![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 12.06.2002
Mesajlar: 1,328
Konulara Teşekkür etti: 4
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
ALLAH razi olsun, manali hadisler yazmissin kardes.
Eline saglik.
__________________
Bugün ALLAH icin ne yaptim ? ______________________________ Kulum, ben dünyada seninle iken, sen kiminleydin? |
||
|
|
|
|
mucahid
![]() Üyelik tarihi: 06.08.2005
Mesajlar: 579
Konulara Teşekkür etti: 25
2 Teşekkür aldı 2 Mesajlar için
|
peki bişey sorucam.bu hadislerden ashab nasıl bir ders almış,pratiğe nasıl çevirmiş veya müşrikler bu hadisleri okuyup da hangi dersi alıp etmesi düşünülmüş.sahabenin imanına ne gibi bir etkisi olmuş.
yasni bu hadisler 1400 senedir işe yaramıyorduda şimdi mi işe yaramaya başladı. Selametle |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
SAPTIRICI ÖNDERLERİN
VE ONLARA TÂBİ OLANLARIN MAHŞERDEKİ DURUMLARI Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71) Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır. Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır. Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Firavun kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!” (Hud: 98) “Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lânete uğratılırlar. Ne kötü yerdir onların götürüldükleri yer!” (Hud: 99) Ne kötü bir ikramdır onlara takdim edilen! Ne kötü bir bağıştır verilen! Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41) “Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık (daima lânetle anılacaklardır.) Kıyamet gününde ise onlar çirkinleştirilip iğrenç kimselerden olacaklardır.” (Kasas: 42) İyilerin arkasında gidenler, saadet-i ebediyeyi kazanmaya vesile oldukları için liderlerini överek ve ona dualar ederek büyük bir mutluluk içinde Cennet-i alâya doğru yürüyeceklerdir. Saptırıcı liderlerin peşine takılanlar ise felâket-i ebediyeye düşmelerine sebep oldukları için onlara büyük bir kin ve öfke duyacaklar, düşünmeden körü körüne ardına sürüklendikleri önderlerine lânetler yağdıracaklar, beddualar edeceklerdir. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için ‘Ey Rabbimiz! Bizi saptıranlar işte bunlardır. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!’ derler. Allah da ‘Zaten hepsinin azabı kat kattır, fakat siz bilmezsiniz.’ buyurur.” (A’raf: 38) “Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!” (A’raf: 39) Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabbimiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhari. Rikak: 52) Allah-u Teâlâ bu gibi kimselere azabını hatırlatarak kendi katına geldikleri zaman hor ve hakir olarak birbirleri ile çekişip tartışacaklarını haber vererek Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor: “Sen o zâlimleri Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen!” (Sebe: 31) Hep birbirini suçlayacaklar, hep birbirlerini kınayacaklar... Hiç birisi suçu üzerine almak istemeyecek. Başkalarının peşlerinde körü körüne giden, bu hususta kendilerini uyarmak isteyen münevver insanları dinlemeyen kimseler, o gün hakikatı apaçık gördüklerinde; liderlerinin suret-i haktan görünerek her şeyi nasıl ters gösterdiklerini, o kodamanlara uydukları için nasıl bir felâkete düşürüldüklerini ve azabın hazır vaziyette kendilerini beklediğini müşahede ettiklerinde pek büyük bir hasret çekecekler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “İçlerinde zayıf sayılanlar (tâbi olanlar, peşlerine takıldıkları o) büyüklük taslayanlara ‘Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık.’ derler.” (Sebe: 31) Zehirli propagandalarının kendilerinin kâfir olmalarına sebep olduğunu söylemek isterler. Fakat onlar da kendilerine uyanlar gibi büyük bir azapla karşı karşıya bulunuyorlar, hepsi de aynı girdabın içindeler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara (kendilerine tâbi olanlara) ‘Size hidayet geldi de, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, kendiniz suçlu idiniz’ derler.” (Sebe: 32) Yani onlara şunu demek isterler: Biz sizi sadece davet ettik. Siz ise hiç bir mesned, hiç bir delil olmaksızın bize uydunuz. Allah’ın dinini, ahkâmını, emir ve yasaklarını arkanıza ittiniz. Biz sizin gibi binlerce insanı peşimize takmaya zorlayacak bir kuvvete sahip değildik. Siz isteseydiniz bizi bu işten alıkoyardınız. Siz bize bağlılık göstermeseydiniz, bağışlarınızla, yardımlarınızla, hediyelerinizle desteklemeseydiniz, bizi kimse tanımazdı. Allah’ın dinini arzu ve heveslerinize uydurmak için değiştirmek isteyenleri baştacı yapıyordunuz. Size her türlü suç ve günahı işleme ruhsatı verebilecek, haramı helâl yapacak kimselere yüksek payeler veriyordunuz. Şimdi ise suçsuz olduğunuzu iddiaya kalkışıyorsunuz. Halbuki bu günah ve isyanda hepimiz ortağız. Onların verdiği cevabı da Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde beyan buyuruyor: “Zayıf sayılanlar (tâbi olanlar) da (peşlerinden gittikleri) o büyüklük taslayanlara ‘Hayır, gece gündüz bizi aldatıyordunuz. Bize Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.’ derler.” (Sebe: 33) Gece gündüz kendilerine tuzak kurduklarını, yaldızlı ve parlak laflarla aldatarak hülyalara daldırdıklarını, doğru yolda olduklarını telkinle kandırdıklarını söyleyecekler. Neticede uyanlar da uyulanlar da bu karşılıklı suçlamaların kendilerine bir fayda sağlayamayacağını anlayacaklar. Aslında her iki taraf da suçlu. Önderlerin hem kendi günahları var, hem de saptırıp yoldan çıkardıkları kimselerin günahları var. Diğerleri ise hem kendi günahlarının cezasını çekecekler, hem de onlara körü körüne uymalarından ötürü mesuldürler. Kendileri için hazırlanan azabı gördüklerinde kelimelerle ifade edilemeyen elem ve nedamet duyarlar. “Bunlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içlerine atarlar, ettiklerine içleri yanar.” (Sebe: 33) Hakk’ı, hakikatı red ve inkâr eden bu nasipsiz mahluklar, işledikleri günahların cezasını çekecekler, ektiklerini biçip ettiklerini bulacaklar. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Biz o kafirlerin boyunlarına demir boyunduruklar takarız. Onlar ancak yapmış olduklarının cezasını çekerler.” (Sebe: 33) “Onlar hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı.” (Nebe: 27) Avam güruhu, dünyada iken lider kabul ederek hayvan sürüsü gibi körü körüne peşlerinde sürüklendikleri kimselerin ahiretteki zillet ve meskenetlerini, ne kadar sefil bir duruma düştüklerini gördüklerinde onlara şöyle derler: “Biz size uymuştuk, sizin bağlılarınızdık şimdi siz Allah’ın azabından zerrece bir şey olsun savıp, bizi koruyabilecek misiniz?” (İbrahim: 21) Kendilerine ne emretmişlerse emirlerini tutmuşlar, onlara uydukları için zaten bu acı sonuca varmışlar. Bütün yetkileri, makam ve mansıpları dünyada kalan, yaptıkları tahrip ve tahriklerin, sapma ve saptırmaların cezası ile karşı karşıya bulunan önderler bu sözler karşısında mahçup olurlar, acziyetlerini itiraf ederler ve derler ki: “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik.” (İbrahim: 21) Orada ister istemez Allah-u Teâlâ’nın yüce kudretini kabul ve itiraf ediyorlar. Halbuki bir imtihan sahnesi olan dünyada iken, hem kendileri kabul etmiyorlardı, hem de arkalarına taktıkları kimselere kabul etmemelerini telkin ederek şirke sürüklüyorlardı. “Şimdi artık sızlansak da sabretsek de birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur.” (İbrahim: 21) Artık iş bitmiş, iş işten geçmiştir. “O halde o gün hepsi azapta müşterektirler.” (Saffat: 33) |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
"Onların âlimleri gökkubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı, yine onlara dönecektir." (Beyhâkî) Bunlardan Birkaçı: Yaşar Nuri Öztürk, Edip Yüksel, İskender Evrenesoğlu, Nazmi Sakallıoğlu, Refet Kayserilioğlu. -------------------------------------------------------------------------------- Cep Boy (11x16,5 cm), 320 sayfa Fiyatı: 4.00 YTL. -------------------------------------------------------------------------------- Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyuruyorlar: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki, İslâm'ın yalnız ismi, Kur'an'ın ise resmi kalacak. Mescidler dış görünüşleri ile mamur, fakat içleri hidayetten mahrum olacak. Onların âlimleri gökkubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı, yine onlara dönecektir." (Beyhâkî) |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Dinleri Süleymancılık, İmanları Para, Has Huyları Gasp, Meslekleri de Dilencilik Olan Süleymancıların İçyüzü
Allah-u Teâlâ Ayet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır: "Yok, eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah'a ve Peygamber'ine açılmış bir savaş olduğunu bilin." (Bakara Suresi, 279. Ayet-i kerime) Hazret-i Allah ve Resul'üne alenen harp ilân eden bu küfür ehline siz hâlâ harp ilân etmeyecek misiniz? Kanlarınızı emen bu yılanların başını ezmeyecek misiniz? |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Küfrü Hoş Gören Narcıların İçyüzü
Allah-u Teâlâ Ayet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır: "Onlar mü'minleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki, şeref ve kudret tamamen Allah'a âittir." (Nisa Suresi, 139. Ayet-i kerime) |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
HAKİKAT Yayıncılık dinimizi ve vatanımızı bölmek isteyenlerin içyüzünü Muhterem Ömer ÖNGÜT'ün kaleminden bir bir ortaya koyuyor ve inananlara duyuruyor:
Refah Dinine Mensup Mahmud Efendinin Mollalarına Cevaptır Allah-u Teâlâ Ayet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır: "Amma ne var ki, insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük, her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir." (Müminun Suresi, 53. Ayet-i kerime) |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Dinine ve Vatanına İhanet Eden Nankör Bölücü Sahte Halife Sahte Kahraman Cemalettin Kaplan ve Oğlu'nun İçyüzü
Allah-u Teâlâ Ayet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır: "Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk'a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler." (A'raf Suresi, 181. Ayet-i kerime) Biz yalnız seninle değil, din-i mübinimizi zayıf düşürmek, devletimizi bozmak, vatanımızı parçalamak isteyen her bölücüye harp ilân etmişizdir. Buna cihad-ı ekber denir, cep cihadcılığı denmez. |
||
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Hadislerden secmeler | sisterE | Hadis Köşemiz | 533 | 11.04.2008 12:19 |
| Hadislerden Seçmeler | zahide | Hadis Köşemiz | 3 | 30.06.2007 16:31 |
| Hadislerden Dua | Fatihsultan | Dua'lar Hazinesi | 0 | 01.09.2006 07:39 |
| Ayet ve Hadislerden anladıklarımızla amel edebilir miyiz? | miftahulkuluub | Hadis Köşemiz | 0 | 03.06.2004 22:45 |