![]() Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 325
Teşekkür etti: 3
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| Kurtuluş Savaşı Gayesine ermemiştir! Gayesine Ermemiştir! Gelibolu’da “Turuncu Kafalılar”ın emriyle yolu kesilen Gönüldaşlarla geçen sayıda yaptığımız sohbete devam ediyoruz... Gözaltında neler yaşadınız, biraz ayrıntıya girelim? - Bilindiği mânâda bir gözaltı denemez. Zaten bizi “turuncu kafalılar”ın emriyle gözaltına alanlar da böyle görmedi. Çünkü onlar da biliyordu ki orada bizim fikrimiz hakimdi. Asıl gözümüzün altında olan onlardı. - Bir rütbeli nereli olduğumu soruyor, “K. Maraş, Sütçü İmam’ın torunuyuz” diyorum. “İnanın size karşı mahçupluk içinde görevimi yapıyorum. Bu şerefsizler burada serserilikler içindeyken gerçek vatan evlatlarının gözaltına alınması benimde bir şey yapamamam inanın beni çok üzüyor. 100 esirimizi yakarak şehit etmişler. Bu benim çok zoruma gidiyor” diyerek tepkisini bizimle paylaşıyor. -Anadolu’nun bağrından çıkmış Mehmetçik ise her şeyin farkında, adım adım istila edilmiş vatan toprağının hâlini onlar da hissetmekte... Bunu hissedebiliyorsunuz. Bugün içinde bulunduğumuz işgal şartlarında Mehmetçikte tarihi geçmişi ile yüz yüze kalarak aslına dönmek zorunda. - Konuştuğumuz astsubaylardan biri, “artık küreselleşme çağındayız” diye ‘turuncu balkabağı’ ağzıyla konuşmaya başladı. Bu tip, içlerinde en hissizi, en korkak olanıydı. Bu lafı ettikten sonra onu “turuncu tulum” içinde görmeye başladık. - Bir ara tartışmanın harareti yükseldi... Burnumuzun dibinde İncirlik’i kullanan işgalci Amerikan askerlerini gel beraber basalım!.. Ses yok!.. - Tabi Talabani’yi, Barzani’yi konuşmaya başlayınca, bu hainlere pasaport verenleri, bunlar için İncirlik’ten uçak kaldıranları, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in idamını, Irak’ın işgalini, 2 milyonu bulan Arap soykırımını, Öcalan’ın niçin İmralı’ya kapatıldığını, Türkiye ile Irak arasında “siyonist duvar” demek olan Türk’ün, Kürd’ün ve Arap’ın haininden müteşekkil çapulcu yapıyı, Afganistan’ı, bizden dinlerken dikkat kesilmiyor değiller... - Büyük Doğu’nun askeri, Üstad’ın buyurduğu gibi, “fikrin emrinde yumruk”tur. Asker bu metodla onurunu, ruhunu korur. Bu ruhla milletini, devletini, varlığını bulur. - İnsanımızı bu şuur seviyesine sıçratacak tek dünya görüşü olan Büyük Doğu-İBDA’nın şanındandır ne yapıyorsak. Kampanyamızın uyandırdığı tesir, işbirlikçilerin içine girdiği panik bundandır. Mehmetçik’i öz vatanında “kumar oyunu”na alet etmek isteyenlerin amacına ulaşmayacağı şuradan belli ki, hâlâ “çuval”ı unutmuş değil asker!.. - Evet... Çuval hadisesini rastladığımız biraz onuru olan asker konuşmak istemedi. Çünkü onlar da biliyordu ki iş bu noktada konuşmak değil davranmaktı. Gerekeni yapmak, intikamını almaktı. - Irak’ın kuzeyine yapılan “kara operasyonu”nun arkasından yapılan psikolojik operasyonun mahiyetini de tartışmıştık. Tabi, hadisenin nasıl yansıtıldığına vakıf olmamakla birlikte söylediğimiz gerçeklere itiraz eden olmadı. - İfade faslında bir takım sivil tipler vardı. Onlar da “biz burada boşuna mı varız?” dediklerinde, “o zaman bu ANZAK’ların burada ne işi var? Bu memleketin yüzde 90’ı Amerikan düşmanı! Fakat Amerikan uşağı bir parti iktidarda” deyince laf arasında, Fetullah’tan bahsetmeye başladı. “Fetullah Gülen yasadışı terör örgütüdür!” cevabını yapıştırınca baktık, mevzuu başka tarafa kıvırdı. - Ordu içinde Mücahid Mehmetçik şuurunu taşıyan alt rütbelilere, emekli olur olmaz bir “şirket danışmanı” olarak, “Çok uluslu terör örgütü”nün maaşlı elemanı olarak, “görev”ine “turuncular” kadrosunda sivil kılıkla devam edenleri hatırlattığımızda, “Tabii böylelerini ayıklamak lazım!” demişti bir kaçı. -Türk’ü “orducu millet” olduğunu, Türk’ün fetihçiliğini, İslâm âlemi liderliğini hatırlattık. Viyana’ya kadar gitmiş, tüm Balkanlar’da şehit vermiş bir milletin evlatları olarak ANZAK’lar gibi biz de oralara gitsek bize izin verilecek mi? diye sormuştuk. Fakat “ufku” son çeyrek asırdır Kandil olmuş bir askere, ceddinin “ufku”nun Batı olduğunu anlatmak epey zor... - Askerin kendisi de bu sancılı süreci yaşıyor. - Kıdemlilerden birine, “Madem PKK’nın silahları Amerika’dan geliyor diyorsun; o halde “Esas Düşman Amerika!” diyoruz. Cevap şu: “Kardeşim ekonomik olarak güçlü değiliz”. Eee “o zaman ekonomik bağımsızlığı kazanmak için işe, Amerika işbirlikçilerini denize dökmekle başlayalım!” diyorsun; tabii dediğimiz gibi ufukları Kandil olduğu için... Kampanyamızı yurt çapında değerlendirecek olursak, anti-emperyalist çevrelerce anlaşıldı mı, bu hususta neler söyleyeceksiniz? - İstediğimiz çapta geniş bir katılıma, anti-emperyalist vatansever hissiyatında kuvvetli bir desteğe, siyasî birliği tesise yönelik büyük bir adım atıldığına şahit olunmadı elbette fakat bir dahaki sene için çok önemli bir adım oldu. - ANZAK’lar bizden özür mü diledi? Dostluk, barış, bu laflar işgaldeki gerçeği örten bir söylemdir. Onlar özür dilemeden ve ölülerini toplayıp gitmeden ANZAK’ları “kardeş-dost” belleyen fahişeleştirilmiş zihniyetlerle mücadelemiz bitmeyecek!.. - “Meseleleri, meselenin istediği seviyede bir şuurla ele almak...” Büyük Doğu-İBDA dünya görüşü bize bunu emreder. Bu itibarla umudumuz daima yüksek, inancımız daima kuvvetlidir. Bu istikamette gösterilen çabaların meyvesi gecikmeyecektir. Yeter ki vesilelere yapışalım. İrade bizden tevfik Allah’tan... - Her türlü inkişafa gebe bir süreç yaşıyoruz. - “Temel çelişki, gerçek kutuplaşma”... Siyasi olarak “oyuncu” olmak iradesi belirtenler için bu çok önemli. “bölücülük”, laiklik-irtica gibi “sahte kutuplaşma” vasatını bozan tek hareketiz. Esas düşmanın Amerika ve onun kadrolaştırdığı “demokratik sömürgeleştirmeci” işbirlikçileri işaret ediyoruz. Demokrasi-Özgürleştirme, işgal ve soykırımın adıdır. Biz, Amerika’yı Batı’yı “özgürleştirmek” için Büyük Doğu-Haçlı Batı savaşını hatırlattığımızda “terörist” oluyoruz da, onlar saldırırken neden “kurtarıcı” oluyormuş? - Bunu söyleyip insanımızın hissiyatına tercüman olurken, “bu işler hamasetle olmaz” diyen liberal çapulcular, vatanı “bir çift meme”ye satan şerefsiz vatan-sevmezler ve onların ordu içindeki destekçilerinin panikten çuvallamaya başladığını görüyorsunuz. Bu da doğru politika üzerinde olduğumuzu gösterir. - Aynen öyle!.. “En küçük çaplarda bile doğru politika...” Gelibolu yarımadasından askerî-sivil kordon altında çıktığınızı öğrendik... - Evet... Hatta İstanbul’a otobüs bulamamıştık; bize Edirne Keşan’a kadar bedava otobüs ayarladılar. Keşan otogarında da karşılıklı takipteyiz. Bir tip, firma yazıhanelerini dolaşıyor. - Bir ara onun bir yazıhaneye girip “şu adamlar sizden bilet aldılar mı?” diye sorduğunu duydum. - Biz bu işin şakasında değiliz!.. - İşgalin görünmezleştirildiği noktalara parmak basarak, demokrasi çetelerini, demokratik sömürgeleştirmecileri kuşatmak, “ayak takımı iktidarı”nın baskısına başkaldırmak... Bunun için, “1919 şartları”ndaysak, “o halde silah başına!” demiştik. Her kesimin içinde “demokratik sömürgeleştirme”ye yakıt sağlayan, etrafımızda, yanıbaşımızda görülebilecek “sağır şuur”lu provokatörlere, sömürgeci hamalı statükoculara, “subjektif” ajanlara fırsat vermemek lazım. Günümüzde sömürgeci ilk adımını bu ajanlaşmış tipler üzerinden atmaktadır. - Dönüşte kaptanın arada bir arkadan geleni dikizleyişi de bir hayli maceralıydı. “Biz durunca onlar da tam arkamızda duruyor” diyordu. Belli noktalarda, bu takip araçları değişiyordu. Zaten otobüste de şüphelendiğimiz bir tip vardı, ön tarafımızda oturan. - Bizden gazete alıp bir süre sonra uyuyan uyuz tip mi? O bizimle muhabbeti sarmaya çalışmıştı. Otobüste fotoğraf çekerken bizimle aynı karede çıkmamak için beli kırılacaktı! - “Kırılma” dedin de, “Her şeyi büyüklerinden bilmek” gerektiğini hatırlayacak olursak, Allah’ın izniyle, büyüklerimizin himmetiyle, zihinlerde bir kırılmaya vesile olacaktır bu kampanya, verimi ileride görülecektir. - Gözaltındayken sivillerden biri, “bir dahaki sefere gelin ben sizi gezdiririm” demişti. İsim-telefon isteyince sıvışmaya kalktı. Bu tip bize “iyi polis”i oynayan ANZAK’laşmışlara ANZAK’lık yapan bir memurdu. - Genel olarak Gelibolu’dan memnuniyet verici intibalarla ayrıldık diyebiliriz. ANZAK’ları “Şafak’ta basıp denize dökmemize “turuncu kafalılar” engel olsa da, askere “Mücahid Mehmetçik” olduğunu hatırlatmak amacı da taşıyan, “hatırlamanın ruhî bir aksiyon olduğu”nu insanımızın ufkuna bir şafak gibi doğmasına gebe bir gece yaşadığımız inancındayız Gelibolu’da!.. “Gayesine ermemiş savaş bitmemiştir.” Kurtuluş Savaşı gayesine ermemiştir. BARAN Dergisi 70. Sayısı’ndan (8 Mayıs 2008) |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| kurtuluş savaşı ve kürtler | qennosuke hattori | Cumhuriyet Tarihi | 4 | 27.02.2008 23:26 |
| kurtuluş savaşı ve ingiliz desteği | akdoğan | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 8 | 13.11.2007 14:54 |
| kurtuluş ehl-i sünnet'tedir | Alp | Dini Bilgi ve Eğitim | 12 | 03.04.2007 11:11 |
| Kurtuluş Vapuru | Simalyildizi | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 09.09.2006 13:05 |
| Limon suyuna mektup... Kurtuluş savaşı destanı | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 19.03.2006 10:34 |