İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Tarih > İslam Tarihi
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 03.09.2007, 16:41

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Araplar hain mi?

Türklere 80 yıldır anlatılan bir masalı tekrar ediyorlar. Bu masal, "Araplar ve
diğer 'Müslüman kardeşleriniz' I. Dünya Savaşı'nda sizi sattı" diye başlar ve
"Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diye de noktalanır. Türk'ün özellikle de
Müslüman dostu yoktur...

Masal budur. Peki gerçek nedir?

[Bu noktada; yıllardır süre gelen ve bizlere tarih diye okutulan masalların ya
da doğruların gölgesine sığınabilecek miyiz?]

Güçlü delilleri ile ve sadece düşünce ile yetinmeyip bunu bazı deliller ile
güçlendirecek kalemleri bekliyorz...

Evet Araplar mı hain?

Yoksa bu bir masal mı?

-------


Araplar Osmanlı'yı arkadan vurdu mu?


Türklere 80 yıldır anlatılan bir masalı tekrar ediyorlar. Bu masal, "Araplar ve diğer 'Müslüman kardeşleriniz' I. Dünya Savaşı'nda sizi sattı" diye başlar ve "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diye de noktalanır. Türk'ün özellikle de Müslüman dostu yoktur...

Masal budur. Peki gerçek nedir?

Gerçek şudur: Osmanlı'nın çöküş döneminde Türk olmayan Müslüman unsurlar arasında gerçekten isyanlar başgöstermişse de, bu unsurların bir bütün olarak "ihanet ettikleri" kesinlikle söylenemez. Hatta Araplar sözkonusu olduğunda, Osmanlı'ya isyan edenlerin küçük bir azınlık olduğunu, buna karşılık Arap kabilelerinin çoğunun Osmanlılık ve Müslümanlık bağıyla İstanbul'a sadakat gösterdiklerini söyleyebiliriz.

Kürtler ise, daha da belirgin bir sadakatle önce Osmanlı İmparatorluğu'nu ardından da Milli Mücadele'yi desteklemişler ve Müslümanlık bağının getirdiği "kardeşlik"ten asla taviz vermemişlerdir. Ankara'nın kendisi bundan taviz verene kadar...

Önümüzdeki Ocak veya Şubat ayında Doğan Kitap tarafından yayınlanacak olan "Kürtler Nereye? Türkiye'nin Kürt Sorununun Geçmişi, Bugünü ve Geleceği" isimli kitabımda, bu konuyu detaylı olarak inceliyorum. Burada, o kitabın ilgili bölümünden kısa bir pasaj aktarmakta yarar gördüm.

Evet, gerçek, Murat Bardakçı'nın gösterdiği gibi değil. Aşağıdaki gibi...


"Araplar" Osmanlı'yı Arkadan Vurdu mu?

Her Türk genci "Araplar'ın I. Dünya Savaşı'nda bize ihanet ettiğini" öğrenerek büyür. Oysa bu, ancak kısmen doğrudur. I. Dünya Savaşı'nda Mekke Şerifi Hüseyin'in İngilizler ile anlaşarak Osmanlı'ya isyan ettiği ve ordumuzu arkadan vurduğu doğrudur. Ama hep atlanan nokta Şerif Hüseyin'in "Araplar"ın tümünü temsil etmediği, aksine bir istisna olduğudur. Ortadoğu uzmanı tecrübeli gazeteci Cengiz Çandar, "Arapların ihaneti" söylemi ile tarihsel gerçek arasındaki önemli farka şöyle işaret ediyor:

"Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in Hicaz'da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916'da İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes, bunun 'askeri açıdan' tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği 'bağımsızlık vaadi' ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin'in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani 'asıl cephenin gerisi'nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur.
'Asıl cephe', önce Şüveyş Kanalı ve Kanal Harbi'nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin'de kurulmuştur. Filistin'de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye'de, Irak'ta, Lübnan'da Türk kuvvetlerini 'arkadan vuran' herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu, İstanbul'a yani Türkiye'ye sadık kalmıştır... Arabistan Yarımadası'nın Hicaz bölümünden Akabe'ye kadar olan 'cephe gerisi' dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt yoktur."(1)


Aynı gerçek, American-Israeli Cooperative Enterprise (Amerikan-Israil İşbirliği Girişimi) adlı düşünce kuruluşunun başkanı, Ortadoğu analisti Mitchell G. Bard tarafından da, sözkonusu kuruluşun sitesinde şöyle vurgulanıyor:

"O dönemin romantik kurgusunun aksine, Arapların çoğu I. Dünya Savaşı'nda Türklere karşı müttefiklerin yanında savaşmadılar. İngiliz Başbakanı David Lloyd George'un belirttiği gibi, Arapların çoğu, Türk yöneticileri için savaştı. [Osmanlı İmparatorluğu'na isyan eden] Faysal'ın Arabistan'daki taraftarları, bir istisnaydı."
Araplar'ın topluca ihanet etmesi bir yana, bazıları Osmanlı ordularını fiilen desteklemiştir de. Konu hakkındaki uzmanlardan biri olan Dr. Zekeriya Kurşun'un ifadesiyle, "I. Dünya Savaşı'nda Türk ordusu ile beraber çeşitli cephelerde Türklerle omuz omuza çarpışan Arapların büyük yararlıklar gösterdikleri bir hakikattir." (2)


Arap Milliyetçiliğinin Öncüsü Hıristiyan Araplardı

Üstteki hakikati teslim etmekle birlikte, Arap milliyetçiliğinin Osmanlı'da Türk milliyetçiliğinden daha önce geliştiğini belirtmek gerekir. Arap milliyetçiliği, 1860'larda, Suriyeli Arap entellektüeller arasında doğmuştu. Osmanlı İmparatorluğu'na ve yönetimindeki "Türklere" karşı ciddi bir antipati besleyen bu entellektüellerin dikkat çekici bir yönü ise, çoğunun Hıristiyan oluşuydu. Butros El-Bustani, Faris Şadyak, Nakkaş, Corci Zeydan gibi Hıristiyan Arapların öncülüğünde başlayan bu harekete katılan Müslüman Araplar ise, çoğunlukla Batılı fikirleri benimsemiş seküler aydınlardı. Arap milliyetçiliğini geliştirirken "Arapların İslam öncesi tarihlerine" ilgi duymaları, bundan kaynaklanıyordu.

Buna karşılık muhafazakar Müslüman Arapların çoğu, Osmanlı'ya sadakat duyguları içindeydiler. Hatta sadece Sünni Araplar değil, Irak ve Suriye'deki Şii Araplar arasında bile Osmanlı'ya ve Hilafet'e bağlılık duygusu vardı. (3) Bu konuda büyük bir otorite olan Prof. Kemal Karpat, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Arap milliyetçiliğinin, Hıristiyan Araplarınki hariç, aslında en son noktaya kadar "ayrılıkçı" olmadığına dikkat çekerek şöyle demektedir:

“Görülüyor ki Arapların 'milli' hareketi esasında ayrılıkçı bir hareket değildi. Arapların birçoğu Osmanlı hükümdarlarını yabancı bir sömürgeci güç olarak değil, sadece Arap kökeninden olmayan, iktidarda bir hanedan olarak görüyorlardı ve Osmanlı Devleti ve hanedanı Müslüman kaldıkça ve Arapların hayat tarzına saygılı oldukça, özlemlerini yerine getirmeye söz verdikçe ve onları Avrupa işgaline karşı korudukça, itaat etmekten geri kalmıyorlardı. Geçmişte şan ve şereflerini ilk hatırlayan veya hayal edenler ve tarihlerinin modern bir versiyonunu yaratmaya çalışanlar Müslüman değil Hıristiyan Araplardı.(4)

....../.....

Kısacası yakın tarihimiz, "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" anlayışını doğrulayacak şekilde gelişmedi.



1) Cengiz Çandar, "Sharon'cu Vicdansızlar-Filistin Yalanları", Yeni Şafak, 5 Nisan 2002
2) Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, İrfan Yayınevi, İstanbul. 1992, s. 153
3) Kemal Karpat, İslam'ın Siyasallaşması, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004, s. 379
4) Kemal Karpat, İslam'ın Siyasallaşması, s. 594

Yazan: Mustafa Akyol
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 06.09.2007, 05:11

 
mazlum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2003
Mesajlar: 1.070
Teşekkür etti: 16
25 Teşekkür 21 Mesaja aldı
Düsünün bi Osmanli bütün agirligini batiya vermis yok olmamama sa´vasi veriyor. Sizde araplarin arkadan hancerlemesini kaale alinacak bir durum olmadigini söylüyorsunuz. Hayranim sizin arap dostlugunuza.
mazlum isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 13.09.2007, 15:56

 
ibrahim_agah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.12.2006
Mesajlar: 114
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
bazi arapların osmanlıya karşı savaşdığı gerçeğini göz ardı edemyiz ama arkadaşın dediği gibi bu tüm arapların tamamını kağsamaz.
ben başka bir açıdan yaklaşmak istiyorum bu olaya. isyan etmek yaşanılan hayattan memnun olunmadığını gösterir. peki arapların bir bölümünde bu sorun olabilirmi? osmanlının son dönemlerindeki bozulmaları da etken olabilir. sonuçta bize okulda okutulanlar ideolojik tarihtir. zaten bizim tarih kurumumuz milliyetçilik üzerine kurulu değilmi. bence osmanlının son dönemlerini de iyi araştırmak lazım. değişik kaynaklardan yararlanarak. olumlu olumsuz
ibrahim_agah isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 13.09.2007, 16:31

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız mazlum
Mesajı göster
Düsünün bi Osmanli bütün agirligini batiya vermis yok olmamama sa´vasi veriyor. Sizde araplarin arkadan hancerlemesini kaale alinacak bir durum olmadigini söylüyorsunuz. Hayranim sizin arap dostlugunuza.
bu batıya hayranlık nedendir sorabilir miyim? türkiye bugün ne batı ne de doğu ülkesi olmuştur ...öyle havada kalan bi millet ...bügün milliyetçiliğinden ödün vermeyen çoğu insan şu an arap dostluğuna kin tutmaktadır. yazıyı dikkatle okumanızı tercih ederim. her türk türk olmadığı gibi ...her arapta arap değildir.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 13.09.2007, 17:00

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
aşağıdaki yaşanan bir tarihi inkar edemeyiz ..ama kendini ingiliz parasına satan 3-5 çapulcu yüzünden de aynı çatı da birleşen türk -arap kardeşliğini parçalayamayız... arabını türkünü bizi biz yapan değerlerin kaynağı İSLAMİYETTİR ...

tarihteki yaşanalar doğrudur..ama yazarın fikirlerine katılmıyorum


Buyrun okuyun...

Yıl 1918. Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmek üzereyiz.
Suriye, Irak, Filistin, Arabistan cephelerindeki ordularımız, İngilizler karşısında çökmek üzere. İngilizler, Arapları çil çil altınlarla satın almış. Araplar, Türk ordusunu, dindaşlarını arkadan ve kalleşçe vuruyor.

30 Ekim 1918. Bu cephelerde on binlerce şehit veren Osmanlı yenilmiş, Mondros Antlaşması'yla teslim olmuş.

Peygamberimizin Ravza-i Mutahhara adıyla bilinen mezarı, kutsal Medine kentinde. Komutanlığını Fahrettin Paşa'nın yaptığı Medine garnizonu, aylardan beri Arap ve İngilizler tarafından korkunç bir kuşatma altında. Açlık, susuzluk, silahsızlık, her şey felaket. Çaresiz kalan Fahrettin Paşa ordusuna emir yayınlıyor: "Evlatlarım, çekirgeleri tavada pişirip yiyin. Ben yiyorum, çok güzel oluyor."

Fahrettin Paşa, Arap ihanetini ve olacakları önceden görüyor, Medine'nin elden çıkacağını anlıyor. Peygamberimizin mezarına Osmanlı tarafından armağan edilen bütün değerli eşyaları (hazineyi) son trenlerden birine bir muhafız kıtası eşliğinde yükleyip İstanbul'a gönderiyor. İşte bazıları:

Hazreti Osman'ın ceylan derisine el yazmalı Kuran'ı, pırlanta ve incilerle Peygamberimizin adı yazılı levhalar, pırlantalı, incili ve amberli tespihler, Kevkebi Dürri adlı 4 parça büyük elmas, her biri 50 kiloluk altın şamdanlar ve daha niceleri.

Medine, demiryolunun son durağı. Demiryolu, cephelerdeki ordumuzun tek can damarı. Araplar bu hatta sürekli sabotaj düzenleyip asker, yiyecek içecek, cephane sevkini engelliyor. İngiliz altınları doğrusu çok işe yarıyor!

***

Mondros imzalanıyor, devlet teslim oluyor. Fakat o ne? Fahrettin Paşa Medine'de teslim olmayı reddediyor. Aylar boyu Arap-İngiliz kuşatmasına direniyor.

Haçlı-Arap işbirliği, Türk ordusuna karşı sürüp gidiyor.

İstanbul hükümeti, Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Haydar Molla'yı Medine'ye İngiliz zırhlısıyla gönderip, direnen Fahrettin Paşa'dan teslim olmasını istiyor. Paşa yine reddediyor. Verdiği yanıt hep aynı: "Ben Peygamberimizin mezarını bunlara bırakmam. Al bayrak burada dalgalanacak."

Dünya askerlik tarihinde böyle bir olay yaşanmadı. Devlet teslim olmuş, Fahrettin Paşa 3 ay daha Medine'de direniyor. İngilizler ve işbirlikçi Araplar, Medine'yi bir türlü ele geçiremiyor.

Ocak 1919. Sonunda olan oluyor. Bir sabah erken saatlerde Paşa, Peygamberimizin mezarında namaz kılarken, teslimden başka çıkar yol kalmadığını savunan bazı subaylar onun üzerine atılıp yaka paça yakalıyor.
( Savaşı kaybetmiyor kazanamayacağına inanmayanlar yüzünden bu savunma hattı kırılıyor )
Fahrettin Paşa, tabancasıyla kılıcını Peygamberimizin mezarına bırakıyor ve kuşatmacılara esir düşüyor.

Paşa bir süre Mısır'daki esir kamplarında kaldı. Sonra bütün yurtseverler gibi, İngilizler tarafından Malta Adası'na sürüldü. Esirliği boyunca çizmelerini ve üniformasını bir gün olsun üzerinden çıkarmadı.

2.5 yıl sonra serbest kalınca 1921 yılında İtalya-Almanya-Rusya-Batum-Kars yoluyla yurda girip vatan toprağını öptü ve Kazım Karabekir Paşa ordusuyla Batı cephesine gidip İstiklal Harbi'ne katıldı.

Ankara'da Mustafa Kemal Paşa, Fahrettin Paşa için "daha sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdırmış kumandanımızdır" dedi.

Çöl kaplanı ve Medine kahramanı olarak bilinen, düşmanlarının bile hayranlıkla söz ettiği Fahrettin Paşa, 1922 yılında Mustafa Kemal Paşa tarafından Afganistan'a, Kábil Büyükelçisi olarak atandı. Afganistan o yıllarda da bizim için çok önemli. Yeni rejimi tanıyan birkaç ülkeden biriydi.

Fahrettin Paşa sonraki yıllarda "Türkkan" soyadını aldı. Hakkında yazılmış iki nefis kitap var. İkisinin de adı "Medine Müdafaası". Birinin yazarı Paşa'nın personel subayı Naci Kaşif Kıcıman, öteki ise Medine'de Kızılay görevlisi Feridun Kandemir. Her ikisi de Medine'de Paşa ile birlikte görev yapmışlar.

Aradan yıllar geçiyor, Kandemir bir gün Fahrettin Paşa'ya İstanbul'da sokakta rastlıyor ve kendisinden, anılarını yazmasını istiyor. Yanıtını kitaptan aynen aktarıyorum: "Evladım, herkes vatana karşı borçlu olduğu vazifeyi yapar ve orada iş biter."

Fahrettin Türkkan, 1948 yılında vefat etti. Ebedi uykusunu İstanbul'da, Rumelihisarı Mezarlığı'nda uyuyor.

Fahrettin Paşa olayı, dünyada eşi olmayan bir ibret belgesidir. İngilizlerle para uğruna işbirliği yapan dindaşımız Arapların ihanetine uğrayan, devlet teslim olduğu halde Peygamberimizin mezarını onlara kaptırmamak için kelle koltukta, aç susuz direnen gerçek bir Müslüman'ın öyküsüdür.

Ben bu kahramanlara büyük saygı duyuyorum. Bugün onlar sayesinde özgürüz. Allah hepsine rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar. Gerçek dindar, gerçek Müslüman, işte onlardı. Onlar aynı zamanda yurtseverdi. Bir Fahrettin Paşa ve benzerlerine bakın, bir de Müslümanlık tüccarlığı yapan din bezirgánı sahtekárlara!


Fahrettin Paşa'nın hazinesi

Fahrettin Paşa'dan, Paşa'nın Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz altınlarıyla satın alınıp ordumuzu Medine'de kuşatan ve arkadan vuran Araplardan kaçırdığı görkemli hazineden kısaca söz etmiştim.

şimdi onları açıklama vakti sıkı durun ....

Fahrettin Paşa, dindaşlarına ihanet eden, Türk askerini çöllerde kesip donuna kadar yağmalayan Araplarla boğuşuyor. Medine'nin elden çıkacağını gören Paşa, Peygamberimizin bu kentteki mezarına Osmanlı padişahları tarafından gönderilen hediyeleri, bir muhafız kıtası eşliğinde ve mühürlü sandıklarla İstanbul'a gönderip ülkemize kazandırıyor. Allah rahmet eylesin, ne iyi yapıyor. Aksi takdirde bu değerli eşyalar, şimdi din bezirganı Suudi'lerin elinde olacaktı.

İşte bu yurtsever insanın o koşullarda ülkemize kazandırdığı hazinenin listesi:

- Hazreti Osman'ın ceylan derisine elyazmalı Kuran'ı.

- 5 adet eski elyazması Kuran ve 4 adet Kuran cüzleri.

- Değerli taşlarla bezenmiş, altın kaplamalı 5 adet Kuran kabı.

- Hilye-i Şerif (Peygamberimizin yazı ile yapılmış portresi). Gümüş çerçeveli, yeşil kadife üzerine pırlanta ve incilerle Peygamberimizin adı yazılı, gümüşten güneş resimli.

- Bir adet som altın üzerine pırlanta ile Kelime-i Şehadet yazılı levha.

- Pırlantalı, incili, mercanlı 7 adet tespih.

- Gümüş işlemeli 2 adet rahle.

- Sultan Abdülaziz'in pırlantalı ve altın işlemeli tuğrası.

- 4 adet sancak başı ve 3 adet değerli kılıç.

- Kevkeb-i Dürri adlı 4 parça büyük elmas. Altın üzerine oturtulmuş, çevresi elmas ve yakutlarla bezenmiş.

- 14 adet pırlanta ve zümrütlerle bezenmiş altın askı.

- Pırlanta, inci, yakut ve zümrütlerle bezenmiş 11 adet altın kandil askısı.

- Değerli taşlarla bezenmiş 1 adet altın kandil.

- 1 adet altın kahve askısı.

- Değerli taşlarla bezenmiş 7 adet altın şamdan. İkisi 1.55 metre boyunda ve 50 kilo ağırlığında. Her birinin üzerinde 2.680 pırlanta var.

- 1 adet altın makas.

- Değerli taşlarla bezenmiş 8 adet altın gülabdan (gülsuyu kabı) ve 12 adet altın buhurdan (tütsülük).

- Pırlanta, zümrüt, yakut ve incilerle bezenmiş 2 adet çelenk, 10 adet yıldız çiçek, bir yaprak. Hepsi altın.

- 1 adet pırlanta yüzük.

- Altın ve gümüş zincirler, altın mücevher kutuları ve çekmeceleri.

- 84 karat inci taneleri, 15 parça zümrüt, 27 parça yakut, 53 parça pırlanta ve elmas, 3 kilo 985 gram altın, 908 kilo gümüş.

- 49 parça şal ve sırma işlemeli perde.

- Medine'de Sultan Mahmut kütüphanesi ve diğerlerindeki değerli eserler.

Bu inanılmaz hazine şimdi Topkapı Sarayı'nda. Bir bölümü sergileniyor.

***

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk askeri, İngilizlerle işbirliği yapan Araplar tarafından arkadan vuruldu. O savaşta Arap ihaneti unutulacak şey değildir. Ortadoğu'nun dört bir yanında, Filistin, Hicaz, Irak, Suriye cephelerinde bu ihanet olmuştur.

İngilizlerle savaşan on binlerce Türk askeri, satılmış Araplar tarafından öldürülmüş, cesetleri yağmalanmış, belki altın yutmuşlardır diye cesetlerin mideleri bile bıçakla deşilmiştir.

Naci Kaşif Kıcıman'ın Medine Müdafaası isimli eserini, 1976 yılında İslamcı bir yayınevi olan Sebil çıkarmış. Bakınız önsözünde İslamcı Sebil Yayınevi bile ne diyor:

"Rica: Sevgili okuyucu! Bütün İslam Alemini Türk'ün liderliği altında tek bir devlet olarak birleştirmek ve bu birliği devam ettirebilmek uğrunda dayanılmaz eza ve cefalara katlanan şehit ve gazilerimizin örnekleri arasında en talihsizleri, Medine savunucularıdır. Çünkü Peygamberimizin mübarek mezarını İngilizlerin aldatmasına kapılmış sözde Müslüman Arap reislerine (başkanlarına) karşı yetersiz yiyecek-içecek ve silah imkanlarıyla, amansız çöl sıcakları altında savunma mecburiyetinde kalmışlardır. Bu acı fakat şerefli savunmanın aziz şehit ve gazilerinin ruhlarını bir Fatiha ile hoş etmek, halen sağ bulunanları ise sağlık ve selamet dilekleriyle anmak, din ve vatan borcundur."

İçimizden bazıları o günleri ya hiç öğrenmemiş, ya da Arap ihanetini görmezden geliyorlar.

İstediklerini yapsınlar da, yakın tarihimizi cahilce göz ardı etmesinler. Bilmemek ayıp değil, biraz okuyup öğrensinler. Fahrettin Paşa gibi nice kahramanların ruhlarını sızlatmasınlar.

Yemenden dönen askerlerimizin karınlarında altın var diye deşildiğini dedelerinizden hiç dinlemediniz mi?

Devekuşu gibi başımızı kuma gömmekle gercekler yok olmaz.
Ve Arapları İslamiyetle nasıl özdeşleştirirsiniz.Akıl alacak şey değil.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 13.09.2007, 17:17

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
bu konuyla ilgili son olarak şu hikayeyi ekliyorum...

Üç Öküz

Bir zamanlar dağda bayırda hep birlikte gezen üç öküz varmış. Akçaöküz, sarı öküz ve kara öküz hiçbir sürüye katılmazlar ve birbirlerinden ayrılmazlarmış. Birlikte otlar, yemeklerini paylaşır, aralarında zaman zaman anlaşmazlık çıksa da herhangi bir düşman saldırısı karşısında birlikte savaşırlarmış. Karşısında altı sivri boynuz gören saldırgan da fazla uzatmadan arkasını döndüğü gibi kaçarmış. Ünleri iyice yayıldığından fazla saldıran da olmaz, üçöküz istedikleri çayıra gider, rahat rahat otlarlarmış.

O sıralardaormanlar kralı aslan biraz sıkıntılıymış. Bölgesindeki av hayvanlarının sayısı iyice azalıyor, kurtulanlar uzaklara kaçıyormuş. Üstelik başka yırtıcı hayvanlar da aslana rakip olmaya başlamışlar. Bir gün aslanın yolu üç öküzün otladığı çayıra düşmüş. Üçü de birbirinden besili öküzleri görünce aslanın ağzı iyice
sulanmış, “Bunların her biri beni bir hafta idare eder” diye düşünmüş. Öküzler de tehlikeyi hissedip birbirlerine sokulmuş, boynuzları ileri çıkarmışlar. İşinin kolay olmayacağını kestiren aslan yumuşak ve barışçı bir sesle “Merhaba öküz arkadaşlar, nasılsınız?” diye seslenmiş. Öküzler de tedbiri elden bırakmadan “İyiyiz sayın kralımız, sağolun” diye cevap vermişler. Öküzlerin yine de gevşemediklerini gören aslanın aklına bir fikir gelmiş. “Korkmayın öküz arkadaşlar” demiş “Buraya sizi yemek içingelmedim… ” Sonra inandırıcı sesiyle devam etmiş: “Tam tersine, siz bu otlaktayken dışarda beliren tehlikelere karşı sizi uyarmaya geldim. Haberiniz olsun, son günlerde kaplan, panter ve sırtlan çok azdı. Herkese saldırıyorlar. Üstelik insanoğlu da buraları keşfetti ve yiyecek bulmak için hergün gelmeye başladı. Ben de kralınız
olarak sizleri uyarmaya geldim.”

Bu sözler üç öküzün üzerinde gereken etkiyi yapmış, öküzler gevşemiş ve dışardan gelecek tehlikelere karşı kendilerini koruma planları yapmaya başlamışlar. Birkaç gün sonra aslanın midesi iyice kazınmaya başlamış. O sırada akça öküz ilerdeki dereden su içmeye gitmiş. Aslan kara öküzle sarıöküzü yanına çağırıp fısıldayarak ve sesine korku ifadesi vererek şöyle demiş: “Arkadaşlar büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bu akça öküzün beyazlığı çok uzaklardan dikkat çekiyor, geceleri bile görünüyor. Düşmanlarımız bunu görür ve yerimizi bulursa mahfoluruz. Benim düşüncem şu ki, bu akça öküzden kurtulalım, böylece kendimizi
güvenceye alalım. Ne dersiniz ?” Uzun süredir aynı otlakta kaldıkları için yiyecekleri de azalmaya başlamış olduğundan sarı öküzle kara öküz hemen aslanın fikrine katılmışlar.”Aslan kralımız haklıdır” derken bundan sonra otlakların ikiye bölüneceğinidüşünüyorlarmış. Aslan devam etmiş: “Şimdi bunu otlaktan dışarı
gönderirsek hem yerimizi belli etmiş oluruz hem de akça öküz düşmanlara yem olur. Yani hem tehlike yaratmış hem de düşmanlarımıza iyilik yapmış olacağız. Diyorum ki akça öküzü ben yiyeyim de
düşmanlara yar olmasın.” Kara öküzle sarı öküz bu fikre de katılmışlar ve akça öküz hemen aslanın midesine göçüvermiş.

Aradan birkaç gün daha geçmiş, bu kez kara öküz ırmağa su içmeye gittiğinde aslan sarı öküzle konuşmuş ve kara öküzün karalığının yarattığı tehlikeleri anlatmış. Sarı öküz çabuk ikna olmuş ve kara
öküz de aslanın midesine gitmiş. Birkaç gün sonra aslan yine acıkmış ve sarı öküzü yanına çağırmış. Sarı öküz gelmiş ve meraklı bakışlarla aslanın karşısında durmuş. Aslan kükremiş: “Ey öküz oğlu
öküz! Niye öyle bakıyorsun? Sıranın sana geleceğini hiç düşünmedinki? Üstelik sana renginin sarılığıyla ilgili hikaye anlatmama da gerek yok!” Sonra bir pençede sarı öküzü devirmiş ve midesine
indirmiş.

ARAPLARIN TÜRKLERİ VEYA TÜRKLERİN ARAPLARI BİR ŞEKİLDE HALLETMESİ KİMİN İŞİNE YARIYOR...BİR DÜŞÜNELİM...
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 13.09.2007, 19:56
Ôlûm Var Ôlûm??

 
emiralp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.06.2003
Mesajlar: 258
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız A.Цras
Mesajı göster
aşağıdaki yaşanan bir tarihi inkar edemeyiz ..ama kendini ingiliz parasına satan 3-5 çapulcu yüzünden de aynı çatı da birleşen türk -arap kardeşliğini parçalayamayız... arabını türkünü bizi biz yapan değerlerin kaynağı İSLAMİYETTİR ...

tarihteki yaşanalar doğrudur..ama yazarın fikirlerine katılmıyorum
analamadimki simdi ben boyle yazanda sensin alttaki yaziyi verende sensin ne yapalim yani simdi araplari tek tek secelimmi sen iyi sen hain diye bilem nedendir ama insanlik var oldugundan bu yana ne hikmettir peygamberlerin cogu hep arap yarim adasi yada mezapotamya civari diyelim buralara gonderilmis neden acaba sakin bu millet azginligi cigrindan cikardiklari icin olmus olmasi nneyse bunu gecelimde kardesim bi insanin tarih nde kaninda ne varsa o gider hani derlerya gecmisini bilmeyen glecegine yon veremez ahanda bu adamlarin gecmisini senin verdigin hikayede kuduk e bunlarin torunlari bu tarihi okuyacak ayni kafayla devem edecek
hemi turkun turkten baska dostu olmadigi gibi eger millece boooyle surunuyorsak oda turkun turkten baska dusmani olmadigidir bakasana pasaya devlet cik diyor cikmam allah cikmam diyor ve gene etrafindaki subylri sayesinde esir oluyor e onlarda BUYUK IHTIMAL TURK tur sanirim genede neolursa olsun milletim de milletim derim tabi islami cerceve dsina cimamak sarti ile
__________________
Ici Alev Alev ISLAM
Disi Piril Piril TURK
Ici Disina Hayran
Disi Icine KÔLE
emiralp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 13.09.2007, 20:58

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.614
Teşekkür etti: 111
135 Teşekkür 109 Mesaja aldı
Sünni Araplar bugün dahi Osmanlıya sevgi duyar ve Sultanlardan övgü ile bahsederler.

Osmanlıya düşman olan Vahhabi Araplar bugün de mevcuttur, dün olduğu gibi.

Konu ile alakalı bir makaleden alıntı:

''(...)Vehhabilik anlayışı ortaya çıktığı ve yayıldığı 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu içinde büyük sorunlara yol açmıştır. Özellikle Hicaz ve çevresinde etkili olan Vehhabilik zaten dağılma sürecinde olan Osmanlı’yı bu bölgede oldukça meşgul etmiştir. Tarihte “Vehhabi İsyanları” olarak geçen olaylar, hem dini hem de siyasi olarak Hicaz bölgesinde Osmanlı egemenliğine bir başkaldırı niteliği taşımaktadır. Vehhabi isyanları Osmanlı’nın dini bütünlüğünü bozmakla kalmamış aynı zamanda siyasi bir kimliğe bürünen hareket bu yönüyle de Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü bozarak imparatorluğun parçalanmasında katalizör rolü üstlenmiştir. Nitekim Vehhabi isyanları ve akabinde yaşanan gelişmeler Hicaz bölgesinde 1517’de başlayan Osmanlı egemenliğinin, 399 yıl sonra 1916 yılında resmen sona ermesine sebep olmuştur. 1744 yılından 1916’ya kadar süren isyanlar sırasında Osmanlı, kutsal şehirler Mekke ve Medine’yi de içerisine alan ve bundan ötürü çok büyük önem verdiği Hicaz’da çok büyük kayıplar vermiştir. Osmanlı’yı 172 yıl gibi uzun bir süre uğraştıran ve sonunda konjonktürün de yardımı ile bağımsızlığını ilan eden Vehhabiler, Suud ailesi ile yaptıkları ittifakla bugün de varlığını sürdüren Suudi Arabistan Krallığı’nın temellerini atmışlardır. Dönemin süper gücü İngiltere’nin de yardımı ile Osmanlı’ya karşı yaklaşık 100 yıl boyunca isyan eden Vehhabiler’e karşı Osmanlı’nın da bölgeye gereken önemi ve özeni gösterememesi Vehhabilerin işlerini daha da kolaylaştırmıştır. Bu bağlamda, Osmanlı İmparatorluğu’nda çöküşü hızlandıran isyanlardan biri olan Vehhabi isyanları, dikkatle incelenmesi gereken bir konudur. (...)''
H.Miray VURMAY
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 13.09.2007, 21:25

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız emiralp
Mesajı göster
analamadimki simdi ben boyle yazanda sensin alttaki yaziyi verende sensin ne yapalim yani simdi araplari tek tek secelimmi sen iyi sen hain diye bilem nedendir ama insanlik var oldugundan bu yana ne hikmettir peygamberlerin cogu hep arap yarim adasi yada mezapotamya civari diyelim buralara gonderilmis neden acaba sakin bu millet azginligi cigrindan cikardiklari icin olmus olmasi nneyse bunu gecelimde kardesim bi insanin tarih nde kaninda ne varsa o gider hani derlerya gecmisini bilmeyen glecegine yon veremez ahanda bu adamlarin gecmisini senin verdigin hikayede kuduk e bunlarin torunlari bu tarihi okuyacak ayni kafayla devem edecek
hemi turkun turkten baska dostu olmadigi gibi eger millece boooyle surunuyorsak oda turkun turkten baska dusmani olmadigidir bakasana pasaya devlet cik diyor cikmam allah cikmam diyor ve gene etrafindaki subylri sayesinde esir oluyor e onlarda BUYUK IHTIMAL TURK tur sanirim genede neolursa olsun milletim de milletim derim tabi islami cerceve dsina cimamak sarti ile


yazıyı vermemdeki amaç tarihteki yaşananlardır emiralp kardesim... dinimizin doğduğu yerdeki insanların yani arapların İslamiyetle nasıl bağdaştırılamayacağıdır. bu sekilde genel nlamda konuşmasına hak vermiyorum yazarın.kendi fikirlerimi kırmızı renktte belirtim zaten. forumda okuyup yazp çizen sadece ben değilim..konuları her açısıyla ele alıyoruz.. tabi herkes alışmış tek taraflı saldırmaya ... tek tarflı yüklenmeye..neyse

elbette ki o ii bu kötü diye ayıramayız...kaldı ki biz türkleri de ii yada kötü die ayıramayacağımız gibi...zamanında yaşanan zülümlerin nesillere tasınması çok mu hoş bir durum. bizim torunlarımız aynı hikayeie okusun,aynı kini nefreti yıllarca yaşatsın o zaman...müslüman arapların nesli de ''biz bunları müslüman zannederdik''ı..batılı olma sevdasında herseyin alasını yaşayan bi haber insanlar diye düsünsünler o zaman..her türk müslümanın müslümanlığı yaşamadığı gibi...geçmişte belli bir azınlığın yaşattığı kötü hadiseleri tüm arap milletine mal etmek doğru değil..belittiğiniz gibi türkün türkten baska düsmanı yoktur (gibi düsünenler)...ya da söyle diyelim bugün müslüman görünümündeki insaların, türk milletine etmediği eza, yaşatmadığı cefaya..onlar ne olacak o zaman (?)...nerde mümin kardeşlik..nerde müslümanlık...(!)
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 14.09.2007, 20:20
Ôlûm Var Ôlûm??

 
emiralp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.06.2003
Mesajlar: 258
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız A.Цras
Mesajı göster



yazıyı vermemdeki amaç tarihteki yaşananlardır emiralp kardesim... dinimizin doğduğu yerdeki insanların yani arapların İslamiyetle nasıl bağdaştırılamayacağıdır. bu sekilde genel nlamda konuşmasına hak vermiyorum yazarın.kendi fikirlerimi kırmızı renktte belirtim zaten. forumda okuyup yazp çizen sadece ben değilim..konuları her açısıyla ele alıyoruz.. tabi herkes alışmış tek taraflı saldırmaya ... tek tarflı yüklenmeye..neyse
elbette ki o ii bu kötü diye ayıramayız...kaldı ki biz türkleri de ii yada kötü die ayıramayacağımız gibi...zamanında yaşanan zülümlerin nesillere tasınması çok mu hoş bir durum. bizim torunlarımız aynı hikayeie okusun,aynı kini nefreti yıllarca yaşatsın o zaman...müslüman arapların nesli de ''biz bunları müslüman zannederdik''ı..batılı olma sevdasında herseyin alasını yaşayan bi haber insanlar diye düsünsünler o zaman..her türk müslümanın müslümanlığı yaşamadığı gibi...geçmişte belli bir azınlığın yaşattığı kötü hadiseleri tüm arap milletine mal etmek doğru değil..belittiğiniz gibi türkün türkten baska düsmanı yoktur (gibi düsünenler)...ya da söyle diyelim bugün müslüman görünümündeki insaların, türk milletine etmediği eza, yaşatmadığı cefaya..onlar ne olacak o zaman (?)...nerde mümin kardeşlik..nerde müslümanlık...(!)
simdi guzel kardesim biz sana diyormuyuz tum musluman arablar hain yok boyle bi dedigimiz ama yani gecmisimizden ders cikaralim arkamizi aglama alalim ben sahsen hic bir araba guvenmiyorum hemide artik bu gunden itibaren diyimsana neden dersenanlatayim basima geleni

belki bilenler bilir ben danimarkadayim ve belediye otobusu suruyorum malum her turdan sonra mola tuttariz lakin benim kural tanimaz ahmak somalili musluman kardeslerim bu molada namaz kilma olayini oyle abarttilarki mola verdigimiz kulubelrim kapsinin arkasina gecip kapiyi bloke edip namaz kilmalarmi dersin uluorta danimarkalilarin yaninda ayakkabilari cikarip hayyyydiii orta yerde namaz kilmalarmi dersin velhasili kelam en sonunda danimarkalilar sikayet ettile adamlar hakli bidefasinda ben bile kisin ortasinda adam namazi bitirinceye kadar iceri giremedim kapiyi kapatip arkasinda namaz kiliyor adam giremiyorsun
sonrada personel sefimiz guzeeelce biyazi ile ne otarafi kiriyim ne muslumanlarin namazinni egngellmemek amaci ile birbirinize saygili olun kilacaksaniz kenarda digerine mani olmadan ve rahatsiz etmeden diye yazi gonderdi
zaten bende onumden ve arkadamdan gelen daniarkaliysa hic sormam cunku kilma rahatsiz oluyorum diyecek ve dedilerd onun icin aracda kiliyorum yada kaza ediyorum yada turk arkadaslar denk geldimi kiiliyorum dunn onumden giden iranli arkamdaki suriyeli yani musluman dirlar diye namaza durduk ve biri giderken biri gelince gordu namaz kildigimi veeeee bu gun personel sefimden telefon geldi bil bakalim ne dedi hic dusunme senin musluman kardesim dedigin insanlar yalakalik olsundiye bizi sikayet etmisler hadi buyur gle sen bu adamlara guvende arkani don simdi
yok kardesim ben bu milleti sevmezdim artik daha zor guvenirim sen guveniyorsan kardesim diyorsan tutmayim seni buyur onden
__________________
Ici Alev Alev ISLAM
Disi Piril Piril TURK
Ici Disina Hayran
Disi Icine KÔLE
emiralp isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 14.09.2007, 20:56

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.614
Teşekkür etti: 111
135 Teşekkür 109 Mesaja aldı
Emiralp Türklerde veya başka milletlerde de bu tür şeyler ile karşılaşabilirsin.

Bir de kardeşlermizin nerelerden geldiklerini de gözönünde bulundurmalıyız. Çocukken savaşın içinde büyümüş insanların davranışları bizimkinden biraz farklı olacak tabi ki.

Arapların tümüne düşman olan unutmasın ki Kainatın Efendisi de bir Araptı.
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 14.09.2007, 23:12

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Muhammed Han
Mesajı göster

Arapların tümüne düşman olan unutmasın ki Kainatın Efendisi de bir Araptı.
konunun bu noktayla bağdaştırılması doğru değil
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 15.09.2007, 03:01

 
mazlum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2003
Mesajlar: 1.070
Teşekkür etti: 16
25 Teşekkür 21 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız A.Цras
Mesajı göster
bu batıya hayranlık nedendir sorabilir miyim? türkiye bugün ne batı ne de doğu ülkesi olmuştur ...öyle havada kalan bi millet ...bügün milliyetçiliğinden ödün vermeyen çoğu insan şu an arap dostluğuna kin tutmaktadır. yazıyı dikkatle okumanızı tercih ederim. her türk türk olmadığı gibi ...her arapta arap değildir.
Ben bati hayraniyim demedim.
Bugünün Araplarina güvenilemeyecegini söylüyorum. Bunlara Osmanli bile güvenip asker kabul etmiyordu. Osmanlinin fetihlerine araplarin payi yok denilecek kadar azdir. Faydalari olmadigi gibi zararlarida belirleyici oldu. Kusura bakmayin ama ben bu hainlikleri unutamiyorum.
Bugünün arap ülkelerinden hangisini yol arkadasi olarak secersiniz.
Zaten asagidaki alinti her seyi söylemekte.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk askeri, İngilizlerle işbirliği yapan Araplar tarafından arkadan vuruldu. O savaşta Arap ihaneti unutulacak şey değildir. Ortadoğu'nun dört bir yanında, Filistin, Hicaz, Irak, Suriye cephelerinde bu ihanet olmuştur.(Bkz.#5)
mazlum isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 15.09.2007, 10:24

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.614
Teşekkür etti: 111
135 Teşekkür 109 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız A.Цras
Mesajı göster


konunun bu noktayla bağdaştırılması doğru değil
Nasil yani?
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 15.09.2007, 13:41

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Mesajlar: 911
Teşekkür etti: 21
28 Teşekkür 22 Mesaja aldı
Şunu tekrar ediyorum...Her arap arap olmadığı gibi her türkte türk değildir.O zamanın üç kuruşu için bizi satan ingiliz yanlısı araplar yüzünden bugünkü arap milletinden nefret edilmesi çok yanlış diye düsünüyorum.

Bütün tarih acı sahnelerle doludur. Halifelik döneminden tutunda , abbasi, emevi dönemindeki tüm araplarla olan savaşlara kadar. O zamanki türklerin zorla müslümün olmaları için ve olmadıkları zaman kılıştan geçirilmesini siz hala müslümün arapların yapacağını düsünüyorsanız yanarım sizin aklınıza. Sonuçta o zamanlar da yaşananlar savaştı. Halk zamanın hükümdarından ne emir aldıysa onu yerine getirmek mecburiyetndeydi,hala da öyle.

Gelelim kurtuluş savaşına. Kendini 3 kuruş için satan ingiliz yanlısı araplarn hala müslüman olduğunu mu düsünüyorsunuz (yazık)...Cahil insanı aldatmak kolaydır.Türklerin arapları tahta çıkartması, darda kalan bir arap hükümdarının dönemin padişahına "bizi egemenliğinz altına alın diye mektup göndermesi "gibi hadiseler de yaşanmıştır beyler, bunları göz ardı etmeyin...Bunun pakistanlı arabı var hindistanlısı var..bilmem kaç küsür arabı var...hepsi aynı mı bunların sorarım size...kurtuluş savaşında bilirsiniz hiç mi türk ayaklanmaları olmadı,asıl arkadan vurulmayı içimizde yaşarken...Bugün modern medeniyet safhasında yerimizi almak için yunanlılarla dostluk ilişkilerini bağlarını kuvvetlendirmek için, batı sevdalısı biz türklerin AB deki yerini almak için elimzden geleni ardımıza koyadık mı? Üstüne üstlük biR de tarihteki türk milletinin yaşadıkları o acı sahnelere göz yumarak...Bir tek arap düsmanımız var size göre o zaman desenize...bırakın allah askına...Sizin gibi düsünen çok insan var ve daha olacakta..Araplar diyecek "onlar bizi sömürdü" türkler diyecek " araplar bizi sırtımızdan vurdu"...böyle düsünenler olduğu müddetçe...Dini,peygamberi bir olan arap milletine bu kin bu öfke bir cahil topluluk yüzünden mi? Sakın bANA onlar müslüman değil mi, onların dini, peygamberi bir değil mi deyip onlar neden aynı şeyi düsünmüyor, bu zamana kadar hep aynı kazığı yiyip sonra da tekrar ayağa kalkIP tarihteki yerimizi aldık demeyin bana.ya sizin gibi ingiliz oyunlarına kanan insanlar saf ya da ya ii niyetinden ötürü benim gibi düsünenler saf . Kininizi nefretinizi gelecek nesillere tasımayın

Gerçek olan bi