|
Erdal İnönü, İmam Hatİp Okulu ÖĞrencİlerİne A&
Siyasetçi ve bilimadamı Prof. Dr. Erdal İnönü, imam hatip okullarının iyi niyetle kurulduğunu ancak demokrasinin iyi götürülememesi sebebiyle amacını aşan siyasi güç yetiştiren bir noktaya geldiğini iddia etti.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Denizli Mezunları Derneği'nin davetlisi olarak Denizli'ye gelen Prof. Dr. İnönü, Denizli Halk Eğitim Merkezi'nde "Bilim, Kültür ve Eğitim" konulu bir konferans verdi. Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, Vali yardımcıları Fikret Deniz ve Fethi Özdemir'in yanısıra Belediye eski Başkanı Ali Marım ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirilen konferansta İnönü, imam hatip lisesinde yetişen öğrenciler için "gerici" sıfatını kullandı.
İmam hatip okullarının ibadette insanlara yardımcı memur yetiştirilmesi için kurulduğunu fakat demokrasinin iyi götürülememesi yüzünden bu okullarda yetişen öğrencilerin siyasi güç oluşturduklarını ileri süren İnönü, "İmam hatip okulları iyi niyetle kuruldu. Amacı, ibadette bize yardımcı olacak insanların memur olarak görev yapmasıydı. Ancak daha sonra demokrasinin iyi götürülememesi yüzünden bu okulları, amacını aşan ve yeni bir siyasi güç yetiştiren noktaya geldi. Bu üçüncü kuşakta oldu. Üçüncü kuşak sonunda bu gericiler hareketlilik ve siyasi liderler kazandı. Bu dönem sonunda önemli bir siyasi güç olarak ortaya çıktılar. Bu demek değildir ki bundan sonra onlar bu ülkeye hizmet verecek. Bence ilerici, laikliğe, cumhuriyet ve demokrasiye inanan sağlam insanlar çoğalacaktır; demokrasiyi kaldığı yolda devam ettireceklerdir. Bu hale nasıl geldik diye düşünmeyelim, bu hale nasıl geldiğimizi anlayalım. Bu halden çıkmanın yollarını bulalım." şeklinde konuştu.
Laik eğitimin demokrasiden önce olduğunu ifade eden İnönü, "Galileo'nun mektuplarında, 'Ben dünyaya açılmak için İncil'e bakmam; İncil'e başka şey için bakarım. Dünyaya açılmak için evrene bakarım.' yazılıdır. Demokrasi de buradan geliyor. Önce laik eğitim gelir, daha sonra demokrasi gelir. Bunu herkes duymalı. Laik eğitimi hiçbir zaman bırakmamalıyız, bu birinci şart. Ondan sonra eğitim sistemimiz, öğrencileri düşünceye, araştırma yapmaya ve kendi yeteneklerini geliştirmeye yöneltmelidir." dedi.
Türkiye'nin çağdaşlaşmada geri kalmasını, Osmanlı'nın 16. ve 17. yüzyılda bilim ve icatlardan uzak kalmasına bağlayan İnönü, "16. ve 17. yüzyıllarda Orta ve Batı Avrupa'da
yeni bilim anlayışı ortaya çıkıyor. O zamanlar padişahlar, güçlü imparatorluklarına güveniyor. Batı'dan güçsüz oldukları yönünde hiçbir fikirleri yok. Medreselerde din bilgisi öğretmeyi düşünüyorlar. Bilim öğrenmeye gerek yoktur, nasılsa insan fanidir diye düşünüyorlar. Hattâ medreselerde fizik, kimya gibi dersler öğretimden çıkarılıyor. Burada bir meraksızlık ve bilgizlik var. Ordular yenilmeye başlayınca ve ağır anlaşmalar yapıldığında hata yapıldığı anlaşılıyor. Batı'daki bilimsel gelişmeler olurken zamanında bu gelişmelere katılmamak önemli bir gecikmeye sebep oldu ve olumsuz gelişmeleri de beraberinde getirdi ama cumhuriyetten sonraki dördüncü kuşak Türkiye'yi kurtaracaktır." şeklinde konuştu.
"Eğitimde kadere inanmamalı." diyen İnönü, şunları kaydetti: "Bingöl depreminde çöken okul, kadere bırakılmıştır. Trafik konusundaki kader anlayışımız da devam ediyor. Bundan kurtulmak kolay değil. Eğitimde ezberci olmamalı, kuşku duymalı ve kadere inanmamalı; ancak öyle yeni bilgi üretilebilir."
acizane
__________________
Kim benim veli kullarımdan birisine düşmanlık ederse, ben o kimseyi harp ilan eder; dostumun intikamını alırım.
~ TASAVVUF, DÜNYA ADAMINI ALLAH ADAMI YAPMA SANATIDIR ~
ALLAH'ım! İsmini söyleterek canımı al, İsmını söyleterek beni dirilt! (AMIN)
|