İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Hadis Köşemiz
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 14.02.2003, 01:55
 
Alperen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.01.2003
Mesajlar: 4,576
Konulara Teşekkür etti: 4
6 Teşekkür aldı 4 Mesajlar için
Red face “nİÇİn GÜlÜmsedİĞİmİ Bİlİyor Musunuz?”

“Resûlüllah (s.a.v.) ile ashabı ile beraber bulunuyordu, bir ara gülümseyerek:

— Niçin gülümsediğimi biliyor musunuz? diye sordular. Bizler, ‘hayır’ deyince, Resûl-i Ekrem Efendimiz buyurdular ki:

— Kulun, Rabb’ine karşı kendisini müdâfaasından ve Allah ile aralarında geçen (şu) konuşmadan ötürü gülümsüyorum.

Kul der ki:

— Sen, dünyada beni zulümden korumadın mı?

Allah Teâlâ:

— Evet, buyurur. Kul:

— O halde ben de yabancı şâhidi kabul etmiyorum. Bana, benden şâhit istiyorum, deyince Allah Teâlâ:

— Peki, senin hesâbını kendi a‘zâların görsün ve Kirâmen Kâtibîn de şâhit olsun, buyurur ve dili susturularak, a‘zâlarına, ‘Konuşun’ denir. A‘zâlar da teker teker yaptıklarını haber verirler. Sonra dili açılır. Adam a‘zâlarına, ‘Başımdan def‘olun, ben sizi korumak için uğraşıyorum, siz ise yaptıklarınızı söylüyorsunuz’ der.”
Selam ve dua ile..
__________________
YAPAMAZ ERTUĞRUL EVLADI SENSİZ,CAN VERİR CANANI VEREMEZ TÜRKLER
EBEDİ HADİM-ÜL HAREMEYNİNİZ,ÖLSEK DE RAVZANI RUHUMUZ BEKLER
Alperen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 21.02.2003, 13:40
 
hayrunnisa2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.02.2003
Mesajlar: 51
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

harika ve ibret verici ALLAHA RAZI OLSUN
hayrunnisa2 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 11.07.2007, 20:36
 
aLaTurka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.05.2006
Yaş: 8
Mesajlar: 3,569
Konulara Teşekkür etti: 2
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

çok güzel.
eline sağlık
__________________
ümmet duyarsız kalma
www.afrikagorecek.com
aLaTurka isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 19.08.2007, 18:12
SeWdİğİn KaDaR SeViLirSiN...
 
ALone_woLF_Wolkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 8,835
Konulara Teşekkür etti: 14
7 Teşekkür aldı 5 Mesajlar için

gerçekten güzelmiş...
__________________

Dünya dediğiniz abiler aha benim şu yüreğim kadar...

ALone_woLF_Wolkan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 12.11.2007, 20:33
 
nur89 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.11.2007
Yaş: 18
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

çok dogru
nur89 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 02.01.2008, 08:43
 
Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

SAPTIRICI ÖNDERLERİN

VE ONLARA TÂBİ OLANLARIN MAHŞERDEKİ

DURUMLARI

Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71)

Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır.

Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır.

Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Firavun kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!” (Hud: 98)

“Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lânete uğratılırlar. Ne kötü yerdir onların götürüldükleri yer!” (Hud: 99)

Ne kötü bir ikramdır onlara takdim edilen! Ne kötü bir bağıştır verilen!

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41)

“Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık (daima lânetle anılacaklardır.) Kıyamet gününde ise onlar çirkinleştirilip iğrenç kimselerden olacaklardır.” (Kasas: 42)

İyilerin arkasında gidenler, saadet-i ebediyeyi kazanmaya vesile oldukları için liderlerini överek ve ona dualar ederek büyük bir mutluluk içinde Cennet-i alâya doğru yürüyeceklerdir. Saptırıcı liderlerin peşine takılanlar ise felâket-i ebediyeye düşmelerine sebep oldukları için onlara büyük bir kin ve öfke duyacaklar, düşünmeden körü körüne ardına sürüklendikleri önderlerine lânetler yağdıracaklar, beddualar edeceklerdir.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için ‘Ey Rabbimiz! Bizi saptıranlar işte bunlardır. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!’ derler.

Allah da ‘Zaten hepsinin azabı kat kattır, fakat siz bilmezsiniz.’ buyurur.” (A’raf: 38)

“Öncekiler de sonrakilere derler ki:

Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!” (A’raf: 39)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabbimiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhari. Rikak: 52)

Allah-u Teâlâ bu gibi kimselere azabını hatırlatarak kendi katına geldikleri zaman hor ve hakir olarak birbirleri ile çekişip tartışacaklarını haber vererek Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor:

“Sen o zâlimleri Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen!” (Sebe: 31)

Hep birbirini suçlayacaklar, hep birbirlerini kınayacaklar... Hiç birisi suçu üzerine almak istemeyecek.

Başkalarının peşlerinde körü körüne giden, bu hususta kendilerini uyarmak isteyen münevver insanları dinlemeyen kimseler, o gün hakikatı apaçık gördüklerinde; liderlerinin suret-i haktan görünerek her şeyi nasıl ters gösterdiklerini, o kodamanlara uydukları için nasıl bir felâkete düşürüldüklerini ve azabın hazır vaziyette kendilerini beklediğini müşahede ettiklerinde pek büyük bir hasret çekecekler.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İçlerinde zayıf sayılanlar (tâbi olanlar, peşlerine takıldıkları o) büyüklük taslayanlara ‘Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık.’ derler.” (Sebe: 31)

Zehirli propagandalarının kendilerinin kâfir olmalarına sebep olduğunu söylemek isterler.

Fakat onlar da kendilerine uyanlar gibi büyük bir azapla karşı karşıya bulunuyorlar, hepsi de aynı girdabın içindeler.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara (kendilerine tâbi olanlara) ‘Size hidayet geldi de, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, kendiniz suçlu idiniz’ derler.” (Sebe: 32)

Yani onlara şunu demek isterler:

Biz sizi sadece davet ettik. Siz ise hiç bir mesned, hiç bir delil olmaksızın bize uydunuz. Allah’ın dinini, ahkâmını, emir ve yasaklarını arkanıza ittiniz.

Biz sizin gibi binlerce insanı peşimize takmaya zorlayacak bir kuvvete sahip değildik. Siz isteseydiniz bizi bu işten alıkoyardınız. Siz bize bağlılık göstermeseydiniz, bağışlarınızla, yardımlarınızla, hediyelerinizle desteklemeseydiniz, bizi kimse tanımazdı.

Allah’ın dinini arzu ve heveslerinize uydurmak için değiştirmek isteyenleri baştacı yapıyordunuz. Size her türlü suç ve günahı işleme ruhsatı verebilecek, haramı helâl yapacak kimselere yüksek payeler veriyordunuz. Şimdi ise suçsuz olduğunuzu iddiaya kalkışıyorsunuz. Halbuki bu günah ve isyanda hepimiz ortağız.

Onların verdiği cevabı da Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde beyan buyuruyor:

“Zayıf sayılanlar (tâbi olanlar) da (peşlerinden gittikleri) o büyüklük taslayanlara ‘Hayır, gece gündüz bizi aldatıyordunuz. Bize Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.’ derler.” (Sebe: 33)

Gece gündüz kendilerine tuzak kurduklarını, yaldızlı ve parlak laflarla aldatarak hülyalara daldırdıklarını, doğru yolda olduklarını telkinle kandırdıklarını söyleyecekler.

Neticede uyanlar da uyulanlar da bu karşılıklı suçlamaların kendilerine bir fayda sağlayamayacağını anlayacaklar. Aslında her iki taraf da suçlu. Önderlerin hem kendi günahları var, hem de saptırıp yoldan çıkardıkları kimselerin günahları var. Diğerleri ise hem kendi günahlarının cezasını çekecekler, hem de onlara körü körüne uymalarından ötürü mesuldürler.

Kendileri için hazırlanan azabı gördüklerinde kelimelerle ifade edilemeyen elem ve nedamet duyarlar.

“Bunlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içlerine atarlar, ettiklerine içleri yanar.” (Sebe: 33)

Hakk’ı, hakikatı red ve inkâr eden bu nasipsiz mahluklar, işledikleri günahların cezasını çekecekler, ektiklerini biçip ettiklerini bulacaklar.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Biz o kafirlerin boyunlarına demir boyunduruklar takarız. Onlar ancak yapmış olduklarının cezasını çekerler.” (Sebe: 33)

“Onlar hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı.” (Nebe: 27)

Avam güruhu, dünyada iken lider kabul ederek hayvan sürüsü gibi körü körüne peşlerinde sürüklendikleri kimselerin ahiretteki zillet ve meskenetlerini, ne kadar sefil bir duruma düştüklerini gördüklerinde onlara şöyle derler:

“Biz size uymuştuk, sizin bağlılarınızdık şimdi siz Allah’ın azabından zerrece bir şey olsun savıp, bizi koruyabilecek misiniz?” (İbrahim: 21)

Kendilerine ne emretmişlerse emirlerini tutmuşlar, onlara uydukları için zaten bu acı sonuca varmışlar.

Bütün yetkileri, makam ve mansıpları dünyada kalan, yaptıkları tahrip ve tahriklerin, sapma ve saptırmaların cezası ile karşı karşıya bulunan önderler bu sözler karşısında mahçup olurlar, acziyetlerini itiraf ederler ve derler ki:

“Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik.” (İbrahim: 21)

Orada ister istemez Allah-u Teâlâ’nın yüce kudretini kabul ve itiraf ediyorlar. Halbuki bir imtihan sahnesi olan dünyada iken, hem kendileri kabul etmiyorlardı, hem de arkalarına taktıkları kimselere kabul etmemelerini telkin ederek şirke sürüklüyorlardı.

“Şimdi artık sızlansak da sabretsek de birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur.” (İbrahim: 21)

Artık iş bitmiş, iş işten geçmiştir.

“O halde o gün hepsi azapta müşterektirler.” (Saffat: 33)







--------------------------------------------------------------------------------

| Yayınlarımız | Ana Sayfa |
orhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Ümmet Olma Sorumluluğu” ve “Milli Görüş’ü Destekleme Bilinci” NHAND Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 14 10.07.2007 13:45
“Ümmet Olma Sorumluluğu” ve “Milli Görüş’ü Destekleme Bilinci” malcolm_x Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 03.07.2007 19:43
“En hayırlınız” ve “en faziletliniz” İMKENEGİ Dini Bilgi ve Eğitim 1 28.06.2006 08:34
Giden “kardeş” Gelen “bayan”... MeRCaNDeDe Özgün Yazılarınız 0 19.05.2003 09:50


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:09 .
Powered by vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de

 
Anasayfa - Arşiv - Yukarı git