| İkİ Ayri İnsan NÜmunesİ Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
İKİ AYRI İNSAN NÜMUNESİ -1
[size=2]Kuran-ı Kerimde, Fecr suresinin 15 ve 16. ayet-i kerimelerinde, iki ayrı insan örneğinden bahisle şöyle buyurulmaktadır:
*İnsan, ne zaman Rabbi onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa (bolca nimet ve zenginlik verse), o vakit der ki, Rabbim bana ikram etti. Ama (yine) onu imtihan edip rızkını daralttığı vakit de der ki, Rabbim bana ihanet etti. *İlk ayette anlatılan insan, işleri yolunda, keyfi yerinde olandır... Halinden memnun ve mesuttur. Bu sebeple şurada-burada, Rabbim bana ikram etti!.. deyip halini, böyle şükür, minnettarlık ve hamd ü sena içinde ifade eder.
Fakat devir hep böyle gitmez ya; günün birinde şartlar onu birazcık sıkıştırıp, keyfini kaçırır; işleri bozulur... İşte, sonraki ayette de insanın o halinden, Rabbim bana ihanet etti! diyerek şikayette bulunduğu haber verilmektedir. *Nimet ve rahata nail olduğu zaman, Rabbinin ikram ettiğini; sıkıntı ve belaye maruz kaldığı zaman da, Rabbinin ihanet ettiğini söyleyen bu insan tipi, elbette ki makbul bir tip değildir. Çünkü makbul bir insanın, hakiki bir müminin yapması gereken şey; işleri yolunda gittiği zaman şükretmesi; işleri bozulup, belaya duçar olduğu zaman da sabredip isyan etmemesidir.
*Evet, kainatta hiçbir şeyin hikmetsiz cereyan etmediğini bilen müminin vasfı; nimetlere şükredip, felaketlere de sabretmek... Bunda da bir hikmet vardır. Bu da geçer yahu! diyerek, tevekkülle rıza göstermektir. Nitekim bir gün Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz, topluca oturup sohbet halinde olan ashabının yanlarına geldiler. Ashab-ı kiramın, bilindiği gibi işleri-güçleri, geceleri-gündüzleri sadece Allahın rızasını kazanıp, Resulünün şefaatini düşünmekten başka bir şey değildi. Tek hedef, yegane gaye; Allahın ve Resulünün rızası...
Binaenaleyh, sohbetlerinin ekseriyeti de bu mevzu üzerinde cereyan ediyordu. İşte böyle bir sohbet esnasında gelmiş bulunan Sevgili Peygamberimiz, onlara şu suali sordu:
*** Sizler kimlersiniz? Ashap cevap verdiler:
*** Bizler mümin kimseleriz. Resulüllah Efendimiz tekrar sordu:
*** Peki, mümin olduğunuzun alameti nedir? Cevap verdiler:
*** Mümin olduğumuzun alameti odur ki; bizler, nimetlerin gelişine şükreder, gidişine de sabrederiz.
Bu cevap üzerine Server-i Alem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular:
************
Devam Edecek. |