Kuyruk Acısı Zamanın birinde bir köyde yaşlı ve yoksul bir adam yaşarmış... Köyün koyunlarını otlağa çıkarır, çobanlık yaparak ailesinin geçimini sağlarmış... Günlerden birgün, yine koyunlarını otlatırken, her zaman dinlendiği ağacın gölgesinde oturmuş... Orada otururken ağacın yanındaki delikten bir yılan çıkmış... Adam kormuş... Masal bu ya sonra konuşmaya başlamışlar; Yılan: - Korkma demiş, yaşlı adama... Kötü bir niyetim yok.. Sadece, eğer yanında varsa bir yudum su istiyorum senden.. demiş... Yaşlı adam korkuyla da olsa : - Var diyebilmiş... Uzatmış matarasını yılana... Yılan kana kana içmiş köylünün verdiği suyu, sonra: - Bekle demiş, geliyorum şimdi... Ve girmiş tekrar deliğine... Çoban daha üzerindeki şaşkı ve korkuyu atamadan yılan delikten yine çıkmış, bu sefer ağzında bir altın ile... Çoban daha da şaşırmış... Bu nedir diye sormadan yılan altını çobana uzatmış.. - Al demiş bu altını, bana verdiğin suyun karşılığıdır.... Eğer yine gelir su verirsen, bende öderim bedelini demiş ve kaybolmuş deliğinde... Çoban evine varmış... Anlatmış olanları heyecanla... Çok sevinmiş fakir fukaralar... Ertesi günü çoban yine gitmiş ağacın altına... Kavalını çalarken yılan çıkmış deliğinden... Çoban suyu, yılan altını vermiş... Her ikiside memnun.... Günler bu şekilde geçmiş... Çoban hergün yılana su vermiş, karşilığında altın almış... Ailesinin geçimini bu şekilde karşılamış... Fakat geçen günler adamı yormuş... Hastalanmış... Günlerce yatağından kalkamamış.. Sonra oğlunu çağırmış yanına, ağacın yerini tarif etmiş; - Git bekle orada demiş... Bir yılan çıkacak delikten sakın korkma o dostumuzdur bizim demiş... Benim hasta olduğumu söyle, ona su ver ve sana vereceği altını al bana getir... demiş, güçlükle... Çocuk düşmüş yola... Gelmiş ağacın altına.. Seslenmiş yılana... Az sonra çıkmış yılan deliğinden... Olanları anlatmış, matrayı yılana uzatmış... Yılan bekle beni demiş... Deliğinden altın getirmiş... Altını delikanlıya vermiş, girmiş deliğine... Çocuğun aklına bir hinlik düşmüş... Demekki, bunca zamandır babama altın verdiğine göre, yılanın deliği altın dolu... Neden hergün gelip gideyim... Öldüreyim şu yılanı, alayım altınların tamamını.. Hemen kapmış yerden bir taş.. Yılan çıkınca delikten fırlatmış bütün gücüyle... Taş yılanın kuyruğuna isabet etmiş, koparmış yılanın kuyruğunu... Can havliyle fırlayan yılanda çocuğu bacağından ısırmış... Yılanın zehiri öldürmüş cahil çocuğu orada... Aradan zaman geçmiş, gelmeyince çocuk, merak etmiş babası... Güçlükle hasta yatağından kalkmış, varmış ağacın altına... Oğlunun cansız bedeni kahretmiş yaşlı köylüyü... Ağlamalarını duyan yılan çıkmış deliğinden... Anlatmış olanları... Adamcağız hak vermiş yılana, bir daha yanmış, cahilliğin kurbanı olan oğluna... Almış götürmüş çocuğu defnetmiş mezarına... Yaşlı adam birkaçgün sonra tekrar gelmiş yılanın yanına: - Benim oğlan demiş bir cahillik etti, canıyla ödedi... Gel biz barışalım unutalım herşeyi, dost olalım eskisi gibi... Ama yılan yanaşmamış köylüye...Bu sefer içmemiş verdiği suyu, vermiş ama cevabını: -Yok demiş olmaz artık... Sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken artık dost kalamayız biz senle... Var git demiş, sen köyüne, ben deliğime....
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
Konu itimat tarafından (21.09.2005 Saat 17:08 ) değiştirilmiştir..
|