İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > MESELELERİMİZ > İbadet Hayatımız
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 25.10.2007, 21:18
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 16,860
Konulara Teşekkür etti: 6
335 Teşekkür aldı 194 Mesajlar için
Question Dua ederken NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Dua, adeta Rabb’imize arz ettiğimiz bir dilekçeye benzer. Bu dilekçe ile gönlümüzü her şeyi yaratan, mutlak güç ve kudret sahibi Yaratıcı’mıza açarız.

Nasıl ki günlük hayatımızda yazdığımız dilekçelerde bazı kabul şartları istenir; aynen bunun gibi Cenab-ı Hakk’a yaptığımız dualarımızda da adab kabilinden bazı esaslar vardır. Şimdi isterseniz bunların neler olduğunu beraberce öğrenelim:

1 - Evvela abdest alıp kıbleye yöneldikten sonra ellerimizi açıp Rabb’imize “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin” diyerek hamd ü senada bulunmalıyız. “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin”, gökleri ve yeri yaratan, kalbimden geçenleri bilen, bütün isteklerimi yerine getirmeye muktedir Allahım, Sana şükürler olsun.” anlamına geliyor.

2 - Rabb’imize hamd ettikten sonra ikinci olarak Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Esselâtü ve’s-selâmu ala rasûlina Muhammedin ve ala âlihi ve sahbihi ecmaîn” diyerek salât u selâmda bulunmalıyız. Bir Hak dostunun ifadesiyle bu, âdeta, bir kapıyı vururken, o kapının önünde duran, o kapının kilit ve anahtarlarını elinde tutan Zât’a selâm vermek gibidir. Gönülden gelerek getirilen böyle bir salat o kapının açılmasına vesile olacaktır.

3 - İstenilen şeylerin Cenâb-ı Hak tarafından kesinlikle kabul göreceğine gönülden inanarak dua etmeliyiz. Sadece ellerimizi değil gönlümüzü de açarak içten gele gele, yana yakıla yalvarmalıyız. Yaptığımız dualarımızın kabul edilmediğini düşünmemeliyiz. Nitekim duâ, eğer şartlarına uygun yapılmışsa muhakkak kabul görür. Ancak kabul ediliş keyfiyeti, bizim istediğimizin aynı olmayabilir. Bazen bizim istediğimiz, bizim için hayırlı olmadığından, bir rahmet eseri olarak Cenab-ı Hak bize, istediğimizi değil de esas istememiz gerekeni ihsân buyurur. Bazen de duâmız âhiretimiz hesabına kabul görür.

4 - Duamızı yine salât ve selâmla bitirmeliyiz. Bu şekilde yaptığımız duayı adeta iki salavat arasına alarak Cenab-ı Hakk’a takdim etmiş olacağız.

5 - Dualarımızda ısrarlı olmalıyız. Bir kere istedikten sonra olmuyor diye tekrar istememek yanlıştır. Nitekim “İnsan, ben Allah’tan istedim de bana isteğim verilmedi demediği ve istemeye devam ettiği müddetçe, istediği kendisine verilir.” hadis-i şerifi bu hakikati belgeler mahiyettedir.

6 - Duamızı bitirdikten sonra “amin” demeliyiz. Bu kelime, “Allah’ım! Yaptığım duamı kabul eyle.” anlamına gelir. Bir sahabi şöyle anlatıyor: Bir gece Rasulullah ile dışarı çıkmıştık. Dua eden bir adama rastladık. Allah Rasulü durup onu dinlemeye koyuldu. Sonra da şöyle buyurdu: “Eğer sonunu iyi bağlarsa, istediklerini hak eder.” Cemaatten birisi, “Ey Allah’ın Rasulü! Duayı nasıl bitirmesi gerekir?” diye sorar. Allah Rasulü ise “Amin kelimesi ile. Eğer böyle bitirirse, istediği kendisine verilir.” buyurur.

7 - Sadece ihtiyaç ve sıkıntı anında değil, genişlik ve rahatlık içinde bulunduğumuz zamanlarda da dua etmeliyiz. Nitekim Efendimiz bir hadislerinde, “Kim sıkıntı ve güçlük içinde bulunduğu zamanlarda duasının kabul olunmasını isterse, bolluk ve mutluluk zamanlarında çok dua etsin.” buyurarak bu hakikati dile getirmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Allah, bize kendisine nasıl dua etmemiz gerektiğini ifade ediyor. “Allahümme” veya “Rabbena” ile başlayan bütün ayetler dua ayetleridir. Bu ayetleri okuyarak Rabb’imize dua edebiliriz. Bunun dışında dua kitaplarında “me’surât” diye geçen bizzat Efendimiz’in yaptığı duaları da yapabiliriz. Biz, haftada bir, “Dua ezberliyorum” köşesinde bu dualara yer veriyoruz.

8 - Hadis-i şeriflerde duanın kabul edilmesine en elverişli vakitler olarak şu zaman dilimlerinden bahsedilir: Gecenin son üçte birlik kısmı. Farz namazların sonrası. Secde esnasında yapılan dualar. Hac veya umrede yapılan dualar. Ezan okunduğu vakit. Ezanla kamet arası. Yağmur yağdığı zaman. Kur’an hatminden sonra. Gözlerimiz iman hassasiyetiyle yaşardığı zaman. Bizi sadece Allah’ın gördüğü tenha yerler.
9 - Yine hadislerde şu kimselerin yaptığı duaların red olunmayacağı haber veriliyor: Evine dönünceye kadar hacının ve gazinin duası. İyileşinceye kadar hastanın duası. Mü’min bir kimsenin, diğer mü’min kardeşi için gıyaben yaptığı dua. İftar edinceye kadar oruçlunun duası. Adaletli devlet başkanının duası. Babanın evladına duası. Esma-i Hüsna, salih ameller, peygamberler ve diğer büyük zatlar ile tevessül edilerek yapılan dualar. Misafirin ev sahibine duası. Mazlumun duası.
__________________
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
itimat isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 05.11.2007, 10:24
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.
 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 7,703
Konulara Teşekkür etti: 105
106 Teşekkür aldı 64 Mesajlar için

Allah razi olsun gözüm.
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!

Konyaspor
jandarma isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 05.11.2007, 13:26
 
sentürk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14.04.2005
Mesajlar: 239
Konulara Teşekkür etti: 3
2 Teşekkür aldı 2 Mesajlar için

Insallah bizim dualarimizda kabul olunan dualar arasinda yerlerini alirlar.
__________________
ONLAR TUZAK KURDULAR, ALLAH´TA TUZAK KURDU, ALLAH TUZAK KURANLARIN EN HAYIRLISIDIR

sentürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 06.11.2007, 20:33
 
Üyelik tarihi: 05.08.2005
Yaş: 24
Mesajlar: 52
Konulara Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür aldı 0 Mesajlar için

Dua ederken herşeyden evvel, YÜREKTEN ETMELİ....
__________________
ŞEYTANLI İTTİFAK, RACONLA İHTİLAFTIR!...
harbikasımpaşalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 17.11.2007, 22:07
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Konulara Teşekkür etti: 1
2 Teşekkür aldı 2 Mesajlar için

Nasıl Dua Edelim

Dua ibadettir. Nefsî ve fikrî bir yakarıştır. İnsan ve yaratanı arasında aracısız bir buluşmadır. Dua Allah'a karşı yapılan gizli bir sesleniştir İnsan yaptığı dua ile rahmetin inmesi talebinde bulunur. İnsan dua ile birlikte bir himaye hisseder. Allah'tan yardım ister. Onun nimetlerini talep eder. Duanın, insan ve toplum hayatına hatta insanlık hayatına yansıyan çok büyük etkileri vardır.
Yaptığı dua ile mutlu olmak ve dualarının meyvelerini almak isteyen kimsenin yaptığı duayı gönlünde kalbinde maddeten ve manen idrak etmesi, gerektiği gibi o duanın doğru yapılmasının şartlarını, adabını ve vakitlerini de bilmesi gerekmektedir.
Dua; hedefi rahmet olan ilahi bir nimettir. İnsanın bütün umut ve emel kapıları kapandığı zaman kalbini iyimserlikle doldurur. İnsan için sığınacak bir yer kalmadığı ve ihsan kapılarının daraldığı anda dua bir güven ve yakin ifade eder. İnsan tasalandığı ve kalbi hüzün dolduğu zaman dua ona ferahlık veren gerçek bir rahmettir.
Şayet Allah'ın kitabına ve Resulünün sünnetine dönersek, dua ile ilgili insanı ikna edecek her türlü bilgiye kavuşmuş oluruz. Şartları yerine getirildiği zaman Allah'ın izniyle bütün dualar Allah katında müstecabtır. Ancak duanın müstecab olması kulun isteği doğrultusunda gerçekleşmez. Aksine yapılan dualar Allah'ın takdiri ve hikmeti doğrultusunda istediği zaman ve mekânda istediği şekilde müstecab olur.
Mümin kimse, Allah tealanın "Bana dua edin duanıza isticab edeyim.'' El-Gafir. 60.ayetinin ne ifade ettiğini yakinen bilir.
Zira dua kapısı ümitsiz olan kalplere itmi'nan ve sükûnetin girdiği geniş bir emel ve arzu kapısıdır. Dua insanı endişe ve korkuların elem ve ızdırapların derinliklerinden güven, rıza ve teslimiyetin sahillerine ulaştırır.
Dua'nın sağladığı bütün bu faydaların karşılığında, insanın huşu içinde, teslim olmuş bir kalp ve arınmış bir nefis ile doğrudan doğruya kerem ve ihsan kaynağının hiç bitmez tükenmez hazinesinden istifade etmek için Allah tealanın önünde boyun eğerek durması gerekmez mi?
Allah teala bu konuda şöyle buyurmaktadır. ''Kullarım sana beni sordukları vakit de ki, ben herhalde yakınım.
Bana dua ettikleri zaman onların duasını kabul ederim. O halde kullarımda benim davetime uysunlar ve bana inansınlar. Umulur ki doğru yolu bulurlar.'' (Bakara 186)
Bu ayet birçok derin manaları içinde barındırmaktadır. Öyle ki bu ayet insanın nefsine güven ve huzur vermektedir. Zira Allah teala bu ayeti kerimede kendi azameti ve büyüklüğü ile kendinden bir şeyler isteyenlerin istediklerini onlara vermeyi kendi üzerine almaktadır. Zira ayette ''…Kullarım sana beni sorduğu vakit de ki, ben herhalde yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim'' buyurulmaktadır.
Allah teala kullarının duasını kabul etmede ve onlara istediklerini vermede acele etmektedir. Bunun sebebi ise zaruret ve endişe içinde bulunan kimse dua ettiği zaman onu ümitsizliğe sevkeden hayat rüzgârlarına karşı durabilsin diye Allah teala o kuluna bir güven ve emniyet ihsan eder. İşte o anda insan kendini koruyan büyük bir kuvvetin var olduğunu ve kendisinin hayatta terk edilmiş biri olmadığını yakinen bilir
Allah teala duaları kabul etmeyi bu ayeti kerimede üç önemli şarta bağlamaktadır.
1- Allah teala ayetinde ''…Bana dua ettikleri zaman…'' ifadesini kullanmıştır. Buradan anlaşılan Allaha sadık ve samimi bir duanın yapılması gerekir ki Allah o duayı kabul etsin.
2- Allah teala yine ayeti kerimesinde ''…o halde kullarımda benim davetime uysunlar…'' buyurmaktadır. Kulların Allah'ın davetine icabet etmeleri ise Allah'ın
Şeriatına tabi olmaları ve Allah'ın ahkâmını tatbik etmeleridir. Bu duaların kabulü için çok önemli temel bir prensiptir.
3- Yine Allah teala ayetinde ''…Bana inansınlar…'' buyurmaktadır. Allah'a yönelmek, ondan yardım istemek, onun rızık ve nimetlerini talep etmek için Allah'a iman etmek şarttır.
Allah ve Resulünün istediği hakiki iman, insanın içinde taşıdığı, hayat gerçeğinden kopmuş boş düşünce ve hisler değildir. Aksine iman yaşanılan bir hakikattır.
Bu iman kişinin kalbinde yerleşip yeşerdiği zaman insanın her türlü hal hareket ve davranışında ortaya çıkar. Yani insan o zaman imanına göre hareket eder. Yaşadığı hayatta her türlü davranışıyla imanının tercümanı olur. Rasulullah (sav) efendimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır. '' (Kişinin inandıklarının gereğini) temenni etmesi ve onlarla övünmesi iman değildir. İman kalbe yerleşeni amelin tasdik etmesidir.'' Enes (r.a) Deylemiden rivayet etmiştir.
İman etmiş bir nefis için bu hususlar açıklığa kavuştuğu zaman onun için hiçbir şüphe ve engel kalmayacak adeta bir ayna gibi parlayacak, ''Allah'tan başka ilah olmadığı ve ondan başka ibadet edilenin bulunmadığı'' gerçeğini yansıtacaktır. Bütün bunlar bu kâinata Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvetin etki edemeyeceğini gösterir.
Allah'ın dışında bu kâinata etki eden her kuvvet Allah'ın emri ile başkalarına rehin olarak verilmiş bir kuvvettir. Allah verdiği bu kuvveti dilediği zaman çeker alır. Öyle ise Allah'tan başka her türlü güç ve kuvvetin sonu zayıf düşmek ve yok olmaktır. O zaman kuvveti bizzat kendisinde bulunan hakiki kuvvet sahibi gerçek hayata sahip ve ebedi olarak baki olan Allah tealayı bırakıpta sonu ölüm ve yokluk olan kimselere yönelmemizin anlamı nedir? Bunun anlamı derin bir cahillik, aklı ve kalbi hakikati görmekten engelleyen kir ve paslara bulamaktan, insanın aklına ve kalbine yular vurmasından başka bir şey değildir!
Biz, varlığın ve Allah'ın kâinatı yaratmasının gayesinin ibadet olduğunu, teslim olunacak Allah'tan başka ilah olmadığının, Allah'tan başka bizim için bir Rab bulunmadığının ibadetin gayesi ve hedefi olduğunu öğrenir ve idrak edersek Peygamber (sav) efendimizin duayı ''İbadetin özüdür'' (1) diye niçin vasıflandırdığını anlarız. Çünkü dua, ibadetin gaye ve hedeflerinin birçoğunu kapsar. Dua demek dua edenin bizzat kendisinin Allah'ın bir olduğunu itiraf ederek kendini Allah'a teslim etmesidir. Şirkten münezzeh olarak Rabbine yönelmesidir. Rabbinin Rububiyyetini ve ubudiyetini ikrar etmesidir. Dua demek Allah'ın kudretiyle birlikte her türlü şeyi kullarına ihsan etmesini, her türlü eziyeti kullarından gidermesini, gerçek güç ve kuvvet sahibi olanın yalnızca Allah olduğunu, gerçek fayda ve zarar verecek olanın da yine Allah olduğunu itiraf etmesi demektir. Dua demek Allah'ın hikmetini ve ne güzel bir tedbir sahibi olduğunu da bir itiraftır. Dua eden kimse Allah'ın hükmünden razı olarak, Allah'ın hayırdan başka bir şey göndermediğine inanarak ona boyun eğen kimsedir. Dua Allah'ın ceberutuna ve azametine bir teslimiyettir. Böylece dua eden kimse kibir ve riyadan kurtulmuş olur. Dua Allah'a tevekkül etmek ve işleri ona havale etmektir. Böylece dua eden kimsenin kalbi her türlü keder ve üzüntülerin ağırlığından kurtulur, istirahat eder. Said ibn-i cübeyr (ra) şöyle der; “Allah'a tevekkül etmek tam anlamıyla kâmil bir imandır.”
Dua, dua edenin imanına bir şahittir. İnsan ancak kalbini yakini bir iman ile iman ettikten Allah'a karşı hüsn-ü zan ile doldurduktan sonra Allah'a teveccüh edebilir. Şayet bu olmasa kişi kendini Allah'a dua etmekle meşgul etmez.
Duanın önemi her merhalesinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Biliyoruz ki bizler her ne kadar güçlü olsak ta zayıf yaratıklarız. Allah teala bizlere sınırlı bir irade ve geçici bir rızık ve kuvvet bağışlamıştır. Bağışladığı bu nimetleri istediği zaman geri alabilir. Bunun için bizler Allah'a itaat ederek vaktinden önce bu nimetlerin elimizden alınmaması için sürekli olarak bu nimetleri korumaya ihtiyacımız vardır. İnsanların davranışlarında bizim için ibretler ve örnekler vardır. Allah'a itaat tan ona imandan ayrılıp ta rızık temini ve dünya işlerini yoluna koymada kendi akıl ve cismani kuvvetlerine itimat eden, böylece Allah'ın kendilerinden uzaklaştığı birçok kimse vardır. Bu tür insanların akıllarına, cisimlerine, mallarına veya evlatlarına bir musibet isabet ettiği zaman her yerde onun devasını, o musibetten kurtulmanın yollarını ararlar. Lakin bunlardan kurtulunacak bütün yolların önünde kapandığını görür. Sonunda kendinin ve beşerden kendisi gibi olanların hepsinin kendisini bu musibetten kurtarmaktan aciz olduğunu itiraf eder.. O insan sonunda teslim olur. Kâinatın tek faili evvel ve ahir olan Allah'a döner. Ellerini açıp yalvararak Allah'a yönelir. Allah'ın kendisine musallat ettiği bela ve musibeti üzerinden almasını kaldırmasını ister. Allah kulunun bu duası karşısında ona ana-babasından daha merhametli davranır. Kaybettikleri kendisine iade edilir.

Yüksel ÖZEL
__________________
Fecr Gen.Tr
fecredoğru isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Bakınız Rabbim nelere kadir .... BeytullaH Resim ve Karikatür 6 28.12.2007 16:48
Bir Tebessüm Nelere Kadir Okuyun Ve Görün :-)) ErkekFatma Özgün Yazılarınız 13 28.08.2007 15:18
Oy kullanırken nelere dikkat etmemiz gerekir? itimat Bilinmesi gerekenler 0 23.06.2007 00:05
Bir Evliyanın kabrini ziyaret ederken nelere dikkat etmelidir? Alp Dini Bilgi ve Eğitim 8 24.04.2007 10:20
du`a ederken eller sisterE Dini Bilgi ve Eğitim 4 10.06.2004 15:20


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:17 .
Powered by vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de

 
Anasayfa - Arşiv - Yukarı git