Kıbleli hayat....
|
|
Hz. Ömer (r.a.)’in torunlarından ve Emevi sultanlarından Halife Ömer bin Abdulaziz’in hocası meşhur âlim ve fâzıl Said bin Müseyyeb (rahmetullahi aleyh) hazretleri ömrünün son anlarını yaşarken bir ara gözlerini yumar. Etrafındakiler bu zâtın ölmek üzere olduğunu anlarlar. Ölürken yönü kıbleye gelsin diye yatağının iki ucundan tutup bu güzel insanın yönünü kıbleye gelecek şekilde çevirirler.
Son bir def’a daha gözlerini açan Said bin Müseyyep hazretleri yatağı ile meşgul olanlara:
– Ne yapıyorsunuz? diye sorar.
Derler ki:
– Yüzünüzün kıbleye gelmesi için yatağınızı döndürdük.
Bu cevabı alan Said bin Müseyyep şu ifadelerle etrafındakilere tarihi sözünü söyler:
Bir asırlık ömrü geride bırakan Said bin Müseyyep bunca yıl yüzünü kıbleye dönememiş de son nefeslerini aldığı anlarda sizin yardımlarınızla kıbleye yöneliyorsa yazık olmuş onun kıblesiz geçen hayatına!
Said bin Müseyyep bu sözlerinden birkaç dakika sonra Kelime-i Şehadet getire getire öbür âlemdeki hayatını yaşamak üzere terk-i dünya eder. Ruhu şâdolsun...
*
Gelelim kendimize:
Kıble istikametli bir hayat tarzımız var mı? Yoksa hayatımıza yazık oluyor demektir.
Müslümanlar ibâdetlerini Mescid-i Haram’a yönelerek icra ederler. Mescid-i Haram kıbledir. Kâbe de kıblemizin kalbidir.
Kıbleye yönelinerek yapılan hayırlı ve helâl işlerimizde hayır ve bereket vardır.
Bir-iki hatırlatmada bulunalım:
• Zemzemi kıbleye yönelerek içeriz.
• Kurbanı kıbleye yönelik olarak ifâ ederiz.
• Cenazelerimizi kıbleye-yönelik olarak kabirlerine koyarız.
• İstirahat için yatağımıza çekildiğimizde kıbleye yönelerek yatarız.
Çünkü biliriz ki, kıbleye yönelmek hayatımızın hayır ve bereketidir.
Kıbleye olan saygımızdan dolayı:
• Ayağımızı kıbleye doğru uzatmayız.
• Yıkanırken çıplaklığımızdan dolayı kıbleye önümüzü/arkamızı dönmemeye gayret ederiz.
• İslâm âleminde helâ taşlarının kıbleye yönelik konulmamasına dikkat edilir. Bunun dikkate alınmadığı yerlerde Müslümanlar yana meylederek ihtiyaçlarını giderirler.
“Yüzünü Mescid-i Haram’a çevir” (Bakara Suresi, Âyet: 144, 145, 150) emri bir yönü ifade eder. Bu, şu demektir. Kıble bir “nokta” değil bir yöndür. Mescid-i Haram yönü.
Mekke’de olanlar kıblenin kâlbi Kâbe’ye yönelirler. Uzakta olanlar ise Kâbe cihetine yöneldiklerinde maksat hâsıl olur. Çünkü Kâbe’nin sağına-soluna doğru kırkbeş derecelik genişliği vardır. Demek oluyor ki, bilinen Mescid-i Haram tarafına (Kâbe’ye) yönelmek yeterli sayılıyor.
Buradan şu netice çıkıyor:
Müslümanların hayatı hep kıble istikametli geçiyor. Kıbleden kopuk her hayat yazık geçirilen bir ömür dilimi oluyor.
Kıble istikametli bir hayat yaşamamış insanların cesetleri mezara konurken yönlerinin kıbleye çevriliyor olmasının hiçbir önemi olamaz. Bu ancak hayatlarını hep kıbleye yönelik şekilde geçirenler için bir mânâ ifade eder.
Kıble istikametli bir hayat yaşayalım ki, hayatımıza yazık olmasın...
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
|