İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Hadis Köşemiz
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 04.10.2005, 07:52

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Teravih ile ilgili önemli bilgiler..!

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir


Teravih ile ilgili önemli bilgiler..!

Teravih: Tervihanın cemi olup istirahat manasınadır.Her dört rekatin sonrası istirahat maksadı ile olan oturuşaisim olarak verilmişken. Daha sonra her dört rekatin ismi olmuştur.Diğer namazlarda görülmeyen bu istirahat selef ve ehli harameynden alınmıştır.

Mekkeliler her dört rekat arasında kabeyi muazzamayı tavaf eder ve tekrar namaza dururlardı.Bazen teravih namazı o kadar uzardı ki sahur vaktinin geçmesinden korkulurdu...

Teravih namazı ramazan ayına mahsus 20 rekattan ibaret bir müekked sünnettir.Bu namazı peygamber efendimiz (s.a.v) ile dört halife(hulafai raşidin) devam etmişlerdir.Bu namazın cemaat ile de kılınması sünneti kifayedir.Bunun için bütün bir mahalle insanları,teravih namazını cemaatla kılmayıp evlerinde yalnız başlarına kılacak olsalar,sünneti terk edip hata işlemiş olurlar.

Mescitlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde,bir özür olmaksızın cemaati terk edip bu namazı evinde kılan kimse,günah işlemiş olmazsa da fazileti terk etmiş olur.Bu kimse evinde cemaatle kılsa, cemaat sevabını alsa da mescitteki cemaatin faziletine eremez.Çünkü mescitlerin fazileti daha fazladır.

Teravih namazını, her iki rekatta bir selam vererek on selam ile bitirmek daha faziletlidir.Dört rekatta bir selam da verilebilir.Sekizde, onda veya yirmi rekatta bir selam vererek bitirmekte caizdir.Fakat böyle kılmak mekruhdur...

Teravih namazı 2 rekatta bir selam verilince,Akşam namazının iki rekat sünneti gibi kılınır.Dört rekatta bir selam verilince,yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır.Cemaatle kılındığı zaman, cemaat hem teravihe,hemde imama uymaya niyet eder.İmamda kıraati aşikare açıktan okur.

Teravih namazında imamın güzel sesli olmasından ziyade, okuyuşun düzgün olmasına itina gösterilmelidir.Teravih namazının bir kısmı kılındıktan sonra imama uyan kimse ,teravih son bulunca noksan kalan rekatları tamamlar.Sonra da vitir namazını kendi başına kılar.

Bir kimse,İmam yatsı namazını kıldırıp teravih başlamış olduğu sırada mescide gelse,önce yatsı namazını kendi başına kılar sonra teravih için imama uyar.Noksan kalan rekatları da sonra kendi başına tamamlar.Yine teravih namazını imam ile kılmayan kimse,vitir namazını imama ile kılabilir .Sahih olan görüş budur.Fakat hem imama,hem de cemaat, yatsı namazını cemaatle kılmamış olursa,yalnız teravih namazını cemaatla kılamazlar.

Teravih vaktin sünnetidir.Orucun sünneti değildir.Onun için hasta ve yolcu gibi oruç tutmak zorunda olmayanlar için de teravih namazı kılmak sünnettir.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 04.10.2005, 08:21
out of order

 
Kudret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2003
Mesajlar: 10.866
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ledunn
Teravih namazı ramazan ayına mahsus 20 rekattan ibaret bir müekked sünnettir.

= Rasulallah sadece 8 Rekat kilmadimi?

Bu namazı peygamber efendimiz (s.a.v) ile dört halife(hulafai raşidin) devam etmişlerdir.Bu namazın cemaat ile de kılınması sünneti kifayedir.Bunun için bütün bir mahalle insanları,teravih namazını cemaatla kılmayıp evlerinde yalnız başlarına kılacak olsalar,sünneti terk edip hata işlemiş olurlar.

= Rasulallah, Cemaatlesmemesi icin, evinde kalip, camiye cikmamis?!
__________________
Die Schari'a agiert. Sie formt und entwickelt die Gesellschaft.

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
Kudret isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 25.09.2007, 18:58
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....

 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.041
Teşekkür etti: 10
271 Teşekkür 130 Mesaja aldı
Allah razi olsun..
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 02.01.2008, 08:52

 
Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ön ce imanı kurtaralım inş


SAPTIRICI ÖNDERLERİN

VE ONLARA TÂBİ OLANLARIN MAHŞERDEKİ

DURUMLARI

Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71)

Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır.

Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır.

Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Firavun kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!” (Hud: 98)

“Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lânete uğratılırlar. Ne kötü yerdir onların götürüldükleri yer!” (Hud: 99)

Ne kötü bir ikramdır onlara takdim edilen! Ne kötü bir bağıştır verilen!

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41)

“Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık (daima lânetle anılacaklardır.) Kıyamet gününde ise onlar çirkinleştirilip iğrenç kimselerden olacaklardır.” (Kasas: 42)

İyilerin arkasında gidenler, saadet-i ebediyeyi kazanmaya vesile oldukları için liderlerini överek ve ona dualar ederek büyük bir mutluluk içinde Cennet-i alâya doğru yürüyeceklerdir. Saptırıcı liderlerin peşine takılanlar ise felâket-i ebediyeye düşmelerine sebep oldukları için onlara büyük bir kin ve öfke duyacaklar, düşünmeden körü körüne ardına sürüklendikleri önderlerine lânetler yağdıracaklar, beddualar edeceklerdir.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için ‘Ey Rabbimiz! Bizi saptıranlar işte bunlardır. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!’ derler.

Allah da ‘Zaten hepsinin azabı kat kattır, fakat siz bilmezsiniz.’ buyurur.” (A’raf: 38)

“Öncekiler de sonrakilere derler ki:

Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!” (A’raf: 39)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabbimiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhari. Rikak: 52)

Allah-u Teâlâ bu gibi kimselere azabını hatırlatarak kendi katına geldikleri zaman hor ve hakir olarak birbirleri ile çekişip tartışacaklarını haber vererek Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor:

“Sen o zâlimleri Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen!” (Sebe: 31)

Hep birbirini suçlayacaklar, hep birbirlerini kınayacaklar... Hiç birisi suçu üzerine almak istemeyecek.

Başkalarının peşlerinde körü körüne giden, bu hususta kendilerini uyarmak isteyen münevver insanları dinlemeyen kimseler, o gün hakikatı apaçık gördüklerinde; liderlerinin suret-i haktan görünerek her şeyi nasıl ters gösterdiklerini, o kodamanlara uydukları için nasıl bir felâkete düşürüldüklerini ve azabın hazır vaziyette kendilerini beklediğini müşahede ettiklerinde pek büyük bir hasret çekecekler.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İçlerinde zayıf sayılanlar (tâbi olanlar, peşlerine takıldıkları o) büyüklük taslayanlara ‘Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık.’ derler.” (Sebe: 31)

Zehirli propagandalarının kendilerinin kâfir olmalarına sebep olduğunu söylemek isterler.

Fakat onlar da kendilerine uyanlar gibi büyük bir azapla karşı karşıya bulunuyorlar, hepsi de aynı girdabın içindeler.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara (kendilerine tâbi olanlara) ‘Size hidayet geldi de, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, kendiniz suçlu idiniz’ derler.” (Sebe: 32)

Yani onlara şunu demek isterler:

Biz sizi sadece davet ettik. Siz ise hiç bir mesned, hiç bir delil olmaksızın bize uydunuz. Allah’ın dinini, ahkâmını, emir ve yasaklarını arkanıza ittiniz.

Biz sizin gibi binlerce insanı peşimize takmaya zorlayacak bir kuvvete sahip değildik. Siz isteseydiniz bizi bu işten alıkoyardınız. Siz bize bağlılık göstermeseydiniz, bağışlarınızla, yardımlarınızla, hediyelerinizle desteklemeseydiniz, bizi kimse tanımazdı.

Allah’ın dinini arzu ve heveslerinize uydurmak için değiştirmek isteyenleri baştacı yapıyordunuz. Size her türlü suç ve günahı işleme ruhsatı verebilecek, haramı helâl yapacak kimselere yüksek payeler veriyordunuz. Şimdi ise suçsuz olduğunuzu iddiaya kalkışıyorsunuz. Halbuki bu günah ve isyanda hepimiz ortağız.

Onların verdiği cevabı da Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde beyan buyuruyor:

“Zayıf sayılanlar (tâbi olanlar) da (peşlerinden gittikleri) o büyüklük taslayanlara ‘Hayır, gece gündüz bizi aldatıyordunuz. Bize Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.’ derler.” (Sebe: 33)

Gece gündüz kendilerine tuzak kurduklarını, yaldızlı ve parlak laflarla aldatarak hülyalara daldırdıklarını, doğru yolda olduklarını telkinle kandırdıklarını söyleyecekler.

Neticede uyanlar da uyulanlar da bu karşılıklı suçlamaların kendilerine bir fayda sağlayamayacağını anlayacaklar. Aslında her iki taraf da suçlu. Önderlerin hem kendi günahları var, hem de saptırıp yoldan çıkardıkları kimselerin günahları var. Diğerleri ise hem kendi günahlarının cezasını çekecekler, hem de onlara körü körüne uymalarından ötürü mesuldürler.

Kendileri için hazırlanan azabı gördüklerinde kelimelerle ifade edilemeyen elem ve nedamet duyarlar.

“Bunlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içlerine atarlar, ettiklerine içleri yanar.” (Sebe: 33)

Hakk’ı, hakikatı red ve inkâr eden bu nasipsiz mahluklar, işledikleri günahların cezasını çekecekler, ektiklerini biçip ettiklerini bulacaklar.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Biz o kafirlerin boyunlarına demir boyunduruklar takarız. Onlar ancak yapmış olduklarının cezasını çekerler.” (Sebe: 33)

“Onlar hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı.” (Nebe: 27)

Avam güruhu, dünyada iken lider kabul ederek hayvan sürüsü gibi körü körüne peşlerinde sürüklendikleri kimselerin ahiretteki zillet ve meskenetlerini, ne kadar sefil bir duruma düştüklerini gördüklerinde onlara şöyle derler:

“Biz size uymuştuk, sizin bağlılarınızdık şimdi siz Allah’ın azabından zerrece bir şey olsun savıp, bizi koruyabilecek misiniz?” (İbrahim: 21)

Kendilerine ne emretmişlerse emirlerini tutmuşlar, onlara uydukları için zaten bu acı sonuca varmışlar.

Bütün yetkileri, makam ve mansıpları dünyada kalan, yaptıkları tahrip ve tahriklerin, sapma ve saptırmaların cezası ile karşı karşıya bulunan önderler bu sözler karşısında mahçup olurlar, acziyetlerini itiraf ederler ve derler ki:

“Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik.” (İbrahim: 21)

Orada ister istemez Allah-u Teâlâ’nın yüce kudretini kabul ve itiraf ediyorlar. Halbuki bir imtihan sahnesi olan dünyada iken, hem kendileri kabul etmiyorlardı, hem de arkalarına taktıkları kimselere kabul etmemelerini telkin ederek şirke sürüklüyorlardı.

“Şimdi artık sızlansak da sabretsek de birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur.” (İbrahim: 21)

Artık iş bitmiş, iş işten geçmiştir.

“O halde o gün hepsi azapta müşterektirler.” (Saffat: 33)







--------------------------------------------------------------------------------

| Yayınlarımız | Ana Sayfa |
orhan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 02.01.2008, 09:04

 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.170
Teşekkür etti: 13
47 Teşekkür 34 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız orhan
Mesajı göster
ön ce imanı kurtaralım inş
Forum'a yazı yapıştırmak ile İman Kurtulmaz arkadaşım...Yazdıklarını Kalbine Yapıştır...Ondan sonra...Önce İmanı Kurtaralım...de...
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Önemli Bazı Bilgiler egzotic1 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 27.02.2008 08:58
Ağız kokusu ve sağlıkla ilgili önemli bilgiler. jandarma Sağlıklı yaşam ve Spor 2 01.10.2007 05:11
Kurban ibadetiyle ilgili pratik bilgiler Mirza Dini Bilgi ve Eğitim 1 29.12.2006 12:50
Pastırma hakkında önemli bilgiler ZEGODAYI Fıkra ve Mizah 4 04.09.2006 07:46


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:09 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50