| Milli GÖRÜŞ Sempozyumu Geçtiğimiz hafta sonu Cumartesi ve Pazar günleri, İstanbul'da iki gün süren I. Uluslar arası Milli Görüş Sempozyumu düzenlendi. Ben de ana programın tümünü izledim. Sadece, önerilmekle beraber Cumartesi akşamı komisyon çalışmalarına aylık Vuslat dergisi için yazacağım yazıyı yetiştirmem gerektiğinden katılamadım. Programın çok az bir bölümünü kaçırdığımı ve Allah'ın izniyle konuşmaları da orijinal şekliyle dinleme imkânım olduğundan sempozyumu başından sonuna kadar ilgiyle takip edebildiğimi söyleyebilirim. Fakat bugünkü yazıda herhangi bir yorum ve değerlendirme yapmaksızın sadece programdan bazı anekdotlar aktarmakla yetineceğim.
Öncelikle, programın İslâm dünyasından pek değerli dostlarımla ve tanıdıklarımla bir araya gelmeme, kendileriyle gelişmeler üzerinde sohbet etmeme vesile olduğundan benim açımdan özel bir faydasının da olduğunu söylemeliyim. Bu sebeple bize de davet göndererek iştirakimize vesile olan organizasyon heyetine şükran ve minnet duygularımı ifade etmeyi bir görev kabul ediyorum.
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını Organizasyon Heyeti başkanı Halis Özdemir yaptı. Özdemir sempozyumun Milli Görüş enstitülerinin kuruluş toplantısı olacağını özellikle vurguladı. Gerek bu nottan ve gerekse program süresince organizasyonu temsil edenlerin konuşmalarındaki vurgulardan toplantının amacının Milli Görüş adıyla şekillendirilen fikriyatı ve teoriyi evrenselleştirme, sadece İslâm dünyasına değil tüm dünyaya taşıma olduğu anlaşılıyordu. Programın sloganının "yeni bir dünya mümkün" olması da bu amaca işaret ediyordu. Milli Görüş'ün alternatif bir "yeni dünya düzeni" teorisi olduğu, bu teori çerçevesinde yeni bir uluslar arası yapılanma gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu, dünyadaki mevcut bozuk yapıyı değiştirmek isteyenlerin işte bu teorinin etrafında toplanmalarının bir zaruret olduğu vurgulanmak isteniyordu sürekli.
Halis Özdemir, konuşmasında tüm dünya ülkelerinde özellikle de D-8 ülkelerinde Milli Görüş enstitüleri kurmak istediklerini dile getirdi. Ancak Prof. Erbakan hepsi D-8 üyesi olmayan yedi ülkeden çağrılan davetlilerin ülkelerinde Milli Görüş enstitüleri kurmaları, bunun için ülkelerindeki devlet yönetimleriyle muvafakâta varmaları ve gelecek yıl düzenlenecek toplantıya bu enstitüleri kurmuş olarak gelmeleri görevi verdi. Bunlar da Malezya, Endonezya, Sudan, Libya, Cezayir, Fas ve İran'dan çağrılan davetlilerdi. Fakat İran'dan çağrılan ve kendisine söz konusu görev yüklenen şahıs önemli bir mazeretinden dolayı iştirak edememişti. Dolayısıyla ona gıyabında bu görev verilmiş oldu.
İkinci konuşmayı sempozyumun ev sahipliğini ve organizatörlüğünü yapan ESAM (Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi) genel sekreteri Prof. Dr. Arif Ersoy yaptı. İnsanlığın önünde esasta iki yol olduğunu bunlardan birinin filozofların, diğerinin ise peygamberlerin yolu olduğunu belirten Ersoy sonra Milli Görüş kavramı üzerinde durdu. Burada Milleti İbrahim'in kastedildiğine işaret ederek, Milli Görüş'ün kavmi (ulusal) veya ferdi değil fıtrî görüş olduğunu söyledi. Ersoy toplantının önemi üzerinde dururken de: "Bugün ilmimizi ve imkânlarımızı bir araya getirme günüdür" dedi.
Üçüncü konuşmacı ESAM'ın da genel başkanı olan SP genel başkanı Recai Kutan'dı. Yürütülen çalışmalarla ilgili ilk adımın 29 Mayıs'ta İstanbul'un fethi yıldönümünde düzenlenen Müslüman Topluluklar Birliği toplantısında atıldığını hatırlatan Kutan, kendilerinin yeni bir dünya projesi üzerinde durduklarını ve dünyaya bir Milli Görüş medeniyeti sunmayı gaye edindiklerini vurguladı.
Gerek açılış ve gerekse kapanış programında en uzun konuşmaları yapan Recai Kutan'dan sonra söz alan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'dı. Programın ikinci gününe denk gelen 29 Ekim'de 80. doğum yıldönümünü kutlayarak 81 yaşına giren Prof. Erbakan yaşlılığına rağmen konuşma ve fikir üretme konusunda hâlâ gayet üretken olduğunu orada da göstererek açılış programında bir buçuk, kapanış programında da bir saat süren konuşma yaptı. Dünyadaki mevcut yapının bir sömürü düzeni olduğunu ve bunu da Siyonist güç odaklarının yönlendirdiğini vurgulayan Erbakan kendilerinin bu yapıyı değiştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Erbakan Milli Görüş'ün kavmiyetçi değil uluslar arası bir zihniyet olduğunu ve Adil Düzen'in aynısı olduğunu ifade etti. Erbakan, Milli Görüş'ün aynı zamanda bir bilinç olduğunu vurgulayarak bilinçsiz yaşayanların dünyadaki mevcut ifsat politikalarını tanımaktan uzak kaldıklarını söyledi. |