Vâkia Sûre-i şerif’i(1-6)
|
|
Kıyamet Hadisesi:
“Vâkıa”; kıyametin isimlerinden bir isimdir. Kıyametin vukuu, yani gerçekleşmesi kesin bir vâkıa olduğu, gelecekte muhakkak surette meydana geleceği için bu isim verilmiştir. Zira Allah-u Teâlâ’ya göre, meydana gelmesi kesin olan bir hadise, gelmiş gibi kabul edilir.
“Kıyamet koptuğu zaman!” (Vâkıa: 1)
Kıyametin kopması, sûra üfürüldüğü zaman olacaktır. İşte bu esnâda hayal bile edilemeyecek, kelimelerle anlatılamayacak, çok korkunç ve dehşet verici şeyler olacaktır.
“Onu yalanlayacak hiç kimse olmaz.” (Vâkıa: 2)
Allah-u Teâlâ kıyametin gerçekleşmesini dilediğinde, onu önleyecek hiç bir engel olmadığı gibi; onun meydana gelişini yalanlayan, bugünkü yalancılar gibi bir tek yalancı bulunmaz. Azabı açık açık görecekleri için artık inkâr edemezler ve çaresizce doğrulamaya mecbur olurlar.
“O alçaltıcı, yükselticidir.” (Vâkıa: 3)
Dünyada iken iman etmeyi kibirlerine yediremeyen, ilâhî buyruklara iltifat etmeyen, ölümden sonra dirilmeyi red ve inkâr eden kimseleri aşağıların aşağısına, esfel-i sâfilin’e düşürür. İsterse onlar kendilerini şerefli ve seçkin kişiler sansınlar.
İman şerefiyle müşerref olan, kulluğun gereğini yerine getiren bahtiyar müminleri ise yücelerin yücesine, a’lâ-i illiyyîne yükseltir.
Şakîleri cehennemin dibine savurup atmak suretiyle alçaltır, said olanları da cennetlerinin yüksek derecelerine kavuşturur. Herkes lâyık olduğu dereceyi bulur.
Bazılarını düşürür alçaltır, bazılarını kaldırır yükseltir. Çünkü görülüyor ki devletleri yıkan ihtilâl gibi büyük hadiseler; nice kimseleri aşağıya düşürmekte, nicelerini de yükseklere kaldırmaktadır.
“Yer şiddetle sarsıldığı zaman.” (Vâkıa: 4)
Kıyamet koptuğu an yer dehşetle sarsılıp yerinden oynar, mevcut düzen alt-üst olur. Zelzele belirli bir bölgeyi değil, bütün yeryüzünü kaplar.
Hayal etmenin bile ürperti vereceği sıkıntılı ve korkulu durumlarla karşı karşıya kalınır.
Nitekim Allah-u Teâlâ diğer bir Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:
“Kıyamet saatinin zelzelesi, şüphesiz ki çok büyük bir şeydir.” (Hacc: 1)
Kıyametin numunesi zelzelelerdir. İnsanoğlu zelzeleye karşı koyacak güce sahip değildir, insan böyle bir zamanda aczini idrak eder. Zelzele hiç bir zaman “Ben geliyorum!” demez, bir anda ortalığı harabeye çevirir. Gelmesi ile gitmesi bir olur.
Zelzeleler kıyametin açık bir delilidir, bize büyük kıyameti haber vermektedir.
“Dağlar parçalanıp da toz duman haline geldiği zaman.” (Vâkıa: 5-6)
Dünya nizamının alt-üst olacağı o büyük hadise vuku bulduğunda, dağlar o muhteşem cesametleri ve ağırlıkları ile beraber yerlerinden kopar, havaya kalkar, ufalandıkça ufalanır, toz haline gelir, hallaç pamuğu gibi atılıp dağılır.
Pek korkunç öyle bir hadise yüz gösterir ki, yeryüzü bitkisiz, binasız, boş, düz, kuru bir arazi haline gelir.
Diğer bir Âyet-i kerime’de ise şöyle buyuruluyor: “Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.” (Tâhâ: 106)
Ne iniş ne çıkış, ne girinti ne çıkıntı görülür, yüksek ve alçak hiç bir şey kalmaz.
__________________
|