzaktan yakindan boyle birseyle alakasi yoktur. hatta boyle seylere tenezzul dahi etmeyiz. delil icin mahkemede m.metin halifemizin kendi agzindan bu konuyu aciklarken dinleyebilirsin.İLİM DİYARI VE YINE AYRIYETEN halifemiz m.metin bin cemaleddinin bu konu (devlet baskanligi) uzerine bir yazisi var buyrun okuyun MUSLUMAN BIR MILLETIN DEVLET REISI NASIL OLUR? Buna binaen biz de acizane Kurân merkezli bir değerlendirme yapalım: Bu babda, yani Devlet Reisi Nasıl olmalıdır mevzuunda İslam ne diyor? Müslüman Bir Milletin Devlet Reisi Ancak Müslüman Olur! O halde kim seçil(ecek)meli? Şeriat, kimin seçilmesinin cevazına müsade ediyor, fetvasını veriyorsa işte o seçil(ecektır)melidir) Kur'an şöyle der: ''Hiç şüphe yok Allah size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah size ne güzel öğüt veriyor. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerinize de. Eğer bir şekilde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah ve Resulüne götürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu hayırlı ve netice itibarıyla daha güzeldir!'' (Nisa, 58-59) Ayet-i Kerimenin Tahlili ile Emanete ehil olmanın şartlarını, Rahmetli Halife'miz Cemaleddin Hoca Efendinin (Kaplan) Beyyineler 4. Kitabından özetleyerek alalım: A) Tahlil: a) Emanet arasında en büyüğü devlet idaresidir. Neden? Çünkü diğer bütün emanetler buna bağlıdır. b) Devlet emanetini ehline teslim etmemek ihanet ve hiyanettir. c) Hakimler hükmettiği zaman adaletle hükmetmeleri gerekir. En büyük hakim de devlet reisidir. d) Devlet reisi adaletle hükmettiği takdir de, Allah ve Resulüne itaat farz olduğu gibi devlet reisine de itaat farzdır. e) Her hangi bir şeyde bir anlaşmazlık çıktığı takdirde Allah'ın kitabına, Peygamberin sünnetine götürülmesi hem güzel ve hem de hayırlıdır. f) Ve bütün bunlar mü'min olmanın gereğidir, yani aynı zamanda bir iman meselesidir. B) Emanete ehil olmanın şartları: 1- Bir kere imanın altı şartına ve bu arada şeriatın adil ve yagane güzel nizam olduğuna inanmış olacaktır. 2- İlim ehli olacak, yani şeriatı usul ve füruuyla bilecek. Bir başka ifade ile, 12 ilmi gereği gibi tahsil etmiş olacaktır. 3- Şeriat'ı kendi kendi ve aile hayatında yaşayacak ve amelen de mükemmel olacaktır, takva ehli bulunacaktır. 4- Cesarete sahip olacaktır. 5- İdari kabiliyete sahip olacaktır. 6- Tavizsiz, ivezsiz olacal, mala haris, şöhrete düşkün olmayacaktır. 7- Mütevekkil olacak, her işinde Allah'a güvenecektir. İşte Kitap ve Sünnetin ışığı altında Ülemanın tesbit ettiği ehliyet şartlarının başlıcaları bunlardır. İşte Ümmet-i Muhammed'in böyle birisini bulup devletin başına getirmesi farz'dır, Allah'ın emridir. Şayet, devlet riyaset makamına bu şartlardan mahrum olan ehliyetsiz kişiler getirildiği zaman, o memleket maddeten de manen de batar. İki yakası bir araya gelmez. Dar boğaza girer. Ne huzur olur, ne bereket kalır. Terör ve anarşi alır başını yürür. Zira, ''Emir ve idare ehliyetsiz ellere teslim edilirse, o memleketin kıyameti kopar, durumuna düşer!'' (Buhari-İlim) Sözü bir hadis-i şeriften mülhemdir. Bu hadis-i şerif, kıyametin bir alametini gösterirken şunu da ifade etmektedir: Bir memlekette, bir müessese de veya bir iş yerinde işler, vazifeler ehil olmayan kimselerin eline teslim edilirse o memleketin, o müessesesnin veya o iş yerinin düzeni bozulur, kıyameti kopar. İslam'ın Devlet (ve Cemaat) Kuruluş ve İcraatında temel esasları şu dört şeyden ibarettir: 1- Ehliyet 2- Adalet 3- İtaat ve 4- Müracaat Bu dört esas, Nisa Suresinin 58 ve mütekib ayetlerine dayanmaktadır. Müslümanların genelde müşterek hak ve görevleri vardır. Bunlar birer emanettir. Bu emanetlerin korunması ve yerine getirilmesi bir başın seçimine bağlıdır. Bunu ümmet seçer. Ehil birisini seçer. O da adaletle hükmeder ve adaletle davranır. ''U'lül Emir'', bu zattır. Ümmetin bu zata itaat etmesi farzdır. Allah'ın kesin emridir. İhtilaf çıktığında alışılagelen örf ve adete, heva ve hevese değil, Allah'ın Kitabına, Peygamber (s.a.v.)'in sünnetine baş vurulacak, ihtilaf giderilecektir. İmanın gerektirdiği budur, hayırlısı da budur. Hülasatül-Hülasa; - Biz öyle bir Türkiye istiyoruz ki; devlet reisi hakkı ve adaleti temsil etsin. - Dicle kenarında ayağı kırılan bir oğlağın sorumluluğunu taşısın. - Müslüman bir milleti temsil eden devlet reisi, her şeyden önce onlar gibi inanan ve onlar gibi yaşayan bir müslüman olması gerekir. - Onlar gibi Kur'ana hürmet, şeriata saygı duyması gerekir. - Ve Kur'a'ın anayasa, şeriatın kanun, İslam'ın devlet olmasını istemesi ve bunun için can atması gerekir. - Ayrıca, onların başta başörtüsü olmak üzere inançlarına, ibadetlerine müdahelke etmek şöyle dursun,hürmet ve saygı duymasını bilip ve onlar gibi yaşaması gerekir. - Cuma günlerinde camilere gitmesi, mimbere çıkması, mihraba geçip imam olması gerekir. - Zira; İslam'a göre Cuma namazı bir yönüyle devlet namazıdır. Bunu böyle bilecek. emurul mu-minin ve halifetul muslimin muhammed metin bin cemaleddin Konu elhamd tarafından (17.05.2008 Saat 01:51 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.443
Teşekkür etti: 254
179 Teşekkür 103 Mesaja aldı
|
herhalde karisik birsey demek argoca, yoksa bu kelimenin Türkce veya Almanca'da herhangibir anlami ve karsiligi yok, baska dilleri bilemiyorum
|
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.03.2007
Mesajlar: 2.323
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
|
İşin ilginç tarafı Müjde Ar da bu konuyu konuşuyor, O da eleştiriyor..! |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
DaLtAnAgoN üYesİ
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.04.2007 Yaş: 24
Mesajlar: 9.652
Teşekkür etti: 75
112 Teşekkür 65 Mesaja aldı
|
__________________
* Sen gökyüzünde doğan güneş, ben yollarda çilekeş. |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||