İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Hadis Köşemiz
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 14.10.2005, 09:56
 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.336
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
Ahir zamanda Allah Yolunda Cihad Nasıldır?

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir.



Ahir zamanda Allah Yolunda Cihad Nasıldır?

Temimüd-Dari (r.a.) rivayet ediyor: Resülüllah (s.a.v.) buyurdu ki:

***Kim Allah yolunda bir at beslemek üzere arpa hazırlarsa, sonra da atını onunla yemlerse, Allah Teala her bir arpa tanesi karşılığında ona bir hasene yazar. (S. İbn-i Mace, Cihad: 14)

*Bilindiği gibi Asr-ı Saadette at, cihadın vazgeçilmez bir unsuruydu. O itibarla bir ordunun kuvvetli veya zayıf olması, atlarının sayısına göre tesbit ediliyordu. Hatta bu vaziyet, sonraki devirlerde de bir müddet daha devam etti. Bunun içindir ki Resülüllah (s.a.v.) Efendimiz, pekçok hadis-i şeriflerinde ümmetini cihadın en mühim unsurlarından biri olan at beslemeye teşvik etti.

İşte yukarıdaki hadis-i şerif de bunlardan sadece bir tanesidir.

*Günümüzde ise cihad artık atla, kılıç-kalkanla ve okla değil, en modern silahlarla yapılmaktadır. Daha da ötesi, cihad, büyük ölçüde maddi olmaktan çıkmış, manevi bir alana kaymıştır. Yani top-tüfek yerine, ilimle, irfanla ve fikirle yapılır olmuştur.

Bu sebeple talim-terbiye, tebliğ-telkin ve irşad faaliyetleri için adam yetiştirme, kısaca talebe okutma, ümmet-i Muhammedin evladına dinini-kitabını öğretip onu ahlaklı bir nesil olarak yetiştirme gayret ve hizmetleri ön plana çıkmıştır.

Ayrıca basın ve medya da manevi cihadın önemli unsurlarını teşkil etmektedir. O bakımdan internet , gazete, dergi, kitap, radyo ve televizyon gibi vasıtalar da göz ardı edilmemelidir.

*Bütün bu sebep ve gelişmeler nazar-ı dikkate alındığında görülür ki, izahını yapmaya çalıştığımız hadis-i şerifi sadece at beslemeye hasretmek doğru olmaz. O bakımdan bunun manasını, çok geniş bir muhtevada düşünmek gerekir.

*Böyle olunca da, hadis-i şerifteki sayılan hasene, ecir ve sevap; günümüzde ihlaslı bir şekilde, canla-başla vatan için, memleket için, insanlık için hizmet veren derneklere-vakıflara, basın-yayın yolu ile faaliyet gösteren müesseselere yardımcı olan insanlar içindir.




ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 18.10.2005, 20:46
 
yaz gülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.07.2005
Mesajlar: 383
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Rahman razi ve memnun olsun...
__________________
Ich Lebe Für Allah...!
yaz gülü isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 18.10.2005, 20:58
 
Üyelik tarihi: 20.02.2005
Mesajlar: 217
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Red face

Kardeş açıklamalarında bir eksiklik gördüm çünkü hadis hazırlık yapın derken dediğin gibi medya olsun bütün hazırlııkları kapsar ama bu demek değiildir ki sadece internet üzerinden veya medyayla cihad yapıp silahla mucadeleyi bırakın demek değildir.
Bu ümmet ne zaman cihadı bırakırsa zillete mahkum olur.kur'anı kerim ve hadisleri okursanız daha iyi anlarsınız.
Şehidimiz Emir Hattabın hayatından kesitler;

"Hepimiz Allah'ın elindeyiz. Burada ki 3 kişiden birimizin tek eli yok birimizin tek gözü yok diğerimizin de tek ayağı... Üçümüz de bir şekilde yaralı veya sakatız. Biz diger mücahidlerin arasındayız. Operasyonlarda bizzat yer alıyoruz. Aynı diğer mücahidler gibi ön cephelerde ağır silahlarla çatışıyoruz. Bir operasyona çıkarken Allah'ın bize şehadet nasip etmesi için dualar ediyoruz. Allah'a bizim canımızı kendi yolunda alması için yalvarıyoruz. Allah'ın yolunda ölmek bir şereftir ve biri Allah'a hizmet etmek istiyorsa bırakın etsin...." Ibnul Hattab-2001
O hayatının yarısını cephelerde silah başında geçirdi. O ailesınden sevdiklerinden ülkesinden lüks hayattan çok uzaklarda şehadeti aradı. Daha 15 yaşındayken zengin ve varlıklı olan ailesi onu okuması için ABD'ye yollamıştı. Onun gözü ise cihaddaydı. Bir fırsatını bulup o zamanların en büyük cihadı olan Afgan cihadına katıldığında daha 17 yaşına yeni girmişti. Cephede büyümüştü Hattab. Savaşın sonuna kadar da ayrılmadı Afganistan'dan. Afgan cihadı bitince Tacikistan'a cihada gitmisti Hattab ve onun bir sonraki durağı da Çeçenya olmuştu.
- "Televizyon'da alnında La İlahe İlallah yazan bantlar ve tekbir getiren çocukları görünce orada cihad olduğunu anlamıştım ve oraya gitmeye karar verdim" diyordu Hattab. 1995 yılında 8 Arap arkadaş ile birlikte Çeçenistan'a gidiyordu.Onun söylediği bir başka sey ise
- "Bizi cihada gitmekten alıkoyan şey ailelerimiz. Buraya gelen hiç kimse ailesinden izin alıp gelmiyor. Eğer ailemizi dinleyip geri dönseydik bu cihadı kim üstlenecekti. Bazen anneme telefon açarım hâla benim dönmem için adeta yalvarır fakat eğer biz annelerimizi ziyaret etmek için bile dönsek bu görevi kim devam ettirecek." diyordu Hattab.
Baska bir gün de
- "Allah bize kafirlere karşı onların silahlarıyla savaşmamızı emrediyor bugün kafirlerin en büyük silahı ise medya ve propaganda. Öyleyse biz de kendi medyamızı kendi propogandamız için kullanmalıyız" diyordu. Hattab Çeçenistan'a ilk geldiğinde hemen kendi grubunu kurmuştu. Özellikle 1996 yılının nisan ayında yaptığı ünlü Shatoi baskınından sonra adını duyurdu ve Rusya'nın en çok aranan isimleri arasında yerini aldı. Bu baskında yaklaşık 50 mücahid bir Rus konvoyuna pusu kurarak köşeye sıkıştırmıstı ve 30 askeri kamyon ve 20 tanktan olusan dev konvoyu tamamen imha ederek 2 saat içinde çoğu subay 350 Rus askerini öldürdükten sonra neredeyse bir mucizeyi başarıyordu. Çatışmanın sonunda mücahidler sadece 3 şehid vermişlerdi. Savaş bittikten sonra Şamil Basayev'le beraber askeri bir kamp açan Hattab burada 600 mücahide askeri eğitim veriyordu.
1997 yılı geldiğinde komsu cumhuriyet Dağıstan'daki Rus askeri karargahına saldıran mücahidler burada birkaç saat içinde yüzlerce Rus askerini öldürdükten sonra geri çekildiler. Ruslar gerçekten büyük bir darbe yemişlerdi ve mücahidlerden de Hattab'ın yakın arkadaşlarından biri Ebu Bekir şehid düşüyordu. Bu operasyon çok kısa sürede bir Rus karargahının büyük bir kısmının imha edilmesiyle sonuçlanıyordu fakat Hattab'ın yeni amacı da ortaya çıkıyordu. Bağımsızlığını kazanan Çeçenistan'dan sonra sıra Dağıstan'a gelmışti ve simdi bir avuç mücahid bu işi üstlenecekti. 1999 yılında ikinci defa Dağıstan'a giren Hattab ve arkadaşları bu kez birkaç saatte geri dönmemeye kararlıydılar. Dağıstan'ın içlerine doğru ilerleyen mücahidler 14 tane köyü ele geçirmişlerdi. Bir avuç mücahid gerçekten de büyük işler başarıyordu...
Dagıstan'daki tüm Rus askerleri alarm durumuna geçmışti. Yaklaşık 600 mücahidin karşısında 12000 Rus askeri vardı fakat mücahidler halkın desteğini arkalarına almayı umuyorlardı. Ruslar'a beklemedikleri zamanda saldıran mücahidler Dağıstan içlerinde ilerlerken onları durdurmak isteyen Ruslar ise çaresizce bölgedeki dağları ve köyleri bombalıyordu. Bunun üzerine Dağıstan halkı savaş korkusuyla köyleri boşaltmaya başlamıştı. Çatışmalarda büyük kahramanlıklar gösteren mücahidler Hattab'ın en iyi arkadaşının şehadetiyle yıkılıyordu. Hakeem Al Madani bir Arap komutandı ve Hattab'ın Çeçen savaşının başından beri çok yakın arkadası ve yardımcı komutanıydı. Dagıstan'da bir başka önemli şehid daha verilmışti bu da Hattab'ın askeri kamplarında üst düzey görev alan mücahid komutan Musab'dı. Ruslar Dağıstan'da yenilmeye başlamıstı. Operasyonun 10. günü geride kalırken Ruslar geride 500'den fazla ceset 25 kadar tank hurdası onlarca askeri aracın yığıntıları bırakıyordu. Savaşın ilk günleri sadece havadan saldırmayı tercih eden Ruslar bu esnada 1 savaş uçağı ile 8 helikopterlerini kaybediyorlardı.
Halktan beklediği desteği alamayan mücahidler geri çekilmişlerdi fakat 3-4 gün sonra bu kez 1000 kişi olarak dönmüşlerdi Dağıstan'a. Mücahidlere birkaç yüz Çeçen ve Dağıstan'lı daha katılmıştı. Bu kez çıkan çatışmalar çok daha ağırdı ve Ruslar 700 asker daha kaybediyorlardı. Hemen ardından önce Dağıstan'da bir sivil yerleşim biriminde daha sonra da Moskova'da meydana gelen patlamalar 280 Rus sivilin canını alıyordu. Ruslar bunun suçunu Hattab'a atarak kendisinin başına 1 milyon dolar koydular. Mücahidler zaten Dağıstan'da aradıkları halk desteğini bulamamışlardı ve bu olaylar onları iyice sarsmıştı. Bir de bu yetmezmış gibi Ruslar Çeçenıstan'ı yeniden kusatmıştı ve yeni savaş başlıyordu. Böylece Ağustos 1999'da başlayan Dağıstan macerası mücahidler için 1 ay sonra sona ererken yeni bir savas da baslıyordu. Hattab ise her zamanki gibi bu operasyonu da kameraya almıştı ve Dünya'ya dağıtmıştı. Kendi evinde yüzlerce operasyonun çekilmiş video kasedi vardı ve medyanın çok önemli olduğuna inanırdı. Dagıstan'dan döner dönmez komutanın başına geçerek Çeçenya savunmasına katıldı..........


Demek istediğim bu kaynaklarla beraber cihad kıyamete kadar Allahın izniyle sürecektir.
Bununla ilgili bir çok hadisler vardır.
Allaha emanet.
Esselamu aleykum

__________________
www.mucadele.com
www.takva.com
yalnizkurt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 18.10.2005, 21:00
 
Üyelik tarihi: 20.02.2005
Mesajlar: 217
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ANNEDEN, BABADAN VE CANDAN İMTİHAN
23- Ey müminler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz. Kimler böylelerini dost edinirlerse onlar zalimlerin ta kendileridirler.

24- De ki; "Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım-akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'dan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez. "
(tevbe 23,24)
Zeyd bin Eslem babasından rivayet ediyor. Rasulullah s.a.v buyurdu: ''Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların,''Bu zaman cihad zamanı değildir'' dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne güzel cihad zamanıdır.''Dediler ki;''Ya Rasulallah bunu söyleyecek kimse var mı dır?''Rasulullah s.a.v buyurdu ki,''Evet bu kimse Allah'ın ,meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir.
'' [ İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag ]





__________________
www.mucadele.com
www.takva.com
yalnizkurt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 18.10.2005, 21:01
 
Üyelik tarihi: 20.02.2005
Mesajlar: 217
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Tevbe 23,24 tefsir


Bu inanç sistemi, içine girdiği kalbi başka bir şeyle paylaşmaya katlanamaz. Kalp, ya sırf ona ait olur, ya da ona hiç baştan yer vermez. Bu âyetlerin vermek istedikleri mesaj müslümanın ailesinden, akrabalarından, eşinden, çocuklarından, malından, çalışmasından, dünya nimetlerinden ve meşru hazlardan kopması, ya da dünyanın bütün güzel şeylerinden el-etek çekerek yalnızlık köşesine kapanması değildir. Hayır, asla bu inanç sisteminin tek istediği şey, insan kalbinin sırf kendisine bağlı olması, sevgisine başka bir şeyi ortak etmemesi, egemen ve buyurucu konumda olması, hareket ettirici ve itici bir rol oynamasıdır. İnanç sistemine bu rol tanındıktan sonra müslüman, hayatın bütün güzelliklerinden yararlanabilir, bütün çekici hazlarından payını alabilir, bunun hiç bir sakıncası yoktur. Yalnız müslüman bütün bu güzellikleri ve hazları, inancının gerekleri ile çatıştıkları anda tümü ile silkeleyip atmaya hazır olmalıdır.


Bu iki yolun ayırım noktası şuradadır: Acaba egemenlik bu inanç sisteminde mi, yoksa dünya hazlarında mı olacak? Söz önceliği bu inanç sisteminin mi, yoksa şu dünya nimetlerinin birinin mi olacak? Müslüman, kalbinin inancına sımsıkı bağlı olduğundan emin olduktan sonra çocuklarından, kardeşlerinden, eşinden, akrabalarından yararlanabilir; mallar, ticarethaneler, evler edinebilir; israfa kaçmaksızın ve gurura kapılmaksızın yüce Allah'ın yarattığı güzelliklerden ve çekici hazlardan payını alabilir. Bunun hiç bir zararı, hiç bir sakıncası yoktur. Hatta o takdirde bu yararlanma İslâmca hoş görülen bir "müstahap''tır. Çünkü bu yararlanma bir tür şükürdür, bu nimetleri kulları onlardan yararlansın diye bağışlayan yüce Allah'ın cömertliğini bir anlamda onaylamadır; O'nun rızık vericiliğini, nimet bağışlayıcılığını, karşılıksız sunuculuğunu hatırlatan bir fırsattır.

Şimdi âyetlerin ayrıntılı açıklamasına geçiyoruz:

"Ey müminler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz."

Böylece kalp ve inanç bağı kopuk olunca kan ve soy bağları da kopuyor. Yüce Allah'da birleşen yakınlığın dostluğu geçerli olmayınca aile birliğinden kaynaklanan yakınlığın dostluğu da geçerliliğini yitiriyor. Demek ki, öncelikli dostluk yüce Allah'a yöneliktir. Bütün insanlık bu ortak dostlukta kaynaşır. Bu dostluk olmayınca ondan sonra başka dostluk kalmaz. İp kesilmiştir, halka kopmuştur. Okuyoruz:

"Kim böylelerini dost edinirse onlar zalimlerin ta kendileridir."

Buradaki "zalimler" "müşrikler" anlamındadır. Demek ki, kâfirliği müminliğe tercih eden aile bireyleri ve akrabalarla dostluk ilişkileri sürdürmek, imanla bağdaşmaz bir müşrikliktir.

Bir sonraki âyet bu ilkeyi belirlemekle yetinmiyor. Bunun yerine bütün insanlar arası ilişki, bütün dünyalık nimet ve tüm haz türlerini ayrıntılı biçimde gözler önüne sererek hepsini terazinin bir kefesine ve bu inançla onun gereklerini öbür kefesine koyuyor. Âyette sözü edilen babalar, evlâtlar, eşler, akrabalar, kan, soy, akrabalık ve eş ilişkileri; mallar, ticarî ilişkiler insan fıtratındaki arzu ve istekleri; gönül açıcı evler, konaklar, köşkler, hayatın nimet ve hazlarını temsil ediyor. Terazinin öbür kefesinde ise Allah sevgisi, Peygamber sevgisi ve Allah yolunda cihad etme aşkı var. Bütün gerekleri ve sıkıntıları ile cihad. Beraberinde getirdiği bütün yorgunlukları ve argınlıkları ile cihad. Yolaçtığı bütün baskı ve mahrumiyetleri ile cihad. Birlikte taşıdığı bütün acıları ve fedakârlıkları ile cihad. Ucunda karşılaşılacak yaralanmaları ve şehit düşmeleri ile cihad. Bütün bunlardan sonra "Allah yolunda girişilmiş" cihaddır. Şöhretten; dillere düşmekten, ortalıkta boy göstermekten; pohpohlanmaktan, övünmekten, caka satmaktan, kendini beğenmişlikten; yeryüzü halkının saygısından, insanlar arasında parmakla gösterilmekten, törenlere ve gösterilere konu olmaktan arınmış bir cihaddır. Yoksa sahibine ne ödül kazandırır ve ne de sevap. Şimdi âyeti okuyoruz:

"Dedi ki; `Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım akrabalârınızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'tan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız, Allah emrini, gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz."

Haberiniz olsun bu iş zordur. Haberiniz olsun, bu son derece büyük ve önemli bir iştir. Fakat bu odur, sözünü ettiğimiz iştir. Aksi halde:

"Allah, emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz."

Yoksa fasıkların, doğru yoldan çıkmışların akıbetine uğrarsınız:

"Allah, yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez."

Bu arınmışlık, bu ortak tanımaz bağlılık sadece müslüman fertlerden istenmiyor. Müslüman toplumdan, İslâm devletinden de ayni şey isteniyor. Buna göre ne müslüman toplum ve ne de İslâm devleti inanç sisteminin ve Allah yolunda cihad etmenin üzerine çıkan hiçbir ilişkiye, hiçbir çıkara önem vermemeli, itibar etmemelidir.

Yüce Allah, bu yükümlülüğü müminlerin omuzlarına bindirirken fıtratlarının bu yükü taşıyabileceğini biliyordu. Çünkü "Yüce Allah, hiçbir kimseye taşıyamayacağı bir yük yüklemez." Yüce Allah'ın, müminlerin fıtratlarının mayasına bu yüksek düzeyli fedakârlık ve katlanabilme enerjisini katmış olması, O'nun kullarına yönelik bir rahmetidir. İnsan fıtratının mayasında bu fedakârlıktan duyulan yüce hazzın bilinci vardır, insan fıtratı bu hazzı, yeryüzünün tüm hazlarına değişmez. Bu haz Yüce Allah ile ilişki halinde olmanın hazzıdır, yüce Allah'ın hoşnutluğunu ummanın hazzıdır, zayıflığı ve başkalarının ayakları altında itilip kakılmayı aşmanın hazzıdır, etin ve kanın ağırlığından kurtularak ışıklı ve aydınlık ufuklara tırmanmanın hazzıdır. Eğer insan fıtratı yerçekiminin baskısı altında kalırsa bakışlarını yüce ufuklara dikince bu baskıdan kurtulup yükselişe geçmenin özlemli umudunu tazelemiş olur.

Daha sonraki iki âyette duygular ve anılar canlandırılıyor. Müslümanların yakın zamanlarda yaşadıkları bir dizi olay gözler önüne getiriliyor. İnsan gücü ve savaş araç-gereci bakımından yetersiz oldukları bazı savaşlarda yüce Allah'ın kendilerine yardım ettiği vurgulanıyor. Ayrıca kendilerine "Huneyn" savaşı hatırlatılıyor. O gün müslümanlar sayıca kalabalık olmalarına rağmen ilk aşamada bozguna uğramışlar, fakat sonra yüce Allah onlara kendi gücü ile yardım etmişti. O gün Mekke'yi fetheden İslâm ordusuna sadece iki bin yeni müslüman olmuş, acemi asker katılmıştı. Yine o gün müslümanlar sayıca kalabalık oluşlarına, savaş araç-gereçlerinin bolluğuna güvenerek bir süre için Allah'a bağlılıklarını gevşetmişlerdi. Bunun üzerine savaşın ilk aşamasındaki bozgun başlarına geldi. Amaç, yüce Allah'a bağlılığın, O'nunla ilişkileri sağlam tutmanın, zaferi hazırlayan asıl faktör olduğunu; sayı ve araç-gereç bolluğunun ortadan kalktığı; mal, kardeş ve evlât desteğinden yoksun kaldıkları zamanlarda bu faktörün yanı başlarında olmakta devam edeceği gerçeğini müminlere uygulamalı bir ders vererek öğretmekti
__________________
www.mucadele.com
www.takva.com
yalnizkurt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 24.10.2005, 13:19
 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.336
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız yaz gülü
Rahman razi ve memnun olsun...
Allahü Teala sizdende razı ve memnun olsun..
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 24.10.2005, 14:00
 
Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Bir müellifin dediği gibi,

" Allah Yolunda Cihad:

Cihaddan maksat, hak din olan İslâm’ın yüceltilmesi, cihanın her köşesine yayılmasıdır. Bu gaye için bütün müslümanların bütün güçleri ile, canla başla, malla, kalemle çalışmaları, bütün imkânlarını seferber etmeleri farzdır.
...

"
egzotic1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 24.10.2005, 14:21
 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.336
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 1 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız egzotic1
Bir müellifin dediği gibi,

" Allah Yolunda Cihad:

Cihaddan maksat, hak din olan İslâm’ın yüceltilmesi, cihanın her köşesine yayılmasıdır. Bu gaye için bütün müslümanların bütün güçleri ile, canla başla, malla, kalemle çalışmaları, bütün imkânlarını seferber etmeleri farzdır.
...

"
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 24.10.2005, 14:35
Kayıt onayı eksik
 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Yalnızkurt Allah Razı Olsun kardeşim... Çok Önemli ! ;

Rahman ve Rahim (Olan) Allah'ın Adıyla

"Allah Teâlâ, Cennet'e karşılık müminlerin canlarını ve mallarını satın aldı. Onlar Allah yolunda savaşırlar. Savaş meydanında şehît ve gazi olurlar. Allah'ın bu öyle bir vâdidir ki, Tevrat'ta da, İncil'de de, Kur'an'da da sabittir. Kim Allah'tan daha çok vadini yerine getirir? Yaptığınız bu hayırlı alış verişten dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur." (et-Tevbe: 9/111)

"Ey mü'minler! Sizi çetin bir azabdan kurtaracak bir ticaret yolu göstereyim mi? O da şudur: Allah'a ve Rasûlüne iman eder ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşırsınız. Bir bilseniz bu iş sizin için ne kadar hayırlıdır. Bu takdirde Allah sizin günahlarınızı mağfiret eder, altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn Cennetlerindeki hoş konutlara koyar. İşte büyük kurtuluş budur." (es-Saf: 6/10-12).


Hz. Peygamber (s.a.s.) de: "Cihad kıyâmete kadar devam edecek bir farzdır" buyurmuştur.
Ebû Davûd, Cihad, 33.

Hz. Peygamber (s.a.s.) ise: "Müşriklerle mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad ediniz" Allah benden evvel hiç bir ümmete bir nebi göndermemiştir ki, ümmet içinde kendisine yardımcı olan havârîlere, yerleştirdiği geleneklere göre hareket eden arkadaşlara ve emirlerine itaat eden dostlara sahip olmamış olsun. Sonra bunları bir nesil takip eder. Onlar yapmadıklarını söyler, emredilmeyen işleri yaparlar. Bunlarla eli ile fiilen mücadele eden mümindir, dili ile mücadele eden mümindir kalbi ile mücahede eden mümindir. Bunun dışında kalanların hardal tanesi kadar da olsa imanları yoktur" (Müslim, İman 20); "Şüphesiz ki mümin kılıcı ve dili ile cihad eder" (İbn Hanbel, VI, 387), buyurmuşlardır.

Allah yolunda cihad ediniz. Çünkü Allah yolundaki cihad, Cennet kapılarından bir kapıdır ki, Allah (cc) onun sebebiyle (mücahidi) hüzün ve kederden korur.”
A. bin Hanbel, 5/214.

“Kim ki cihad etmeden veya cihad etme arzusunu duymadan ölürse münafıklar gibi ölmüş olur.”
Müslim, İmare 158, Hadis no: 1910, 3/1517;* Ebu Davud, Cihad 18, Hadis no: 2502, 3/10; Nesâí, Cihad2, 6/7.

"Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allah'a andolsun ki; siz ya iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız, ya Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz, fakat dualarınız kabul edilmez.”
Sünen-i Tirmizi, İst.1401, c. IV, sh. 468 K. Fiten: 9 Had. No: 2169. Ayrıca İmam Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c. V, sh. 388.
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 24.10.2005, 21:58
 
Üyelik tarihi: 20.02.2005
Mesajlar: 217
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Barekallah kardeşim.
Allah bizleri af ve mağfiret etsin.
Allaha emanet.
__________________
www.mucadele.com
www.takva.com
yalnizkurt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 24.10.2005, 23:05
"Rabb'im Allah'tır."
 
arimseli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.02.2004
Yaş: 39
Mesajlar: 686
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Kafaları allak bullak etmeden Cihad'a birde bu taraftan bakalım da zihinler rahat eylesin.

Dünya tarihi boyunca görülmüştür ki toplumlara etki eden ve yön veren 4 büyük güç vardır.

1-) Siyaset, 2-) Sermaye, 3-) Silah, 4-) Propaganda.

İşte bu 4 büyük güce kim sahip olmuşsa onun "borusu ötmüştür" hep.
Bugün de bu güçlere Emperyalist Kafir zalimler sahip oldukları için onların borusu ötmektedir.

Müslümanlar ALLAH adına bu güçleri elde etmek ve bu güçlere yön vermek için çalışmadıkları, ya da çalışanlara sahip çıkmadıkları, hatta onlara düşmanlık ettikleri için suçludurlar.

CİHAD

Bu güçlere ALLAH adına sahip olmak ve yön vermek için çalışmanın adına ise Cihad diyoruz.

Bütün kaynakları incelediğimizde görüyoruz ki 3 çeşit Cihad vardır.

1-) Ruh planında Nefs ile yapılan Cihad, Her Müslümana ve her an Farz dır.

2-) Fikir planında Kalem ve Kelamla yapılan Cihad, Sadece ehil olan Müslümanlara Farz dır.
Unutmayalım ki, "Bir fikrin acemi savunucusu, o fikrin usta düşmanından daha tehlikelidir."

3-) Mukaatele yani sıcak savaş, vuruşma. Bu da 3 halde gücü yeten Müslümanlara Farz olur.
a) Nefsi müdafa, yapılan bir saldırıya karşı savunma yapmak için savaşmak,
b) Zulümden kurtulmak ve özgürlüğü elde etmek için savaşmak,
c) Velev ki Müslüman olmasınlar başka mazlumları zulümden kurtararak, hürriyetlerine kavuşmalarını sağlamak için savaşmak. Tıpkı Osmanlının Müslüman bile olmayan Endonezyalıları Hollandalıların esaret ve sömürüsünden kurtarmak için dünyanın bir ucuna donanma yollaması gibi.
Başka kaldı mı..?

Anlaşılan o ki Cihad, her daim aynı Cihad ...
Zihni karışık olan var mı hala..?
__________________
"Ey toprak, her zerren çatlasa da soğuktan, sana şerefsiz bir şekilde dönmeyeceğiz"
arimseli isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 26.10.2005, 15:35
Kayıt onayı eksik
 
Üyelik tarihi: 22.10.2005
Mesajlar: 488
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
büyük ve küçük cihad olarak ikiye ayrılır
1 nefs ile olon cihad (büyük cihad )
2 savaş anındaki cihad (küçük cihad)
A_B_S isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah yolunda cihad BeytullaH Dini Bilgi ve Eğitim 11 26.02.2008 21:25
Ahir zamanda kız babasıyım... kılıçustası Dini Bilgi ve Eğitim 1 23.02.2008 21:06
Ahir Zamanda Genç Olmak Uschaum Dini Bilgi ve Eğitim 18 21.10.2007 18:25
Ahir zamanda genç olmak M. Ali Saral Resim ve Karikatür 1 17.04.2006 17:01
"Ahir zamanda cihad kalemle olacak" addanali Dini Bilgi ve Eğitim 58 06.11.2005 19:20


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:39 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git