![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1,287
Konulara Teşekkür etti: 8
26 Teşekkür aldı 11 Mesajlar için
|
Aman Yarabbi
Tam 6 cilt uydurma hadis !!! Bu kitabın adı dahi çok itici zihinlerdeki hadis güvenirliliğini zedeleme konusunda ise çok başarılı En son Diyanetten bir bayanın ( ilahiyatçı ) böyle bir çalışması vardı. Nice güzide hadis şerif uydurma olarak açıklanmıştı... Aynı zamanda nice mübareklerin eserlerinde yer alan hadisi şerifler uydurma diye lanse edilmişti. Ben bu çalışmaların dine hizmet olduğuna inanmıyorum açıkçası Tam tersine bir yıpratma politikası olarak algılıyorum. Bu 6 cilt uydurmaları okuyana kadar sahih hadis kitabı olarak bilinen hadis kitaplarını okurum daha iyi...
__________________
" Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. " N. F. K. |
||
|
|
|
|
EMEKLİ ÜYE...
![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3,326
Konulara Teşekkür etti: 19
49 Teşekkür aldı 28 Mesajlar için
|
Harun Ünal’ın titiz bir çalışma sonucu hazırladığı “Uydurma Hadisler” adlı kitap Mirac Yayınları’ndan çıktı
Hadisle ilgili tüm kaynaklar taranarak oluşturulan “Uydurma Hadisler” adlı kitabın ilk altı cildi okurla buluştu. 12 ciltte tamamlanacak olan kitaba Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, Doç. Dr. Enbiya Yıldırım ve Dr. Recep Şehidoğlu birer takdim yazdı. Mirac Yayınları, Uydurma Hadisler konusunda hazırlanmış kaynak eserleri tek eserde bir araya getirdi. 6 kitaptan oluşan “Uydurma Hadisler” serisi, Harun Ünal hocanın üzerinde uzun süre çalıştığı, tüm kaynakları taradığı dikkat çekici bir kitap çalışması. Uydurma hadisler gibi ciddi ve titizlik gerektiren bir konuda neden çalışma yapmak istediklerini şöyle açıklıyor Mirac Yayınları: “Hemen her devirde Müslumanları son derece üzen ve bu konuda bir çok değerli hadis alimimizin bu işin ta derinden sızısını duyup ümmeti bu konuda uyarmaya çalıştıkları Rasulüllah (sav) Efendimizin hakkında söylemediği fakat kimi art niyetli ve kimide tamamıyla cahilliğinden (güya iyi niyetli) kişiler tarafından O söylemiş gibi uydurulan sözler diğer adıyla uydurma hadisler çalışması yapmak istedik.” Harun Ünal hoca uydurma hadisler konusunda asırlardır titiz ve yorucu çalışmalarla hazırlanmış tüm kaynakları tarayarak meydana getirdiği çalışmasıyla tek bir hadis aliminin eserlerinden yola çıkan benzerlerinden ayrılıyor. İlk etapta 6 cildi yayınlanan Uydurma Hadisler serisi 12 ciltte tamamlanacak. Kitaba takdim yazan İÜ. İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, “Kur’an’a insan sözü karıştırılmamıştır. Çünkü onu korumayı bizzat Allah üstlenmiş, “O zikri (Kur’an’ı) biz indirdik. Ne olursa olsun onu koruyacak olan da biziz” buyurmuştur. Hadisler koruma altında olmadığı için kötü niyetliler yapacaklarını bu yolla yapmışlar ve İslam’ı tanınmaz hale gelmişlerdir. Güzel bir atasözümüz vardır, “bir deli bir kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” derler. Deli, kuyuya taşı, usülüne uygun atamayacağı için onu fark etmek kolaydır. Bir de taşı, akıllı birinin attığını düşünün, o zaman kırk bin akıllı onun farkına bile varamaz. Hatta taşın orada olması gerektiğini savunanlar çıkar. Uydurma Hadisler kitabındaki hadisler senet yönünden zayıf olduğu için kolayca tespit edilen hadislerdir” Sivas Cumh. Üniv. İlahiyat Fak. Hadis Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Enbiya Yıldırım uydurma hadisler konusunun önemine işaret ediyor ama sonuçta bu çalışmanın doğru okunması için bir yol haritası çıkarıyor: “Bütün bunları dile getirirken, hadisleri bir yana koyarak, “Kur’an’la Peygambersiz baş başa kalmak” tarzındaki anlamsız, her bir insanın kendisini bir Muhammed olarak görmesine ve kendi anlayışına göre bir İslam ortaya çıkarmasına neden olacak temelsiz yaklaşıma elbette onay verilemez. Ancak, sorunları görmezden gelmek suretiyle, Rasûlullah’la gerçekten kucaklaştığımız hissine her zaman kuşku düşüren endişelerden de kendimizi soyutlayamayız. Allah’a, son elçisine dolayısıyla son dine bizim de bir görev borcumuz vardır. Gönlümüz ismi anıldığında sevgisiyle yanan yüreğimiz, bu hizmetini ifâ etmek istiyor.” Enbiya Yıldırım dikkat edilmesi gereken önemli bir hususa daha dikkat çekiyor: “Hadisler, Kur’an’ın yanında İslam’ın ikinci direğidir. Din bu ikisi üzerinde bina edilmektedir. Bu nedenle, Kur’an’a gösterilen saygı ve titizliğin hadisler için de göz önünde bulundurulması icab eder. Rivayetler tahlil edilirken Hz. Peygamber’in kelâmı olması kuvvetle muhtemel bir söze karşı aşırı cüretkâr olunmamalı ve bunları değerlendirmek için mutlaka, “bu Hz. Peygamber’in hadisi olamaz” yaklaşımından ziyade, “acaba ben bu hadisi anlayamadım mı” bakış açısını benimsemesi, kuşanılması gereken haslettir. Günümüz milletleri kendilerini geçmişlerine bağlayan en küçük değerlere ve mirasa önem verirken, bizlerin ahiret yolunu aydınlatan son elçiye ve ondan nakledilenlere karşı elbette daha hassas olmamız gerekmektedir” Emekli Müftü Dr. Recep Şehidoğlu’nun da takdim yazdığı “Uydurma Hadisler” kitabı Ali el-Kari’nin el-Esrar ve el-Masnu’u, Şevkani’nin el-Fevaid’i, Süyuti’nin ed-Dürer’i, Camiussağir’i, el-Leali’si, Heysemi’nin Mecmauzevaid’i, Ezheri’nin Tahzirul Müslimin’i, Sağani’nin Mevduat’ı, İbn Cevzi’nin Mevduatı, İbn Kayyım’ın el-Menar’ı, Sehavi’nin el-Makasıd’ı, İbn Arrak’ın Tenzih’i, Iraki’nin el-Muğni’si, İbn Teymiyye’nin Ulumul Hadis’i, el-Hut’un Esnalmetalib’i, Kütübi Sitte, Fethul Bari, Umdetul Kari, Elbani, Askalani gibi zatların eserlerin yararlanılarak hazırlanmış. Harun Ünal, kitabında yer verdiği haberlerin kaynaklarını kesin olarak gösteriyor ve hakkında verilen hüküm ne ise belirtiyor. Arapça ve Türkçe olarak hazırlanan alfabetik fihrist konuyla ilgili kaynaklara gitmeyi kolaylaştırıyor. Kitapta hadis terimleri, başta mevzu hadis olmak üzere açıklanmış.
__________________
TASAVVUFSUZ OLMAZ, TARİKATSIZ OLUR. |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 09.12.2007
Mesajlar: 12
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
es's.a kardeşler bunu okuyana kadar sahih bir sürü hadis kitabı var ki aslında öle bi toplumdayız ki hadis olmayan bir sürü şey bile artık hayatımıza rasullahtan gelen yada RAHMANdan gelen bi vahy gibi yerleşmiş
|
||
|
|
|
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 6,589
Konulara Teşekkür etti: 46
61 Teşekkür aldı 29 Mesajlar için
|
Alıntı:
Mektubat-ı RAbbani zamanında İngilizler dergi mi çıkarıyorlardı ![]()
__________________
Sen yüzme bilmesen bile denizde batmassın niye? Çünkü senin tipin kayık |
|||
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1,186
Konulara Teşekkür etti: 1
1 Teşekkür aldı 1 Mesaj için
|
Aslinda bu kitap ilk bakista lüzumsuz gibi görülüyor
insanin aklina ilk önce El-İsLaMu FiL-CiHaD in dedigi geliyor o kadar sahih hadis kitaplarimiz varken buna ne gerek diye.. Ama birde sunu düsünmek gerek sahih sadis kitaplarinda sadece uydurma hadisler olmayacagindan, önümüze cikan olasi uydurma bir hadisin uydurulmus oldugunu karsimizdakine kaynak göstererek anlatabilmemize faydali olacak.... maddi durumu almaya müsait olanlarin bence yeterince istifade edebilecegi kaynak ve SIK ca ele alinip okunabilecek bir eser... Ayip olmaz ise birde fiyatini yazsanizda bilsek 6 cilti tr de ne kadar Almanyada ne kadar alanlar varsa tabi |
||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 11.12.2007
Mesajlar: 143
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
Amaç şüpheye düşürmek. Sonra yavaş yavaş sünneti kaldırmak. Sünnet kalkınca zaten farzların kalkması çorap söküğü gibi gelir. Ondan sonra islam islam olmaktan çıkar. İslam bir vadide insanlar bir vadide olur gerçi oldu ama bu sefer çığrığından çıkar |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 11.12.2007
Mesajlar: 143
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
Alıntı:
Allahu teala şerlerinden ümmeti Muhammedi Muhafaza buyursun |
|||
|
|
|
|
EMEKLİ ÜYE...
![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3,326
Konulara Teşekkür etti: 19
49 Teşekkür aldı 28 Mesajlar için
|
Alıntı:
__________________
TASAVVUFSUZ OLMAZ, TARİKATSIZ OLUR. |
|||
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6,387
Konulara Teşekkür etti: 10
185 Teşekkür aldı 90 Mesajlar için
|
İngiliz istihbaratçı Hempherin "İslamı nasıl yok edelim" kitabından
"…Fıkıh kitapları saf dışı edilerek, dinin doğrudan Kurandan öğrenilmesi için yönlendirme yapılacak. Sonra, Müslümanları Kurân hakkında şüpheye düşürecek ve içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrîf edilmiş her dilde Kurân tercümeleri hazırlayıp, diyeceksiniz ki: "Kurân bozulmuş. Birbirini tutmuyor." Aynı şekilde, hadisler hakkında da şüphe uyandırılacak. Ayrıca, Arap memleketleri dışında, ezân, namaz gibi ibadetlerin Arapça yapılmasını önleyeceksiniz…" Yazar bu niyettedir demiyorum ancak bu tarz çalışmalar hadislere olan güveni azaltır. Ayrıca Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu) kitaptaki bazı hadislerin sahih olduğunu söyledi Daha da vahimi uydurma hadis olmaz ismi bile yanlış. Uydurma olan sadece sözdür.
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) www.ankaragenclik.org |
||
|
|
|
|
EMEKLİ ÜYE...
![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3,326
Konulara Teşekkür etti: 19
49 Teşekkür aldı 28 Mesajlar için
|
Alıntı:
Alıntı:
enbiya hocayı tanırım , böyle bir kahpeliğin içinde olacak biri değildir... ayrıca "uydurma hadis" tabiri hadis usulunda geçen bir terimdir...bazılarının "uydurma" dediği hadisleri bazı muhaddisler zayıf hadis olarak kabul etmişlerdir...hatta bazıları sahih bile demişlerdir..lakin bunlar genelde muhaddis olmayan kişilerdir... http://www.cumhuriyet.edu.tr/edergi/makale/1288.pdf
__________________
TASAVVUFSUZ OLMAZ, TARİKATSIZ OLUR. |
||||
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 31.12.2007
Mesajlar: 68
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için
|
SAPTIRICI ÖNDERLERİN
VE ONLARA TÂBİ OLANLARIN MAHŞERDEKİ DURUMLARI Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71) Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır. Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır. Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Firavun kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!” (Hud: 98) “Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lânete uğratılırlar. Ne kötü yerdir onların götürüldükleri yer!” (Hud: 99) Ne kötü bir ikramdır onlara takdim edilen! Ne kötü bir bağıştır verilen! Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas: 41) “Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık (daima lânetle anılacaklardır.) Kıyamet gününde ise onlar çirkinleştirilip iğrenç kimselerden olacaklardır.” (Kasas: 42) İyilerin arkasında gidenler, saadet-i ebediyeyi kazanmaya vesile oldukları için liderlerini överek ve ona dualar ederek büyük bir mutluluk içinde Cennet-i alâya doğru yürüyeceklerdir. Saptırıcı liderlerin peşine takılanlar ise felâket-i ebediyeye düşmelerine sebep oldukları için onlara büyük bir kin ve öfke duyacaklar, düşünmeden körü körüne ardına sürüklendikleri önderlerine lânetler yağdıracaklar, beddualar edeceklerdir. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için ‘Ey Rabbimiz! Bizi saptıranlar işte bunlardır. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!’ derler. Allah da ‘Zaten hepsinin azabı kat kattır, fakat siz bilmezsiniz.’ buyurur.” (A’raf: 38) “Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!” (A’raf: 39) Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabbimiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhari. Rikak: 52) Allah-u Teâlâ bu gibi kimselere azabını hatırlatarak kendi katına geldikleri zaman hor ve hakir olarak birbirleri ile çekişip tartışacaklarını haber vererek Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor: “Sen o zâlimleri Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen!” (Sebe: 31) Hep birbirini suçlayacaklar, hep birbirlerini kınayacaklar... Hiç birisi suçu üzerine almak istemeyecek. Başkalarının peşlerinde körü körüne giden, bu hususta kendilerini uyarmak isteyen münevver insanları dinlemeyen kimseler, o gün hakikatı apaçık gördüklerinde; liderlerinin suret-i haktan görünerek her şeyi nasıl ters gösterdiklerini, o kodamanlara uydukları için nasıl bir felâkete düşürüldüklerini ve azabın hazır vaziyette kendilerini beklediğini müşahede ettiklerinde pek büyük bir hasret çekecekler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “İçlerinde zayıf sayılanlar (tâbi olanlar, peşlerine takıldıkları o) büyüklük taslayanlara ‘Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık.’ derler.” (Sebe: 31) Zehirli propagandalarının kendilerinin kâfir olmalarına sebep olduğunu söylemek isterler. Fakat onlar da kendilerine uyanlar gibi büyük bir azapla karşı karşıya bulunuyorlar, hepsi de aynı girdabın içindeler. Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara (kendilerine tâbi olanlara) ‘Size hidayet geldi de, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, kendiniz suçlu idiniz’ derler.” (Sebe: 32) Yani onlara şunu demek isterler: Biz sizi sadece davet ettik. Siz ise hiç bir mesned, hiç bir delil olmaksızın bize uydunuz. Allah’ın dinini, ahkâmını, emir ve yasaklarını arkanıza ittiniz. Biz sizin gibi binlerce insanı peşimize takmaya zorlayacak bir kuvvete sahip değildik. Siz isteseydiniz bizi bu işten alıkoyardınız. Siz bize bağlılık göstermeseydiniz, bağışlarınızla, yardımlarınızla, hediyelerinizle desteklemeseydiniz, bizi kimse tanımazdı. Allah’ın dinini arzu ve heveslerinize uydurmak için değiştirmek isteyenleri baştacı yapıyordunuz. Size her türlü suç ve günahı işleme ruhsatı verebilecek, haramı helâl yapacak kimselere yüksek payeler veriyordunuz. Şimdi ise suçsuz olduğunuzu iddiaya kalkışıyorsunuz. Halbuki bu günah ve isyanda hepimiz ortağız. Onların verdiği cevabı da Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde beyan buyuruyor: “Zayıf sayılanlar (tâbi olanlar) da (peşlerinden gittikleri) o büyüklük taslayanlara ‘Hayır, gece gündüz bizi aldatıyordunuz. Bize Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.’ derler.” (Sebe: 33) Gece gündüz kendilerine tuzak kurduklarını, yaldızlı ve parlak laflarla aldatarak hülyalara daldırdıklarını, doğru yolda olduklarını telkinle kandırdıklarını söyleyecekler. Neticede uyanlar da uyulanlar da bu karşılıklı suçlamaların kendilerine bir fayda sağlayamayacağını anlayacaklar. Aslında her iki taraf da suçlu. Önderlerin hem kendi günahları var, hem de saptırıp yoldan çıkardıkları kimselerin günahları var. Diğerleri ise hem kendi günahlarının cezasını çekecekler, hem de onlara körü körüne uymalarından ötürü mesuldürler. Kendileri için hazırlanan azabı gördüklerinde kelimelerle ifade edilemeyen elem ve nedamet duyarlar. “Bunlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içlerine atarlar, ettiklerine içleri yanar.” (Sebe: 33) Hakk’ı, hakikatı red ve inkâr eden bu nasipsiz mahluklar, işledikleri günahların cezasını çekecekler, ektiklerini biçip ettiklerini bulacaklar. Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor: “Biz o kafirlerin boyunlarına demir boyunduruklar takarız. Onlar ancak yapmış olduklarının cezasını çekerler.” (Sebe: 33) “Onlar hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı.” (Nebe: 27) Avam güruhu, dünyada iken lider kabul ederek hayvan sürüsü gibi körü körüne peşlerinde sürüklendikleri kimselerin ahiretteki zillet ve meskenetlerini, ne kadar sefil bir duruma düştüklerini gördüklerinde onlara şöyle derler: “Biz size uymuştuk, sizin bağlılarınızdık şimdi siz Allah’ın azabından zerrece bir şey olsun savıp, bizi koruyabilecek misiniz?” (İbrahim: 21) Kendilerine ne emretmişlerse emirlerini tutmuşlar, onlara uydukları için zaten bu acı sonuca varmışlar. Bütün yetkileri, makam ve mansıpları dünyada kalan, yaptıkları tahrip ve tahriklerin, sapma ve saptırmaların cezası ile karşı karşıya bulunan önderler bu sözler karşısında mahçup olurlar, acziyetlerini itiraf ederler ve derler ki: “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik.” (İbrahim: 21) Orada ister istemez Allah-u Teâlâ’nın yüce kudretini kabul ve itiraf ediyorlar. Halbuki bir imtihan sahnesi olan dünyada iken, hem kendileri kabul etmiyorlardı, hem de arkalarına taktıkları kimselere kabul etmemelerini telkin ederek şirke sürüklüyorlardı. “Şimdi artık sızlansak da sabretsek de birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur.” (İbrahim: 21) Artık iş bitmiş, iş işten geçmiştir. “O halde o gün hepsi azapta müşterektirler.” (Saffat: 33) ------------------------------------------------------------------------------ |
||
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Bu kitaptaki tüm hadisler uydurma | jandarma | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 3 | 23.01.2008 22:17 |
| Uydurma sanılan hadisler | Alp | Dini Bilgi ve Eğitim | 6 | 21.04.2007 10:19 |
| Uydurma sanılan hadisler ! | Alp | Hadis Köşemiz | 1 | 06.04.2007 10:43 |
| Sahte Ve Uydurma Hadisler Mutlaka Okuyun | oguz95 | Hadis Köşemiz | 0 | 12.11.2006 21:06 |
| ZAYİF ve uydurma hadisler | codex35 | Hadis Köşemiz | 5 | 11.08.2005 01:37 |