İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 28.05.2008, 07:43

 
Üyelik tarihi: 20.05.2008
Mesajlar: 17
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
M. Şevket Eygi :Gerçek İslâm ve Irak Nakşıbendi Ordusu

M. Şevket Eygi - Milli Gazete
2008-05-27
Gerçek İslâm Ehl-i Sünnet İslâmlığıdır

Naylon Müctehidler İslâm’ı Öğretemez BENDENİZ din âlimi değilim, dinî konulara temas ediyorum. Yanılabilir miyim? Cevabım: Beş vakit namazın farz olduğu, âqil ve baliğ her Müslümanın bunu mutlaka kılması gerektiği gibi muhkem, müttefakun aleyh (üzerinde kesin ittifak/birlik olan) konuları yazmak için din âlimi olmak gerekmez. Nasıl ki, iki kere ikinin dört ettiğini söylemek için matematik profesörü olmanın gerekli olmaması gibi...

Bir Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanı olarak ilmihal fıkıh, akaid, ahlâk kitaplarındaki bazı kesin bilgileri halkımıza hatırlatıyorum. Kendimden bir ilave ve yorum yaptığım yoktur.

Tesettür konusunu ele alalım;

Tesettür Kitab ile yani Kur’ân-ı Kerîm’in kesin ayetiyle, Sünnet ile on dört asırlık icmâ-i ümmet ile bilinen kesin bir farzdır. Tesettürün farz olduğunu inkâr eden, “Hayır, İslâm dininde böyle bir şey yoktur!..” diyen kişi dinden çıkar. Dinimizde tesettürün farz olduğunu savunmak, yazmak, hatırlatmak için fakih olmak, gerekmez.

İlmihal, fıkıh, akaid kitaplarına sımsıkı bağlı olan bendeniz yanılmam ama müctehid olmadığı halde ictihad yapan, gerçek müftü olmadığı halde fetva veren, Kur’an-ı Kerim’i kendi re’y, heva ve hevesi ile tefsire yeltenen bid’atçiler, reformcular, naylon müctehidler, ilahiyatçı kisvesine bürünmüş olsalar da hatâ edebilirler. Nitekim de ediyorlar.

Şu zata bakınız, defalarca yazdı, meydan okudu. özetle şunları söyledi: “Müslümanların inandığı ilmihal Müslümanlığı yanlıştır. Gerçek Müslümanlık benim anlattığım Kur’ân Müslümanlığıdır...”

Bu adam doğru mu söylüyor, yoksa yalan mı?

Onun iddiası kabul edilirse on dört asırdır gelip geçen büyük müctehidler, allameler, gerçek âlimler, gerçek müfessirler, gerçek muhaddisler, ‘âmil ve rabbanî din bilginleri yanılmışlar, bizim hazret doğruyu bulmuş. Aklı başında bir Müslüman böyle bir hezeyanı kabul eder mi?

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ne buyurmuşlar: “Benim ümmetim yanlış üzerinde ittifak etmez...”

On dört asırdan beri gerçek İslâm vardır, devam etmektedir. Gerçek İslâm’da bir kopukluk olmamıştır. Bundan önceki dinlerde olduğu gibi gerçek İslâm’da tahrif vuku bulmamıştır.

Gerçek İslâm’ı on dört asır boyunca müctehid imamlar, allameler, gerçek büyük müfessirler, büyük muhaddisler, gerçek fakihler, gerçek ulemâ, ‘âmil ve rabbanî din bilginleri; Resulullah Efendimizin varisleri, vekilleri, halifeleri halka öğretmişler, hizmetlerini yürütecek halifeler yetiştirmişlerdir.

ülkemizde medaris-i İslâmiye kapatılmıştır ama Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Hindistan’da, Pakistan’da, Fas’ta ve diğer bilad-i islâmiyede medreseler açıktır ve lehülhamd gerçek ulemâ yetiştirmektedir.

Peygamberimizin haber verdiği gibi İslâm dünyasında bozuk fırkalar ve hizipler zuhur etmiştir. Lâkin doğru, katışıksız, gerçek İslâm’ı anlatan Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolu da hiçbir zaman kapanmamıştır ve inşaallah ila kıyame (dünyanın sonuna kadar) mevcut olacaktır.

Merhum Mevdudî’nin, “Kur’an’da Dört terim” kitabındaki iddiası yanlıştır. Ona göre, Müslümanlar üçüncü hicrî asırdan sonra Kur’ân’ın dört temel değeri/kavramı olan Rab, İlah, din, ibadet konusunda doğru yoldan çıkmışlar da doğruyu kendisi bulmuş!.. çağımızın büyük din âlimi merhum Ebu’l-Hasen en-Nedvî “Kur’ân’ın Siyasî Yorumu” adlı kitabında Mevdudî’nin bu tezini çürütmektedir. (Bedir Yayınevi. Tel. 0212/519 36 18)

Hülasa (özet) olarak derim ki:

1. Ehl-i Sünnetin ilmihal kitaplarında yazılı olan kesin bilgilere bağlı kalan kimse, din bilgini olmasa da yanılmaz.

2- Ehl-i Sünnetin sınırlarını ve haddini aşan reformcu, naylon müctehid, kendi kafasından konuşan kişi ilahiyatçı olsa da yanılır.

3. İslâm dininde ve Şeriatında on dört asırdan beri üzerinde ittifak edilmiş tesettür gibi dinî hükümleri, değerleri, kavramları inkar edenler dinden çıkar.

4. Kendisinde tefsir yapma, müfessir olma ehliyeti bulunmayan kimseler Arapça bilmekle, ilahiyatçı olmakla tefsir yapamazlar. Böyle bir şeye yeltendikleri takdirde “Men fessere’l-Kur’âne bire’yihi fekad kefer” büyük tehdidi üzerlerinde olur.

5. Binlerce çok büyük âlimin, on binlerce büyük alimin, yüz binlerce alimin gösterdikleri Kur’ân, Sünnet ve icmâ Müslümanlığını bırakıp da kendi kafalarına göre yeni İslâmlar türetmeye kalkışanlar sapıktır ve sapıttırmaktadır. Onların peşinden gidenler, Mevlâlarını değil, belâlarını bulur.

6. Akıllı, vicdanlı, firasetli Müslümanlar dinlerini muteber/güvenilir ilmihal, fıkıh, akaid kitaplarından okuyup öğrenirler.

7. Ehliyetsizlerin yazdığı tefsirlerden din öğrenilmez. Mukallid Müslümanlar, temel ilmihal bilgilerini muteber tefsirlerden bile öğrenemezler. Namaz kılmasını bilmeyen bir kimse Râzî Tefsiri’nden iki rekat namaz kılmayı iki sene çalışsa öğrenemez. Küçük bir ilmihal okuyarak iki saatte öğrenir.

Sevgili Müslüman kardeşlerim, sakın Ehl-i Sünnet ve Cemaat İslâmlığından ayrılmayınız. Reformculara, naylon müctehidlere, mezhepsizlere, telfik-i mezahip taraftarlarına, selefilere, şuculara buculara kulak vermeyiniz. Din işinin şakası yoktur. Cenâb-ı Hak cümlemizi doğru yoldan, Kendi rızasına ve Resulünün rızasına ve Salih seleflerin anlayışına uygun gerçek İslâm’dan ayırmasın.

Irak’ta Nakşibendî Ordusu


WEB sitesi Arapçadır...


http://www.alnakshabandia-army.org


’dan ulaşabilirsiniz. Irak Nakşibendîleri askerî bir teşkilât kurmuşlar...

Vaktiyle 19’uncu asırda Kafkasya’da Şeyh Şamil ve diğer imamlar da Nakşî-Kadirî tarikatını askerî bir disiplin altına almışlar ve vatanlarını istilâ eden Ruslarla 40 yıl çarpışmışlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda Mevlevî taburları vardı.

Kurtuluş savaşımızda sarıklı din ulemâsı, başlarına tarikat taçları geçirmiş şeyhler, istilâcı Yunan kuvvetlerine karşı yapılan kutsal savaşı desteklemişler, maddî ve mânevî yardımda bulunmuşlardır.

Kafkasya’daki müridizm (tarikatların ordu haline gelip düşmanla savaşması) hakkında çeşitli dillerde hayli kitap ve ilmî makale yazılmıştır.

Arapça bilen okuyucularımın dikkatlerine sunarım...

ÌíÔ ÑÌÇá ÇáØÑíŞÉ ÇáäŞÔÈäÏíÉ

Habervaktim
seyhunbek isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 28.05.2008, 10:38

 
Üyelik tarihi: 27.05.2008
Mesajlar: 161
Teşekkür etti: 2
31 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Şevket eygi yaklasık 2 hafta önce islam düşmanı ruhat menginin sunduğu programa konuk olmuştu. Konuklar arasında yaşar nuride vardı. Yaşar nurinin karşısında, bu köşesinde yazdığı yazıları dillendiremedi hatta yaşar nuriyle mutabık bir görüntü çizdi. Sunucu müslümanlara yüklenirken eygide gitti gülen cemaatine saldırdı. Yaşar nuride aynen katılıyorum dedi. Benim için eygi bu davranışıyla bitmiştir.
yolcuyuz isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 28.05.2008, 10:39

 
Üyelik tarihi: 22.05.2008
Mesajlar: 61
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
"Cihad-ı ekber" yapan tasavvuf ehlinin "cihad-ı asgar" olan savaştan kaçması tarih boyu görülmedi.

Birgün yine emperyalist işgalcilere karşı cihad gerekirse bu ülkede de ilk cihad cephelerini dervişlerin ; sufilerin teşkil edeceğinden şüpheniz olmasın !..

Selam olsun Irak'ın Nakşıbendi mücahidlerine !...
serefsan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 28.05.2008, 14:41

 
Üyelik tarihi: 22.05.2008
Mesajlar: 61
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Irakli Nakşi Direnişçilerin Sözcüsü Dr.selahaddin Eyyubi

IRAKLI NAKŞİ DİRENİŞÇİLERİN SÖZCÜSÜ DR.SELAHADDİN EYYUBİ, ADEM ÖZKÖSE'NİN SORULARINI CEVAPLADI

- Irak Nakşibendi Ordusu nasıl kuruldu?

İşgalden önce kitap ve sünnet esasına dayanarak Irak’ta davet çalışmaları yapıyorduk. Bu davet çalışmalarımızın amacı dinin hakikatini anlamaları için insanlara yardımcı olmaktı. İşgalin başlamasıyla birlikte davet çalışmamız cihada dönüştü. Şeyhimiz cihadın her Müslüman kadın ve erkeğe farz olduğunu söyleyerek bütün müridlerden cihad için biat istedi. Daha sonra tarikatımıza bağlı müridler 15’er kişilik gruplara ayrıldılar ve işgalcilere karşı gayri nizami bir direniş başlattılar. 2003’den 2006’ya kadar mücadelemiz bu şekilde sürdü. 3 yıl boyunca strateji gereği basından uzak durduk. Yaptığımız eylemlerin hiçbirini grubumuz adına üstlenmedik. 3.yılın sonunda bir internet sitesi kurarak Nakşibendi Ordusu’nun amaçlarını ve işgalcilere yönelik düzenlediğimiz operasyonları kamuoyuna duyurmaya başladık.

-Askeri bir grup olmanıza rağmen niçin bir tarikat adı kullanıyorsunuz?
Biz işgalden önce de Irak halkı tarafından nakşiler olarak biliniyorduk. Askeri direnişe başlayınca ismimizi değiştirmeye gerek görmedik.

-Nakşibendi Ordusu’nun kırmızı çizgileri nelerdir? Siyasi çizginizi hangi temellere dayandırıyorsunuz?
En büyük hedefimiz Allah’ın dinine yardımcı olmak ve işgalci düşmanı vatanımızdan atmaktır. Bu nedenle sadece işgal güçlerine yönelik operasyonlar düzenliyoruz. Hangi din, mezhep veya kavimden olursa olsun, hiçbir Irak’lıyı hiçbir şekilde hedef almıyoruz.

-Bu Irak’lı mevcud hükümete bağlı olarak askerlik veya polislik yapsa, onu da hedef almaz mısınız?
Irak’lı asker veya polislerin hedef olarak seçilmelerine Nakşi Ordusu olarak karşıyız. Irak’taki işgalin kaynağı ABD ve diğer yabancı güçlerdir. İşgalin asıl kaynağı vurulduğunda, bu durumdan en çok işbirlikçiler etkileniyorlar. Böylece işgalcileri vurarak aslında onların işbirlikçilerini de vurmuş oluyorsunuz. Çünkü işbirlikçiler ancak işgalcilerden aldıkları destekle ayakta kalabilirler. Ayrıca Irak’lı asker veya polislere yapılan saldırılar, Irak’taki mevcud fitne ortamının yayılmasına hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor. Bu nedenle bu tür eylemleri tasvip etmiyorz. Bir diğer düsturumuz da hangi mezhepten olursa olsun, Ehli Kıble’yi Müslüman olarak görmek ve Müslümanlar arasındaki ihtilaflı konulardan uzak durmaktır. Ayrıca işgale karşı savaşan bütün direniş gruplarını öz kardeşlerimiz olarak kabul ediyoruz. Çünkü her birimizin attığı kurşun aynı yöne, düşmanın göğsüne gidiyor.

-Gerçek Hayat Dergisi-
serefsan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Uyarıldım... - Mehmet Şevket Eygi Muttaki Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 06.11.2008 19:08
İslâm’a ve Ümmete Nasıl Hizmetkârlar Lazımdır - Mehmet Şevket Eygi Muttaki Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 03.11.2008 03:40
Mason locaları açık, İslâm tarikatları yasak - M.Şevket Eygi Muttaki Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 15.10.2008 21:06
Mehmet Şevket Eygi, tarikatlar jandarma Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 09.10.2008 17:15
M. Şevket Eygi - Milli Gazete 2008-08-26 Türkiye Darü’l-harp midir, Darül-İslâm mı Muttaki Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 26.08.2008 20:08


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:47 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49