![]() Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 136
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Gelen maillerimden bi kacini paylasayim, ins yarayanlar olur.
Sual: Sadakanın faydaları nelerdir? CEVAP Sadaka sadece para vermek değildir. Parası olmıyan da sadaka verebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Her iyilik sadakadır.) [Tirmizî] (Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. "Sübhanallah", "Elhamdülillah", "La ilahe illallah" veya "Allahü ekber" demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar.) [Müslim] (Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim] Sadakanın dünyadaki beş faydası: 1- Malı temizler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Malınızdaki günah kirlerini sadaka ile temizleyin!) [T.Gafilin] 2- Günahları temizler. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.) [Tirmizî] (Sadaka, kibri ve övünmeyi yok eder.) [Tirmizî] 3- Hastalıktan ve belâdan korur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin! Sadaka her hastalığı ve belâyı önler.) [Beyhekî] (Sadaka vermekte acele edin; çünkü belâ sadakayı geçemez.) [Beyhekî] (Sadaka yetmiş kötülük kapısını kapatır.) [Taberânî] (Sadaka Allahın gazabını söndürür ve kötü ölümden korur.) [Tirmizî] 4- Muhtaçları sevindirir. Muhtaçları sevindirmek çok sevabdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (En faziletli amel, muhtaçlara yiyecek-giyecek vermek ve müminleri sevindirmektir) [Taberânî] 5- Rızkı artırır, malı bereketlendirir. Şeytan, malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir, hayra harcamaktan alıkor "Yoksul olursun, elin daralır" diye korkutur. Allah yolunda harcamaktan korkmamalıdır! Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Şeytan, malınızı hayra sarfettirmemek için sizi yoksullukla korkutup cimri olmanızı emreder. Allah ise, [sadaka ve zekât verirseniz] mağfiret, lutuf, bolluk vâdeder.) [Bekara 268] (Gece-gündüz, gizli-açık, Allah yolunda mallarını infak edenlerin Rableri katında mükâfatları vardır. Bunlar için korku ve üzüntü yoktur.) [Bekara 247] (Allah için ne verirseniz, Allah onun yerine [daha iyisini, daha fazlasını] verir.) [Sebe 39] (Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer. Allah dilediğine daha fazla da verir.) [Bekara 261] Allahü teâlânın rahmeti, ihsanı boldur. Zerre kadar bir iyiliğe dağlar kadar sevab verir. Mülk Onundur. Dilediğine dilediği kadar ihsan eder. Sadaka vermekle mal eksilmediği gibi bereketi de artar. Bereket, az bir şeyin çok şeye yetmesi demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar ve duâsı kabul olur!) [İbni Mace] (Sadaka vermekle mal eksilmez) [Tirmizî] Peygamber efendimiz, Mirac gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluğu gördü. Biçtiği mahsul yeniden eski haline dönüyordu. Bunların kim olduğunu sorunca, Cebrail, (Bunlar, Allah yolunda cihad edenlerdir ki, bir iyiliklerine 700 misli sevab verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir) dedi. (Bezzar) Sadakanın Ahiretteki beş faydası: 1- Kıyametin dehşetinden korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Sadaka, kabir azabından korur, Kıyamette sahibini himayesine alır.) [Beyhekî] 2- Cehennemden kurtarır, Cennete kor ve derecesini yükseltir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allah rızası için verilen sadaka, Cehennem ateşinden korur.) [Taberânî] (Yarım hurma da olsa, sadaka vererek Cehennemden korunun!) [T.Gafilin] 3- Sevabı artırır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Malını Allah yolunda harcayanın sevabı 700 misline kadar artar.) [Beyhekî] 4- Sırattan kolay geçirir. 5- Malın hesabını vermeyi kolaylaştırır. Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki: Sadaka [ve Kur'an-ı kerim okumanın] sevabını önce Pegamberimizin mübarek ruhuna hediye etmeli, sonra ölülerin ruhlarına göndermelidir. Böylece kabul olma ümidi fazla olur. Sevabını bütün müminlerin ruhlarına da hediye etmek iyi olur. Her birine sevabın hepsi ulaşır. (C.2, m.36)
__________________
" Hicbir günü bulunmaz ki ömrümün...Diyeyim ki bugün güldügüm gündür Cilemin baslangic tarihi bile...Kayitla dünyaya geldigim gündür.. " |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 136
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Zekat vermeyenleri ikaz eden Salebe olayi!..
Insanin gozunu, gonlunu mal hirsi burumeye gorsun, sonrasini hesap etmesi mumkun degildir artik. Iste bahsetmek istedigimiz Salebe olayi da bunun en ibretli ornegidir. Medine halkindan Salebe aklina koymustu bir kere, mutlaka zengin olmak istiyordu. Ama bu istegi, hakkinda hayirli mi degil mi, onu hic dusunmuyor, ‘Hayirliysa ver ya Rab’ bile diyemiyordu. Tam uc defa Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) zengin olmasi icin dua istemis, hatta en sonunda da yemin ederek demisti ki: - Seni hak peygamber olarak gonderen Allah’a yemin ederim ki, beni zengin ederse fakirin hakkini fazlasiyla verecegim, yoksullara yardimda bulunacagim. Yeter ki bana istedigim zenginligi versin. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her defasinda; “Sukrunu yaptigin az mal, sukrunu yapamadigin cok maldan hayirlidir, Salebe!” ikazinda bulunmussa da Salebe’yi zengin olmasi icin dua isteginden vazgecirmek mumkun olmamis, nihayet Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de istedigi duayi yaparak, “Salebe’yi istedigi mala kavustur ya Rab.” diye niyazda bulunmustu. Koyun alan Salebe’nin surusu kisa zamanda oylesine cogaldi ki, mescidden cikmadigi icin cami kusu adi verilen Salebe, artik cumalara dahi gelemiyor, colde koyun surusunun pesinde kaybolup gidiyordu. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) mescidde zaman zaman Salebe’yi soruyor: - “Colde koyun surusunun ardindan ayrilamiyor!” denince de; “Yazik oldu Salebe’ye!” diyerek uzuntusunu acikliyordu. Bu siralarda zekat ayeti geldi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) servet sahiplerine memurlar gonderdi. Zekatlarini toplayip hazineye getirecekler, oradan da ihtiyac sahibi fakirlere dagitilacakti. Salebe’ye de memurlar gonderdi. Onu colde surusunun pesinde bulan zekat memurlari, gelen ayetin emri geregi olarak zenginlerin malinin kirkta birini zekat olarak toplayip goturmeye geldiklerini anlattilar... Salebe, vaktiyle verdigi sozu unutmus gibi konustu: - Mal benim, collerde bu sicaklarda surunerek dolasip kazanan benim. Size ne oluyor ki benden harac ister gibi koyunlarimin kirkta birini istiyorsunuz? Bu sizin yaptiginiz dupeduz harac istemektir! dedi. Salebe’nin bu tutumunu duyan Rasulullah Hazretleri (sallallahu aleyhi ve sellem), bir daha tekrarladi hep soyledigi sozunu: - Yazik oldu Salebe’ye. Keske mutlaka zengin olmayi istemese de hakkimda hayirlisi ne ise onu ver ya Rab, diyebilseydi... Bu olay uzerine Tevbe Sûresi ayet 75 geldi: - Munafiklardan bazilari da mal verip zengin ettigi takdirde Allah’a daha cok itaat edip fakir fukaraya daha fazla yardim yapacaklarini soylerler. Fakat Allah, onlara istedikleri serveti ihsan edince cimrilik edip verdikleri sozleri unuturlar... Mealini arz ettigimiz ayetin Salebe’yi munafiklar sinifinda gosterdigini anlayan bir yakini hemen cole kostu ve zekatini vermedigi takdirde munafiklardan biri olarak damgalanip kalacagi ikazini yapti. Akrabasinin zorlamasi sonunda zekatini alip Rasulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) getiren Salebe, yoksullarin hakkini getirdigini soyleyince Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), uzuntu ile; “Senin yardimini alamam artik Salebe!” mukabelesinde bulundu. Bu dehsetli bir olaydi. Salebe’nin, zekat memurlarina, “Sizin yaptiginiz harac istemekten baska bir sey degildir.” manasina gelen sozleri Rasulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) cok dokunmustu. Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatindan sonra sirasiyla Hazret-i Ebu Bekr’e (radiyallahu anh) muracaat eden Salebe, Hazret-i Omer ve Hazret-i Osman’a (radiyallahu anhum) da muracaat etti ise de hepsinden de; “Rasulullah’in kabul etmedigini biz nasil kabul edebiliriz?” mukabelesiyle karsilasti. Hazret-i Osman (radiyallahu anh) zamaninda olen Salebe’nin son anlarini yasadigi siralarda kulaklarina Rasulullah’in (sallallahu aleyhi ve sellem) tekrar ettigi ilk ikazlari yankilaniyordu: - Sukrunu yaptigin az mal, sukrunu yapamadigin cok maldan hayirlidir Salebe!.. Ama is isten gecmisti artik. Bastan cami kusu diye bilinen Salebe artik zekati kabul edilmeyen zengin olarak gecmisti tarihe. Boylece zekatini vermekte nazlanan cimri zenginlere dehsetli bir ibret dersi veriliyordu bu olayla. Ahmed Sahin-Zaman
__________________
" Hicbir günü bulunmaz ki ömrümün...Diyeyim ki bugün güldügüm gündür Cilemin baslangic tarihi bile...Kayitla dünyaya geldigim gündür.. " |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 12.02.2007
Mesajlar: 136
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Sual: Iftar vermenin fazileti nedir? Iftar veremeyen fakir, iftar verme sevabina kavusmak icin ne yapmalidir?
CEVAP Yolda giderken bir orucluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar verme sevabina kavusulur. Hadis-i serifte buyuruldu ki: (Ramazanda bir misafire oruc actirana, Sirat koprusunu gecmek kolaylasir.) [V.Necat] Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir orucluya iftar verirse gunahlari affolur. O oruclunun sevabi kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-i kiramdan bazilari, bir orucluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadiklarini soylediler. Onlara cevaben buyurdu ki: (Bir hurma ile iftar verene de, yalniz su ile oruc actirana da, biraz sut ikram edene de bu sevab verilir.) [Beyheki] Peygamber efendimiz, (Ramazan ayinda bir orucluyu su ile iftar ettiren, anasindan dogdugu gunku gibi gunahsiz olur) buyurunca, Eshab-i kiram, "Su az ve kiymetli iken mi?" diye sual etti. Onlara cevaben buyurdu ki: (Isterse nehir kenarinda versin, aynidir.) [V.Necat] Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir! Yemek yedirmek cok sevaptir. Hele orucluya yedirmek daha cok sevaptir. Oruc tutanin sevabi kadar sevab alir, oruclunun sevabindan eksilme olmaz. Hadis-i seriflerde buyuruldu ki: (Bir orucluya iftar veren, ayni ecre kavusur.) [Beyheki] (Allah indinde amellerin en kiymetlisi, bir muminin sikintisini gidererek, borcunu odeyerek veya karnini doyurarak onu sevindirmektir. ) [Isfehani] (Amellerin en faziletlisi, bir muminin aybini ortmek, karnini doyurmak ve bir ihtiyacini karsilamak suretiyle onu sevindirmektir. ) [Taberani] (Allah, yemek yediren comertle meleklerine ovunur.) [I.Gazali ] (Misafir, sofrada bulundugu muddetce, melekler, ev sahibine dua eder.) [Taberani] (Kiyamette Allahu teala, kimine, "Bana nicin yemek vermedin?" diye sorar. O da, "Sen alemlerin Rabbisin. Sana nasil yemek verebilirdim" der. Allahu teala da, "Ac olan bir arkadasina yemek vermedin. Eger verseydin, bana yemek vermis gibi sevab alirdin" buyurur.) [Muslim] (Cennette oyle guzel koskler vardir ki, bunlar, tatli konusan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kilanlar icindir.) [Tirmizi] (Arkadasina, sevdigi yemegi verenin gunahlari affolur.) [Bezzar] Dost ve arkadaslara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hz.Ali buyurdu ki: (Dostlara yedirdigim bir ekmek, fakirlere verdigim bes ekmekten daha kiymetlidir. Dostlarla yenilen yemek, kole azad etmekten daha makbuldur.) (O beni yemege cagirmiyor. Onu niye cagirayim) dememelidir! Yemege cagirirken de, yemege giderken de yalniz Allah rizasini dusunmelidir! AFIYET OLSUN…
__________________
" Hicbir günü bulunmaz ki ömrümün...Diyeyim ki bugün güldügüm gündür Cilemin baslangic tarihi bile...Kayitla dünyaya geldigim gündür.. " |
||
|
|
|
|
~ Dua edin insaALLAH ~
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.02.2003 Yaş: 25
Mesajlar: 4,082
Konulara Teşekkür etti: 3
22 Teşekkür aldı 13 Mesajlar için
|
Rabbim razi olsun bünyamin karde$...
konu Ar$ive kayabilir ....
__________________
Kim benim veli kullarımdan birisine düşmanlık ederse, ben o kimseyi harp ilan eder; dostumun intikamını alırım. ~ TASAVVUF, DÜNYA ADAMINI ALLAH ADAMI YAPMA SANATIDIR ~ ALLAH'ım! İsmini söyleterek canımı al, İsmını söyleterek beni dirilt! (AMIN) |
||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
sizden hiç b,r ücret istemeyenlere uyuun onlardogruyoldadır. yasin 21
SAPTIRICI ÖNDERLERİN VE ONLARA TÂBİ OLANLARIN MAHŞERDEKİ DURUMLARI Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71) Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır. Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır. Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Firavun kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!” (Hud: 98) “Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lânete uğratılırlar. Ne kötü yerdir onların götürüldükleri yer!” (Hud: 99) Ne kötü bir ikramdır onlara takdim edilen! Ne kötü bir bağıştır verilen! Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41) “Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık (daima lânetle anılacaklardır.) Kıyamet gününde ise onlar çirkinleştirilip iğrenç kimselerden olacaklardır.” (Kasas: 42) İyilerin arkasında gidenler, saadet-i ebediyeyi kazanmaya vesile oldukları için liderlerini överek ve ona dualar ederek büyük bir mutluluk içinde Cennet-i alâya doğru yürüyeceklerdir. Saptırıcı liderlerin peşine takılanlar ise felâket-i ebediyeye düşmelerine sebep oldukları için onlara büyük bir kin ve öfke duyacaklar, düşünmeden körü körüne ardına sürüklendikleri önderlerine lânetler yağdıracaklar, beddualar edeceklerdir. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için ‘Ey Rabbimiz! Bizi saptıranlar işte bunlardır. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!’ derler. Allah da ‘Zaten hepsinin azabı kat kattır, fakat siz bilmezsiniz.’ buyurur.” (A’raf: 38) “Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!” (A’raf: 39) Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabbimiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhari. Rikak: 52) Allah-u Teâlâ bu gibi kimselere azabını hatırlatarak kendi katına geldikleri zaman hor ve hakir olarak birbirleri ile çekişip tartışacaklarını haber vererek Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor: “Sen o zâlimleri Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen!” (Sebe: 31) Hep birbirini suçlayacaklar, hep birbirlerini kınayacaklar... Hiç birisi suçu üzerine almak istemeyecek. Başkalarının peşlerinde körü körüne giden, bu hususta kendilerini uyarmak isteyen münevver insanları dinlemeyen kimseler, o gün hakikatı apaçık gördüklerinde; liderlerinin suret-i haktan görünerek her şeyi nasıl ters gösterdiklerini, o kodamanlara uydukları için nasıl bir felâkete düşürüldüklerini ve azabın hazır vaziyette kendilerini beklediğini müşahede ettiklerinde pek büyük bir hasret çekecekler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “İçlerinde zayıf sayılanlar (tâbi olanlar, peşlerine takıldıkları o) büyüklük taslayanlara ‘Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık.’ derler.” (Sebe: 31) Zehirli propagandalarının kendilerinin kâfir olmalarına sebep olduğunu söylemek isterler. Fakat onlar da kendilerine uyanlar gibi büyük bir azapla karşı karşıya bulunuyorlar, hepsi de aynı girdabın içindeler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara (kendilerine tâbi olanlara) ‘Size hidayet geldi de, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, kendiniz suçlu idiniz’ derler.” (Sebe: 32) Yani onlara şunu demek isterler: Biz sizi sadece davet ettik. Siz ise hiç bir mesned, hiç bir delil olmaksızın bize uydunuz. Allah’ın dinini, ahkâmını, emir ve yasaklarını arkanıza ittiniz. Biz sizin gibi binlerce insanı peşimize takmaya zorlayacak bir kuvvete sahip değildik. Siz isteseydiniz bizi bu işten alıkoyardınız. Siz bize bağlılık göstermeseydiniz, bağışlarınızla, yardımlarınızla, hediyelerinizle desteklemeseydiniz, bizi kimse tanımazdı. Allah’ın dinini arzu ve heveslerinize uydurmak için değiştirmek isteyenleri baştacı yapıyordunuz. Size her türlü suç ve günahı işleme ruhsatı verebilecek, haramı helâl yapacak kimselere yüksek payeler veriyordunuz. Şimdi ise suçsuz olduğunuzu iddiaya kalkışıyorsunuz. Halbuki bu günah ve isyanda hepimiz ortağız. Onların verdiği cevabı da Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde beyan buyuruyor: “Zayıf sayılanlar (tâbi olanlar) da (peşlerinden gittikleri) o büyüklük taslayanlara ‘Hayır, gece gündüz bizi aldatıyordunuz. Bize Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.’ derler.” (Sebe: 33) Gece gündüz kendilerine tuzak kurduklarını, yaldızlı ve parlak laflarla aldatarak hülyalara daldırdıklarını, doğru yolda olduklarını telkinle kandırdıklarını söyleyecekler. Neticede uyanlar da uyulanlar da bu karşılıklı suçlamaların kendilerine bir fayda sağlayamayacağını anlayacaklar. Aslında her iki taraf da suçlu. Önderlerin hem kendi günahları var, hem de saptırıp yoldan çıkardıkları kimselerin günahları var. Diğerleri ise hem kendi günahlarının cezasını çekecekler, hem de onlara körü körüne uymalarından ötürü mesuldürler. Kendileri için hazırlanan azabı gördüklerinde kelimelerle ifade edilemeyen elem ve nedamet duyarlar. “Bunlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içlerine atarlar, ettiklerine içleri yanar.” (Sebe: 33) Hakk’ı, hakikatı red ve inkâr eden bu nasipsiz mahluklar, işledikleri günahların cezasını çekecekler, ektiklerini biçip ettiklerini bulacaklar. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Biz o kafirlerin boyunlarına demir boyunduruklar takarız. Onlar ancak yapmış olduklarının cezasını çekerler.” (Sebe: 33) “Onlar hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı.” (Nebe: 27) Avam güruhu, dünyada iken lider kabul ederek hayvan sürüsü gibi körü körüne peşlerinde sürüklendikleri kimselerin ahiretteki zillet ve meskenetlerini, ne kadar sefil bir duruma düştüklerini gördüklerinde onlara şöyle derler: “Biz size uymuştuk, sizin bağlılarınızdık şimdi siz Allah’ın azabından zerrece bir şey olsun savıp, bizi koruyabilecek misiniz?” (İbrahim: 21) Kendilerine ne emretmişlerse emirlerini tutmuşlar, onlara uydukları için zaten bu acı sonuca varmışlar. Bütün yetkileri, makam ve mansıpları dünyada kalan, yaptıkları tahrip ve tahriklerin, sapma ve saptırmaların cezası ile karşı karşıya bulunan önderler bu sözler karşısında mahçup olurlar, acziyetlerini itiraf ederler ve derler ki: “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik.” (İbrahim: 21) Orada ister istemez Allah-u Teâlâ’nın yüce kudretini kabul ve itiraf ediyorlar. Halbuki bir imtihan sahnesi olan dünyada iken, hem kendileri kabul etmiyorlardı, hem de arkalarına taktıkları kimselere kabul etmemelerini telkin ederek şirke sürüklüyorlardı. “Şimdi artık sızlansak da sabretsek de birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur.” (İbrahim: 21) Artık iş bitmiş, iş işten geçmiştir. “O halde o gün hepsi azapta müşterektirler.” (Saffat: 33) -------------------------------------------------------------------------------- | Yayınlarımız | Ana Sayfa | |
||
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| cep telefonu hakkinda yardim... | hayal_gözlü | Günümüzde Teknik | 22 | 19.03.2007 00:06 |
| Dünya hakkinda hadis-i serifler | acohsny | Dini Bilgi ve Eğitim | 0 | 19.01.2006 19:17 |
| kamp hakkinda - yardim !! | TALHA-61 | Muhabbet Olsun | 7 | 31.05.2004 04:46 |
| BIN Image hakkinda yardim | µmmed | Hardware ve Software konusunda Sorular, Cevaplar | 8 | 02.09.2003 16:51 |
| kardeslik hakkinda bir HADIS | TALHA-61 | Hadis Köşemiz | 5 | 27.07.2003 00:15 |