Peygamber Efendimiz bir gâzâ dönüşü, kızı Hz. Fâtıma (r.anhâ)’nın evine uğramışlardı. Hz. Fâtıma, çok sevdiği babasının, yüzünün solmuş, elbiselerinin eskimiş olduğunu görünce, dayanamayıp,
Allah Rasûlü’nün boynuna sarılarak, ağlamaya başladı. Kızını tesellî etmek isteyen Fahr-i Âlem: “Yâ Fâtıma, ağlama!
Allah, babanı öyle bir dâvâ ile göndermiştir ki, bu din gecenin olduğu her yere ulaşacak, yeryüzünde topraktan, deve tüyünden ve kıldan mâmûl ne kadar ev varsa,
Allah bu dâvâ sebebiyle, evlere ya izzeti, yâhut zilleti verecek.” (Hayatü’s-Sahabe1/46, Kenzü’l-Ummâl 1/77), buyurdular.