“Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan mü’minlere kendilerine bir mükafat olduğunu müjdeler.”(İsra/9)
İnsanlığa rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz’e Rabbimizin vahyettiği Kur’an, hakkı batıldan, helali haramdan, iyiyi kötüden, ma’rufu münkerden, adaleti zulümden ayıran bir kitaptır.
Kur’an Allah’ın ifadesi ile “Her şeyi açıklayan” (Yusuf:111), “Yeterli bir kitaptır”(Ankebut:52); derlenmiş, düzenlenmiş olarak yazılmış olan ilahi sözler manzumesidir.
Kur’an; ilahi emirleri, yasaları ve hakkı anmakdır; öğüt veren, nasihat eden, iyilikleri hatırlatan kötülüklerden sakındıran bir kitaptır.
Kur’an; akla uygun, mantığın doğruladığı bir olgu; gerçekleri en doğru şekilde tanıtan bir kitaptır.
Kur’an; insanların dert ve sorunlardan kurtuluşlarına vesile olan, hastalıklarına şifa olan, doğru istikamete ve hak yola ileten bir kitaptir.
İşte bu, bizim kitabımızdır.
Allah (cc) tarafından gönderilen son kitabtır. Ve bir dahada bir kitab ve de bir peygamber gönderilmeyecektir. Öyle ise bizim görevimiz, bu yüce kitaba sarılmak ve O’nun rehberliğinde kendimize bir hayat tarzı belirlemektir. İki dünya saadetini arzu eden çok iyi bilmelidir ki, Kur’an-ı kerimi kurtuluş reçetesi olarak kabul eden ve ona sarılan ancak ve ancak ebedi saadeti kazanabilir.
Allah(cc) yarattığı kullarını en iyi bilendir. Ve kullarının kurtuluşu için bu yüce kitabı göndermiştir. İnsanlığı ilgilendiren, leyhine veya aleyhine ne var ise ve de ne olabilecekse hepsini bu yüce kitapta zikretmiştir. Bu konuda
Allah(cc)şöyle buyurmaktadır: ”...Yerin karanlıkları içindeki yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bu kitaptadır.”(Enam:59)
Diğer bir Ayeti celilede de Allah-u teala şöyle buyurmaktadır: ”Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık.”(Enam:38)
Bu kadar mükemmel olan bir hayat rehberi, böylesine muazzam bir kurtuluş reçetesi var iken, özellikle müslümanların bu kadar çaresizmiş gibi ilmin ve teknolojinin gerisinde kalmaları anlaşılacak birşey değildir. Zira bu duruma düşmenin asıl sebebi, tek kelimeyle Kur’an-ı kerimden uzaklaşmış olmaktır.
Toplumsal huzur ve barış ve iki dünya saadetin yolları Kur’an’da gösterilmiştir.
Böylesine yüce bir değere sahip olmaktan dolayı ne kadar hamd-u sena etsek azdır.
Ve çok iyi bilinmelidir ki, Kur’an-ı kerimin bize ihtiyacı yoktur. Bilakis bizim ona ihtiyacımız vardır. Öyle ise O’na sımsıkı sarılarak, geçici olan dünya hayatımızı O’nunla imar edelim ki, ahiretimiz mamur olsun.
Bu dünyada Kur’an’a bağlı kalmanın, O’na sarılmanın, O’nu hayatımızda tatbik etmenin, O’nunla yaşayıp, hayatı O’nunla tüketmenin Ahiretteki mükafatı ise O’nunla haşrolmak; O’nun şefaatına mazhar olmak ve Cemalullah’ı görmektir.
Selam ve dua ile...