Pişmanlığına ağlayan adam
|
|
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “tesettürlüler Arabistan’a gitsin okuyacaklarsa orada okusunlar Türkiye’de bunlara yer yok.” kâbilinden söylediği sözleri; öğrencilik yıllarımdaki sloganları hatırlattı. O zamanlar duvarlardan ve dillerden düşmeyen sloganlardan biri de “KomünistlerRusya’ya” cümlesiydi. Komünizm yıkılınca bu slogan da unutuldu.
“Komünistler Rusya’ya” sloganının yerini bundan sonra “Müslümanlar Arabistan’a” ifadesi alacak gibi görünüyor. Böylesi sloganların neticesini düşünebiliyor musunuz?
Hele bir düşünün:
– “Komünistler Rusya’ya”
– “Müslümanlar Arabistan’a”
– “Laikler Fransa’ya”
– “Kapitalistler Amerika’ya” derseniz de böyle düşünce sahiplerini buralara gönderirseniz bu ülkeyi kime bırakacaksınız? Bu ülke kimin, kime kalacak, kim yaşayacak, kimler bu ülkenin sahibi olacak ve kimler sahiplenecek?
Zaten ülkemizin önemli bir kesimi ecnebilere şimdilik kira statüsünde verildi. “Şimdilik kira” diye verilip ülke insanlarını da Rusya’ya, Arabistan’a, Fransa’ya, Amerika’ya dağıtıp buraları da kiracılara bırakılmak mı isteniyor diye insan düşünmeden edemiyor.
Bu işin sonu nereye varacak bakalım!
Allah (c.c.), şerirlilerin şerrinden ülkemizi ve milletimizi korusun ve kurtarsın diye dua edelim.
S.Demirel’in bu ifadeleri bir hatıramı nakletmeye de fırsat vermiş oldu:
İki yıl önce Allah (c.c.) lutfetmişti de hacc yapmıştım. Bir Türk’ün Kabe’de Haceru’l-Esved’in karşısındaki merdivenlerde hep ağladığına şahid olmuştum. Ne zaman oradan geçsem o kişiyi orada hep ağlar görüyordum. O zâtı hep ağlar görünce de “herhalde çok günah işlemiş bağışlanmak için dua ediyor” diye düşünüyor, bağışlanması için ben de ona dua ediyordum. Çünkü çok dikkatimi çekiyordu.
Bir akşam, tanıdığım bir şirketin sahipleri, hacılara kaldıkları otelin terasında konuşmam için, gelmemi teklif ettiler. Gittim. O ağlayan zatı dinleyenlerin arasında gördüm. Konuşmamın akabinde bir kaç kişiye bizlere odasında çay ikram etmesin mi! Bir türlü mahzuniyetinin sebebini soramadım. Bir ara bana bir soru sormak istedi. Sorarken bile ağlıyordu. Dedi ki:
– Hocam Allah beni affeder mi bilemiyorum.Benim cürmüm/suçum çok büyük. Affedilir cinsten de değil.
– Allah şirk hariç günahları bağışlar. O’ndan ümit kesilmez, dedim. Dedi ki:
– Hocam! Ben Ankara’nın yakın köylerindenbirinde oturuyorum. İsmim Esat. Yıllarca Süleyman Demirel’e çalıştım. Selâmsız sabahsız evine giderdim; o da bize gelirdi. Çeşitli odalarda başkanlık yaptım. Bu kişinin partisine oy temin ettim. Canımı, malımı ve itibarımı onun için kullandım. Başbakanlığa getirdim.Namaz vakitleri olunca Demirel çekmecedeki seccadeyi alır:
“– Çocuklar siz oturun ben namazımı yan odada kılayım. Siz sonra da kılarsınız”, der giderdi. Bir müddet sonra gelirdi. Biz, ne dindar bir Başbakanımız var diye gurur duyar kendisi için her şeyimizi feda ederdik. Ta ne zamana kadar biliyor musunuz?
“Hani “Kur’ân’dan 232 ayet çıkarılmalıdır. Bu hüküm âyetleri çıkarılmadan bu ülkede huzur olmaz” dediği zamana kadar.
İşte bu sözleri duyunca işin gerçeğini anladım.Saçımı yoldum. Kafamı direklere vurdum. Nasıl aldandım. Ne kadar ahmakmışım.”
Allah benim bu suçumu affeder mi hocam! Kâbe’den ölünceye kadar çıkmasam af olur muyum. Bu suç affedilmez diye inanıyorum. Günlerim bu suçumun ezikliğiyle ve ağlamakla geçiyor. Af’ olur muyum hocam?
Ben bu soruya;
– Allah (c.c.) bilir, cevabını verdim.
Bu cevabı verirken de aynı cürümü işlemiş milyonları düşündüm.
mevlüt özcan
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
|