Üyelik tarihi: 02.08.2002 Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 5 Mesaja aldı
| *** İçimizde salihler varken yine de helak olur muyuz.? Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
***
Rabbimiz Kuran-ı Kerimde biz kullarını ikaz için buyuruyor ki:
*Sizden önceki devirlerde, (insanları) yeryüzünde fesat çıkarmaktan vaz geçirmeye çalışacak, (bozgunculuktan alıkoyacak ve bu sûretle onları helaktan kurtaracak) faziletli kimseler bulunmalı değil miydi? Fakat (o devirlerdeki insanlar) içinde, (ıslah vazifelerini yaptıkları için) kurtardığımız (kimseler) pek azdır. Zulmedenler ise, sadece kendilerine verilen (dünyevi) refahın peşine düştüler. Zaten günahkar insanlardı onlar.
*Ve senin Rabbin, ahalisi (hem nefislerini, hem diğer insanları) ıslah edip dururken, o memleketleri (sırf) şirk* yüzünden helak edecek değildi.
*Eğer Rabbin dileseydi, bütün insanları muhakkak ki bir tek ümmet yapardı. Halbuki onlar yine de ihtilaf edip duracaklardı. (S. Hûd, 116-7-8)
* Beyzavi merhum, buradaki zulm kelimesini şirk ile tefsir etmiş ve şöyle demiştir: Bu, Cenab-ı Hakkın rahmetinin çokluğundan ve kendi haklarındaki lûtuf ve müsaadesindendir. Onun için haklar toplanıp yığıldığında, alimler, öncelikle kul hakkını göz önüne alırlar. Nitekim denilmiştir ki: Mülk, küfr ile yaşayabilir; fakat zulm ve ahlaksızlıkla asla yaşayamaz.
*Bazı müfessirlere göre, ayette geçen bi zulmin lafz-ı celilinin manası, Kendi tarafından zulmederek demektir. O vaziyette ayetin meali, ... O, memleketleri zulmederek helak etmez tarzında olur.
Görüldüğü üzere, daha önceki devirlerde, bela ve musibetlere maruz kalan milletlerin helaklerine sebep olan başlıca iki unsur var: 1. İçlerinde, yeryüzündeki fesadı-bozgunculuğu önleyip fitneye mani olacak faziletli bir cemaatin olmayışı veya olsa bile yetersiz kalışları...
2. Refaha ermiş bulunanların da zevk ü safa düşkünlükleri ve bu sûretle insanların baştan çıkmasına sebep olmalarıdır. *Yoksa halkı salih, sulh ve ıslahtan yana olan, bozgunculuk yapmayan, yapanlara da mani olan bir memleketi, durup dururken Rabbimiz –haşa– haksız yere niçin helak etsin. O, hak etmeden asla helak etmez.
*Bir memleketin gerek idare eden ve gerek idare olunan ahalisi, zulme ve bozgunculuğa meydan vermeyen salih insanlar iken, Allah Teala herhangi bir zulm ile o memleketi felaketlere maruz bırakmaz. Böyle bir ihtimal yoktur. Cenab-ı Hakk kendisi zalim olmaktan münezzeh olduğu gibi, insanlar da iyilik üzere olup bozgunculuğa mani olmayı sürdürdükleri müddetçe, zulmetme niyetinde olanlar da zaten bunu yapmaya imkan bulamayacaklardır. Demek ki; helak ve felaketlere uğramamak için sadece salih (iyi) olmak kafi değil, ayrıca muslih yani ıslah edici, iyileştirici, düzeltici, arabulucu, uzlaştırıcı olmak da icap ediyor.
Cenab-ı Hakkın memleketleri helak edişi, ancak o memleket halkının ıslahtaki eksiklikleri ve zulüm ile fesadın yayılıp çoğalmasına sebebiyet vermeleri yüzündendir. Nitekim ashab-ı kiramın, *** İçimizde salihler varken yine de helak olur muyuz? sualine cevaben
Resûlüllah (s.a.v.),
*** Evet, eğer hubs (kötülük) çoğalırsa (Buhari, Fiten, 4, 28) buyurmuşlardır.
Yazımızı, başta olduğu gibi yine bir ayet-i kerime meali ile noktalayalım: Öyle bir fitneden korkun ki, içinizden sadece zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz, (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki Allahın azabı şiddetlidir. (S. Enfal, 25) |