İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Hadis Köşemiz
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 23.01.2006, 13:10
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
HadiS ilmi vE hadis IstılaHları

hadis konusunda daha geniş bir bilgiye sahip olmak, en azından karsılastığımız hadis terimlerinin ne manaya geldiğini kavrayabilmek acısından faydalı olacağını düşündüğüm bir konuyu insallah buraya aktaracağım...... prf. İsmail Lütfü Çakan'ın hazırladığı yazı biraz uzun olması hasebiyle konu tamamlanmadan, bölünmemesi acısından yorum ya da cvp yazılmaması daha uygun olur......
ınsallah bilmeyenlere öğrenme vesilesi, bilenler için ise bir hatırlatma olur.......

Hadis ilmi:
Hazreti Peygamberin söz, fiil, takrir, ahval, ve evsafını tesbit ve tahkik eden ilim olarak tarif edebileceğimiz ''hadis ilmi'' rivayet ve dirayetle ilgili iki ana bölümden meydana gelir.

Rivayetu'l hadis: Hazreti Peygamberin söz fiil,takrir ve halleri ve bunların rivayet ve zabt edilişi ve kelimelerin yazılışıyla alakalı bir bilim dalıdır. Hadis metinlerini ihtiva eden hadis kitapları bu dala ait kaynaklardır. Bu ilim dalı ''hadis naklinde hatadan uzak kalma'' temeli üzerinde yapılmış çalışmaları yansıtır.

Dirayetu'l hadis ilmi: hadisin yapısını teskil eden sened ve metni anlamaya imkan veren bir takım kaideler ilmidir. Bu kaideler yardımıyla bir hadisi kabul veya reddetmek mümkün olur. ''Hadis usulu'' adını tasıyan eserler bu dalın kaynaklarıdır. Bu ilim dalına hadis ıstılahları ilmide denir.

Bu dalın maksadı, Hazreti Peygamberin hadislerini tedlis,tağyir, teşviş, ve iftiradan ilmi yollarla korumaya calışmaktır. Netice de de dini tahrif ve tebdilden korumaktır. Zira Peygambere atfen ortaya konan sözün gercekten ona ait olup olmadığını bu ilmin kuralları içinde tesbit mümkün olmaktadır.

Rivayetu'l hadis ilmi konusu, Peygamber olması yönünden Hazreti Muhammed sav'in bizzat kendisi; Dirayetu'l hadis ilmi konusu ise, red ve kabul sened ve metin'dir.

Hadis ilminin gayesi ise, rivayetlerin sahih ve doğru olanlarını, sahih ve doğru olmayandan ayırmaktır. Bir baska ifade ile peygamberin söylemediği bir sözü ona söyletmemek, yapmadığı bir işi ona yaptırmamak, yani sünnet'i asli berraklığı içinde tesbit ve tebliğ etmektir.

Hadis ilmnin gelişmesi ''peygambere yalan isnad etmeme dikkati diyebileceğimiz bu tesbit ve tebliğ görevinin yerine getirilmesi sayesinde gercekleştirlmiştir.

Bu konuda ilk ve en ciddi gayret, Hazreti peygamberin '' nesillerin en hayırlıları '' olarak takdim ve takdir ettiği Ashab-ı kiram, Tab'iun, ve Etbau't tabiin'e düşmüş; onlardan sonrakiler, bu üç neslin gayretlerinin neticelerini onlardan öğrendikleri ilmi dikkat ve titizlikle kitaplaştırmış ve Ümmed'i muhammed'in genel istifadesine sunmuşlardır.

Hadis ilminin temeli olan Hadis; en geniş şeklinde ''söz, fiil, takrir, yaratılış veya huyla ilgili bir vasıf olarak Hazreti peygambere veya sahabe ve tabiuna izafe edilen herseydir.'' diye tarif edilmektedir.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 23.01.2006, 13:11
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sünnet:

Hazreti Peygamberin sözle veya fille açıktan; gördüğü veya duyduğu olayları susarak onaylamak, tasvib veya tecviz etmek suretiyle zımmen ortaya koyduğu beyanların hepsine verilen isimdir. Kısaca hz peygamberin yasayıs tarzıdır.

Hadisçiler, Hazreti Peygamberin ahlak ve yaratılışı ile ilgili sıfatlarını hadise olduğu gibi sünnette'de dahil etmekte ve netice itibariyle hadis ile sunneti birbirinin yerine kullanmaktadır.

Usu'l-u fıkıh alimleri ise, Sünneti peygambrerin sözü, fiili ve takriri olarak tarif ve kabul etmektedirler. BU sebeble de sadece ahkama dair hadisleri yani sunnet malzemesini toplayan hadis kiyaplarına Sünen adı verilmekte ve bu kitaplar yalnızca merfu hadisleri ihtiva etmektedir.

Hadis ilminin ve bu ilme ait terimlerin kaynağı büyük ölçüde, hadisin yapısında yer alan sened kısmıdır . Sened, biri diğerinden alıp nakletmek suretiyle hadisi kitabına kaydeden müelliften ilk kaynağına Hazreti Peygambere sahabe veya tabiiye kadar uzanan ravi isimlerinin yer aldığı kısımdır. Yani Ravilerin isim zinciridir.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 23.01.2006, 13:13
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sened, hadisin bize kimler aracılığı ile ulaştığını gösteren vesikadır.
Bu kısımda ismi gecen her sahsa ''ravî'', ravi isimleri arasında görülen o iki kişi arasındaki ilim alış veriş şeklini belirleyen ''haddesena'' ''semi'tü'', ''an'', gibi lafızlara ''rivayet lafızları'' veya ''tahammül ve eda siğaları'' böyle bir senedi zikretmeye de isnad adı verilmektedir.
İsnad , merdar-ı ilm-i hadis (hadis ilminin üzerindedönüp durduğu zemin) olarak, İslam ümmetine has bir ilim meziyettir. Çünkü isnad sisteminin tam bir sorumluluk duygusu, dürüstlük ve ilim namusundan kaynaklandığı açıktır. Bu da kendine ve yaptığı işe güvenden ileri gelir.

İsnad sisteminin ana görevini Enveru'l Kesmiri çok acık ve isabetli bir şekilde şöyle tesbit etmektedir.
''İsnad dinden olmayanın dine girmesini engellemek içindir. Yoksa senedde yeralanların kusurlarından dolayı, dinden olduğu tesbit edilmiş hususları dinden çıkarıp atmak için icad edilmiş değildir''

Abdullah İbnu'l mubarek de şöyle demektedir:
''İsnad dindendir. Eğer isnad olmasaydı, her rast gelen aklına eseni rivayet etmeye kalkışırdı''

Hadis ve sunnet kelimeleri gibi sened ve isnad kelimeleri de birbirinin yerine kullanılmatadır. Tarık ve Vecih kelimeleri de sened yerine sıkça kullanılan iki terimdir.

Ali isnad
Ravi sayısı az olan veya sayısı çok olsa bile Ravileri üstün nitelikli (sıka-güvenilir) olan senede denir. Ravi sayısı fazlalastıkca sened ali olmaktan çıkar nazil isnad haline gelir.

Hadis terimlerinin bir çoğu seneddeki inkıta ve ittisal'den kaynaklanmaktadır. Senedde yer alan ravilerin durumları bu acıdan bir cok terimin doğuş sebebidir. Ayrıca metnin değişik durumları için de ayrı ayrı terimlerle kıymet hukmu verilmektedir.

Hangi guruba girerse girsinler hadisler öncelikle ''makbul'' ve ''merdud'' olmak üzre iki kısma ayrılır.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 23.01.2006, 13:14
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
makbul hadis

Kendisiyle amel edilmesi gereken ''ma'mulun bih'', ''mahteccun bih'' ve '' me'huzun bih'' hadislerdir. Bu grup sahih ve hasen hadislerden tesekkül eder. Ayrıca tetkike tabi olarak zayıf hadisler arasında da makbul hadisler çıkabilir. Mütevatir hadisler gibi tetkike tabi tutulmaksızın makbul olanlarda vardır.

Merdud hadis:

Ravisinin doğruluğu kabul edilmeyen ve kendisiyle amel gerekmeyen hadistir. Hükmüyle amel edilip edilmeyeceğine karar verilmeyen (tevakkuf edilen) hadisler de merdud sayılır. Merdud hadislerin ilk bölümünü mevzu (uydurma) hadisler, tetkike tabi olmak kaydıyla zayıf hadisler teskil eder.

Hadisler ravi sayısına göre genelde Mütevatir ve ahad olmak üzre iki kısma ayrılır.

Mütevatir hadis

Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun, her nesilde kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği işitme veya görmeye (mahsüsat) dayanan hadislerdir.
Mütevatir hadisler kesin bilgi ifade eder, tetkik veya tenkit dısıdır. İnkar eden küfre girer. ''yalan üzere birleşmeleri mümkün olmayan'' ifadesinin asgari rakamı olarak ulema tarafından ittifakla benimsenmiş bir sayı yoktur. Mütevatir hadis deyince lafzan mütevatir olanlar akla gelir. .............
''manen mütevatir'' aralarında ortak bir nokta (asgari müşterek) bulunan değişik hükümlerin, tevatür sartlarını tasıyan raviler tarafından nakledilmesiyle ortaya cıkan ortak manaya denir.........
Mesela 100 kadar hadisi şerifte Peygamberin dua ederken ellerini kaldırdığı ayrı ayrı olarak zikredilmektedir. Bu rivayetlerde mütevatir olan mana Hazreti peygamberin dua ederken ellerini kaldırdığıdır. Ne kadar ve nasıl kaldırdığı değil.

Senedin basında veya sonunda veya herhangi bir yerinde tevatür sartını yitirmiş olan hadisler, diğer yerlerinde tevatür sartını tasısa bile mütevatir sayılmazlar. Bu tür hadisler ''mütevatir sartlarını tasımayan hadis'' olarak tarif edilen ahad hadislere dahil olmak üzere meshur veya müstefiz diye adlandırılırlar.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 23.01.2006, 13:16
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Meshur hadislerin mutlaka ''sahih'' oldukları ilk anda akla gelebilirse de, tevatür derecesi bulunmadıklarına göre ravileri tetkike tabidir. Böyle olunca da tetkik sonucuna göre sahih, hasen, veya zayıf meshur olabilirler ve hukumleri de öteki sahih, hasen ve zayıflar gibi muhtelif olur.

Ahad hadis veya haber-i vahid, ilk anda bir tek kişinin verdiği haberler gibi anlaşılıyorsa da bunun en doğru tarifi ''mütevatir hadis sartlarını tasımayan hadis'' şeklindedir. Bu manada hadis kulliyatının hepsi ahad hadis koleksiyonlarıdır. Zira mütevatir hadislerin sayısı gercekten azdır.

Sıhhat ve hüküm açısından hadisler sahih, hasen ve zayıf olmak üzre üçe ayrılır.

Sahih hadis:

Adalet ve tam zabt sahibi ravilerin muttasıl senedle rivayet ettikleri şaz ve muallel olmayan hadistir.

Şazz, sıka bir ravinin, kendisi gibi sıka ravilere muhalif olarak naklettiği hadise denir. Muallel olmamak ise, dış görünüş itibari ile sahih olmakla beraber, konu uzmanlarınca fark edilebilecek gizli bir kusur tasımamak demektir.

Yukardaki şartların hepsi bir araya gelmedikçe herhangi bir hadise sahih denemez.
Eğer hadis sıhhat sartlarına en üst seviyeden sahib olursa, ona ''sahihlizatihi'' denir. Mutlak olarak ''sahih'' denilince de sahih li zatihi akla gelir.

Sıhhat sartlarını en üst seviyeden tasımamakla beraber, kendisini sahih derecesine cıkaracak bir baska rivayet (adıd) bulunan hadislere de ''sahihliğayrihi'' veya ''sahihlizatihi'' denir. Bu aslında li zatihi hasen olan hadisin sahih derecesine çıkarılması demektir.

Sahih hüccettir ve gereğince amel etmek vaciptir. Alimler arasında sadece itikadi konularda sahih hadisin muktezasınca hareket edilip edilmeyeceği husunda görüş ayrılığı bulunmaktadır. Çoğunluk inanç konularının ancak Kuran-ı Kerim veya mütevatir sünnetle sabit olacağı görüşündedir..........
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 23.01.2006, 13:17
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sahih hadisler yedi derecedir

1 Buhari ve müslimin müştereken kitaplarına aldığı hadisler
2 Sadece Buharinin kitabına aldığı hadisler
3 Sadece müslimin kitabına aldığı hadisler
4 Kitaplarına almamıs da olsalar, Buhari ve Müslimin hadis kabul sartlarına uyanlar
5 Yalnız buharinin sartlarına uygun olanlar
6 Yalnızca Müslimin sartlarına uygun olanlar
7 Buhari ve Müslimin dışındaki hadis mütehassıslarının ''sahih'' dedikleri hadisler.

''Bu hadis sahihtir'' sözü, o hadisin sıhhat sartlarını tasıdığını ifade eder. O hadisin sahih olabileceği konusunda oldukça kuvvetli bir zanna sahib olunur. Fakat mütevatir hadiste olduğu gibi ''kesinkes'' bir kanatten söz edilmez. Bu ifade hadisin hem sened hem de metin olarak sıhhat sartlarını tasıdığı anlamındadır. Fakat ''bu, isnadı sahih bir hadistir'' sözü sadece senedin sıhhat sartları tasıdığını metnin şazz veya muallel olabileceği anlamına gelir.

Hasen hadis

Zabtı biraz gevzek olan ravilerin muttasıl senedle rivayet ettiği şazz ve muallel olmayan hadistir. Hasen'in, Sahih'ten tek farkı, ravisinin zabt niteliğinin mükemmel olmamasıdır. Hasen hadiste li zatihi ve hasen li ğayrihi diye ikiye ayrılır. Mutlak olarak hasen denilince, hasen li zatihi akla gelir. Hasen li zatihi olan bir hadis mütabi denilen lafzı benzer bir hadis tarafından tekviye edilirse sahih li gayrihi derecesine yükselir.

Hasen li gayrihi
lafız veya mana yönünden baska rivayetlerle (adıd) desteklendiği için hasen derecesine çıkan zayıf hadistir. Bunun zayıf hadisten farkı kendisini destekleyen bir adıd'ın bulunmasıdır.

Aslında hasen li gayrihi olan bir hadiste çoğunlukla baska hadisleri desteklemek (''i'tibar'') için kullanılır...

Hasen hadis bütün fakihlere göre hüccettir. Hasen li gayrihi olanlarda aynı makbuliyet içindedir.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 27.01.2006, 12:57
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Hasen-sahih terimi, hadisin bir kaç senedi olduğunu ve sahihlik drerecesine ulaştığını gösterir. Bu ifade, hadis bir tarikten hasen, bir tarikten sahihtir anlamına gelir...........

Ceyyid VE kAVİ sahih demektir. Salih terimi ise sahih ve hasen hakkında ortak kullanılır. Yine mücevved ve sabit terimleri bu ikisi için kullanılan terimlerdendir. Müşbih, hasen veya hasen'e yakın anlamındadır. Müstahsen ise sahih olmaya da hasen olmaya da ihtimali var demektir.

Zayıf hadis:
En kestirme tarifiyle Sahih ve hasen hadis şartlarını taşımayan hadistir. Bu sebeble zayıf hadisin çok çeşidi vardır. Bu çeşitler 49'dan 510'a kadar değişen rakamlarla ifade edilmiştir. Ancak bunların bir çoğu nazaridir.

Zayıf hadisin 15 çeşidi öteden beri özel terimlerle tanıtılagelmiştir ve yaygındır. Bunlar da iki temel sebebe dayanır.

1) Seneddeki inkıta (kopukluk) Bu sebebe bağlı zayıf hadisler: mürsel, Munkatı, Mu'dal, Muallak ve Müdelles'tir.
2) Ravide cerhi geciktiren bir hal.Bu sebebe bağlı zayıf hadisler ise; Muallel, Şazz, Münker, Mevzu, Metruk, Müdrec, Maklub, Muzdarib, Musahhaf, ve Muharref'tir.
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
sufiler ve hadis ilmi ibni süleyman Dini Bilgi ve Eğitim 0 09.06.2008 12:05
(Ledün ilmi, bâtın ilmi, keramet, evliya diye bir şey yok) diyenlere cevap Alp Dini Bilgi ve Eğitim 5 01.04.2007 11:26
Hadis Ilmi Üzerine Kisakürek Hadis Köşemiz 0 29.03.2005 18:20


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:00 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git